ANASAYFA Forum SEKÜLER KONULAR… Sosyal ve Toplumsal Konular Çalışmak Kutsaldır

  • Bu konu 1 izleyen ve 24 yanıt içeriyor.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 25)
  • Yazar
    Yazılar
  • #23495
    Anonim
    Pasif

    ” Bazen düşünüyorum da ajansımı satıp hristiyan organizasyonunun başına müdür olayım, böylece işimde gerçekten Tanrı’ya bir hizmet verebilirim ” dedi bir iş adamı İlahiyat Fakültesi başkanına. Bu adamın ifadesi şöyle bir varsayım içerir: Tam gün hristiyan servisi vermeden bir kişi gerçekten Tanrı’ya işinde hizmet veremez. Bu varsayımı biz gündelik işimizde de yaşarız. Dünyasal bir iş verene hizmet vermeyi kendimize gizliden gizliye çok görürüz. Bu zamanı Tanrı’ya hizmet ederek harcamak isteriz. Kendi kendimize her şeyimizle Tanrı’ya hizmet etmek konusunda ciddi olsaydık, vaiz, misyoner ya da inanlı kuruluşta eleman olmayı seçerdik, diye düşünüyoruz. Kendi içimizdeki düşünceler ne olursa olsun, hergün gündelik işimiz için çalışırız. Ancak soru halen canımızı sıkar: ” Ruhsal işimize kendimizi verip ona daha fazla zaman ayırsak daha iyi olmaz mı ? ” Bu Kutsal Yazılar’dan cevap isteyen önemli bir sorudur. Bir işte haftada 40 saat ya da daha fazla çalışan bir inanlı, kendi işine uyanık kaldığı sürenin ancak 1/3 ünü ayırmaktadır. Ailesinin ve kendisinin hayatı bu iş tarafından yönetilir. İnsanın işe harcadığı zamanlar, günün en verimli saatleri olan iş üretkenlik kapasitesinin ve enerji düzeyinin maksimum olduğu zamanlardır. Eğer kişi hayatta yapmaya değer bir şeyi tamamlayıp bitirecekse, işine en verimli saatlerini verecektir. Peki o zaman biz iyi bir vicdanla, sekuler bir işe en değerli saatlerimizi verebilir miyiz ?

    Sıradan işlerde çalışan hristiyanların sayısı dini işlerde çalışanlardan çok daha fazladır. Basit bir matematik hesabı ile, Mesih için çalışanlar en verimli saatlerini sonsuzluğa değil, dünyasal işler için ayırmış olduğunu görürüz.Peki o zaman çoğu Tanrı’nın halkının sıradan işleri bırakıp, ruhsal bir işle uğraşmaları daha iyi olmazmıydı ? Yüzeysel olarak cevap evet gözükebilir.

    Peki, eğer her birimiz tam gün hristiyan hizmeti yapsak ne kadar daha çok hizmet yapılırdı diye gözükebilir.

    Bir iş adamı ile bir vaizin günlük ajandalarını karşılaştırırsak, Tanrı’ya hizmet etmek konusunda hangisinin daha değerli olduğu açısından fazla kuşku bırakmadığına benzer. Günün sonunda vaiz Tanrı’ya hizmetinde bir gün daha geçirdiği için şükranla yatağına gider. Fakat bir işadamı kilise toplantısı hariç, uyanık kalıp gününün nasıl geçtiğini gözden geçirir ki bu ruhsal yönden büyük bir kayıp olarak görünür. Ve düşündükçe 2 efendiye hizmet etmeye çalıştığını hisseder, sabah 8 den akşam 5’e kadar dünyasal patronuna, geceleri ve hafta sonları Tanrı’ya.

    İsa dedi ki ” Kimse iki efendiye kulluk edemez. ‘ Ya birinden nefret edip öbürünü sever ya da birine bağlanıp öbürünü hor görür ( Mat. 6:24 ). İsa bu gerçeği zenginliğe atfetmiştir. Bu bizim her günkü işimiz için de geçerlidir. Eğer hayatımızı ruhsal ve ruhsal olmayan şeklinde bölmüş olarak görüyorsak, o zaman hem insanlara ( dünyasal işverenimize ) hizmet etmeye hem de Tanrı’ya hizmet etmeye çalışırız. Fakat İsa’nın da açığa kavuşturduğu gibi böyle bölünmüş bir hizmet içimizde bir çatışma doğurur. ( Larry PEABODY )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    #28510
    Anonim
    Pasif

    Organize olmuş hristiyan aktivitesi seven bir kişi kısa zamanda her günkü sıradan işinin onun ” gerçek ” misyonunu engelleyen bir faktör olarak görecektir ve kendini sıradan günlük işine adamış olan biri, dini bir işin son derece ağır bir görev olduğuna karar verecektir. Kimse iki efendiye kulluk edemez.

    İki efendiye kulluk etmeye çalışmak, ikili düşünceye ( çelişkiye ) yol açar. Kendi günlük işlerinin kalıcı bir önemi olduğuna şüphesi olan bir inanlı çalışmadığı zamanlarda hayatını kilise aktiviteleri ve programları ile aşırı şekilde doldurur. Bari bireylerim tanrı katında önemli olsun der gibi. Tanrı’ya gerçekten hizmet edebileceği bir hristiyan kuruluşuna elindeki işim tüm hevesini kaybederek girmeyi hayal edebilir. Böyle bir insan için günün saatleri yetmez. O kendisinin Tanrı için yeterli hiçbir şey yapamadığı düşüncesi ile üzülerek yaşar, çünkü en iyi zamanlarının çoğu ona ruhsal açıdan verimsiz görünür. Böyle bir bakış açısı onu anlamlı veya anlamsız kavramlar arasında, ruhsal ve dini olmayan kutupları arasında bırakır.

