#31548
Anonim
Pasif

Bu konu hassas konulardan birisidir aslında ve yoruma açıktır. Özellikle Ebu bekir döneminde dinden dönenlere karşı ağır şiddet uygulandığı bilinen tarihi bir gerçektir. İslam dininden dönenler üzerine ordu birlikleri gönderilip bunlar imha edilmiştir. Ancak bu durumun İslam dininin konuya bakışını nasıl açıklar bu yoruma açıktır.

İslam dininin kuruluşu herşeyden önce siyasetten bağımsız değildir. Bu yanıyla ‘Benim krallığım bu dünyada değildir’ diyen mesihin takipçileri arasında yayılan Hristiyanlıktan farklıdır.

İslam dininin yayılması ile birlikte bir de paralelinde bir İslam devleti kurulmuştur. Bu devletin vatandaşlık anlayışı ile Müslüman olmak neredeyse aynı manada anlaşılmıştır. Ümmet yani inananlar bu devletin bir anlamda ulusunu oluşturmuştur. Peygamberden sonra ise kabileler halinde dinden dönmeler başlayınca zamanın devlet başkanı Ebu Bekir bu isyancı birliklerin üzerine askeri güçler yollayarak bunları imha etmiştir. Yani dinden dönen merkezi otoriteye de paralelinde baş kaldırmıştır. Yine dinden dönmelerin yayılması islam devleti için büyük bir tehlike olarak algılanmıştır. Ve cebir uygulanmıştır. Kısacası siyasal olarak islami bir rejimle yönetilen ve oldukça da yeni sayılan bir devletin uygulamalarının günümüzde Laik bir devlette yorumu nasıl olur bu tartışılır! Yani Ancak bunu tartışacak olan da herhalde biz değiliz. Bunu bırakalım kendileri tartışsınlar. :) Zira bana soracak olursanız hem laik hem de müslüman zaten olunamaz. İslam inancının temelinde ‘Tanrının hakkını Tanrı’ya, Sezarın hakkını Sezara verin’ diyen bir anlayış yoktur. Kuran, içerisinde bir devletin nasıl yönetileceğinden tutun askeri ve ekonomik modellerie kadar detaylı emirler içeren bir anayasa kitabı gibidir. Bunları çıkardığınızda ise geriye Tevratın çok da iyi olmayan özet bir kopyasından başka bişey kalmaz geriye..

Huzurlu