• Bu konu 4 izleyen ve 10 yanıt içeriyor.
11 yazı görüntüleniyor - 1 ile 11 arası (toplam 11)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25775
    klaus
    Anahtar yönetici

    Öncelikle bütün forum yöneticilerine ve üyelerine selam ederim. Benim sorum aslinda cevabini defalarca okudugum ama tam anlamiyla tatmin olmadigim bir sorudur. Mesih Isa nin Carmiha gerildiginde Tanrim beni niye terk ettin demesinin sebebi ne olabilir? Bu kisa soruma detayli bir aciklama sunulabilecegini umarak herkese esenlikler dilerim..

    #31581
    Anonim
    Pasif
    Kirhan;10955 wrote:
    Oncelikle butun forum yoneticilerine ve uyelerine selam ederim. Benim sorum aslinda cevabini defalarca okudugum ama tam anlamiyla tatmin olmadigim bir sorudur. Mesih Isa nin Carmiha gerildiginde Tanrim beni niye terk ettin demesinin sebebi ne olabilir? Bu kisa soruma detayli bir aciklama sunulabilecegini umarak herkese esenlikler dilerim..

    Mesih, %100 Tanrı ve %100 insan doğasına sahip bir şekilde aramızda yaşadı.
    Günahın içerisindeki dünyada yaşamış bir günahsızdı.
    Aramızda bulunuş sebebi ise belliydi.
    Günahın egemenliğini yeryüzünden yok etmekti.
    Bunun tek yolu ise, günahsız bir insanın sunacağı sunu (kurban) idi.
    Sunuyu sunan kişide, sunuda kendisiydi.
    Mat.27: 46 Saat* üçe doğru İsa yüksek sesle, “Eli, Eli, lema şevaktani?” yani, “Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin?” diye bağırdı.
    İşte o an…
    İsa sunuyu sunan kişi özelliğinden, sunu olma durumuna büründü.
    Kuzu kimliğindeydi. Kurban edilmek üzere oradaydı.
    Kanı akacaktı.
    Tanrı O’nu terketmişti. Yalnızdı.
    Tanrı ile olan birlikteliği kopmuş,
    İnsan soyunun günahlarının ağırlığı altında ezilmekteydi.
    Bizim günahlarımız tanrı ile olan bağımızı nasıl kopardıysa,
    İsa’nın üzerindeki, insan soyunun günahlarıda onu Tanrı’dan uzaklaştırmıştı.
    Tanrı’nın günahla bir birlikteliği olamazdı.
    O kutsaldı.

    Sevgiyleee

    #31582
    Anonim
    Pasif

    hisusa

    Kirhan;10955 wrote:
    Oncelikle butun forum yoneticilerine ve uyelerine selam ederim. Benim sorum aslinda cevabini defalarca okudugum ama tam anlamiyla tatmin olmadigim bir sorudur. Mesih Isa nin Carmiha gerildiginde Tanrim beni niye terk ettin demesinin sebebi ne olabilir? Bu kisa soruma detayli bir aciklama sunulabilecegini umarak herkese esenlikler dilerim..