    İkili düşünceye ( çelişkiye ) sahip olan inanlılar işlerindeki bu belirsizlik dalgalarıyla savrulabilen hassas kişilerdir. Cevaplanmayan sorular şüphe uyandırır ve bunlar iş yerinde inancın yapabileceklerini zayıflatır. ” Çağrılmış olanlar ” Tanrı’nın hizmetinde çağrılmamış olanlardan daha değerli değil mi ? Sıradan bir iş insanı dünya ile yakın bir temasa getirip, kötülüğün tehlikelerine daha fazla yaklaştırmaz mı ? İmanla yaşamak ücretli bir işte çalışıp yaşamaktan daha ruhsal değil mi ? Kutsal Yazılar bize ikili düşünceye sahip bir insanın tüm yaşamında yaptıklarında değişken olacağını söyler ( Yakup 1: 8 ).

    Peki o zaman biz bu çelişkiyi nasıl bırakabiliriz ve hayatımızı iş konusunda beraber nasıl tek bir düşüncede olabiliriz ? Değişmezliği, istikrarı nerede bulabiliriz ? Problemimiz vizyondur. Çoğumuz işimizi insanların dini öğretilerinde resimlendirildiği şekilde görürürz. İş vizyonumuz dünyasal, insansal, insan merkezlidir. Tek düşüncede olmak ve değişmezlik sadece Tanrı’nın verdiği vizyon sayesinde sağlanır. ( Larry PEABODY )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    #27962
    Anonim
    Pasif

    İşimizi Tanrı’nın gördüğü şekilde görmemiz Eski Antlaşma, Yeni Antlaşma arasında meydana gelen devrimsel değişimlerden birini anlamak bize yardımcı olur. Eski Antlaşma’da Tanrı’nın dünyayı şeytanın empoze etmiş olduğu kölelikten kurtarmasının ilk adımlarını görürüz. Günah dünyaya girdikten sonra hiçbir şey kutsal olmadı. herşey günahlı ( kirli) olmuştu. Tüm dünya Tanrı’nın lanetiyle acı çekti.

    Tanrı İsrailllileri dünyadaki günahlı insanlardan ayrı tuttu.Mısır’daki temiz olmayan çevrede onları çekip aldıktan sonra Tanrı bu insanlara kutsallığın ve ak olmanın anlamını göstermeye başladı. Çok basit temel derslerle başladı. Musa’ya verilmiş olan ilkokul öğretmeni gibi olan Tanrı’nın Yasasının temel derslerinden biri temiz ve kirli ve kutsal olan ve olmayan kavramları arasındaki farktır.İsrailliler Tanrı’nın kutsallık düşüncesinin vizyonunu kavramak için hazır değildiler. Bundan dolayı Tanrı kendi uygulaması için adanmış, temizlik ile ilgili belirli düşünceleri onlara açıkladı. Eski Antlaşma’daki rahipler kutsalla bayağı olanı, kirli ile temizi birbirinden ayırt etmeliydiler ( Lev. 10:10 ) farkı ayırtedebilirlerdi. Rahipler ayrıca kutsalla bayağı arasındaki ayırımı halkına öğretecek kirliyle temizi ayırt etmeyi göstereceklerdi ( Hezekiel 44: 232 ).

    Kirli ve bayağı terimleri neyi ima eder ? Bir şeyin kutsal ve temiz olması Tanrı Tarafından kabul edilmiş anlamındadır ve Tanrı’nın amaçlarına ( kutsal oluş ve günahtan temizlenme ) uygundur. Bir şeyin kutsal olmaması onun bayağı, sıradan veya temiz olmayan anlamına gelmesidir. Oxford İngilizce Sözlüğü’nün açıklamasına göre seküler sözcüğü ” kilise ve dinden farklı ve dünyaya ait ; sivil, geçici, kiliseye ait olmayan , dini olmayan veya kutsal olmayanlardır ( Larry PEABODY )

    Rabbin sevgisi ve esenliği sizinle olsun.

    #28665
    Anonim
    Pasif

    Eski Antlaşma rahiplerinin yaptığı ve öğrettiği kutsal ve bayağı ayrımlardan bazıları nelerdir ? Belki en iyi bilineni, Tanrı’nın kutsal günü olarak ayrılan Şabat Günü’dür.

    Diğer altı gün sıradan dünyasal amaçlar içindir : Böylece onlar dini olmayan günlerdir. Yiyecekler arasında da bir ayrım vardır. Bazıları temiz bazıları temiz değildir ( Lev. 11:17 ). Yerler de kutsal ve bayağı şeklinde ayrılırdı. İsraillilerin tapınma çadırlarında , tapınaktaki gibi ” en kutsal yerleri ” vardı.

    Görev konusunda bile Eski Antlaşma kanunlarında kutsal ve sıradanlık birbirinden ayrılır. Sayılar 16’da Korah, Musa’yı ve Harun’u kendilerini sıradan İsraillilerin üzerinde görevlere koyardı. Korah, ” her bireyin kutsal olduğunu ” iddia ederdi. Musa ” Rab kimin kutsal olduğunu açıklayacak ve o kişiyi huzuruna çağıracak ” şeklinde cevaplardı. Bir sonraki gün Tanrı Musa ve Harun’a “Bu topluluğun arasından ayrılın da bir anda yok edeyim” dedi ( Say. 16:21 ). Musa ve Harun cemaati esirgemesi için Tanrı’ya yalvardı. Sonuçta sadece Korah ve onun sadık isyancıları görev konusunda Tanrı’nın seçmesi için şikayet edip günah işlediklerinden dolayı yok edildiler. Fakat Yahudi yasasının kutsal / bayağı şeklindeki ayrımları sadece geçicidir.

    Eski Antlaşma’daki, Tanrı’nın insanları, ” Bunun gibi , bizde ruhsal yönden çocukken dünyanın temel ilkelerine bağlı olarak yaşayan kölelerdik. Ama zaman dolunca Tanrı Yasa altında olanları özgürlüğe kavuşturmak için kadından doğan Yasa altında doğan öz Oğlunu gönderdi. Öyle ki bizler oğulluk hakkını alalım. ” ( Gal. 4:3-5 ).

