Kurandan Kelimeler

  • Bu konu 20 izleyen ve 35 yanıt içeriyor.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 36)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25241
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Kardeşlerim,

    Bir müslüman ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmek, müslüman gibi yetiştirilmek ve kuran dilinden birşeyler öğrenmek. Dua edebilmek için sizi yaratanın isteklerini yerine getirebilmeniz için mutlaka arapça bilmeniz gerekmekte. Tanrı türkçe bilmiyormuş???? Namazınızı orucunuzu, duanızı arapça bilmezseniz tam uygulamış sayılmazsınız. Yani yüreğinizdekini, beyninizdekini arapça olarak dile getiremezseniz vay halinize!!!

    Tabi bu durumda her müslüman türk çocuğu birazda olsa arapça öğrenir. En azından besmeleyi, inşallah, maşallah gibi kelimeleri sıkça kullanır. Bende küçükken mahalle mektebinde bunları ve birkaç duaynın arapçasını öğrendim ama uzun yıllar bu duaların ne anlama geldiğini ne anlatmak istediğini bilmeden okudum. Herkes mutlaka arapçasını bilmen gerek dedi ama anlamını mutlaka öğren diyeni hiç görmedim. Ben Rabbime kendi dilimde dua ederek ondan isteğimi daha iyi anlatacağımı ifade ettiğimde ise ‘Sakın ha! Arapçasını öğren o dilde dua et çünkü öldüğünde sorgu melekleri sana soruları arapça soracak’ diyerek beni meleklerden bile soğuttular. Hep kendime şu soruyu sorup irkildim “yahu ben onlara kendimi arapça olarak ifade edemezsem yanlış anlaşılırsam?’ Bana soracaklar(arapça olarak) şu günahı işledinmi ben soruyu anlamadığım için sessiz kalıcam ve sessiz kalmak kabullenmek demektir. Ama ben o günahı işlemedim ya kardeşim!!!

    İşte bu nedenle birkaç kelimede olsa arapça öğrenmek için elinde 2 metrelik çubuk olan mahalle mektebinin cübbeli hocasının kapısını çalar olduk. Her kelime vurgusunu bile hatalı telaffuz etsen elindeki çubuk atlara vurulan kamçı gibi kafanda veya sırtında şırrakkk diyerek kalıcı bir iz bırakmakta aile baskısı ve hocanın kutsallığı nedeni ile mektebden kaçamamaktasın. Yıllar içinde bu yaz tatillerinin vazgeçilmezi oldu. Okul bitiyor karne alıyoruz hadi biraz tatil bira eğlence hayali ile atlıyoruz sokağa arkamızdan feryat figan sevgili anacığımın sesi yankılanıyor HADİİİ MEKTEBE… inandığı bir şey var; eğer çocuğuna islami eğitimi aldırmazsa oda çocuğuda cehennemlik. Anamın okuma yazması yok ama kulaktan duyma bütün duaları öğrenmiş buda onun en büyük duygu sömürüsü kozu..‘Ben bu halimle bu kadar öğrendim sen nasıl beceremezsin?’ haydaa gelde öğrenme.

    Bende ister istemez öğrendim, sorun öğrenmiş olmam değil hatta şimdi daha fazla neden öğrenmemişim diye hayıflanıyorum. Daha çok bilsem hataları yanlışları daha iyi anlardım. Mesele öğrendiğim bu kelimelerin dilime yapışmış olması. Bu durumdan gerçekten rahatsızım. Biriyle konuşmaya başlamadan önce Selamınaleyküm diyorum, inşallah ve maşallah kelimelerini çok sıkça kullanıyorum. Muhatap olduğum insanların müslüman olması nedeni ile bu kelimeler sürekli kullanılmakta. Ben her ne kadar kullanmamaya çalışsam da kendiliğinden çıkıyor, bundan rahatsız oluyorum. Rabbim’e karşı görevimi eksik yapıyorum gibi hissediyorum. Kutsal Kitap’taki kelimeleri kullanmak istiyorum. Sizlerin de benim bigi hissedenleri oldu mu acaba? Olduysa bu sorunu nasıl aştınız? Yardım ve telkinlerinizi bekliyorum.

    Rabbin bereketi ve rahmeti üzerinize olsun.
    Yüce Tanrım sizleri sonsuz cennet yaşamıyla mükafatlandırsın.
    Esenkalın.
    –amin
    rabbe hamdolsun

    #29623
    klaus
    Anahtar yönetici

    Bana yazdığınız son yazınız okudum. yüreğime çok hitap etti. Özellikle annemle ilgili yorumlarınız! Minnettarım. ağlattınız beni tekrar. Bana söylediğiniz o değerli sözleriniz için…gerçekten de hakediyor muyum? sizden o kadar teşvik ve bereket aldım ki… Davetiniz için teşekkür ederim. İnşallah !! Bir gün sizi ve oradaki imanlı kardeşleri ziyarete gelebilirim. Daha önce hiç o taraflara gelmemiştim.

