#29724
Anonim
Pasif


Değerli Kardeşlerim,

Kutsal Kitaptan anlaşılıyor ki yaratılış amacımız Rab’bi yüceltmek ve O’ndan zevk almaktır.

Eğer bir kişi hakkında konuşuyorsak ve onu tanımıyorsak doğruları konuşmuş olamayacağız. Hele o kişiyi övebilmemiz için onun niteliklerini, işlerini, karakterini iyi biliyor olmalıyız.

Mesih yeryüzündeki hizmeti sırasında bu bilgiden söz ederek şöyle demişti: İsa kendisine iman etmiş olan Yahudiler’e, “Eğer benim sözüme bağlı kalırsanız, gerçekten öğrencilerim olursunuz. Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak” dedi.” (Yu.8:31-32).

Oysa Mesih, kendilerini kurtarmak için gelmişti. Ellerindeki kitaplarda bir kurtarıcının geleceği yazılı olduğu halde Mesih’i tanımadılar. Yeşua Mesih hakkında bilgileri eksikti. Kutsal Yazıları okuyorlar ve yasayı yerine getirmeye çalışıyorlardı ama bilgileri eksikti. Eksik bilginin yeterli olmadığını yine Mesihin kendi sözlerinden anlayabiliriz. Mesih ”Bana her Rab Rab diyen göklerin Egemenliğine giremiyecektir” demişti.

Baba Tanrı’nın kendisine çekmediği kişiler yani doğal kişiler de Kutsal Kitabı okuyabilir, orada yazılanları savunabilir, hatta vaftiz bile olabilir. Fakat bu gerçeği değiştirmez “Beni gönderen Baba bir kimseyi bana çekmedikçe, o kimse bana gelemez.” (Yu.6: 44).

Doğal kişilerde gerçek iman olmaz!

İman bir Tanrı lütfudur; bir Tanrı armağanıdır. Ancak bu armağanı alanlarda gerçek iman bulunur. İman, Kutsal Ruh’un işidir. Kişinin yüreğinde çalışır. “O’nu tanıyorum” deyip de buyruklarını yerine getirmeyen yalancıdır, kendisinde gerçek yoktur. (1.Yu.2:4).
Bu nedenle her Hristiyan Yaratıcılarının doğasını, karakterini, işlerini, kurtarışını ve lütfunu bilmeli. Kutsal Kitabı çalışmalı. Tanrı’nın bu armağanının meyvelerini vermelidir.

Orhan Hocamın da verdiği yani Elçileri İşleri 8. bölümde anlatılan olayda sadece hadım ve Filipus yok. Kutsal Ruh’un orada bulunanlarda işlediğini görüyoruz. Yani hadım, sadece okuduklarıyla ve Filipus’un anlattıklarıyla gerçek bir iman oluşturamamış. Bu da şunu gösterir ki “Doğal Kişi” yeniden doğmadıkça, Tanrı’nın Ruhu’nu almadıkça iman geliştiremez. “Tanrı’nın bize lütfettiklerini bilelim diye, bu dünyanın ruhunu değil, Tanrı’dan gelen Ruh’u aldık.” (1.Ko.2:12)

Tanrı’nın lütfu ve esenliği hepimizin üzerinde olsun!