• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26006
    Anonim
    Pasif

    İbrahim ve İsmail

    Size esenlik olsun.

    İbrahim’in adı, önce İbrahim değil, Avram’dı.
    Ama bugünkü paylaşımımızda, Tanrı’nın Avram’ın adını neden İbrahim olarak değiştirdiğini inceleyeceğiz.

    ilk bölümüde, Avram’ın yaptığı, Tanrı’yı hoşnut etmeyen bir şeyi açıklayan üzücü bir öyküye bakacağız.
    Bazı kişiler, Tanrı’nın peygamberlerinin hiç bir zaman günah işlemediklerini düşünürler.

    Ama Tanrı Sözü şunu bildirir: “Hiç ayrım yoktur, çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı.” (Romalılar 3:22, 23)
    “Günah işlemedik dersek, O’nu yalancı durumuna düşürmüş oluruz; O’nun sözü içimizde olmaz.” (1.Yuhanna 1:10)

    Daha önce Adem’in günahının nasıl (genç-yaşlı, erkek-kadın, putperest-peygamber) herkese yayıldığını görmüştük.
    Yalnızca tek bir Kişi Adem’in günahı tarafından lekelenmedi. Bu Kişi, günahkarları kurtarmak için Tanrı’nın yeryüzüne gönderdiği kutsal Kurtarıcıdır.
    İsa Mesih, günah tarafından lekelenmedi, çünkü O, yukardan – Kutsal Olan’ın Tanrı’nın huzurundan geldi.

    Evvelki açıklamalarda, Tanrı’nın nasıl Avram’a, Kurtarıcı’nın çıkacağı büyük bir ulusun babası olacağına dair vaatte bulunduğunu gördük.
    Hem Avram hem de karısı yaşlıydılar ve çocukları yoktu, ancak bu durum, Avram’ın Tanrı’nın sözünden kuşku duymasına neden olmadı.
    Tanrı’nın Avram’a bir soy vereceğine ilişkin vaadinden on yıl sonra Avram’ın Tanrı’nın vaadini yerine getirmesi için O’na “yardım” etmeyi denediğini varkedeceğiz.
    Ama sabırsız davranan Avram’ın bu tutumu pek çok sorunun ortaya çıkmasına neden olmuştur.

    Tanrı’nın vaadini nasıl kendi akıl ve mantıklarıyla çözümlemeye çalıştıklarını inceleyelim.
    O zaman şimdi Avram ve Saray’ın Tanrı’nın vaat ettiği oğula sahip olmak için koşullarını kendi çabaları ile nasıl düzenlediklerini görmek üzere Tevrat’ta ilerlemeye devam edelim.

    ‘’Karısı Saray Avram’a çocuk verememişti. Saray’ın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı. Saray Avram’a, ‘Rab çocuk sahibi olmamı engelledi’ dedi, ‘lütfen cariyem ile yat. Belki bu yoldan bir çocuk sahibi olabilirim.’ Avram Saray’ın sözünü dinledi. Saray Mısırlı cariyesi Hacer’i kocası Avram’a karı olarak verdi. Bu olay, Avram Kenan’da on yıl yaşadıktan sonra oldu. Avram Hacer ile yattı. Hacer hamile kaldı. Hacer hamile olduğunu anlayınca, hanımını küçük görmeye başladı. Saray, Avram’a, ‘bu haksızlık senin yüzünden başıma geldi!’ dedi, ‘Cariyemi koynuna soktum. Hamile olduğunu anlayınca beni küçük görmeye başladı. İkimiz arasında Rab karar versin. Avram, ‘Cariyen senin elinde’ dedi, ‘neyi uygun görürsen yap.’ Böylece Saray cariyesine sert davranmaya başladı. Hacer onun yanından kaçtı.” (Yaratılış 16:1-6)

    Avram ve Saray kendi çözümlerini üretmişlerdi.
    Tanrı’nın vaadini kendi planlarınca işleme sokmuşlardı.
    Gücü kendilerinde aramışlardı. Tanrı’yı algılayamamışlardı.

    Böylece, Avram’ın günahının evinde nasıl acılığa ve çatışmaya neden olduğunu görüyoruz. Kaos ortamı yaratılmıştı.
    Hacer hamile kaldığı zaman Saray onu kıskandı; Hacer kendisine kötü davranan Saray yüzünden üzüldü. Ve bu nedenle Saray’ın yanından kaçtı.