    Esenlik olsun;
    yeterince detaylı mı olacak yazacağım yazı bilmiyorum ama umarım sizin için tatmin edici bir cevap olur.
    Mesih yeryüzüne belirli bir plan doğrultusunda geldi.Ve kendisi bu planı biliyordu. Farkında olmadığı bir gercek değildi bu :) Kendisinden önce Mesih’in gelip Adem’den insanoğluna kalan günah mirasını ödiyeceğini bir cok peygamber önbildiri olarak insanoğluna kutsal yazılarda bildirmişti.
    İsa’da bunu öğretilerinde öğretmeye başladı.Ödiyeceği kefareti “günah” olarak belirtmek bazen onun yükünün vurgusunu tam taşımıyormuş gibi geliyor bana .cünkü bunun “başlangıctan beri gelen Adem’den itibaren tüm insanlığın günahı”olduğunu sürekli hatırlamak gerekir.
    İsa ödiyeceği kefareyin büyüklüğünü bildiği için sürekli olarak kendini büyük bir sorumluluk altında hissediyordu. Kefaret saatini “benim saatim” diye tanımlamakda idi.( İncilde tutuklanma anı gelene kadar bunun haberini veren bir cok ayet bulabiliriz ama konumuz bu olmadığı için sizlere bu ayetleri aktarmıyacağım ) Bu yüzden tutuklanmasından az bir zaman önce “Baba , saat geldi ” Yuhanna 17:1 dediğini okuruz.
    İsa %100 Tanrı ve %100 insandı. Bu yüzden aldığı kefaretin büyüklüğü içini sıkmaktaydı ( ki böylesine günahsız birine böylesine büyük bir günahın kefareti giydirileceği düşünülünce ) bu yüzden okuduğumda gözlerimi dolduran su cümleyi kurmuştur
    “Baba beni bu saat de kurtarmı diyeyim? Ama ben bu amaç için bu saat de geldim. Baba adını yücelt” Yuhanna 12:17-28
    Ve İsa yardım istememe nedinini de acıklamıştır .kefaretin ödenmesi için cezanın tam tamamlanması ve Mesih’in acıyı cekmesi gerekmekteydi.İnsanoğlunun binlerce yıldır süre gelen cezası onun üzerine idam elbisesi gibi giydirildi. bütün sorumluluğu carmıhta yüklendi. ve o sözü söyledi ( ki bu söz 22.mezmurun 1. ayetidir ) “Tanrım,Tanrım beni neden bıraktın”
    ve bu söz bir ima değildir İsa’nın haklı yakarışıdır . Cünkü Tanrı bir tek o gün ve o carmıh saatinde dünya’ya gözlerini yummuştur . Bizim uğrumuza lekesiz ve günahsız olan Oğlunu kurban ederken Merhametli olan Tanrı sırf biz kurtulalım diye bu acı karşısında gözlerini kapatmıştır dünya’ya.Bizim günahlarımız Baba ve Oğul’un arasındaydı artık . Ve bu sayede günahlarımız nedeniyle ayrıldığımız Tanrı’dan O’nun günahsız oğlunun ödediği kefaret le dönüşümüz sağlandı. Ve Rab vu yüzden carmıhta o zafer dolu nidayı attı “TAMAMLANDI”
    sonsuz şükranlar olsun bize lutuf’da bulunan Rab’be

    #31597
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Kirhan,

    İyi niyetin ve öğrenme arzunu taktirle selamlıyarak soruna yanıt vermeye çalışacağım.
    Sorduğun bu soru, Hristiyan öğretisinin temeli olan Mesih’in Tanrılığı ile ilgilidir! Bu kadar önemli bir konuda tabiki insan aklını meşkul eden, yanıtlanması gereken birçok sorular oluşmaktadır.

    * Mesih’e nasıl Tanrı denebilir ki, bir Tanrı ‘Beni niye terk ettin!’ der mi?

    · Mesih’in gücü herşeye yeten olduğu bir gerçekse nasıl zayıf olabiliyor?

    · Mesih göğe alındıysa nasıl her yerde olabiliyor, göğe alınmadan öncede her yerdedir diyebilir miyiz?

    · Tanrı her şeyi bilen olmasına karşın neden bazı şeyleri öğrenmek zorunda kaldı?

    · Tanrı ölür mü?

    · Mesih’in günah işleme olasılığı var mıydı?

    Tabiki bu gibi nitelikli soruları çoğaltmamız olasıdır. Soruların çokluğundan öte bu soruların yanıtını verebilen tek kaynağa bakmamız önemlidir. Kutsal Kitap, bu konuda en yetkin ve yanılmaz kaynaktır.

    #31598
    Anonim
    Pasif

    Şimdi Kutsal Kitap aracılığıyla bu sorulara yanıt vermeye çalışalım:

    Sorulara yanıt vermeden önce bir önbilgi vermeyi uygun buluyorum. Öncelikle Mesih’in yeryüzüne iniş amacıyla başlamak istiyorum. Kutsal Kitap, Tanrı’nın “kutsal” olduğunu yazar. Kutsal olmak günahsızlığı da içerdiğinden Tanrı’nın günaha olan öfkesi korkunçtur. Tanrı günahtan nefret eder. İşte Baba Tanrı’nın günaha olan bu nefretini dindirmek için Oğul Tanrı istekli olmuş ve yeryüzüne inmiştir. Mesih’in kefareti sayesinde Baba Tanrı ile insan arasındaki uçurum giderilmiş ve insan yaratıcısıyla barışmıştır. Mesih, bu uçurumu kapatabilmesi için Tanrı yasasındaki kurallara göre yapması gerekiyordu. Günaha düşen Adem’in, günahının kefaretini ödeyecek olan yine Adem’e eş bir insan olması gerekiyordu. İşte bu nedenle Mesih bir insan olarak yeryüzünde yaşadı ve çarmıhta bu kefaretin bedelini ödedi. Tüm bunları yaparken Mesih tümüyle Tanrı (%100) ve tümüyle insandı (%100). Bu öğreti Kutsal Kitap gerçeğidir.