    Tanrı’ya övgüler olsun. Zaman dolmuştur. Tanrı’nın Oğlu tüm kirliliklerden zaferle çıkmıştır. Sonuç olarak Mesih’in Ruhu bir kişide yaşadığında o kişinin tüm hayatı temiz ve kutsal olarak görülmeli. Yeni Antlaşma’nın ışığının üzerlerine parlamasıyla Eski Antlaşma’daki ayırımlar kaybolur. ( Laryy PEABODY )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    #28680
    Anonim
    Pasif

    İsa’nın yaptığı küçük bir hareket Eski Antlaşma ve Yeni Antlaşma’da yer alan temiz ve kirli ve kutsalla bayağı kavramları arasındaki büyük farklılığı ortaya koyar. Cüzzamlılar, Yasasına bağlı olanlar için, temiz değillerdi ve insanlardan ayrı tutulmaları gerekiyordu. Onları inceleyen Kahinler, sadece yaralarına baktılar. Elişa bile Naaman’ı iyileştiririken gidip yıkanmasını istedi. Fakat İsa, ona gelen bir cüzzamlıyı durdurmadı. Onu, göndermedi veya onu sakınmadı. İsa ona dokundu! Bu Eski Antlaşma yahudisi için düşünülmez bir harekettir. İsa, cüzzamlıya dokunmasıyla kirlenmemişti. Cüzzamlı aklanmıştı. Bu hayatta nasıl bir güç var ? İsa’nın dokunduğu her şey aklanmıştı. Tanrı hepimizin sahip olduklarının ve yaptıklarımızı ayırıp, kendi amacı için kutsal yapmak ister. O zaman bir inanlının hayatında, kutsal ve sıradan olarak etiketlenmek için yer almaz.

    İncil’de Tanrı inanlıların hayatını kutsal ve bayağı bölünmüş olarak tariflemez.Bilakis, bütünlüğün bir parçası olarak, bütünleşmiş bir hayat olarak gösterir; böylelikle tek düşüncelikte ona hizmet verebiliriz ( Her günlük gündelik işimizde dahi ). Yüceliği olan ve bizi özgür kılan gerçek şudur ki; Tanrı Mesih’te imkansızı gerçekleştirdi. Bayağı olan, Mesih’te kutsal oldu.İkisininde arasındaki duvar kaldırıldı.” Tanrı’nın yarattığı herşey iyidir ve şükranla kabul olunursa ise, hiçbir şey reddedilmemelidir, çünkü herşey Tanrı’nın sözü ve duası ile kutsal kılınmıştır. ” ( 1. Timoteos 4: 4 ,5 )

    …………

    Benim ve sizin gündelik işimiz Mesih’in aracılığıyla Tanrı’nın egemenliğinde sahip olduğumuz ” her şey “ dahil edilmeli . Bizim sıradan işimiz Tanrı’ya ait olduğundan tek bir efendiye, göksel İş verenimize hizmet ettiğimizi keşfederiz. Öyle ki, ” Rab’bin işinde çalışıyorum “ diyebiliriz. Bundan dolayı dünyasal işverenimiz ve şirketler Tanrı’ya aittir. Biz çalışanlar, ” dünyadaki efendilerimizin sözünü Mesih’in sözünü dinler gibi saf yürekle dinleyebiliriz ” ( Ef. 6:5 ).Şimdilik Tanrı altında çalıştığımız dünyasal şefimize yetki vermiş olabilir. Fakat herşey Tanrı’nın olduğu için bu şef imanlı olmasa bile Tanrı’nın aracısıdır ( Bu imanlı olmayanların kurtuluşu miras olarak alacak anlamına gelmemektedir. Tanrı amaçlarını Mesih’i reddedenler aracılığıyla da gerçekleştirebilir ) Her birimiz ister bir yerin müdürü olalım, ister müdürümüz olsun her şeye sahip olan O TEK Varlık’a rapor vermeliyiz. ( Larry PEABODY )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    #28700
    Anonim
    Pasif

    İncil, Tanrı’ya tam gün hizmet eden inanlılarla diğer sıradan iş yapanlar arasına kutsal-bayağı çizgiler koymamıştır. Aslında İncil ” tam gün inanlı hizmeti “ diye bir kavramda içermez. İncil’de hizmet için farklı yeteneklere sahip olmamıza rağmen, inanlıların Tanrı’ya hergün hizmet vermesi gerektiğini öğretilir.

    Şu bir gerçek ki, bazı inanlılar müjdeyi yaymak için ayrılmışlardır. Rom. 1:1, Elç. 13:2 . Fakat bu ayrılma her zaman sıradan işten tamamıyla kopma anlamına gelmez. Pavlus müjdenin yayılması için ayrılmıştı. Ancak bir meslekte çalışarak kendini destekliyordu. Bu ayrılma kutsal ve kutsal olmayan arasında bir ayrımı ifade etmez. Tanrı’nın tüm insanları Mesih’in kutsallığını paylaşırlar. Böylece tüm inanlılar Tanrı’nın onları kullanması için ayrı tutulmuşlardır. Bu kutsal olanların arasından Tanrı müjde için çalışacak olanları seçer. ” Ayrılmak ” için kullanılan sözcük grekçe özgün metinde Rom. 1:1 ve Elç. 13:2’de kullanıldığı gibi kutsallık için kullanılmaz.

