#28771
Anonim
Pasif

Büyük Babil İmparatorluğunun kralı Nebukadnessar, Yahuda’nın kralı Yehokim’in hüküm sürdüğü üçüncü yılda Yeruşalim’i kuşatmıştır. Şehir düşmüştür ve Nebukadnessar aralarında iyi görünüşlü zeki, genç Yahudilarda bulunan bir çok yurttaşı kendi kraliyetinde hizmet etmesi için götürmüştür ve sonra diğer sürgünlerle birlikte Daniel ve arkadaşları Babil’e sürülmüşlerdir. Olaya dığal yönünden bakarsak Kudüs’ten Babil’e olan bu geçiş Tanrı’nın çağrısına en uzak şeydi.

Bu biraz Tanrı’nın ,” Ana rahminde sana biçim vermeden önce tanıdım seni. Doğmadan önce seni ayırdım, Uluslara peygamber atadım ” dediği zaman yaşadığı tecrübeye benzer ( Yeremya 1:5 ) Yahudilerin sürgünü ne kadar da kolay sonuçlanmıştır.

Keşke Yeremya gibi çağrılsaydım. Burada Tanrı, ben Babil’e dünyanın enkarışık noktalarından birine giderken onun Kudüs’te kalmasına izin vermiştir, şekilde Yahudi sürgünü sonuçlanabilirdi. Fakat eğer herhangi bir yahudi Tanrı tarafından çağrılmadığını hissederse, bu, bedeninin gözleriyle görüyor ancak inancın gözleriyle görmüyor demektir.

Sürgünleri Babil’e taşıyan kimdi ? Gerçekten Nebukadnessar herşeyin arkasında mıydı ?

” İsrail’in Tanrısı, Her Şeye Egemen RAB Yeruşalim’den Babil’e sürdüğü herkese şöyle diyor:… ” ( Yeremya 29: 4 )

Nebukadnessar sadece bir araçtı, uygun bir aletti. Tanrı’nın kendisi yahudileri Babil’e çağırmıştı. Daniel, Tanrı’nın takdir ettiği adam, en kötü yahudilerle gitmişti.

Pavlus ve Yeremya’nın çarpıcı çağrılışları sadece çarpıcı olduğundan değil Tanrı tarafından direk çağrılar olduğu için kutsal ve değerli tecrübeler olarak görülür. Aynı Tanrı, sürülenleri Babil’e taşımıştır. Peki onların ki çağrılış değil miydi ? Onların hayattaki yerleri de Tanrı tarafından tasarlanmış olduğundan bunu daha az kutsal ya da daha az değerli diyebilir miyiz ? Sonsuz çeşitliliğe sahip olan Tanrımız birçok şeyi bizi poozisyonlandırmak için kullanır. Kullandığı bazı yöntemler bize , çarpıcı bazısı da sıradan gelir.

Bazı yöntemleri her gün, bazılarını da nadiren kullanır. Bir alanda, fabrikada ya da ofiste çalışan bir inanlının çağrılışı Daniel’inkine benzemektedir. Harikulade bir tecrübe yerine koşulların tasarlanması yoluyla gelmiştir. Bedendeki göze, birinin sahip olduğu iş doğal sebepler ya da etkilerle meydana gelmiş gibi görünür. Ancak Kutsal Yazılar bizlere şuna inandırır ki Tanrı iyi şeyler için O’nu seven insanların hayatında onlarla beraber çalışmak için tüm koşulları meydana getirendir… Tanrı’yı seven bizlerin iş sahibi yapan, koşulları sağlayan kendi çabamız ya da insanların tasarıları değildir. Tanrı bizi bizim amacımıza göre değil kendi amacına göre çağırır. Bazen neden Tanrı bazı inanlıları belli pozisyonlara ya da işlere koyduğunu asla anlamayız. Ancak Tanrı’nın düşündükleri bizim düşündüklerimiz değildir. ( L. P. )

Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.:elsalla: