Re: Judgment day

#34597
Anonim
Pasif

Sayın Angel B, iyi niyetli bir insansınız… yazdıklarınızdan belli olan bu ama… dikkat ediverin, hayatın varolmasını istediğiniz türünü gerçekte var olanla karıştırmayasınız. Sonra gerçeğe çarpar düşer incinirsiniz, sancı çekersiniz.

Zamanlarımızın ‘Yeni Çağ’ öğretilerinde günlük hayatın katılığından sıyrılınabilsin diye nice nice yapay cennetler kurulmuş akıllarda. Ama tüm bu cennetlerin gerçekle bir alakaları yok. Tüm dinler, gelenekler aynıdır falan filan denmiş, karman çorman bir durum yaratılmış. Bunlar hep gerçeğin katılığına karşı uyuşturucular, ağrı kesiciler. Bilirsinizdir, ağrı kesici bir aralığına ağrıyı hissedilmez kılar ama ağrı ve ağrıyı doğuran hastalık ordadır. Uyuşturucu hastalığı şifalandırmaz. Hastalığın şifalanması için acı gerçeğin acı teşhisini soğukkanlılıkla idrak etmek şarttır. İşte bundandır ki Efendimiz ‘yasta bulunanlar’ı bahtiyar olarak niteler. Mevcut hayat koşulumuz insanda ancak yas doğurabilecek bir niteliktedir. Ve… ne gariptir, ancak bu derin bilinçliliğin yasını yaşayanda huzur hasıl olabilir. Gerçek huzur mevcut acı durumun teşhisinde ve bu teşhisten doğan Tanrı’ya tam teslimiyettedir çünkü. Bu teslimiyetin kaygısızlığındadır.

Hayır, kardeşim… tüm inançlar, dinler ve dünya görüşleri aynı değildir. Şiddet doğuran, şiddetle iş halledebileceğine inanan, vicdanı baskıya tabi tutmakla şifalandırabileceğini sanan hayat yaklaşımları çıkmazdır hep. Yeryüzü ancak şiddetsizlere miras kalabilir, neticede, Rabb’in dediği gibi. Ve… dikkat: ‘miras kalacaktır’ diyor ‘elde edilecektir’ demiyor. Tanrı’dan olan her zaman ‘armağan’dır… ‘elde edilmiş’ bir şey değildir. ‘Armağan’ ise kendi nefsi uğraşıyla bir şey elde edebileceğinden ümidi kesmiş olana verilir.

Esenlikler…