    Sonra Kutsal Yazılar şöyle devam ederler: “RAB’bin meleği Hacer’i çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu. Ona, ‘Saray’ın cariyesi Hacer, nereden gelip nereye gidiyorsun?’ diye sordu. Hacer, ‘Hanımım Saray’dan kaçıyorum’ diye yanıtladı. RAB’bin meleği, ‘Hanımına dön ve ona boyun eğ’ dedi. ‘Senin soyunu öyle çoğaltacağım ki, kimse sayamayacak. ‘İşte hamilesin, bir oğlun olacak, adını İsmail koyacaksın. Çünkü Rab, sıkıntı içindeki yakarışını işitti. Oğlun yaban eşeğine benzer bir adam olacak, o herkese, herkes de ona karşı çıkacak. Kardeşlerinin hepsi ile çekişme içinde yaşayacak.’’ (Yaratılış 16:7-12)

    Böylece, Hacer, Rab’bin meleğinin söylemiş olduğu gibi hanımı Saray’ın yanına döndü.
    “Hacer Avram’a bir erkek çocuk doğurdu. Avram çocuğun adını İsmail koydu. Hacer, İsmail’i doğurduğunda, Avram seksen altı yaşındaydı.” (Yaratılış 16:15,16)

    Böylece, tüm Arapların babası olan İsmail doğdu.
    Daha sonra göreceğimiz gibi, Tanrı İsmail ile ilgilendi ve onun için bir planı vardı, ama İsmail, Tanrı’nın, Avram’a vaat ettiği oğul değildi.
    Tanrı’nın Avram’dan yeni bir ulus yapma konusundaki harika planı değişmemişti.

    Avram’ın acelesi vardı, ama Tanrı’nın yoktu. Bize yavaş hareket ediyor gibi görünse dahi, Tanrı vaat etiğini her zaman yerine getirir.
    Kutsal Yazılar bize, İsmail’in doğumundan sonra Tanrı’nın tam on üç yıl sessiz kaldığını, Avram’a hiçbir söz söylemediğini bildirirler. Ama Tanrı bir gün Avram ile tekrar konuştu.

    On yedinci bölümü okuyalım ve Tanrı’nın Avram’a, sessizlik içinde geçen on üç yıl sonra ne dediğini dinleyelim.
    Şimdi okuyacaklarımız çok harika sözlerdir.

    Kutsal Yazılar şöyle der:
    ‘’Avram doksan dokuz yaşındayken Rab, ona görünerek, ’Ben Her Şeye Gücü Yeten Tanrı’yım’ dedi, ‘benim yolumda yürü, kusursuz ol. Senin ile yaptığım antlaşmayı sürdürecek, soyunu alabildiğine çoğaltacağım.’’ (Yaratılış 17:1-2)

    ‘’Avram yüz üstü yere kapandı. Tanrı, ‘Senin ile yaptığım antlaşma şudur’ dedi, ‘Bir çok ulusun babası olacaksın. Artık adın Avram değil, İbrahim olacak. Çünkü seni bir çok ulusun babası yapacağım. Seni çok verimli kılacağım. Soyundan uluslar doğacak, krallar çıkacak. Antlaşmamı senin ile ve soyun ile kuşaklar boyunca, sonsuza kadar sürdüreceğim. Senin, senden sonra da soyunun Tanrısı olacağım. Bir yabancı olarak yaşadığın toprakları, bütün Kenan ülkesini sonsuza dek mülkünüz olmak üzere sana ve soyuna vereceğim. Onların Tanrısı olacağım.’’ (Yaratılış 17:3-8)

    ‘’Tanrı, İbrahim’e, ‘Sen ve soyun kuşaklar boyu antlaşmama bağlı kalmalısınız’ dedi. ‘Senin ile ve soyun ile yaptığım antlaşmanın koşulu şudur: ‘Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek. Sünnet olmalısınız. Sünnet, aramızdaki antlaşmanın belirtisi olacak. Evinizde doğmuş ya da soyunuzdan olmayan bir yabancıdan satın alınmış köleler dahil sekiz günlük her erkek çocuk sünnet edilecek. Gelecek kuşaklarınız boyunca sürecek bu. Evinizde doğan ya da satın aldığınız her çocuk, kesinlikle sünnet edilecek. Bedeninizdeki bu belirti sonsuza dek sürecek antlaşmamın simgesi olacak. Sünnet edilmemiş her erkek halkının arasından atılacak, çünkü antlaşmamı bozmuş demektir.’’ (Yaratılış 17:9-14)

