Re: Bilimsel Kanıtlar
Merhaba Holy.
Nereden alıntı yaptınız bilmiyorum, ama sanırım Harun Yahya gibi adamların sitelerinden aldınız bu bilgileri. Şunu söylememe izin verin ki, sizi kurtaracak olan ‘mucize’ denilen şeyler değil..gerçeklerdir. Konudan uzaklaşmadan cevap vermek istiyorum.
1) Zariyat suresi 47: Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter. (Diyanet çevirisi).
Verdiğiniz ayetle benim verdiğim ayet farklı. Kurmak kelimesiyle genisletmek kelimesi farklı. Verdiğiniz ayette devam edici bir ek yoktur. Kurduk ya da diğer çevirilerde olduğu gibi Genişlettik. Genişleteceğiz diye bir şey YOKTUR. Yani kısacası bu bir uydurmadır. Ayrıca Ömer Nasuhi Bilmen şu yorumu yapmaktadır: “Şöyle ki: (Ve göğü bir kuvvetle) Pek muazzam olan bir kudretle, bir şiddetle (bina ettik) varlık alanına getirdik (ve şüphe yok ki, biz) yâni: Büyüklük ve yücelikle vasıflanmış olan ilahî zatını (elbette kaadirleriz.) Böyle nice alemleri meydana getirmeğe kaadiriz. Evet.. Yüce zatın kudret ve hakimiyeti pek geniştir; mahlûkatı idareye, onların yaşamalarını, geçimlerini sağlamaya fazlasiyle kâfidir.
“musi’une” kuvvet, takat, genişlik sahibi demektir.” (Zariyat 47). Yani ayette geçen genişletme kelimesinin anlamının bu şekilde olduğunu söylemektedir. Gökle ilgili değil, Allah’la ilgili. Gökle ilgili olsa bile, bu ayet bir mucize olduğunu kanıtlamıyor çünkü genişlettik diyor, genişleteceğiz demiyor. Arapça’da öyle bir kelime kullanılmadı.
2) Rahman 19-20: (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar. (Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar. (Diyanet çevirisi).
Bu ayette bir mucize değil. Şimdi bu ayetin Arapçasını hem de tefsirini okuyalım ki, olay daha iyi anlaşılsın.
20. ayette geçen “engel” kelimesi, Arapça “بَرْزَخٌ” (okunuşu: Barzakh). İslam dünyasının en ünlü tefsircilerinden biri olan İbn-i Kathir, bu kelimeyi KARA PARÇASI olarak yorumlamıştır (ki öyledir zaten). Yani ortada mucize diye bir şey yok. Karadeniz’le Akdeniz’i birbirinden ayıran engel (barzakh) Türkiye’dir. Bu bir mucize mi sizce? Bence değil.
3) Kıyamet 3-4: İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanır? Evet bizim, onun parmak uçlarını bile düzenlemeye gücümüz yeter. (Diyanet çevirisi).
İlginç çünkü ayette parmak ucunun öneminden bahsetmiyor, sadece “parmak ucu” diyor. Bunu böyle kabul etmek akla sığar mı? İncil’de (ki İncil Kuran’dan 600 yıl önce yazıldı) bir benzetme var. O benzetmede “parmak ucu” ifadesi geçiyor. Bunu mucize olarak kabul etmek ne kadar mantığa uygun?
M.Ö. 600 yıllarında Çinliler, parmak ucu izlerini, sahtecilik olmasını engellemek için kullanırlardı. Yani bu olay İslam’dan sonra keşfedilmemiştir. Bunları mucize diye insanlara neden diretmeye çalışıyorlar anlamış değilim.
Kutsal Kitap’ı açıp okursanız, orada da mucize göreceksiniz. Aklımda olan mucizelerden biri, Eski Ahit’teki Eyüp bölümünde geçen ayettir. Ayet şöyle der: O boşluğun üzerine kuzey göklerini yayar, Hiçliğin üzerine dünyayı asar. (Eyüp 26:7). Dünyanın boşlukta olduğu ve hiçbir şeyin üzerinde olmadığı günümüzden binlerce yıl önce yazılmıştır. Bu mucize değil de nedir?
Ama daha önce belirttiğim gibi, mucizelerle bir kitabın Tanrı sözü olup olmadığını bilmek doğru değildir. Asıl olan şey, Tanrı’nın kim olduğunu bilmektir. O’nu tanımaktır. O güçlüdür, sözü değişmezdir, egemendir, kutsaldır, sevgi doludur, merhametlidir ve insanla kişisel olarak ilgilenir.
Esenlikle!

