    Yazınızı okudum ve bende aynı şeyleri yaşadığım için bir kaç şeyde ekleme ihtiyacı duydum. inanın bana bu sorunu yaşayan yalnız siz değilsiniz ? Hemen hemen çoğu imanlı kardeş aynı dertten şikayetçi. inşallah, maşallah,bismillah…
    ilk iman ettiğim aylar da çok üzülyordum. kilise ihtiyarlarıma danışdım. ne yapabilirim diye. dediler ki ‘bu alışkanlıklar eskiden kalma olabili,ama dua et”. Ben hala daha ‘Inşallah, maşallah” derim. ama bir kişiye veya bir olaya çok kızdığım zaman ‘ALLAH ALLAH’ derim. En çok da bu lafım tepki çeker.

    Bir gün kilisemde çoçuklara ders veriyordum. 7- 10 Yaş arası. ufaklığın birine fena halde kızdım “sen nasıl İsa’ nın çoçuğusun ? yakışıyor mu sana bu hareket? ALLAH ALLAH !”
    O an çoçuk bana sınıfın ortasında ne dedi biliyor musunuz ?
    ‘Ögretmenim…:) Tanrı bize der ki; benim adımı boş yere ağzınıza almayın. yoksa siz 10 emiri bilmiyor musunuz?”
    O an benim yüzümün ifadesini herhalde gözünüzün önüne getirdiniz. Ben de hemen dedim ki: “Coçuklar size gitar çalayım mı?’

    Ne zaman sinirlensem, tam o kelime dilimin ucuna gelse son anda “HAYRET BİŞİ YAA…” diyorum. Ehh, kötünün iyisi sayılır genede :)
    Ama yeni doğum yapmış kardeşlerin evine gidince, bebek severken tam ‘MAŞALLAH’ diyecekken, kafamı çevirip kilisemden bir büyüğüme bakıyorum. onlarda ‘olsun kızım de bu seferlik” diyorlar gülümseyerek. 2 Sene önce bir akşam burada çok fena yağmur yağdı, şimşekler patladı. Gök sanki delindi, bu yaşıma kadar böyle bir şey görmemiştim. Annemle evdeydik, evin içi gece o kadar aydınlıktı ki şimşek çakınca, güneş gözlüğü takmayı düşündüm. Evimin camının biri çatladı. Dedim ki: ‘Hah işte, İsa geliyor’ kendimi yere attım ve o an ne dedim biliyor musunuz ? Sizin cevabınızı duyar gibiyim ?
    Kesin benim ‘MARANATA YA RAB!” dediğimi falan sandınız de mi ? ıhh, yok! Ben ‘BİSMİLLAH’ dedim. Var mı böyle bir şey? HAYRET BİR ŞEY YA!

    Bir erkek kardeş anlatıyor: Bir akşam oğlu bıçakla oynarken baş parmağını boğum yerinden kesmiş. ‘o an oğlum 4 yaşında. elini öyle görünce BİSMİLLAH dedim ve kucakladığım gibi acile taşıdım’
    işte böyle. Bu sorunlardan kurtulmak için galiba bol bol dua etmemiz gerekiyor. Inşallah yerine, Rab isterse.. Maşallah yerine, “Rabbim ömür versin”..Allah allah” yerine de … bunun yerine daha imanlı bir cümle bulamadım :)

    #29624
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Jesus_Lover, :papatya::papatya:

    Öncelikle sizi Rab İsa Mesih adıyla selamlıyorum. İsa Mesih’i Rab ve kurtarıcı olarak yaşamınıza almakla, yaşamınızda vermeniz gereken en önemli kararı vermişsiniz. Bundan sonra Rabbin kutsal ellerindesiniz. Kutsal Ruh bundan sonra size adım adım yol gösterecek ve gerekli olan her şeyi öğretecektir, bundan hiç kuşkunuz olmasın. Ayrıca Kutsal Kitap (Tevrat, Zebur ve İncil) Tanrı’nın değişmeyen diri Sözleri’dir. Onu okuduğunuzda Tanrı, Ruhu aracılığıyla sizinle konuşacaktır. Bedenimizin beslenmemiz için ekmeğe ve suya nasıl gereksinimi varsa, ruhumuzun da aynı şekilde ihtiyacı vardır. Ruhsal gıdamızı alamazsak ruhsal bakımdan zayıflar, ölürüz. Bu nedenle Kutsal Kitap’ı düzenli olarak okumak gerekir, okumadan önce dua etmek çok önemlidir. Çünkü o zaman okuduğumuz sözleri anlayabilmemiz için Tanrı’nın Kutsal Ruh’u bu sözleri bize açıklar.

