• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26733
    Anonim
    Pasif

    YENİK İMANLI : –

    “Kuşların başımın üzerinden uçmasına engel olamam belki, ama kafamın üstünde yuva kurmalarını önleyebilirim” (Martin Luther – Protestant Önderi).
    Kullandığı sözler tam ayni olmayabilir, ama anlamı değişmezdir. Kuşlar, düşüncelerdir. Savaşlar hep burda kazanılır veya kaybedilir. Kafamız, savaş alanıdır. ‘Yenik İmanlılar’, bu prensibi bilmeyenler, anlamayanlardır.

    Şeytan her gün, kafamızın üzerinde uçuşan düşüncelerle bizlere saldırır. O düşünceye yer verdiğimizde, alıp kabullenip, içimizde barındırdığımızda, hemen o da gelir ve yerleşir ve fısıltılarına devam eder. Bu da, kuşların kafamızda yuva yaptığı andır.

    Uçuşan kuşları kovalamak, çok kolaydır. Ama yerleştikten sonra onları atmak zordur. Bu yüzden, kafamız üzerinde uçuşan bütün düşüncelere çok dikkat etmeliyiz. Rab’bin ve O’nun sözlerinin aleyhine olan herhangi bir düşünce, ne kadar da yumuşak ve sevecan gözükse de hemen reddedilmeli, “Arkama geç Şeytan” diyerek hiç barındırılmamalıdır.

    “Çünkü savaşımız insanlara karşı değil, yönetimlere, hükümranlıklara, bu karanlık dünyanın güçlerine, kötülüğün göksel yerlerdeki ruhsal ordularına karşıdır” (Efes.6:12) Yani görünmeyen düşman olan Şeytan’larla, karanlık güçlerle savaşıyoruz. Aslında burda geçen ve ‘savaş’ diye tercüme edilen kelime, ‘güreş’ anlamındadır. İmanlı, bu karanlık güçlerle güreş halindedir. Sigarayı, içkiyi, esrarı kesmeye çalışan birinin güreşi gibidir bu. Ruhsal güreş, ruhsal savaş. Güreşmeyen esir kılınır. Köle olur.

    Peki, madem ki savaşımız ruhsaldır; ruhsal güçlerle, bu karanlığın egemenleri ile nasıl savaşabiliriz?
    “Olağan insanlar gibi yaşıyorsak da, insansal güce dayanarak savaşmıyoruz. Çünkü savaşımızın silahları insansal silahlar değil, kaleleri yıkan Tanrı’sal güce sahip silahlardır. Safsataları, Tanrı bilgisine karşı diklenen her engeli yıkıyor, HER DÜŞÜNCEYİ tutsak edip, Mesih’e bağımlı kılıyoruz “ (2.Kor.10:3-5).
    Kafama konan kuşlar, Mesih’e bağımlı kuşlardır. Mesih aleyhtarı hiçbir kuşa kafamda yer veremem. Hemen kovarım. Yerleşip de, bende hak iddia etmesine izin veremem. Her düşüncem, Mesih’e tutsaktır.

    Birkaç misal verelim. Adem ve Havva, Şeytan’dan gelen düşüncelere kucak açmış, bu düşünceleri barındırmışlardı. Bu düşünceler, hemen orda yer (zemin) kazanıp yerleşmişler ve onların düşmelerine sebep olmuşlardı. Doğru hareket ise, ta başından “Çek git Şeytan!” demek olmalıydı Rab’bimizin yaptığı gibi.

    Davud, çıplak kadını görür görmez, başının üzerinde uçuşmaya başlayan kuşları kışılamadığı için, onlara yer verdiği için, bu düşünceleri barındırdığı için, korkunç bir şekilde düştü. Günah işledi. Ta baştan, “Çek git Şeytan!” demeliydi. Kuşlar yuva yaptıktan sonra kovmak zor oluyor.

    Seks düşüncelerini barındıran, seksin esiri olur. Kumar düşüncelerini barındıran kumarın; içki düşüncelerini barındıran içkinin; keder, hüzün, yenilgi düşünceleri barındıranlar, ‘zavvallı ben’ diye düşünenler de hep olumsuzlukların kölesi oluyorlar. Şeytan’ın bu taktiklerini bilmeyen Hristiyanlar bile, Şeytan’a ta baştan ‘Tanrı’nın Doğruları’ ile direneceğine; Şeytan’ın kendisi hakkındaki söylediklerini kabul ettiği için, yenilgiye uğrar ve ‘yenik bir hayat’ sürdürür.