    Şimdi Mesih’in bu bahsettiğimiz insan ve Tanrı yönlerini Kutsal Kitap ayetleri ışığında görmeye çalışalım:
    Mesih’in insan yönü: Kutsal Kitap, Mesih’in babasız doğduğunu anlatır. Meryem’in rahmine Kutsal Ruh aracılığıyla, mücizevi bir şekilde konulduğunu yazar Ama böyle düşünmesi üzerine Rab`bin bir meleği rüyada ona görünerek şöyle dedi: “Davut oğlu Yusuf, Meryem`i kendine eş olarak almaktan korkma. Çünkü onun rahminde oluşan, Kutsal Ruh`tandır.”(Mat.1:20);
    “Meryem meleğe, “Bu nasıl olur? Ben erkeğe varmadım ki” dedi. Melek ona şöyle yanıt verdi: “Kutsal Ruh senin üzerine gelecek, Yüceler Yücesi`nin gücü sana gölge salacak. Bunun için doğacak olana kutsal, Tanrı Oğlu denecek.”(Luka 1:34-35).
    Bu ayetler Mesih’in babasız doğumunu açıklar. Bu ayetler aynı zamanda kurtuluşun Rab’den geleceğini de açıklamaktadır. İnsan gayretiyle, işleriyle değil, Tanrı’nın mucizevi etkinliğine bağlıdır.
    Babasız doğum Mesih’in tanrılığının ve insanlığının özünün tek bir kişide birleşmesini mümkün kılar. Bir başka yolla Mesih yeryüzüne gelseydi yani sadece tümüyle Tanrı yönüyle gelseydi; O’nunla bizim insanlığımız hiç bir zaman birleşemezdi. Bizler O’nun benzeyişinde yaratıldık ve O’na benzer kılındık.
    Eğer Mesih, sadece insan olsaydı (ki o zaman her yönden bize benzer olacaktı) O’nu Tanrı olduğunu anlayamayacaktık. Çünkü yaşamında tanrısallık adına hiç bir iz göremiyecektik.
    Ana rahminde dünyaya gelmesi O’nun tümüyle insane olduğunu; bu rahme düşmesi Kutsal Ruh’un etkinliğiyle (mucizesi) olması tümüyle Tanrı olduğunun göstergesidir.

    #31599
    Anonim
    Pasif

    Mesih, miras alınan günah olmadan gerçek bir insan olarak dünyaya geldi. Kutsal Kitaptaki Mesih’in soyağacına baktığımızda kısmen kesintiye uğradığını görmekteyiz. Bunun nedeni Mesih’in babasız dünyaya gelmesidir. Yusuf’tan söz edilmez çünkü Mesih’in Yusuf’la bu anlamda bir baba-oğulluk ilişkisi yoktur. Bu, Mesih’in, Adem soyunda egemen olan günahın Mesih’te egemen olmadığını gösterir. Çünkü Mesih babasız dünyaya geldi.

    Meryem’den Tanrısal bir mucizeyle doğması, günahlı doğayıa sahip bir anneden de günahı almadığını gösterir. Mesih günahsız olarak dünyaya geldi. O’da günah yoktu.
    Roma Katolik Kilisesi, Mesih’in günahsızlığını ifade etmek için Meryem’in de günahsız olması gerektiğini savunarak Meryem’i günahsız kabul etmektedirler. Oysa bizler gibi Meryem’de günahkar biridir. Adem topraktan doğmuş, Mesih ikinci Adem olarak Ruh’tan doğmuştur Bedenden doğan bedendir, Ruh`tan doğan ruhtur.”(Yu.3:6).


    Kutsal Ruh’un bu doğumdaki mucizesi, Yusuf’tan gelen günahın Mesih’e aktarılmasını önlemiştir; aynı zamanda Meryem’den gelen günahın aktarımını da önlemiş oldu.