    Eski inancınızdan kalma bazı kalıplaşmış sözleri istemeyerek tekrarlamanız sizi bu kadar üzmesin. Bu konuda dua edin, eskiden kalma bazı alışkanlıklardan kurtulmayı genellikle kendi gücümüzle başaramayız.

    İslam inancına göre öteki dünyada yargı anında sorulara arapça yanıt vermek gerekirmiş. Tanrı her dili bilir! İsa Mesih’e iman edip, O’nu Rabbi ve kurtarıcısı olarak yaşamına alan bir kimse zaten yargılanmayacaktır. Onun ödemesi gereken günahlarının cezasını İsa Mesih haç üzerinde kutsal Kanını dökerek ödemiştir. Sizin de günahlarınızın cezasını İsa Mesih kanıyla ödemiştir. O sizi çok seviyor, O’nun çocuğusunuz. Tüm zayıflıklarınızı, istemediğiniz alışkanlıklarınızı, sorunlarınızı İsa’ya götürdüğünüzde, O her zaman size yardım etmeye, yol göstermeye hazırdır. Anlayışlı, sabırlı, sevecen bir Rabbimiz var. O, çocuklarının her sorunuyla, her ihtiyacıyla yakından ilgilenir ve gerekeni kendi zamanında yapar.

    Esenlikler
    Suna

    #29631
    Anonim
    Pasif
    Suna;7197 wrote:
    Sevgili Jesus_Lover, :papatya::papatya:

    Tanrı her dili bilir! İsa Mesih’e iman edip, O’nu Rabbi ve kurtarıcısı olarak yaşamına alan bir kimse zaten yargılanmayacaktır. Onun ödemesi gereken günahlarının cezasını İsa Mesih haç üzerinde kutsal Kanını dökerek ödemiştir. Sizin de günahlarınızın cezasını İsa Mesih kanıyla ödemiştir. O sizi çok seviyor, O’nun çocuğusunuz. Tüm zayıflıklarınızı, istemediğiniz alışkanlıklarınızı, sorunlarınızı İsa’ya götürdüğünüzde, O her zaman size yardım etmeye, yol göstermeye hazırdır. Anlayışlı, sabırlı, sevecen bir Rabbimiz var. O, çocuklarının her sorunuyla, her ihtiyacıyla yakından ilgilenir ve gerekeni kendi zamanında yapar.

    Esenlikler
    Suna

    şimdi bu durumda bir hristiyan istediği gibi yaşayabilir yani bunumu anlayalım.

    #29633
    Anonim
    Pasif

    isamesihyasiyor
    Sayın Muhammedi,
    Jesus_Lover nickli kardeşimiz daha önce İsa Mesih’i tanımayan, günah içerisinde, Tanrı’dan uzak yaşayan birisiydi. Ama İsa Mesih’e iman ederek O’nu Rabbi ve kurtarıcısı olarak yaşamına aldı. Günahlarından büyük pişmanlık duyarak tövbe etti, sonsuz yaşama geçti. Artık yargılanmayacaktır. Eğer bir kimse gerçekten İsa’ya iman edip günahlarından tövbe ettiyse, günahlı bir hayat yaşayamaz, dünyanın verdiği zevkler, sefahatlar onu rahatsız eder, İsa Mesih’in yardımıyla kutsal bir yaşam sürmeye başlar. Tabii insan hemen tövbe eder etmez melek olmaz, hatalar yapabilir zaman zaman, günaha da düşebilir, ama bunu farkeder etmez tövbe eder, Tanrı’nın affına sığınır ve arınır. Bu şekilde ruhsal olarak büyümeye, ilerlemeye başlar?

    Günah içinde yaşayan bir hristiyan gerçek bir hristiyan değildir. İsmen hrıstiyanlarla, gerçekten tövbeli hrıstıyanları birbirinden ayırmak gerekir. İsa Mesih Matta 7:21’de şöyle der:

    ‚Bana, `Ya Rab, ya Rab!` diye seslenen herkes Göklerin Egemenliği`ne girmeyecek. Ancak göklerdeki Babam`ın isteğini yerine getiren girecektir’.

    Hristiyan ana babadan doğmakla, ya da nüfus kağıtlarının din hanesinde hristiyan yazmakla kimse hristiyan olamaz. Hristiyanlık kimseden kimseye miras olarak da geçmez. Her birey sonsuzlukla ilgili kendi özgür kararını vermek zorundadır. İsa Mesih, dünyadaki tüm insanlar için gökteki tahtını, görkemini bırakarak insan bedeni aldı, dünyamıza geldi ve kendisini alcaltarak haç ölümüne gitti günahlarımızın bedelini canını vererek, kanını dökerek ödedi. Ama ölüm O’nu alt edemedi, üç gün sonra görkemle dirildi.