    Müjdecilik işi ve sıradan bir iş arasında fonksiyonel bir fark vardır. Ama Tanrı’nın önünde kabul edilebilirlik için hiçbir fark yoktur. Müjdeciler devlet memurları ile karşılaştırılabilirler. Bu memurlar, güvenilir bilgi sağlaması için tüm ulusta çalıştırılırlar ( Özellikle tarım ile ilgili bilgiler için ). Onların işleri gelişmiş tarım metotlarının kullanımlarını geliştirmektir. diğer insanlar zamanlarını çiftçiliğe adarlar. Hem çiftçi hem de memur tarımsal üretkenlik seviyesini artırarak devlete yönelik aynı amacı paylaşırlar. Aynı şekilde Tanrı inanlıların bazısını müjdecilik için bazısını da hayatın sıradan mesleklerinde çalışmak için seçer. Her inanlı işini kutsal olarak görmelidir. Her inanlı Tanrı için tam gün çalışmalıdır. Her ne şekilde olursa olsun herbirimiz Tanrı’nın büyük amacı olan Mesih’in bedeninin, kilisenin geliştirilmesinde katkıda bulunmaktayız.

    Kutsal Yazılar’da Tanrı çalışmanın anlamını açıklamıştır. Tüm işler, yer silmek ya da bir şirketi yönetmek olsun, anlamlıdır. Tanrı’nın anladığı gibi bizim işin anlamını anlamamız çok önemlidir. Büyük hızla değişen günümüz dünyasında eski değerlere meydan okunmaktadır.

    Dünyada çalışma ahlakı saldırı altındadır. Çoğu insan kendi mesleğini aşağılar. Sıradan işlerde hiçbir anlam görmezler ( bulmazlar). Peki o zaman dünya çalışmanın gerçek anlamını kiliseden almazsa nasıl anlayacak ?

    Tanrı’nın halkının sıradan bir işi ikinci sınıf ve müjdecilikten daha önemli olarak görmeleri düşünülemez bir olaydır. Biz inanlılar Tanrı’nın insanlar için olan planını dünyaya açıklamalıyız. Çoğu insan hayatlarının büyük kısmını sıradan işlerle geçirirler. İnanlı olarak görevimizin en büyük parçası, insanlara Mesih’in yaptıklarının ışığı altında işlerinin anlamını görmelerine yardımcı olmaktır. Onlara söylemek yeterli olmayacaktır, bunu onlara hayatımız ile göstermeliyiz.

    Daniel’in hayatında, kutsal yazılar sıradan bir işte çalışan adamın hayatının Tanrı’ya ne kadar yücelik getirdiği resmedilir. Hepimizin yaşadığı şekilde Daniel’de tanrısız bir çevrede yaşıyordu. Putperestler onu ” İlahların ruhu kendisinde olan ” ( Daniel 5:11 ) diye tarif etmişlerdir. Daniel, dünyasal bir idarenin altında çalışmasına rağmen tek bir efendiye hizmet etti. Kendisinin en verimli olduğu zamanlarda insanlara hizmet verip, çalışmadığı zamanlarda ise Tanrı’ya hizmet verme olayı yoktu. Bu durum dünyasal işvereni Kral Darius tarafından fark edilmiş ve ” Sürekli kendisine kulluk ettiğin Tanrı’n ” diyerek Daniel’i onaylamıştır ( Daniel 6:20 ). Biz dünyada çalışanların Babil diye bir yerde bir devlet memuru olan ve tek düşüncelilikle Tanrı’ya kulluk etmiş olan Daniel’in hayatından öğreneceğimiz çok şey vardır. ( Larry PEABODY )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    #28713
    Anonim
    Pasif

    Tanrı gerçekten halkını sıradan işlerle onların hayatları için bir fırsat olsun diyemi görevlendirir ? İki ortak fakat hatalı fikirler bu kavramı çoğu inanlının kabul etmesini zorlaştırmaktadır. Bir fikir kişi içinde Tanrı tarafından kullanılacaksa kişi etkili bir çağrıya ihtiyaç duyar. İkinci fikir dünya kirlilikle dolu olduğundan, dünyadan mümkün olduğunca kaçınılması gerektiği fikridir.

    Bir süreden beri inanlı olan bizlerin çoğuna ” çağrı” sözcüğü tanıdık gelir… Pavlus’a elçi denirdi ( Rom. 1:1, Ko. 1:1 )

    Bazı misyonerlerin kişisel olarak yaşadıkları Damaskus ( Şam ) tecrübelerini anlatırken duymuşuzdur. Tanrı onları yabancı ülkelerde görevli istemiştir. Vaizler çoğunlukla göreve çağrılışları sırasındaki koşulları anlatır. Ayrıca nadiren de tipik bir inanlının , şu andaki işine Tanrı tarafından nasıl çağrıldığını duyarız. Böylece biz kolaylıkla sanırız ki kişi müjde işi için çağrılır fakat sıradan işler için çağrılmaz.

    Bazılarına göre müjde işine çağrılmamanın sebebi olarak, çağrılmamış adam ya da kadının Tanrı’yı dinlememesi gösterilir. Ancak bu fikir kutsal yazının ışığında incelenmelidir.

    Daniel Tanrı tarafından ” takdir edilen ” ( Daniel 9:23, 10:11, 19 ) ve Tanrı’nın , insanları için onun vasıtasıyla gelecekteki planını açıkladığı adamdı. Ancak İncil’de Tanrı’nın Daniel’i çağırdığına dair elçi Pavlus’un insanları toplaması ile karşılaştırılabilecek bir kayıt yoktur. Köredici bir ışık Daniel’i yere düşürmemiş. Cennetten gök gürültüsüyle bir ses Daniel’e ” Babil’e ilerle ” dememiştir. Daniel ve arkadaşları Babil’e göç etmemiştir. Çünkü yabancı topraklardaki ruhsal ihtiyacı görmüşlerdir. ( Larry PEABODY )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    #28771
    Anonim
    Pasif

    Büyük Babil İmparatorluğunun kralı Nebukadnessar, Yahuda’nın kralı Yehokim’in hüküm sürdüğü üçüncü yılda Yeruşalim’i kuşatmıştır. Şehir düşmüştür ve Nebukadnessar aralarında iyi görünüşlü zeki, genç Yahudilarda bulunan bir çok yurttaşı kendi kraliyetinde hizmet etmesi için götürmüştür ve sonra diğer sürgünlerle birlikte Daniel ve arkadaşları Babil’e sürülmüşlerdir. Olaya dığal yönünden bakarsak Kudüs’ten Babil’e olan bu geçiş Tanrı’nın çağrısına en uzak şeydi.

