• Dieses Thema hat 1 Teilnehmer und 0 Antworten.
Ansicht von 1 Beitrag (von insgesamt 1)
  • Autor
    Beiträge
  • #26393
    Anonym
    Inaktiv

    YENİDEN YARATILMALISIN:

    Watchman Nee diye bilinen ve İsa Mesih imanı için çok cefa çekmiş olan ve hatta ömrünün çoğunu hapislerde geçiren Çin’li bir kardeşimiz; ‘içeride’ olmadığı bir zamanda, zengin olan başka bir imanlı kardeşini zaiyarete gider. Adamın yüzlerce dönüm sulak arazisi ve meyve bahçeleri vardır.

    Birgün bu bahçeleri gezmeye çıkarlar. Dönümlerce, bir tür meyve olan ‘formoza’ ağacı ekilmiştir. Ama hepsinin meyvesi küçük ve lezzetsizdir. Watchman Nee tadına bakar ama arkadaşını gücendirmemek için, birşey söylemez. Az sonra bahçenin ortalarına geldiklerinde, sadece birkaç dönümlük bir yerde, çok şahane ve iri meyveleri olan, başka bir tür formoza ağaçları vardır. Watchman Nee bundan da koparır ve yer. Çok lezzetli bulduğundan, artık dayanamayıp arkadaşına, niye hep bu türden ekmediğini ve yüzlerce, hatta binlerce dönümü, o küçük meyveli tatsız ağaçtan ekip, boşuna harcadığını sorar. Arkadaşı ise ona, bahçenin tam ortasındaki görkemli ve bol meyveli bir ağacı gösterir ve der ki: “Bu birkaç dönümlük bahçede gördüğün güzel meyveli tüm ağaçlar, işte orda orta yerde duran ağaçtan aşılanmışlardır. Bunlar da, daha önce gördüğün o küçük ve tatsız meyveli ağaçlardandı. Şimdi ise, bol sulu meyveler veriyorlar. Ve bunlarla da, tüm diğer ağaçlar aşılanacaktır. Böylelikle hepsi, bahçenin ortasındaki ağacın aynisi olacaktır.

    Arkadaşlar, işte bu ‘Yeni Yaratılışın’ öyküsüdür. Hepimiz, Adem ve Havva’nın çocuklarıyız ve hepimiz, bu küçük ve tatsız meyve veren ağaçlar gibiyiz. En iyi işlerimizde, hatta dindarlığımızda bile hayır yoktur. Çatlasak da, patlasak da benliğimizi değiştiremeyiz. Korkunç benciliz. Aslında kendimizden başka hiç kimseyi sevemeyiz. Sadece bizi sevenleri severiz. Ne kadar ibadet etmeye çalışsak, ne kadar dua etsek, yüreğimiz hep ayni kalıyor. Günahlarımızı da, yüreğimizin böyle olmasından dolayı işliyoruz. Yani çare, önce yüreğimizin değişmesi ile olur. Doğamız gereği, ne yapsak, küçük ve tatsız meyveler vereceğiz. Bunlarla da Tanrı’yı memnun etmek imkânsız. Tanrı onları söküp de ateşe (cehenneme) atacağını söylüyor. Dinler, insanoğlunun eseridir ve insanı değiştirme gücüne sahip değildir. Çünkü değişmesi gereken doğamızdır.

    İsa Mesih, işte o bahçenin ortasında duran ve tüm diğerlerine ‘Yeni Bir Doğa’, ‘Yeni Bir Yaşam’ veren ağaçtır. O’nun sayesinde bol ve güzel meyveli, yepyeni bir yaratılışa sahip oluruz. O bize, Kutsal Ruhu’ndan verir ki, biz de O’nun gibi olalım. ‘Yeniden Doğmak’ demek, bedenen doğmak değildir. Ruhen yeniden doğmaktır. Yeniden doğmayan da asla Tanrı egemenliğine giremiyecektir. İsa Mesih’in Ruhu ile, ilk önce Havarileri aşılanmıştı, Havarilerden de binlerce diğerleri, bu binlerden ise milyonlarca diğerleri ve işte böylece, aşılana aşılana bu güne kadar geldi. Aşılayan Kutsal Ruh’tur.

    İncil’de şöyle yazılıdır: “İlk insan Adem, yaşayan ‘Can’ oldu. Son Adem (İsa Mesih) ise, ‘Yaşam Veren Ruh’ oldu. Önce ruhsal olan değil, doğal olan geldi. Ruhsal olan sonra geldi. İlk insan (Adem) yerden, yani topraktandır. İkinci insan (İsa Mesih), göktendir. Topraktan olan insan nasılsa, topraktan olanlar da öyledir (küçük ve tatsız meyve veren ağaçlar gibi). ‘Göksel İnsan’ nasılsa, göksel olanlar da öyledir (Bol ve güzel meyveli ağaçlar gibi). Bizler (İsa’ya iman edenler), topraktan olana nasıl benzediysek, ‘Göksel Olana’ da benzeyeceğiz. Kardeşler, şunu demek istiyorum; et ve kan (Adem’den doğan), Tanrı’nın egemenliğini miras alamaz” (1. Korintliler 15:45-50).

    Ey kurtuluş arayan kardeş, dünyada hiçbir din seni kurtaramaz. Çünkü yapacağın hiçbirşey, hiçbir ibadet, doğanı değiştiremez. Sen, ‘Adem’in Çocuğu’ olduğun müddet, Tanrı’yı memnun etmen imkânsızdır. Sana yeni bir yaşam, bunun için de yeni bir ruh lâzım. Tanrı sana, Kendi gibi olabikmen için, Kendi Ruhu’nu vermek istiyor. O bu yüzden beden aldı ve aramızda yaşadı. Bu yüzden adına İmanuel (Tanrı aramızda) dendi. Yeni bir Ruh’a sahip olmadan, dindarlığınla asla Tanrı’yı etkileyemezsin. Doğanı değiştiremezsin. Çirkefte yuvarlanan domuz ile yuvarlanmama gayreti içerisine giren domuz arasında hiçbir fark yoktur. Çünkü yapmayanın da içi ister, dışı koymaz. Halâ domuzdur. İçi aynidir. Bunu ancak Rab değiştirir. Bu da Mesih’e imanla ve O’nun Ruhu’nu alarak olur.

    Esenlikler Dilerim.
    Sevgi ve Dualarımla.

Ansicht von 1 Beitrag (von insgesamt 1)
  • Du musst angemeldet sein, um auf dieses Thema antworten zu können.