    İsa Mesih diridir, yaşıyor!!! Hamdolsun! Evet sayın Muhammedi, bizler yaşayan diri bir Rabbe iman ediyoruz. İsa Mesih her insanın kurtulmasını istiyor, herkese bu kurtuluş hediyesini armağan olarak vermek istiyor. Sadece İsa Mesih’in haç üzerinde canını vererek günahlarımız için kurban olduğuna iman etmek, günahlarımızdan pişmanlık duyarak tövbe etmek ve İsa’yı Rab ve kurtarıcımız olarak yaşamımıza almak yeterlidir. Belki şöyle diyenler olabilir:

    ‘Benim anamın –babamın, atalarımın kendi dinleri, kendi inançları var. Ben onların gittiği yoldan gitmek istiyorum, bu yolda ölmek istiyorum’.

    Peki ya ana babamız yanlış yoldalarsa o zaman ne olacak?? Biz de onlar gibi sonsuz karanlığa, sonsuz cehenneme mi gidelim? Tabii ki hayır! Bunun için önyargısız bir şekilde araştırarak gerçeğe ulaşabilir insan.

    Esenlikte kalın
    Suna

    #29495
    Anonim
    Pasif

    Bana yazdığınız son yazınız okudum. yüreğime çok hitap etti. Özellikle annemle ilgili yorumlarınız! Minnettarım. ağlattınız beni tekrar. Bana söylediğiniz o değerli sözleriniz için…gerçekten de hakediyor muyum? sizden o kadar teşvik ve bereket aldım ki… Davetiniz için teşekkür ederim. İnşallah !! Bir gün sizi ve oradaki imanlı kardeşleri ziyarete gelebilirim. Daha önce hiç o taraflara gelmemiştim.

    Yazınızı okudum ve bende aynı şeyleri yaşadığım için bir kaç şeyde ekleme ihtiyacı duydum. inanın bana bu sorunu yaşayan yalnız siz değilsiniz ? Hemen hemen çoğu imanlı kardeş aynı dertten şikayetçi. inşallah, maşallah,bismillah…
    ilk iman ettiğim aylar da çok üzülyordum. kilise ihtiyarlarıma danışdım. ne yapabilirim diye. dediler ki ‘bu alışkanlıklar eskiden kalma olabili,ama dua et”. Ben hala daha ‘Inşallah, maşallah” derim. ama bir kişiye veya bir olaya çok kızdığım zaman ‘ALLAH ALLAH’ derim. En çok da bu lafım tepki çeker.

    Bir gün kilisemde çoçuklara ders veriyordum. 7- 10 Yaş arası. ufaklığın birine fena halde kızdım “sen nasıl İsa’ nın çoçuğusun ? yakışıyor mu sana bu hareket? ALLAH ALLAH !”
    O an çoçuk bana sınıfın ortasında ne dedi biliyor musunuz ?
    ‘Ögretmenim…:) Tanrı bize der ki; benim adımı boş yere ağzınıza almayın. yoksa siz 10 emiri bilmiyor musunuz?”
    O an benim yüzümün ifadesini herhalde gözünüzün önüne getirdiniz. Ben de hemen dedim ki: “Coçuklar size gitar çalayım mı?’

    Ne zaman sinirlensem, tam o kelime dilimin ucuna gelse son anda “HAYRET BİŞİ YAA…” diyorum. Ehh, kötünün iyisi sayılır genede :)
    Ama yeni doğum yapmış kardeşlerin evine gidince, bebek severken tam ‘MAŞALLAH’ diyecekken, kafamı çevirip kilisemden bir büyüğüme bakıyorum. onlarda ‘olsun kızım de bu seferlik” diyorlar gülümseyerek. 2 Sene önce bir akşam burada çok fena yağmur yağdı, şimşekler patladı. Gök sanki delindi, bu yaşıma kadar böyle bir şey görmemiştim. Annemle evdeydik, evin içi gece o kadar aydınlıktı ki şimşek çakınca, güneş gözlüğü takmayı düşündüm. Evimin camının biri çatladı. Dedim ki: ‘Hah işte, İsa geliyor’ kendimi yere attım ve o an ne dedim biliyor musunuz ? Sizin cevabınızı duyar gibiyim ?
    Kesin benim ‘MARANATA YA RAB!” dediğimi falan sandınız de mi ? ıhh, yok! Ben ‘BİSMİLLAH’ dedim. Var mı böyle bir şey? HAYRET BİR ŞEY YA!