    Bu biraz Tanrı’nın ,” Ana rahminde sana biçim vermeden önce tanıdım seni. Doğmadan önce seni ayırdım, Uluslara peygamber atadım ” dediği zaman yaşadığı tecrübeye benzer ( Yeremya 1:5 ) Yahudilerin sürgünü ne kadar da kolay sonuçlanmıştır.

    Keşke Yeremya gibi çağrılsaydım. Burada Tanrı, ben Babil’e dünyanın enkarışık noktalarından birine giderken onun Kudüs’te kalmasına izin vermiştir, şekilde Yahudi sürgünü sonuçlanabilirdi. Fakat eğer herhangi bir yahudi Tanrı tarafından çağrılmadığını hissederse, bu, bedeninin gözleriyle görüyor ancak inancın gözleriyle görmüyor demektir.

    Sürgünleri Babil’e taşıyan kimdi ? Gerçekten Nebukadnessar herşeyin arkasında mıydı ?

    ” İsrail’in Tanrısı, Her Şeye Egemen RAB Yeruşalim’den Babil’e sürdüğü herkese şöyle diyor:… ” ( Yeremya 29: 4 )

    Nebukadnessar sadece bir araçtı, uygun bir aletti. Tanrı’nın kendisi yahudileri Babil’e çağırmıştı. Daniel, Tanrı’nın takdir ettiği adam, en kötü yahudilerle gitmişti.

    Pavlus ve Yeremya’nın çarpıcı çağrılışları sadece çarpıcı olduğundan değil Tanrı tarafından direk çağrılar olduğu için kutsal ve değerli tecrübeler olarak görülür. Aynı Tanrı, sürülenleri Babil’e taşımıştır. Peki onların ki çağrılış değil miydi ? Onların hayattaki yerleri de Tanrı tarafından tasarlanmış olduğundan bunu daha az kutsal ya da daha az değerli diyebilir miyiz ? Sonsuz çeşitliliğe sahip olan Tanrımız birçok şeyi bizi poozisyonlandırmak için kullanır. Kullandığı bazı yöntemler bize , çarpıcı bazısı da sıradan gelir.

    Bazı yöntemleri her gün, bazılarını da nadiren kullanır. Bir alanda, fabrikada ya da ofiste çalışan bir inanlının çağrılışı Daniel’inkine benzemektedir. Harikulade bir tecrübe yerine koşulların tasarlanması yoluyla gelmiştir. Bedendeki göze, birinin sahip olduğu iş doğal sebepler ya da etkilerle meydana gelmiş gibi görünür. Ancak Kutsal Yazılar bizlere şuna inandırır ki Tanrı iyi şeyler için O’nu seven insanların hayatında onlarla beraber çalışmak için tüm koşulları meydana getirendir… Tanrı’yı seven bizlerin iş sahibi yapan, koşulları sağlayan kendi çabamız ya da insanların tasarıları değildir. Tanrı bizi bizim amacımıza göre değil kendi amacına göre çağırır. Bazen neden Tanrı bazı inanlıları belli pozisyonlara ya da işlere koyduğunu asla anlamayız. Ancak Tanrı’nın düşündükleri bizim düşündüklerimiz değildir. ( L. P. )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.:elsalla:

    #28825
    Anonim
    Pasif

    İnsan düşünüşüne göre; bir inanlıyı kutsal yaşama çağırıp sonrada onu tanrısız bir ortama yerleştirmek mantıksızdır.

    Bazen insanlar, ” İnanlılara politikada yer yoktur. Bu sadece bir pis oyundur.” derler.

    Böyle bir ifade Tanrı’nın insanları arasında garip karşılanmayan bir dünya görüşünü yansıtır. Böyle bir görüşte dünya oldukça kirli olduğu için bu işten mümkn olduğu kadar kaçınılmalıdır. Belirli bir kanuna uygun, işlerin karmaşık olduğu kadar kaçınılması gereken şeyler olduğu düşünülür. İşte bu konu için dünya üzerindeki herhangi bir iş lekelenmiş olarak görülecektir.Bu durumda Tanrı’nın ismi çoğunlukla dikkate alınmaz ( eğer kullanılıyorsa ). Çalışanlar, ofisteki partilerde fazla içerler, ahlakdışı fıkralar anlatıp resimler dağıtırlar. Dolandırıcılık ve yalancılık olağandır. Çoğu kadın vücut hatlarını belli edecek şekilde giyinrler. Dedikoduların ardı arkası kesilmez. Derin düşmanlıklar gülümsemelerle gizlenir. Bencillik ve para sevgisi birbirini tırmalayarak zirveye ulaşmaları için insanları kışkırtır. Tüm bunlar ve daha birçok şey herhangibir işyerinde bulunmaktadır. Gal. 5:19,21, çalışan bir bedeni anlatırken modern bir dükkan ya da ofisteki durumları çok doğru bir şekilde resmetmektedir.

    Bunun yanısıra inanlı şirketlerinde, kiliselerde ve misyon kurullarındaki insanların tüm bunların dışında yaşamaları beklenmektedirİnanlılarla dirsek dirseğe çalışmak dünyasal bir çevrede çalışmaya kıyasla daha temiz görünmektedir. Sıradan bir işi bırakıp inanlı bir şirkete katılmak, işletme odasındaki bir iş için kömür ocaklarını bırakmaya benzer.Böylece bu görünüme göre müjdecilik iş daha tercih edilebilir kalır. ( L. P. )

    Rabbin sevgisi ve esenliği sizinle o0lsun.:elsalla:

    #28857
    Anonim
    Pasif

    Müjde’de, saf ve bozulmamış olan bir dinin anlamı olarak ” Baba Tanrı’nın gözünde temiz ve kusursuz olan dindarlık kişinin, öksüzlerle dulları sıkıntılı durumlarında ziyaret etmesi ve kendini dünyanın lekelemesinden korumasıdır ” demiyor mu ?

