Re: Çarmıh

#32469
Anonim
Pasif

Bir kaç gün evvel, TURK 7 tv de Pastör sn. Turgay ÜÇAL’ın bir vaazini dinliyordum. Konu ‘Ahlâk ve davranışlarımız’ idi. Şu tespiti yaptı.

Dedi ki; ” Tanrı İsrail’i Mısır’dan karşılıksız olarak, yani lütûf ile kurtardı. Ancak, daha sonra onların dünya da nasıl yaşamaları gerektiğine dâir bir standart koydu. On emiri buyurdu.”

Anladığım kadarıyla bu emirler Rabbin onları kurtarması karşılığında bedel olarak istekleri değil, insanların nasıl yaşamaları gerektiğine dâir ilkeler idi.

Gerek evrenin varlığı, gerekse insanın içinde bulunduğu şartlar birtakım prensiplre göre çalışır;varlığını sürdürür. Varlık yok olsa bile o prensipler değişmez. Aynı prensiplerle, yok olan yeniden var edilebilir. Söz gelimi yaz sonunda otlar kurur, ağaçlar yapraklarını döker, tabiat geçici bir ‘Ölüm’ yaşar. Ancak bahar yağmurları ile ölü zannettiğimiz tabiat tekrar canlanır.

Almanların ikinci dünya savaşında yenilmeleri neticesinde, ülkelerinde ki bütün fabrikalar ya yıkılmış ya da galipler tarafından sökülüp götürülmüştü. Ama o fabrikaları ortaya çıkaran bilgi ve prensipler kimi Alman mühendislerin zihninde idi.

Ne oldu ?

Yıkılanların yerine başkaları yapıldı. Çünki fabrikaları ortaya çıkaran ‘Yasa’ biliniyordu.

Tanrı, insanların belli bir standart da yaşamasını istemiştir. Bu standart’a bizler ahlâk deriz. İçerisinde sevgi, merhamet, bağışlama, yadımlaşma. dürüstlük, çalışkanlık vs. gibi kavramları barındırır. Ahlâk insanları koşulsuz ve itirazsız itaat altına alan şey değildir. Böyle bir uygulamanın bırakın ahlâki olduğunu savunmayı, tam anlamıyla insan onuruna yakışmadığını düşünebiliriz. Gerçekte insan, ahlâkın vazettiği şeyleri sebep ve mantığıyla öğrendikçe iknâ olur ve sever. Tabiatı gereği de sevdiği şeylerle daha çok meşgûl olur.

Şu halde ‘Kutsal Yasa’ içerisinde Tanrının bizim nasıl yaşamamız gerektiğine dair emirleri vardır. Bizler ise duyguları ihtiyaçları ve zayıf tarafları bulunan canlılarız. Hayatımız boyunca belki dört dörtlük bir doğru yaşantı içerisinde olamıyabiliriz. Ama hiç olmazsa yaşantımızın önemli bir bölümünde İsa Mesh’i hoşnud edecek davranışlar sergilemeli bu davranışları gerçekleştirme niyet ve çabası içerisinde olmalıyız.

Aksi takdirde ‘İman ettim’ demenin ileride gerçekleşip gerçekleşmiyeceğinden pek de emin olunmayan ‘Öteki dünya’ meslesi için şimdiden alınmış ‘ufak bir tedbir’ anlamından öteye gitmeyeceğinin bilinmesi gerekir.

Cehennem’den kurtulmak Tanrının lütfudur. Bunun için benim İsa Mesih’e iman dışında yapabileceğim bir şey yoktur. Fakat bu imanımda samimi olduğumu göstermek için, bir insan olarak yapmam gerekenler vardır.

Rabbin hoşnud kalacağı bir hayat için mücadele etmek.