    Bir erkek kardeş anlatıyor: Bir akşam oğlu bıçakla oynarken baş parmağını boğum yerinden kesmiş. ‘o an oğlum 4 yaşında. elini öyle görünce BİSMİLLAH dedim ve kucakladığım gibi acile taşıdım’
    işte böyle. Bu sorunlardan kurtulmak için galiba bol bol dua etmemiz gerekiyor. Inşallah yerine, Rab isterse.. Maşallah yerine, “Rabbim ömür versin”..Allah allah” yerine de … bunun yerine daha imanlı bir cümle bulamadım :)

    Değerli kardeşim,
    Gülümseyerek okudum yazınızı. Aklıma 17 Ağustos gecesi geldi. İstanbul beşik gibi sallanırken yaşadığım korku, o an aklımdan geçenler vs. Ben fena kitlenmiştim mesela hiçbirşey söyleyemiyordum. Sadece içimden defalarca Rab diyebilmiştim. Eşim, ben ve kardeşim kapının altına sığınmış bekliyorduk depremin birmesini. Ateist olan kardeşimin gıkı çıkmıyordu, ben içimden Rab diyordum başka birşey diyemiyordum. Eşim de ‘Allah allah ne oluyor ya bismillah’ demişti. Hatta çok uzun zaman eşimle dalga geçmiştim bismillah diyen hristiyan diye (hoş zaten o zamanlar eşim yalan söylüyormuş bu konuda ama..) Ben iman ettikten sonra çok çabuk aştım bu tür kelimeleri. İnşallah , maşallah çabuk gitti dilimden. Bismillah zaten pek demezdim, hatta hiç demezdim. Ama geçenlerde oğlumu yatırıken anneme söylendim bir sürü. Oğlum yatarken bismillah dedi, tokat yemiş gibi oldum duyunca. ‘Ama anne anneannem hep diyor ya yatarken ben de o yüzden dedim’ dedi. Çocuk sonuçta , öğrenecek zamanla. Ama benim sıkıntım annemle ve çevremle ilgili oluyor bazen. Zar zor bir dünya borca girerek tokiden ev aldım. Birkaç ay önce taşındım yeni evime. Birincisi ev tokiden diye çoğunluk AKP’li olduğumu düşünüyor ve bu beni çok rahatsız ediyor. İkincisi de başta annem teyzelerim falan tutturdular eve taşınınca mevlüt okutalım diye. Öfff savaş gibiydi… Bir gün dayanamayıp sesimi yükselttim yeter artık yıllar oldu kazıyın kafanıza ben Hristiyanım. Siz ölsem mezar taşıma da ruhuna el fatiha yazdırısınız kesin diye. O günden sonra ses çıkmadı. Hoş annem bir sürü duygu sömürüsü yaptı; ben 2 yıldır senin taşınmanı bekliyordum, hayal etmiştim mevlüt okutucam diye falan. Kıyamam O’na biliyor ya , şansını denedi ama izin vermedim. Bir sıkıntı da kandil günlerinde yaşıyorum. Gelen giden kandilin mübarek olsun diyor. Kısaca ‘sizin kandiliniz kutlu olsun’ diye geçiştiriyorum. Sonuçta çevremizdeki insanların çoğu müslüman, arada ağzımızdan kaçırmamız doğal, önemli olan kalbimizin ne dediği. Rab sizi bereketlesin, esen kalın.

    #29101
    Anonim
    Pasif

    bende bunu cok yasıyordum.o kelimelerden de en cok insallahı kullanıyordum.ama tam söyleyecekken kendimi durdurmaya calıstım.8-9 ay sürdü.hala daha biraz da olsa ağzımdan kacıyor.olsun tanrı soylemek istemediğimi biliyor ve bana yardım ediyor.

    #29103
    Anonim
    Pasif



    Sayın kardeşim ben de Müslümanım ve aynı sıkıntıyı yaşıyorum. Neden şu duaları Arapça okuyoruz?

    Saçma ! Çok saçma! Emevi Müslümanlıgından başka birşey değil! Araplardan nefret ediyorum!!! Neymiş efendim Arapça farklı dillere çevrildiğinde duaların anlamı değişirmiş Okunan Arapça duaların ayrı bir güzelliği varmış kalpleri titretirmiş.. E be güzel kardeşler! Arapçayla alakası yok anlamadıgın şeye nasıl için titresin Allah’a dua ederken anlayarak kalpten dua etmen lazım bre!

    Ezanlar Arapça okunuyor. Atatürk Türkçe ezan okuttu diye adama din düşmanı diyorlar. Ne kadar garip insanlar yahu. Yahu bana söyleyin arapça okunan ezandan ne anlıyorsunuz? Ama bir Müslümanım ve günde 5 kere türkçe olarak ‘Haydi namaza’ diye ezan okunsa yemin ederim namaz kılma isteğim 5 kat daha artar. ‘Allah büyüktür Allah büyüktür! Haydi namaza, haydi namaza!’