    Luka 2:40,51-52 ayetlerinde Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrı`nın lütfu O`nun üzerindeydi.; İsa onlarla birlikte yola çıkıp Nasıra`ya döndü. Onların sözünü dinlerdi. Annesi bütün bu olup bitenleri yüreğinde sakladı. İsa bilgelikte ve boyda gelişiyor, Tanrı`nın ve insanların beğenisini kazanıyordu.” Mesih’in insane özgü zayıflığını ve sınırlarını okuyoruz.

    Mesih’in bizim gibi yorulduğunu ve susadığını Yakup`un kuyusu da oradaydı. İsa, yolculuktan yorulmuş olduğu için kuyunun yanına oturmuştu. Saat* on iki sularıydı”(Yu.4:6), acıktığını “İsa kırk gün kırk gece oruç* tuttuktan sonra acıktı.”(Matta4:2) okuyoruz.
    Mesih’in insane bedeninin sınırlarını zaten çarmıhta açığa çıkmıştı İsa yüksek sesle, “Baba, ruhumu ellerine bırakıyorum!” diye seslendi. Bunu söyledikten sonra son nefesini verdi.”(Luka23:46). Et ve kemikten oluşan bedeni vardı. Tıpkı bizler gibi bütünüyle insandı.

    Tüm bunlara karşın Mesih, ölümden fiziksel bir bedenle diriltildi. Diriltilen bu beden artık zayıf ve sınırlı değildi. Mesih’in bedeni dirilişle birlikte yetkinliğe kavuşmuştu. Bu bedensel varoluş göklerde de devam ediyor.
    Bizlerin bedeni de yüceltildiğimizde böyle yetkinliğe kavuşacak!

    Mesih’in bizler gibi aklı vardı “İsa bilgelikte ve boyda gelişiyor,Tanrı`nın ve insanların beğenisini kazanıyordu.”(LUKA2:52). Bizler gibiöğrendi, yetişti. Yemeği, içmeyi, konuşmayı, yazmayı öğrendi, yetişti.

    #31601
    Anonim
    Pasif

    Mesih’in Tanrılığı ile ilgili bir çok ayet Kutsal Kitapya yer almaktadır.

    Mesih, doğa üstü mucizelerle “İsa, “Neden korkuyorsunuz, ey kıt imanlılar?” dedi. Sonra kalkıp rüzgarı ve gölü azarladı. Ortalık sütliman oldu. Hepsi hayret içinde kaldı. “Bu nasıl bir adam ki, rüzgar da göl de O`nun sözünü dinliyor?” dediler.” (Matta8:26-27);
    “Üçüncü gün Celile`nin Kana Köyü`nde bir düğün vardı. İsa`nın annesi de oradaydı.İsa`yla öğrencileri de düğüne çağrılmışlardı.Şarap tükenince annesi İsa`ya, “Şarapları kalmadı” dedi.İsa, “Anne, benden ne istiyorsun? Benim saatim daha gelmedi” dedi.Annesi hizmet edenlere, “Size ne derse onu yapın” dedi.Yahudiler`in geleneksel temizliği için oraya konmuş, her biri seksenle yüz yirmi litre alan altı taş küp vardı.İsa hizmet edenlere, “Küpleri suyla doldurun” dedi. Küpleri ağızlarına kadar doldurdular.Sonra hizmet edenlere, “Şimdi biraz alıp şölen başkanına götürün” dedi. Onlar da götürdüler.Şölen başkanı, şaraba dönüşmüş suyu tattı. Bunun nereden geldiğini bilmiyordu, oysa suyu küpten alan hizmetkârlar biliyorlardı. Şölen başkanı güveyi çağırıp, “Herkes önce iyi şarabı, çok içildikten sonra da kötüsünü sunar” dedi, “Ama sen iyi şarabı şimdiye dek saklamışsın.”İsa bu ilk doğaüstü belirtisini Celile`nin Kana Köyü`nde gerçekleştirdi ve yüceliğini gösterdi. Öğrencileri de O`na iman ettiler.” (Yu.2:1-11)Tanrılığını göstermiştir.

