Re: Tövbe Nedir?

#34222
Anonim
Pasif

Tövbe Yalnızca Duygudan Oluşmaz


Tövbeden söz ettiğimde, eski zamanlardaki ağıt yakan kişilerin davranışını kastetmiyorum. Pek çok kişi, kurtuluşa hazırlanmak için belirli bir süre yas tutup tövbe edilmesini öğretir. Yıllarca önce bir adam Mesih’i kabul ettiği gece, bir kamp toplantısında öne çıktığını anlatmıştı. Tanrı’yla buluşmak için sunakta diz çöktüğünde bir kız kardeş gelmiş, onun sırtına vurarak: ‘Sıkı dur kardeş, Tanrı’yı istiyorsan beklemen gerekecek!’ Birkaç dakika sonra başka bir kilise görevlisi gelerek aynı şekilde sırtına vurmuştu: ‘Kardeş, serbest bırak kendini!’ Sonra başka bir kız kardeş şunları söyledi: ‘Dönüş yaptığım gece yüzüme büyük bir ışık vurmuştu ve buz kesilmiştim.’ Adamcağız perişan olmuştu: ‘Aynı anda hem gevşemeye hem de sıkı durmaya çalıştım. Aynı zamanda ışığı arıyordum, bu kargaşa içinde neredeyse vazgeçecektim.’


Çok zeki hristiyan bir önder tövbe ederken, vaizin ve topluluğun kendisinden beklediği duygu gösterisinin neredeyse Tanrı’ya gitmesini engelliyeceğini anlatmıştı. İçtenlikle arayan canlar için yanlış üretilen duygusallık, bir sürçme taşı olmuştur. Benim sözünü ettiğim tövbe türü ise üç şeyi içeren gerçek Kutsal Kitap tövbesidir; zihni, duyguyu ve iradeyi kapsar.


Tövbenin Üç Görünümü
Önce, bir günah bilgisi olmalıdır. Kutsal Kitap, ‘Herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı’ der (Romalılar 3:23).


Günahlı olduğunu anlayan Yeşeya, ‘Vay başıma ! Mahvoldum, çünkü dudakları kirli bir adamım’ demişti (Yeşeya 6:5).


Eyüp, Tanrı’nın kutsallığını görünce, ‘Kendimi hor görüyorum’ demişti (Eyüp 42:6).


Günahlarının farkına varan Petrus, ‘Ben günahlı bir adamım’ demişti (Luka 5:8).


Pavlus ise kendisini, ‘Günahkarların en kötüsü’ olarak adlandırmıştı (1.Timoteos 1:15).


Kişiyi günahı için ikna eden Kutsal Ruh’tur. Öncelikle Kutsal Ruh, kişinin yürek ve zihninde hareket etmelidir; aksi taktirde tövbe gerçekleşemez. Kutsal Ruh, bir annenin duasını, bir önderin vaazını, bir hristiyan radyo ya da televizyon programını , bir kilise kulesinin görünüşünü ya da yakın bir akrabanın ölümünü kullanarak bu gerekli iknayı sağlar. Yine de toplantılarımızın bazılarında Kutsal Ruh’un iknasıyla sarsılan, ama günahlarından hala tövbe etmeyen kişiler de gördüm. Günaha ikna edilmek ve günahlı olduğunu bilmek, hatta günahlar için gözyaşı döküp yine de tövbe etmemek mümkündür.


İkinci olarak, her içten deneyimde olduğu gibi, duygular da tövbeye dahildir. Pavlus, tövbeye götüren duygusal üzüntüden söz etmiştir. Biri şöyle demiştir:

‘Çoğu kişi duygudan tiksinir ve bazı eleştirmenler de bir buzdolabında gerçekleşmeyen tövbeden kuşku duyarlar. Sahte duygusallık pek çok tehlikeye zemindir, etkileyicidir; ama bu gerçek duyguyu ve derinliği göstermez.’


Britanyalı Metodist vaiz, Dr. W. E. Sangster, ‘Yorum Yapayım’ adlı kitabında ‘Bir futbol maçında çığlık atan kişi, bir günahkarın çarmıhta ağladığını ve duygusallığın tehlikeleri hakkında bir şeyler fısıldadığını duyduğunda, sıkılır ama zihinsel bir saygı duymaz’ diye yazıyor.

Horace Walpole, bir kez John Wesley’i, vaazlarında çok çirkin bir duygusallık sergilemekle suçlar; ancak yine de Wesley aracılığıyla binlerce kişi Tanrı’ya gelir.


Üçüncüsü, tövbenin iradeyi kapsayışıdır. Tövbeyi kişinin yüreğine yalnızca irade ulaştırır. Günahı terk etmek için kararlılık olmalıdır. Kişinin kendisine, günaha, Tanrı’ya karşı tutumu değişmelidir; duygu, irade, huy ve amaç değişikliği olmalıdır.


Yalnızca Tanrı’nın Ruhu, gerçek tövbe için gerekli olan kararlılığı sağlar. Küçük bir kızın şu duasından daha büyük anlam taşır:

‘Beni iyi yap_ gerçekten iyi değil yalnızca kırbaçlanmamı sağlayacak kadar iyi!’


Kilise kayıtlarında binlerce kişinin adı olabilir. Canları istediğinde kiliseye giderler. Bağış yaparak kiliseyi ve işlerini desteklerler. Toplantıdan sonra görevlinin elini sıkarak ne kadar harika bir vaaz verdiğini söylerler.

Hristiyan dinini konuşabilirler. Ve çoğu, Kutsal Kitap’tan alıntılar yapar; ama gerçek tövbeyi yaşamamışlardır. Bir tür ‘kabul ederim ya da etmem’ davranışı içindedirler. Zor durumda kalınca, Tanrı’ya yönelir dua ederler. Ama bunun dışında Tanrı hakkında zihinlerini pek yormazlar. Kutsal Kitap, biri Mesih’e geldiğinde yaptığı her şeyden yansıyan bir değişikliğin gerçekleştiğini öğretir.