    İnsanın kalkıp namaza gidesi gelir. Ama illa arapça ! Araplar gibi giyinmeye teknolojiden uzak durmaya da çok meraklıkllar. Allah Arapların sonunu hayır etsin!

    #29097
    Armagan
    Anahtar yönetici

    Konuya yorum ve yanıtlarıyla katkıda bulunan bütün kardeşlere ve üyelere teşekkür etmek istiyorum.

    Elbette günlük hayatta kullanılan bu tür islami terimleri bizler çoğu zaman inançla ilgili olmayan günlük konularda gün boyu kerelerce tekrarlar dururuz. Bazılarınız bu alışkanlıklardan kurtulup bu sözleri söylememeye çalışıyorsunuz. Bence çok iyi ediyorsunuz. Ben de müslümanlıktan gelen bir hristiyan Türk olarak bu tür alışkılarımı geride bıraktım. Zaten Rabbimiz de ‘Tanrın olan Rabbin adını boş yere ağzına almayacaksın’ diye emretmişken, maaşallah, inşallah, eyvallah, süphanallah, vallah billah gibi gereksiz sözleri tekrarlamaktansa, bunların türkçedeki anlamlarını gerektiği zaman karşı tarafa anlaşılır dilde türkçe olarak vermeye çalışmalıyız. Bir kavramın karşılığı türkçede varken, bunu arapça ya da ingilizce gibi başka bir dildeki sözcüklerle vermeye çalışmayalım. Madem anadilimiz Türkçedir, Türkçemizi yabancı dillerin etkisinden koruyalım ve her şeyi türkçe olarak söylemeye özen gösterelim.

    kingstongk arkadaşımızın söyledikleri iyi bir saptamadır. Müslüman olduğunu söylediği halde Arapçada ibadete ve duaya karşı olduğunu söylüyor. Buna İslam alimlerinin ne diyeceğini biliyorsunuz. İncil der ki, Tanrı Ruhtur ve Ona tapınanların Ruhta ve gerçekte tapınmaları gerekir.’ Ezbere dualarla kalıplaşmış ibadet biçimleri yaşayan Tanrı’nın bizden istediği şeyler değildir. O bizden yüreğimizi Ona vermemizi istiyor. Kalıplaşmış ibadet biçimleri yoluyla yaşayan Tanrı ile kişisel bir ruhsal ilişkiye giremezsiniz.

    #29643
    klaus
    Anahtar yönetici

    Aslında bende kingstongk arkadaşıma hak veriyorum. teyzem bir müslüman. ve benim hristiyan olduğumu biliyor. her cuma oturup yasin okur arapça. kendinden geçmiş bir vaziyette ağlayarak. ona anlayıp anlamadığını sorunca bana ” anlamıyorum ama böyle okununca sanki bana daha etkili gibi geliyor ” derdi.
    Ayrıca kimseyi kırmak ve saygısızlık etmek istemem ama bazen camilerde hopörlör çok açık oluyor hele bir de hoca detone okuyorsa….
    özellikle sabaha karşı arapça yüksek volümlü ezanlar beni çok ürkütüyor.
    ama belki türkçe okunsa bilemiyorum yani…
    ölen biri olunca, (duyuru maksatlı) camiden okunan dualar da içimi titretiyor. ne zaman birilerinin adını duysam hep ağlıyorum. Belki annem öldüğü gün, kendi balkonuma çıkıp, hocanın camiden o arapça duayı okuyup annemin adını ve adresimizi verdiği içindir…

    Esen kalın kardeşlerim…

    #29647
    Anonim
    Pasif

    ŞÖYLE DÜŞÜNMEK GEREKİR DİYE DÜŞÜNÜYORUM HERŞEYİN BİR ORJİNAL ŞEKLİ VARDIR ve ona sadık kalmak bazen gereklidir.ayrıcada araplardan söz ederken pis sakallı adamlar gibi tanrının yartamış olduğu insanları küçük görmek nedenli doğru acaba?incilde buyruluyorki kendini en küçük gören en büyüktür. ondan dolayıda asla insanlara hakaret etmememk lzım.

    #29652
    Anonim
    Pasif
    izmirligizem;7267 wrote:
    ŞÖYLE DÜŞÜNMEK GEREKİR DİYE DÜŞÜNÜYORUM HERŞEYİN BİR ORJİNAL ŞEKLİ VARDIR ve ona sadık kalmak bazen gereklidir.ayrıcada araplardan söz ederken pis sakallı adamlar gibi tanrının yartamış olduğu insanları küçük görmek nedenli doğru acaba?incilde buyruluyorki kendini en küçük gören en büyüktür. ondan dolayıda asla insanlara hakaret etmememk lzım.