    Ayrıca tapınılmayı Kabul ederek “Ona tapınmak üzere ayaklarına kapandım. Ama o, “Sakın yapma!” dedi. “Ben de senin ve İsa`ya tanıklığını sürdüren kardeşlerin gibi bir Tanrı kuluyum. Tanrı`ya tap! Çünkü İsa`ya tanıklık, peygamberlik ruhunun özüdür.” (Va.19:10) ve günahları bağışlayarak “İsa onların imanını görünce felçliye, “Oğlum, günahların bağışlandı” dedi.Orada oturan bazı din bilginleri ise içlerinden şöyle düşündüler: “Bu adam neden böyle konuşuyor? Tanrı`ya küfrediyor! Tanrı`dan başka kim günahları bağışlayabilir?” (Markos2:5-7)tanrılığını göstermiştir.

    #31600
    Anonim
    Pasif

    Mesih’in iki ayrı doğası (özü) olduğunu ve bu doğaların değişmediğini, tek bir kişide birleşerek aynı kaldığını söyleyebiliriz.
    Mesih’in insansal doğasının yaptığı, ama tanrısal doğasının yapmadığı (kjatılmadığı) ya da tanrısal doğasının yaptığı ama insansal doğasının katılmadığı etkinlikler vardır.
    Bir doğa diğer doğanın yapmadığı bazı şeyleri yapıyor olması bize yazımın başındaki soruların oluşmasına neden olmaktadır.

    Birazda bu konunun yanlış anlamalara neden olan ya da yanlış yorumlanan ayete göz atalım:
    “Mesih, Tanrı özüne sahip olduğu halde, Tanrı`ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı. Ama kul özünü alıp insan benzeyişinde doğarak ululuğunu bir yana bıraktı. İnsan biçimine bürünmüş olarak ölüme, çarmıh üzerinde ölüme bile boyun eğip kendini alçalttı.” (Flp.2:6-7). Ululuğunu bir yere bırakma ile anlatılmak istenen şudur:
    Bizleri kurtarmak için kendisini sadece insan doğasıyla sınırlandırması; tanrısal doğayı bırakması değildir. Yani konu doğası ile ilgili değildir. Rol ve statü ile ilgilidir. Bu bir tevazudur. Mesih gökteki statüsünü ve ayrıcalığını bırakmıştır. Sahip olduğu üstünlüye sarılmadı.

    Şimde de her iki doğanın Mesih’teki etkinliğine bakalım: “İsa, “Size doğrusunu söyleyeyim, İbrahim doğmadan önce ben varım” dedi.”(Yu.8:58) ayetinde Mesih’in hem tanrısal, hem de insansal doğası aracılığıyla var olduğunu söylüyor. Mesih bu ayette sadece Tanrısal doğasından söz etmiyor.

    #31602
    Anonim
    Pasif

    SORU: Mesih göğe alındıysa nasıl her yerde olabiliyor, göğe alınmadan önce de her yerdedir diyebilir miyiz?

    Kutsal Kitapta yer alanBen Baba`dan çıkıp dünyaya geldim. Şimdi dünyayı bırakıp Baba`ya dönüyorum.” (Yu.16:28);
    “Ben artık dünyada değilim, ama onlar dünyadalar. Ben sana geliyorum. Kutsal Baba, onları bana verdiğin kendi adınla koru ki, bizim gibi bir olsunlar.” (Yu.17:11) bu ayetlerden açık olarak Mesih’in insansal doğasının göklere yükseldiğini ve artık dünyada bulunmadığını anlıyoruz.

    Fakat tanrısal doğasından söz ederken de Mesih’in her yerde olduğunu biliyoruz İsa yanlarına gelip kendilerine şunları söyledi: “Gökte ve yeryüzünde bütün yetki bana verildi. Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin; onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh`un adıyla vaftiz edin; size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin. İşte ben, dünyanın sonuna dek her an sizinle birlikteyim.”(Matta 28:18-20).

    Kısaca şunu söyleyebiliriz ki Mesih, göklere dönmüştür. Şimdi göklerdedir. Aynı zamanda bizlerle birliktedir “İsa ona şu karşılığı verdi: “Beni seven sözüme uyar, Babam da onu sever. Biz de ona gelir, onunla birlikte yaşarız.”(Yu.14:23).

    #31603
    Anonim
    Pasif

    SORU:Mesih’in gücü herşeye yeten olduğu bir gerçekse nasıl zayıf olabiliyor?

