• Bu konu 2 izleyen ve 1 yanıt içeriyor.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #27391
    Anonim
    Pasif

    Merhaba.
    Bugün sizlerle bir kaç gün önce düşündüğüm bir konuyu sunmak istedim..

    Hayvanların yaşamını,Doğayı,Insanlarla doğa ve hayvanlar arasındaki ilişkileri hiç düşündünüz mü?

    Doğada hep bir denge söz konusudur.Büyük Küçüğü yer,besin zinciri sürer ve doğa,doğal süreci boyunca hep kendini yeniler.

    Sonbaharda yapraklar dökülürken,ilkbaharda çiçeklerin açtığını görürsünüz..

    Doğa’ya her canlı ayak uydurabilir. ama insan buna ayak uyduramamıştır..

    Atom bombalarını,İnsan tarafından çıkarılan Orman yangınlarını,Ağaçları 1 dk da söküp atanları düşünün..

    Dünyada savaşa ayrılan paralar,eğer yeryüzündeki açları doyurmak için kullanılsa hiç kimse aç kalmazdı.

    İnsan paraya ve sürekli beynini harekete geçiren kazanma hırsına kulluk etmektedir. Incil’e göre insan hem paraya hem de Tanrıya kulluk edemez.Insanın paraya bu kadar düşkün olması bile Tanrıdan ne kadar uzak olduğunu göstermektedir.

    Sadece para kazanmak için öldürülen fokları ve diğer canlıları düşünün..

    sonra çok uzaklara gitmeyin ve çevrenize bakın.. birbirini bu kadar üzen,sebepsiz yere öldüren ve acı çektiren bir canlı türü daha var mıdır?

    İnsanın kirli ve günahlı olduğu,dünyamızın halinden belli değil midir?
    Dünya üzerindeki adaletsizlikten dolayı bazı insanlar sürekli Tanrı’yı suçlar. Afrika’daki çocuklar açken Norveçtekiler neden zengin diyebilir.. Oysa ki dünya üzerindeki adaletsizlik,Tanrıdan değil insanın Tanrıdan uzaklaşmasından,günaha düşmesinden kaynaklanır.

    Dünyadaki savaşların,kavgaların,sıkıntıların tümü insanın paraya olan sevda ve hırsından kaynaklanır..

    Eğer tüm insanlar tanrının yolunda gidebilseler,herkes mutlu olabilirdi.
    bu dünyada mümkün olmadığı için cennette böyle bir hayatın bizi beklediğine tüm kalbimizle inanıyoruz..

    ”Siz hem Tanrı ‘ya hem de paraya kulluk edemezsiniz!” (Matta: 6/24, Luka: 12/33-36, 16/13)

    #36326
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Happychristmas,
    Tanrı dünyayı yarattıgında mükemmel bir sekilde yarattı. İnsanın hicbir seye gereksinimi yoktu, çünkü Tanrı insana gerekli olan her şeyi mükemmel bir şekilde temin etmişti. Acı, keder, hastalık ve ölüm yoktu. Tanrı ile insanın ilişkisi de çok iyiydi, çok güzel bir paydaşlık vardı aralarında.

    Ama ilk atamız olan Adem ve Havva Tanrı’ya itaatsizlik ederek günah islediler ve insan ölümlü oldu, dünya Şeytan’ın egemenliği altına girdi. Adem ve Havva’nın oglu diğer oğlu tarafından kıskançlık nedeniyle öldürüldü ve böylece ilk cinayet işlenmiş oldu. Günah, Tanrı ile insanı birbirinden ayırdı. Günahın olduğu yerde bereket olmaz, esenlik, huzur olmaz olamaz. İnsanların bencillikleridir dünyamızı çöle çeviren. İnsanlar neden savaşıyorlar? Neden açlıktan ölüyorlar? Çünkü sevgisizler, benciller ve sadece kendilerini düşünüyorlar, kendi çıkarlarını arıyorlar. Kutsal Kitap’ta Yeşaya 24:3-6’da şu sözleri okuyoruz:

    ‘Dünya tümüyle yağmalanıp viraneye çevrilecek. Rab böyle söyledi. Dünya kuruyup büzülüyor. Yeryüzü solup büzülüyor.Dünyadaki soylular güçlerini yitiriyor.

    Dünyada yaşayanlar onu kirletti, çünkü Tanrı’nın Yasaları’nı çiğnediler. Kurallarını ayaklar altına aldılar, ebedi antlaşmayı bozdular.

    Bu yüzden lanet dünyayı yiyip bitirdi, orada yaşayanlar suçlarının cezasını çekiyorlar!’

    Düşmanlıklar, haksızlıklar, kötülükler dünyamızı harabeye, daha doğrusu cehenneme çevirdiği için sorunların ardı arkası kesilmiyor. İnsanların çoğu mutsuz, umutsuz, bunalımda, çaresiz. Çıkış yolu arıyorlar, bulamıyorlar ve intihar ederek yaşamlarına son veriyorlar. Tüm bu kötülüklerin kökeni Şeytan’dan kaynaklanmaktadir. Şeytan kelimesinin öz anlamı, HASIM veya DÜŞMAN demektir. O, insanın baş düşmanıdır. Hırsızdır, yalancıdır, katildir. Tanrı’ya sırt çeviren kişi, İblis denen Şeytan’ın pençesine düşmeye mahkumdur. Her gün televizyonlardan, medyadan duyduğumuz korkunç, tüyler ürpertici haberler İblis’in durmadan, bıkmadan, usanmadan çalıştığını ve insanları hızla korkunç sona doğru sürüklediğini açık bir şekilde göstermektedir.

    Ama Tanrı günahlı insanı yüzüstü bırakmadı, kendi kaderine terketmedi. İsa Mesih’i, yaşama, bol yaşama kavuşalım diye, sonsuz cehennem yargısından kurtulalım diye dünyamıza gönderdi. İsa, insan bedeni aldı ve günahlarımızın bedelini, uğrumuza kurban olarak ödedi. Ta ki, O’na her iman eden kurtulsun, sonsuz yaşama kavuşsun. İsa Mesih barış Prensi’dir. Günahlı insanı Tanrı ile barıştırma görevini üstlenmiştir. O’na iman eden kişi esenlik, huzur ve sevinçle dolu olacaktır. Zorluklar, sıkıntılar gelse de, bu, İsa Mesih’e iman edenlerin sevincini ve esenliğini çalamayacaktır. İsa Mesih ile sonsuza dek cennette olacağız, orada ne acı, ne elem, ne sıkıntı, ne gözyaşı ne de düşmanlıklar ve haksızlıklar olacaktır. Kutsal İncil Kitabı’nda Vahiy 22:11-14’te İsa Mesih bizlere şöyle diyor:

    ‘Kötülük yapan, yine kötülük yapsın. Kirli olan kirli işlerini sürdürsün. Doğru olan yine doğruyu yapsın. Kutsal olan kutsal kalsın.

    İşte tez geliyorum! Vereceğim ödüller yanımdadır. Herkese yaptığının karşılığını vereceğim. Alfa ve Omega, birinci ve sonuncu, başlangıç ve son Ben’im!’

    Sevgilerimle

2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.