    Ancak

    Dünyadan kaçış Tanrı’nın inanlılar için olan planı değildir.Bizler dünyadan kaçmamalıyız. Bizler dünyayı yenmeliyiz. Dünya kaçınılması gereken bir şey değildir., o bizim görevimizdir. Kutsal Yazılar bu noktada çok açıktır. İsa kendisini izleyenler için dua ederken, ” Onları dünyadan uzaklaştırmanı değil kötü olandan korumanı istiyorum ” demiştir ( Yu. 17:15 ). Pavlust Korint kilisesine yazdığı önceki mektubunda, ahlaksız hayat süren inanlılarla arkadaşlık etmemeleri gerektiğini yazmıştır. Sonra ne demek istediğini berraklaştırmak zorunda kalmıştır çünkü; bazıları inanlı olmayan ahlaksız insanlardan sakınacaklarını zannetmişlerdir. Şöyle açıklamıştır:

    Mektubumda size ahlaksızlık yapanlarla arkadaşlık etmemenizi yazdım kuşkusuz bu dünyanın ahlaksızlıklarını açgözlülerini ve soyguncularını ya da purperestlerini demek istedim. Öyle olsaydı bu dünyadan ayrılmak zorunda kalırdınızç ! ” ( 1. Ko. 5:9, 10 )

    Belki de dünyadan kaçış, Pavlus’un dünyayı yenme fikri değildi. Örneğimiz hazırlanmıştı. Babamız tanrı’nın Oğlu İsa için bir beden hazırlayıp dünyaya gönderdi.

    Bugün kilise İsa’nın dünyadaki bedenidir. Bu beden diğer bedeni gibi dünyaya yollanmıştır; güvenli ve korunan kutsal bir yere değil, bozulmuş bir dünyaya. Bizim 20. yy dünyamız son derece karmaşık gelişmiştir. İçinde de birçok dünyalar vardır. ” Bankacılık ve finans dünyasından bahsederiz ya da otomotiv dünyasından ya da hükümetlerin ve büyük işlerin dünyası vardır.

    Bugünün dünyasına yapılan çağrı bu karmaşık gezegenin tüm bileşenleri içermelidir. Bunların bazıları İnanlı çevrelerine göre fazla kirletilmiş görünebilir, fakat yenilenler olmayacağız.

    ” Kötülüğe yenilme, kötülüğü iyilikle yen. ” ( Rom. 12:21 )

    İsa, dünyayı yenmiştir ( Yu. 16:33 ) ve bizden de aynısını yapmamızı bekler.

    ” Çünkü Tanrı’dan doğmuş olan herkes dünyayı yener. Bize dünyay karşı zafer kazandıran, imanımızdır. İsa’nın Tanrı’nın Oğlu olduğuna iman edenden başka dünyayı yenen kim vardır ? ” ( 1. Yu. 5:4, 5 ) { L. P. }

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.:elsalla:

    #28879
    Anonim
    Pasif

    Daniel Babil için görevlendirildiği halde bile dünyayı yenmiştir.

    Krallığa dahil olan şeylerin onu kirletecek şeyler olduğunu gördü ( Daniel 1:8 ). Çevresinde büyücüler, astrologlar, sihirbazlar ( 2:2 ) vardı ve bunların yaptıkları Tanrı’nın yasasıyla yasaklanmıştır ( Tarihler 18: 10-12 ). Yanında çalışanlar ihanet ediyordu ( 6:4-9 ) kendilereini içki partilerineve putperestliğe vermişlerdi ( 5: 1-4 ). Daniel’in gözlemcileri çok çeşitliydi ; korkak (1:10 ), boş (4:30 ), kolay aldanabilen ( 6:6-9 ) insanlardı.Babil tüm kalbiyle Tanrı’ya hizmet etmek için kendini adamış bir yahudi için bir cennet değildi. Ancak, orası, kutsallığın yerine bedensel büyüklüğü tercih eden, Daniel’in çağrılmış olduğu Babil’di. Mesleği onu politikaya taşıdı. Fakat Daniel kendini çevreleyen pis ahlakla lekelenmedi. O, dünyayı yendi., kendi,ni, temiz, saf, bir çevreye götürerek değil fakat karmaşıklığın ve kötülüğün içinde çalışarak ( Daniel ‘in işi onu kötülükle yüzyüze getirdiğinde yasal bir görevi vardı. Tabi, inanlılar için bazı sınırlanamayacak işler bulunmaktadır. Bizim işimiz ve işimizin amacı Tanrı’nın vermiş olduğu temel prensiplere ters düşmüş olmamasıdır. ).

    Daniel için, dünyadan ayrılış, kalbinde meydana geldi. Ona göre ayrılık, dünyasal etklenlerden fiziksel bir izalasyon demek değildi. Daniel’in zamanından yıllar önce, peygamber Yeşaya şöyle yazmıştır: ” Babil’den çıkın, Kildaniler’den kaçın ! ” ( Yeşaya 48:20 ).

    Daniel Babil’den çıkmak için hiçbir harekette bulunmadı fakat, ruhta Rab’bin sözüne boyun eğdi. Kutsal Yazılar der ki ; ” Daniel dinsel açıdan kendini kirletmemesi için kralın onlar için ayırdığı yemekten yemek ve şaraptan içmek istemedi. Bu şekilde kendini kirletmemesi için harem ağalarının başkanına bir istekte bulundu ” ( Daniel 1:8 ).

    Bu karar Daniel’in kalbine ulaştı. İşinde tümüyle dünyasal şeylerle içiçe olduğu halde – Tanrı inancıyla ; kötülüğü iyilikle yendi.