    Kutsal Kitap bizlere Mesih’in insansal zayıflıklarını gösterir:
    İsa kırk gün kırk gece oruç* tuttuktan sonra acıktı.” (Matta4:2)
    Gölde ansızın büyük bir fırtına koptu. Öyle ki, dalgalar teknenin üzerinden aşıyordu. İsa bu arada uyuyordu.” (Matta8:24)
    Kırdan gelmekte olan Simun adında Kireneli bir adam oradan geçiyordu. İskender ve Rufus`un babası olan bu adama İsa`nın çarmıhını zorla taşıttılar.” (Markos15:21)
    “Yakup`un kuyusu da oradaydı. İsa, yolculuktan yorulmuş olduğu için kuyunun yanına oturmuştu. Saat* on iki sularıydı.” (Yu.4:6).

    Yine aynı kitap bizlere sınırsız gücünü de gözler önüne serer:
    İsa, “Neden korkuyorsunuz, ey kıt imanlılar?” dedi. Sonra kalkıp rüzgarı ve gölü azarladı. Ortalık sütliman oldu.Hepsi hayret içinde kaldı. “Bu nasıl bir adam ki, rüzgar da göl de O`nun sözünü dinliyor?” dediler.” (Matta8:26-27)
    “Her şeyden önce var olan O`dur ve her şey varlığını O`nda sürdürmektedir.” (Ko.1:17)
    “Oğul, Tanrı yüceliğinin parıltısı, O`nun varlığının öz görünümüdür. Güçlü sözüyle her şeyi devam ettirir. Günahlardan arınmayı sağladıktan sonra, yücelerde ulu Tanrı`nın sağında oturdu.” (İbr.1:3)

    Mesih’in zayıf doğası, O’nun sınırsız gücünü gizlemekteydi. Yine de tek bir sözü O’nun her şeye yeten gücünü ortaya seriyordu “Tanrı`nın yapamayacağı hiçbir şey yoktur.” (Luka 1:37).
    Mesih’in insansal doğası yeryüzünde yaşarken bizler gibi sınırlıydı, ama tanrısal doğası eşsizdi, sınırsızdı. Kutsal Kitabı okuyan biri Mesih’in tanrılığını ya da insanlığını görmek istiyorsa mutlaka bunlara uygun birçok ayet bulacaktır.

    #31615
    Anonim
    Pasif

    SORU: Mesih, herşeyi bilen Tanrı olmasına karşın niye “O günü ve o saati, ne gökteki melekler, ne de Oğul bilir; Baba`dan başka kimse bilmez.” diyebiliyor?

    Gerçektende Mesih bir Tanrı olarak herşeyi bilendir. Üstelik bu bilgi sonsuz ve sınırsızdır. Sahip olduğu bu eşsiz bilgi değişmez ve gelişmezdir.

    Yeryüzünde yaşadığı sürede herşeyi bildiğini ortaya koymuştur. Elçi Yuhanna Tanrısal esinle “Tanrı her şeyi bilir” (1.Yuhanna 3:20) diyebilmiştir.
    “İnsan hakkında kimsenin O`na bir şey söylemesine gerek yoktu. Çünkü kendisi insanın içinden geçenleri biliyordu.” (Yuhanna 2:25);
    “Akıllarından geçeni hemen ruhunda sezen İsa onlara, “Aklınızdan neden böyle şeyler geçiriyorsunuz?” dedi.” (Markos 2:8); Bu biliş Mesih’in tanrısal doğasının gereğidir.

    “Yine de aranızda iman etmeyenler var.” İsa iman etmeyenlerin ve kendisine ihanet edecek kişinin kim olduğunu baştan beri biliyordu.” (Yuhanna 6:64). Ayetinde de anlaşılacağı gibi Mesih, öncesizlikten beri herşeyi biliyordu. Yeryüzünde yaşadığı süre boyunca da %100 Tanrılığının gereği olan mutlak bilgisini göstermiştir. Üstelik bu biliş bir peygamber gibi sınırlı değil; kapsamlı bilişti. Bu mutlak bilgi geçmiş, şimdiki ve geleceğe ilişkin bilgiyi kapsar. Tanrı’nın sahip olduğu bilgi eşsizdir ve her şeyi kapsar.

    Aynı zamanda Mesih, yeryüzünde yaşadığı dönemde bizim gibi bir insan aklına sahipti. Mesih %100 insandı. İşte bu nedenle ayette Mesih’in insan doğası gereği insan aklını görmekteyiz.
    “O günü ve o saati, ne gökteki melekler, ne de Oğul bilir; Baba`dan başka kimse bilmez.” (Markos 13:32).

11 yazı görüntüleniyor - 1 ile 11 arası (toplam 11)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.