    Herşeyin bir orjinal şekli vardır şüphesiz. Eğer dua ediyorsak, kendi ana dilimizde, içimizden geldiği gibi özgür bir şekilde etmeliyiz. Ezberlenmiş bir dua şekli zaten anlamsızdır. Hele bir de bu ezberlenmiş duayı anlamadığımız bir dilde, hissedemeden tekrarlıyorsak, o zaman çok daha anlamsızlaşır ve orjinalliği bize bir yarar sağlamaz.

    Bana göre dua etmek Tanrı ile konuşmaktır. Konuşarak O’nu övmek, yüceltmek, teşekkür etmek, ihtiyaçlarımızı ve sorunlarımızı O’na iletmek demektir. Bu konuda sevgili İzmirligizem size katılamayacağım. Ama Araplardan sözederken onları küçümsemek, aşağılamak doğru bir şey değildir. Tanrı’nın yaratmış olduğu her insan çok değerlidir. Kutsal Kitap bizlere herkesi kendimizden üstün saymamızı ve onlara değer vermemizi buyurur.

    Sevgiler
    Suna

    #29653
    Anonim
    Pasif

    Sayın suna; dediklerinize katılmamak olanaksız. İki şeyden söz etmek istiyorum: Sayın kingstonogk’ a soru sormama da neden oydu. Yayınlanmayan bir yazısı daha ağırdı( Bunun üzerinde durmayacağım ) .Protestan kilise derslerinde ( bugün ); yazdığım bir tümceyi ve ayeti de burada tekrarlamak istiyorum:

    – Başka bir imanılının imanla ve içten bir inançla yaptığı şeyi eleştirdiğimde; Tanrı’nın işine karışmış olurum.

    ” Sen kimsin ki, başkasının kulunu yargılıyorsun ? Kulu haklı çıkaran da haksız çıkaran da efendisidir. Çünkü Rab’bin onu haklı çıkarmaya gücü vardır. ” ( Rom. 14:4 )

    Düşmanımızı bile yargılamaya, küçümsemeye, hakaret etmeye; bir inanlının hakkı yoktur. Günahın cezasını verecek; sadece, Rab’dir.

    İkincisi; dua ile ilgili güzel bir anektod. Evet dua, Tanrı ile konuşmaktır: Yaşlı bir adam ölüm yatağında. Bütün herkes,her an, ölümünü bekliyor. Ama; o karşısına bir sandalye koydurmuş ve kendisi de sandalyeye oturmuş. Adam günlerce, karşısında biri varmış gibi konuşuyormuş. Camdan izleyip; ölümünü bekleyenler şaşırmışlar. “Acaba kiminle ne konuşuyor ? ” diye. Zira gördükleri, hastanın karşısında boş bir sandalye.(Tabi ki; adam İsa ile sohbet ediyor.yani kendi dilinde dua ediyor. ) . Hemen ölmesini bekledikleri kişi; günler geçmesine rağmen, hala yaşamamkta ve izleyenlerin şeşkınlığı da artmaktaymış.Bir sabah hastanın yanına geldiğinde; hastayı sandalye üzerinde birine sarılıyor vaziyette görmüşler ki; hasta öleli saatler olmuş.

    Bu anekdot, bir fıkra değildir ! Yaşanmış bir olaydır. Aylar önce; bir başka yerde de anlatmıştım. Lakin yazılar üzerine bir kez daha yazarak,pekiştirmek istedim.Duanın kendi dilimizde ve de Tanrı’yla bilinçli bir şekilde nasıl ilişki kurmamız gerektiği üzerine !

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    Lütuf, isa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !

    ” En yücelerde Tanrı’ya yücelik olsun, yeryüzünde O’nun hoşnut kaldığı insanlara esenlik olsun ! ” ( Luka 2:14 ) hisusa tanri sevgidir :elsalla:

    #29654
    Anonim
    Pasif
    izmirligizem;7267 wrote:
    ŞÖYLE DÜŞÜNMEK GEREKİR DİYE DÜŞÜNÜYORUM HERŞEYİN BİR ORJİNAL ŞEKLİ VARDIR ve ona sadık kalmak bazen gereklidir.ayrıcada araplardan söz ederken pis sakallı adamlar gibi tanrının yartamış olduğu insanları küçük görmek nedenli doğru acaba?incilde buyruluyorki kendini en küçük gören en büyüktür. ondan dolayıda asla insanlara hakaret etmememk lzım.