    Bugünün dünyasındaki Babil; Daniel zamanındaki kadar karışık durumdadır. Modern insanlar halen, kutsallığı umursamadan, büyüklük ve dış görünüşün vermiş olduğu gücün peşindedirler. Dünyada halen bedenin arzularını karşılayacak birçok fırsat vardır. Fakat bedeni Mesihle gerilmiş olanlara ise, bu fırsatlar engel olarak görünür.Peki o zaman ruhsal bir insanı, bu karmaşık dünya düzeninde bir iş sahibi olması için harekete geçiren nedir ? Kralından bir emir ve dünyadan gerçek ayrılış burada, yüreğin motivasyonunda başlar. Dünya insanlarına neden çalıştıklarını sorun. Biri ” Para için çalışıyorum ” diyecek, diğeri ” Prestij için çalışıyorum, işim dünyada sürekli daha yüksek ve etkili posizyonlar için bir basamak taşıdır ” diyecektir. Onları yakından inceleyin; her dünya merkezli motivasyonda Babil karşınıza çıkacak. ( L. P. )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun. :elsalla:

    #28917
    Anonim
    Pasif

    Peki, gün be gün Tanrı’nın adamını kendi sıradan işine götüren nedir ? Para ? Şöhret ? Bu dünyaya cennet kurmak için yapılan bir girişim mi ? İsa buna net bir cevap vermiştir: Siz önce O’nun egemenliğinin ve O’ndaki doğruluğun ardından gidin, o zaman size tüm bunlar verilecektir ” ( Mat. 6:33 ) İşimizde , hayatımızın her alanında olduğu gibi, kendi lütfumuzla değil, Kralın lütfunda hizmet etmeliyiz.

    Kralımızın bu gezegende bir sorunu vardır. Cennette amaçları gerçekleşmektedir fakat dünyada nadiren herçekleşir. Tanrı dünya üzerinde yaşadıkları ve çalıştıkları sürece onları yönetebilecek, doğru bir amaç için kadın ve erkekleri toplamayı amaçlamaktadır. Onları bulduğunda, Kral kendi tasarısına göre stratejik yerlere yerleştirir.

    Babil ve tüm temsil ettikleri, Tanrı’nın görüşünde iğrençtir ( Vahiy 17:45 ). O tüm bu kirliliğin içine seçilmiş insanları yollamıştır. İnsan mantığına inanılmaz gibi görünür. Ama Tanrı insanları sıradan işlerle görevlendirerek onlara yaşamları için ilk fırsatı sunmuş olur. Pavlus’un ticarete atılmasının ilk sebebi, “Yardımlarınızı hak etmediğimiz için değil size izleyebileceğiniz bir örnek bırakmak için böyle yaptık ” ( 2. Se. 3:9 ) ayetinde açıklamıştır.

    Her birimiz Tanrı’nın bizi kişisel olarak çağrışını idrak etmekte, Kutsal Ruh’a güvenmeliyiz.Eğer Tanrı seni tamamen müjdecilik işinde istiyorsa, O’na boyun eğ. Eğer seni sıradan bir işe çağırıyorsa yürekten boyun eğ O’na. Müjdecilik işine girişmek, bir kişinin Mesih’e adanmışlık seviyesini belirlemez. Tanrı bazılarını müjdecilik işi için seçmiştir, diğerlerini ise, bayağı işler sırasında verimli olmaları için seçmiştir.

    Gündelik sıradan işlerin Tanrı’nın Krallığında hiçbir değeri olmadığını düşünüp sıkılanlar için Daniel’in hayatı teşvik edicidir. Daniel’in devletteki işi , bazı koşulların tasarlanmasıyla meydana gelmiştir ve o Tanrı’ya olan hizmetini artırmak için daha ruhsal bir işe geçmemiştir.

    Daniel Pavlus’un Korint’e mektubunu hiç okumamıştır, ancak onun davranışı şu emirle tutarlılık gösteriyordu :

    Yalnız , herkes Rab’bin kendisi için belirlemiş olduğu duruma uygun olarak, Tanrı’dan aldığı çağrıya göre yaşasın. ( 1. Ko. 7:17 )

    Daniel’in görevi Babil’di ve o da orada kaldı. ( L. P. )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle kalsın.:elsalla:

    #28989
    Anonim
    Pasif

    Neden Tanrı bizi bu yeryüzünde bıraktı ? Bizi dünyanın Babil düzenine yerleştirirken tasarladığı amaç neydi ? Tanrı’nın amaçlarını anlamak için başlangıcımızı bilmek bize yardımcı olacaktır.

    Adem ve Havva günah işlediğinde yaptıkları büyük kayba neden oldu. Genellikle ilk önce Adem ile Havva’nın ve kendi kaybettiklerimizi düşünüyoruz. Tanrı’yla aramızdaki paranparça olmuş ilişkinin acısını çekip kendimizi ondan saklanırken bulduk. Sonuç olarak yaşamlarımız acıyla ve zorlukla lanetlendi. Tanrı’nın sunduğu sonsuz yaşamdan ayrı düştük. İnsan soyu olduğumuzdan haliyle itaatsizlikten kaynaklanan insanlığın korkunç kaybıyla daha çok ilgileniyoruz.