    Böyle birinin, kimseye yararı yoktur. Kendisini bile düştüğü durumdan kurtarmaya acizdir. Dua etmektedir ama duaları bile duyulmaz gibidir. Bir türlü cevap gelmez. Bir türlü kurtulmaz, kurtulamaz. Deprasyon içerisindedir. Günah olduğunu bilmese, belki de intihar edecektir. Günleri yenilgi, keder, hüzün ve kendi kendine acımayla geçmektedir. Bazen Tanrı’nın varlığından bile şüpheye düşer. Ama bilmediği birşey vardır.

    “Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacaktır” dedi İsa Mesih (Yuhanna 8:32) ayrıca, “Ben size, yılanları ve akrepleri ayak altında ezmek ve düşmanın BÜTÜN GÜCÜNÜ alt etmek için yetki verdim. HİÇBİR ŞEY size zarar vermiyecektir” (Luka 10:19).
    Bunu sen yapacaksın ey Hristiyan! Sen savaşacaksın. Yalvarmanın, yakarmanın yararı yok. İsa, senin içindedir. Bunu yapmak istiyor, ama sen izin vermiyorsun. Kendini güçsüz bir zavvallı zannediyorsun. Ama sen, göklerde, en yüksek yerde, İsa’da oturuyorsun. Tüm güç sendedir. Sana tabii olmayan hiçbir güç yoktur. Kendi kendine acımayı bırak. Çek kılıcını ve savaş. Her yenilginin sebebi, bir ‘Doğru Eksikliği’dir. Seni özgür kılacak olan, ‘Gerçektir’.

    Meselâ: “Tanrı’nın, kendisini sevenlerle, amacı uyarınca çağrılmış olanlarla birlikte HER DURUMDA, iyilik için etkin olduğunu biliriz” (Rom.8:28) Buna inanıyor muyuz? Her durum, ne isterse olsun, ne kadar kötü gözükürse gözüksün; bizler için Tanrı sayesinde, iyilikle sonuçlanacaktır. Bunu bilen imanlı, durumuna nasıl üzülebilir ki? “Herşey iyiliğe dönüşecek” diyor Rab. Durumun iyilikle sonuçlanacak diyor Rab. Tersini söyleyen şeytandandır.

    “Bu nedenle sevgili kardeşlerim, Rab yolunda verdiğiniz emeğin boşa gitmeyeceğini bilerek dayanın, sarsılmayın, Rab’bin işinde HER ZAMAN gayretli olun” (1.Kor.15:58). Bir müjdeci, Rab’bin bir askeri için bu ayet, altınla satın alınamaz değerdedir. Şahsen beni, defalarca elimden tutup, savaş alanında düştüğüm yerden, tazelenmiş ve yep-yeni bir güçle, bir yenilmezlik ateşiyle ve savaşmak üzere yeniden kaldırmıştır. Şeytan’dan gelen düşünceler, bu karanlığın kuşları, “Boşuna uğraşıyorsun” derlerken, Rab’bin bu kelamını hatırladığımda, anında karanlık bulutlar dağılıyor ve galip geldiğimi hissediyorum. Gerçeği bileceksin ve gerçek seni özgür kılacaktır. İşte o, budur. Haleluyah! Biz güçlüyüz. Mesih neyse, biz de O’yuz. Ne akrepcik söker, ne de yılancık. Her zaman galibiz.

    Yenik imanlı kardeşim. Rab ne derse sen O’sun. Sen Yüce olanın çocuğusun. Güçlüsün. Şeytan’ın yalanlarına inandın. Şimdi görevin savaşmaktır. Hiçbir savaşı kaybetmiyeceksin, göreceksin. Rab’be sığın ve savaş. Günah kapıyı çalar çalmaz kov onu. İçeriye davet etme. Ona yer verme. Kuşların yuva yapmalarına müsaade etme. Uçup geçen düşünceler sana ait değildir. Kendini suçlama. Yalnızca barındırdığın düşünceler sana aittir.

    Düşmüşsen kalk, sadece tövbe et ve Rab’be gel. O anda güçlenirsin. Beklemene gerek yok. Çünkü Rab’le, o an, yeniden tek Ruh olursunuz. O anda, Şeytan’ın tüm güçlerinin üzerindesin. Artık onun yalanlarına inanma. Herşey iyi olacak ve iyilikle sonuçlanacak. Şeytan’ın sözlerine değil (onlar ölüm getirir), Rab’bin sözlerine inan (onlar hayat getirir). Adem ve Havva’nın yaptığı hatayı, artık yapma, artık tekrarlama. Doğruyu söyleyen Rab’dir. Şeytan değildir.

    İmanımız, kendimizi bile kurtaramıyorsa; başkalarını nasıl kurtaracağız? Rab hepimizi aydınlatsın.

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.