    Sakallı demedim. İnsanları rahatsız ediyorlar ve pisler. Kucucuk cocukların ellerini kesiyorlar vs..vs.. Benim eski işimdeki patronum birşey anlatmıştı kendisi de Müslüman aynen anlattıgını yazıyorum:

    ”14-15 yaslarındaydık mahallede oyun oynuyorduk. Afganistan’dan gelen bir Arap vardı, kenarda sokakta namaz kılıyordu, sanki ev yok, camii yok. Adam Allahuekber dedı namazını kıldı, sonra gitti kenarda çişini yaptı geldi. Yine namaz kılmaya basladı.. Gittik konustuk.. Türkce biliyordu. Neden abdest almadıgını sorduk ve bize dedi ki: Bizim abdest almamıza gerek yok. Biz doğuştan abdestliyiz.”

    Ve ben size soruyorum; Bir kadının erkeklerden kaçması, yüzünü kimseye göstermemesi, tokalaşmaması, erkeklerın bulundugu ortamdan kaçması ne derece doğru ve bir Din bunu nasıl öğütleyebilir? Ben Arap uydurması oldugunuı düşünüyorum. Çağrı filmini izleyen varsa görürsünüz Arabistan’daki Putperestler de örtünüyormuş eskiden. Imanlı insan dediğin tebessüm sahibi olmalıdır, sokakta Arap gibi giyinenlere bakıyorum, yüzlerinde hep bir ciddiyet hep bir kötü bakış, hiç bir gülümseme belirtis, meymeneti yok! Kuran’da yazılan pek çok delile dayanarak ve Kafadan uydurma olan bir kitabın bu kadar büyük kitlelere ulaşamayacagını düşünerek Müslümanlıgı bırakmıyorum. Araplar yüzünden dinimden soğudum. Anlamadıgım sözlere neden aglıyayım? Tvde başlıyor arapça birşeyler söylemeye,tamam Allah için söylüyor belki adamın sesi güzel belki güzel okuyor ama yok kardeşim, anlamıyorum.. olmaz böyle!

    #29658
    Anonim
    Pasif

    Sayın Kingstongk, isamesihyasiyor

    Anladığım kadarıyla Araplar sizde kötü bir izlenim bırakmış. Bütün Araplar’ı aynı kategoriye koymak yanlıştır. Her Arap bir değildir. Her millette olduğu gibi onlarda da iyi, dürüst, saygın ve merhametli kişiler çoktur.

    Araplar’ın uluorta her yerde dua etmelerine gelince: Gösteriş yapmak Tanrı’yı hoşnut etmez. İsa Mesih bu konuda şöyle diyor:

    ‘Dua ettiğiniz zaman ikiyüzlüler gibi olmayın. Onlar, herkes kendilerini görsün diye havralarda ve caddelerin köşe başlarında dikilip dua etmekten zevk alırlar. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır. Ama siz dua ettiğiniz zaman iç odanıza çekilip kapıyı örtün ve gizlide olan Babanız’a dua edin. Gizlilik içinde yapılanı gören Babanız sizi ödüllendirecektir. Dua ettiğinizde putperestler gibi boş sözler tekrarlayıp durmayın. Onlar söz kalabalığıyla seslerini duyurabileceklerini sanırlar. Siz onlara benzemeyin!’ (Matta 6:5-8).

    Sevgili Kingstonks, kendi inancınız konusunda sanırım kafanız iyice karışmış. Size tavsiyem şudur: Önce kendi inancınızı iyice araştırın, daha sonra da önyargısız bir şekilde Tanrı’nın değişmez Sözü olan Kutsal Kitap’ı okuyun, araştırın. En önemlisi bunun için Tanrı’ya dua edip şöyle deyin:

    Tanrım, ben Sana gelen gerçek yolu arıyorum, lütfen Kendini ve gerçeğini bana net bir şekilde açıkla.! Hangi Kitap gerçek? Hangisi senin sözlerin? Bana göster!’

    Eğer tüm içtenliğinizle bu duayı ettinizse, sabırlı olun, Tanrı kendisini tüm açıklığıyla size gösterecektir. Çünkü O, kendisini ruhta ve gerçekte arayanlara buldurtur. İsa Mesih’e iman eden kişilerin tanıklıklarına baktığımızda bunu pek çok örneklerini görüyoruz. Forum sitemizde tanıklıklar bölümüne tıkladığınızda ve tanıklıkları okuduğunuzda bunu sizde göreceksiniz. Tavsiye ederim okuyun.

    Tanrı’nın sizi bereketlemesini ve Kutsal Ruhu aracılığıyla yol göstermesini diliyoruz.

    Sevgiler
    Suna

15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 36)
  • ‘Kurandan Kelimeler’ konusu yeni yanıtlara kapalı.