    Tanrı’nın da bir şeyler kaybetmiş olduğu gerçeğini gözden kaçırmak bizim için çok kolaydır. Kendisi Tanrı olduğundan onun kaybettikleri bizimkiler yanında daha da acıdır. Peki ne kaybetti Tanrı ? Her şeyin Yaratıcısı olarak kendisine ait, hakkı olan övgüyü ve yüceliği kaybetti. İnsan soyu ” Tanrı’yı bildiği halde O’nu Tanrı olarak yüceltmedi,O’na şükretmedi.Tersine düşüncelerinde budalalığa düştü; anlayışsız yüreklerini karanlık bürüdü. Tanrı’yla ilgili gerçeğin yerine yalanı koydu. Yaradan’ın yerine yaratığa tapıp kulluk etti…. ” ( Rom. 1:21, 25 ). Tanrı en yüce yaratıcı eylemi gerçekleştirmiş olsa da kimse ona saygı göstermedi. ( L. P. )

    Rabbin sevgisi ve esenliği sizinle olsun.rabbe hamdolsun

    #29035
    Anonim
    Pasif

    Toplumumuzda yaratıcı eylemlere saygı göstermemek düşünülemez. Eğer bir mimar müthiş bir bina tasarlarsa herkes onu ödüllendirir, belki de üzerinde isminin yazılı olduğu bronz bir plaket ile. Televizyon programlarının sonunda emeği geçen yazarların, yapımcıların, kostümleri tasarlayanların ve müzikleri besteleyenlerin adlarını görürüz. Adamın biri gidip de bir yazarın telif hakları saklı olan kitabına kendi ismini koyarsa yasaları çiğnemiş olur ve cezaya maruz kalır. Bir kişinin çalışmasının başka bir kişiye yalnış olarak atfedilmesi, birinci kişinin haklı olarak sahip olduğu övgüyü çalmış olur.

    Günah dünyaya girdiğinde, tüm evreni bir şiir gibi yazan Rab’bi işte böyle soydu. Kutsal Yazılar insanın günahlı durumunu karanlığa benzetiyor. Gökleri ve yeri yaratanın Tanrı olduğu çok açık olmasına rağmen bunu göremedik. Buna benzer temel bir noktayı daha görmeliyiz. Neden Kutsal Kitap “Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı ” sözleriyle başlar ? Günah akıllarımızı ve yüreklerimizi öyle karanlığa bürümüştür ki yarattığı muhteşem güzellikler için Tanrı’yı yüceltmeliyiz. Sonuçta insanoğlu ağaç, taş ya da metal nesneler yaparak onlara tapındı. Güneşe, aya ve yıldızlara eğildi. Sahte ilahlar olan paranın , seksin, zevkin ve şöhretin tutsağı oldu ya da Nebukadnessar gibi ” kendinden varolduklarını ” ve tüm yüceliğin ile gücün kendi çabalarıyla olduğunu iddia ederek kendi kendilerine tapındılar.

    Tanrı’nın ” telif hakkı ” yarattığı her şey üzerinde mühürlüdür. Ancak yüreğimizdeki karanlık, onun ellerinin işine bizi kör ve sağır etmiştir. Böylece günah Tanrı’nın olan görkemi, övgüyü ve yüceliği çalmıştır. İnsanda hayret ve hayranlık uyandıran şeyler Yaratandansa yaratılanlar olmuştur. Bildiğimiz kadarıyla Tanrı’nın kaybetmekten en çok zarar gördüğü taraf da budur. İtaatsizliğinden dolayı günah dünyaya girdiğinde insan mağlup oldu ve çok önemli şeyler yitirdi. Peki ya Tanrı, sonsuz Yaratıcı, insanların akıllarını ve yüreklerini karanlık örtüp kimse O’nu tüm yaratılışın kaynağı olarak tanımadığında neler kaybetti ? ( L. P. )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.:elsalla:

    #29072
    Anonim
    Pasif

    Bundan dolayı Tanrı bu dünyanın Babil sistemine baktığında karanlık görüyor, ahlaki ve ruhsak karanlık. Kutsal Kitap ” karanlığın hükümranlığından ” bahsederek tüm mücadelemizin ” dünyadaki karanlık güçlerine ” karşı olduğunu söylüyor. Dünyada yaşayanların ” karanlığı sevdiğini ” okuyoruz.Karanlığı sevmek tamamen Tanrı’nın varlığına aykırıdır çünkü biliyoruz ki ” Tanrı ışıktır, O’nda hiç karanlık yoktur” ( 1. Yu. 1:5 ).Şeytan insanı günaha düşürerek Yaratanın ışığının gelmesini başarıyla engellemiştir öyle ki insan karanlıkta kör bir adam gibi el yordamıyla yürüsün. O zaman asıl sorun şudur: Günahtan dolayı gelen bu karartmadan sonra Tanrı ışığıyla dünyayı tekrar nasıl aydınlatabilirdi ?

    Bunun çözümü vardı. Oldukça pahalı bir çözüm olmasına rağmen Tanrı insanı sevdiğinden bu bedeli ödedi. Oğlu İsa Mesih İle dünyaya ışık gönderdi. İsa dünyaya geldiğinde Yeşeya’nın peygamberliğinin yerine getirdi: ” Karanlıkta yürüyen halk büyük bir ışık görecek ” ( Yeşeya 9:2 ).

    İsa kendisiyle ilgili şunları söyledi: ” Dünyada olduğum sürece dünyanın ışığı Ben’im ” ( Yu. 9:5 ).

    Ama günahın ölüm dağıtan gücünü kaldırmak için kendi ölümünün bedelini ödedikten sonra İsa dirildi ve Babasıyla birleşmek üzere göğe yükseldi. O’nun ayrılması dünyayı tekrar karanlığa mı boğdu ? Dünyanın Işığı dünyadan ayrılınca ne oldu ? Tahmin edebileceğimiz gibi Tanrı, İsa’nın göğe yükselmesinden sonra bile dünyadaki ışığını devam ettirmeyi tasarlamaktaydı. İşte yine o inanılmaz sözlerinden birinden İsa kendisini izleyenlere şöyle dedi: ” Dünyanın ışığı sizsiniz ” ( Mat. 5:14 ).Müthiş gerçek şudur: ” Mesih nasılsa, biz de bu dünyada öyleyiz” ( 1. Yu. 4:17 ).Mesih’in öz bedeninin üyeleri olarak, O neyse biz de oyuz. ( L. P. )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.:kucak:

15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 25)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.