#31600
Anonim
Pasif

Mesih’in iki ayrı doğası (özü) olduğunu ve bu doğaların değişmediğini, tek bir kişide birleşerek aynı kaldığını söyleyebiliriz.
Mesih’in insansal doğasının yaptığı, ama tanrısal doğasının yapmadığı (kjatılmadığı) ya da tanrısal doğasının yaptığı ama insansal doğasının katılmadığı etkinlikler vardır.
Bir doğa diğer doğanın yapmadığı bazı şeyleri yapıyor olması bize yazımın başındaki soruların oluşmasına neden olmaktadır.

Birazda bu konunun yanlış anlamalara neden olan ya da yanlış yorumlanan ayete göz atalım:
“Mesih, Tanrı özüne sahip olduğu halde, Tanrı`ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı. Ama kul özünü alıp insan benzeyişinde doğarak ululuğunu bir yana bıraktı. İnsan biçimine bürünmüş olarak ölüme, çarmıh üzerinde ölüme bile boyun eğip kendini alçalttı.” (Flp.2:6-7). Ululuğunu bir yere bırakma ile anlatılmak istenen şudur:
Bizleri kurtarmak için kendisini sadece insan doğasıyla sınırlandırması; tanrısal doğayı bırakması değildir. Yani konu doğası ile ilgili değildir. Rol ve statü ile ilgilidir. Bu bir tevazudur. Mesih gökteki statüsünü ve ayrıcalığını bırakmıştır. Sahip olduğu üstünlüye sarılmadı.

Şimde de her iki doğanın Mesih’teki etkinliğine bakalım: “İsa, “Size doğrusunu söyleyeyim, İbrahim doğmadan önce ben varım” dedi.”(Yu.8:58) ayetinde Mesih’in hem tanrısal, hem de insansal doğası aracılığıyla var olduğunu söylüyor. Mesih bu ayette sadece Tanrısal doğasından söz etmiyor.