• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25543
    Anonim
    Pasif

    Iftira (Turgay Ucal)

    Bir kişiye iftira atmak demek, o kişinin halk içinde imajını zedelemek demektir. Birisine iftira atmak o kişi hakkında doğru olmayan ya da tam doğru olmayan görüşleri başkalarına aktarmak demektir. İftira atan kişi, iftira atılan kişinin içine düştüğü durumdan kendine bir yarar çıkarmak amacındadır. İftira etmek dedikodu yapmaktan daha beterdir. Burada dedikodunun sonuçlarından daha da kötü olduğunu söylemeye çalışıyoruz:

    Halkının arasında onu bumu çekiştirerek dolaşmayacaksın. Komşunun canına zarar vermeyeceksin. RAB benim. ( Levililer 19:16 )

    Güncel gazete haberlerinden bile bazen iftiranın ne kadar değiştirmez sonuçlar doğurduğunu görebiliriz. Yuvaların dağılması, kişilerin işsiz ve ünsüz kalması, kendi canlarına kıymaları ya da birbirlerini öldürmelerine kadar varan sonuçlar iftiranın ne denli kötü olduğunu gözlerimizin önüne sermektedir. Peygamberler Tanrı halkının günahlarını sayarlarken iftiradan da bahsederler:

    Kan dökmek için iftira edenler, dağlarda putlara kurban edilen hayvanları yiyenler, kendilerini şehvete kaptıranlar senin içinde yaşıyor. ( Hezekiel 22:9 )

    Özdeyişler bölümünde de yine iftiracılara karşı sözler bulunmaktadır:

    Nefretini gizleyen kişinin dudakları yalancıdır. İftira yayan akılsızdır. ( Özd. 10:18 )

    Elçi Pavlus da iftiralardan çok çekmiş bir kişidir. Birçok kere öğretişleri sağa ya da sola kaydırılarak yanlış öğretilermiş gibi değerlendirilmeye çalışılmıştır. Elçi Pavlus, günahkarların bağışlanmasından bahsederken, bu öğretişlerinin günahkarlara ödünler vermek ya da kişinin günahkarlığının kötü birşey olmadığını savunmak gibi değerlendirilmiştir:

    Bazılarının bizi kötüleyerek, söylediğimizi ileri sürdüğü gibi niçin, ” Kötülük yapalım da bundan iyilik çıksın ” demeyelim ? Böylelerinin yargılanması yerindedir. ” ( Rom. 3:8 )

    Hristiyanların çoğu buna benzer iftiralarla karşılaşıp durmuşlardır. Bu çoğu kez çağımızda da olmaktadır. Özellikle medya, sırf belli okuyucu kitlelerinin dikkatini çekme pahasına bir inancı özünde tam olarak araştırmadan yalnızca iftiralara kulak vererek yargılamaktadır. Aslında birçok iftiranın asılsızlığı yüze vurulabilir ya da mahkemelere gidilerek sonuca varılabilir. Ama aklı başında birçok inanlı bu konuda kendisinin hiç alışık olmadığı bir takım karmaşık konuların içine sokmak istememektedir. Bu nedenle birçok iftira karşılık bulmaksızın ortada gezinmekte ve karşılık bulmadığı için de sanki gerçekmiş gibi kabul görmektedir.

    Bizler Hristiyanlar olarak Tanrı’nın sunduğu yaşamın tanıklarıyız. Bu nedenle bize iftira edenlere karşı yaklaşımımızı dikatle değerelendirmemiz gerekmektedir. Duygusallığa kapılarak ne inancımızın temellerini ne de Hristiyan ahlakını yansıtırız. Bu konuda Hristiyan davranışına uygun olan “ öfkeyle kalkan zararla oturur ” atasözünü de dikkatle hatırımızda tutmanın faydası büyüktür. Öfkeyle Tanrı’dan gelen karakterimizi bırakmak bizi yanlış noktalara getirebilir.*

    Kendi ellerimizle çalışıp emek veriyoruz. Bize sövenlere iyilik diliyoruz, zulmedilince sabrediyoruz. ( 1. Ko. 4:12 )

    Aynı zamanda Yakup da inanlıların iftira denen hastalıktan uzak kalmaları için uyarılarda bulunmuştur:

    Kardeşlerim, birbirinizi yermeyin. Kardeşini yeren ya da yargılayan kişi, Yasa’yı yermiş ve yargılamış olur. Yasa’yı yargılarsan, Yasa’nın uygulayıcısı değil, yargılayıcısı olursun. Oysa tek Yasa koyucu, tek yargıç vardır; kurtarmaya ve mahvetmeye de gücü yeten O’dur. Ya komşunu yargılayan sen, kim oluyorsun ? ( Yak. 4:11, 12 )

    İftira özellikle Mesih’in bedeni olan kilise için bir kanserdir. Bedenin birliğine en büyük zarar verici etkenlerden biridir. Bu nedenle iftira atan kişilere karşı önderliğin hemen harekete geçmesi gerekmektedir. İftira eden kişiler uyarıldıkları halde bu davranışlarından vazgeçmiyorlarsa, bu işin sonu artık disipline kadar gidecek demektir.

    Aslında elçi Pavlus’un davranışları, Mesih İsa’nın öğretişleriyle paralellik oluşturmaktadır.Mesih İsa, bize düşmanlarımızı bile sevmemiz konusunda öğretmektedir: Mat. 5:44.

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.