    ‘’Tanrı, ‘Karın Saray’a gelince, ona artık Saray demeyeceksin’ dedi, ‘Bundan böyle onun adı Sara olacak. Onu kutsayacak ve ondan sana bir oğul vereceğim. Onu kutsayacağım, ulusların anası olacak. Halkların kralları onun soyundan çıkacak. İbrahim yüz üstü yere kapandı ve güldü. İçinden, ‘Yüz yaşında bir adam çocuk sahibi olabilir mi?’ dedi. ‘Doksan yaşındaki Sara doğurabilir mi?’ Sonra Tanrı’ya, ‘Keşke İsmail’i mirasçım kabul etseydin!’ dedi. Tanrı, ‘Hayır. Ama karın Sara sana bir oğul doğuracak, adını İshak koyacaksın’ dedi, ‘Onun ile ve soyu ile antlaşmamı sonsuza dek sürdüreceğim. İsmail’e gelince, seni işittim. Onu kutsayacak, verimli kılacak, soyunu alabildiğince çoğaltacağım. On iki beyin babası olacak. Soyunu büyük bir ulus yapacağım. Ancak antlaşmamı gelecek yıl bu zaman Sara’nın doğuracağı oğlun İshak ile sürdüreceğim.’’ (Yaratılış 17:15-21)

    Avram’ın, karısı Saray’ı öğüdünü nasıl dinlediğini ve onun cariyesi Hacer ile nasıl yattığını gördük.
    Avram’ın yaptığı yanlıştı.
    Avram ve Hacer’e doğan oğul İsmail, Tanrı’nın dünyanın tüm uluslarına bereket getirecek olan yeni bir ulus yaratma planının bir parçası değildi.
    Ama yine de, insanların sadakatsizliği Tanrı’nın sadakatine engel olamaz.
    Böylece, biraz önce okumuş olduğumuz gibi, İbrahim doksan dokuz yaşındayken, Tanrı, ona, çok uzun zaman önce vermiş olduğu vaadi onaylamak için tekrar göründü.

    “Ben Her Şeye Gücü Yeten Tanrı’yım. Bir çok ulusun babası olacaksın. Artık adın Avram değil, İbrahim olacak. Çünkü seni bir çok ulusun babası yapacağım.”

    Tanrı, mükemmel planını uygulayarak, Avram’ın adını İbrahim olarak değiştirdi, İbrahim’in anlamı, “çokların babası”dır.
    Tanrı aynı zamanda Saray’ın adını da Sara olarak değiştirdi.
    Sara, “prenses” anlamına gelir.

    Burada harika bir şey görüyoruz: Söz ettiğimiz kişiler, hiç bir zaman kendi çocuklarına sahip olmamış yaşlı bir çifttir; Avram ve Saray.
    Tanrı şimdi, gerçekleşecek olan olayları duyurmak için onlara yeni isimler veriyor.
    Avram’ın adı, çokların babası, İbrahim, ve Saray’ın adı, prenses anlamına gelen Sara olarak yenilendi.
    Tanrı, İbrahim ve Sara’ya bir oğul ve bu oğuldan bir ulus verecekti. Bu ulustan pek çok krallar ve peygamberler ve en son olarak da dünyanın Kurtarıcısı çıkacaktı!
    Gerçekten de Rab büyüktür ve sonsuza kadar övülmeye layıktır!

    İbrahim’e uzun zaman önce vaat etmiş olduğunu unutmadı.
    Tanrı, İbrahim’in kocamış yaşına rağmen ona bir çocuk vereceği vaadini onayladıktan sonra İbrahim ne yaptı?
    Kutsal Yazılar bu konuda şunu söyler: “İbrahim yüz üstü yere kapandı ve güldü. İçinden, ‘Yüz yaşında bir adam çocuk sahibi olabilir mi?’ dedi.’Doksan yaşındaki Sara doğurabilir mi?” (Yaratılış 17:17)
    İbrahim güldü! Ama gülmesinin nedeni imansızlık değil, duyduğu mutluluktu.

    Böylece, Kutsal Yazılarda şunu okuruz: “İbrahim umutsuz bir durumdayken, bir çok ulusun babası olacağına umutla iman etti. Kendisine söylenen‘Senin soyun yıldızlar kadar çok olacak’ sözüne güvendi ve böylece İbrahim bir çok ulusun babası oldu. Yüz yaşına yaklaşmışken, ölü denebilecek bedenini ve Sara’nın ölü rahmini düşündüğü zaman imanı zayıflamadı. İmansızlık edip Tanrı’nın vaadinden kuşkulanmadı; tersine imanı güçlendi ve Tanrı’yı yüceltti. Tanrı’nın, vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.“ (Romalılar 4:18-21)

    Tanrı, vaadine sadık, ölümden dirilişi sağlayan ve yoktan var etme gücüne sahip olandır.
    Hayal kırıklığıyla boğuşuyor muyuz?
    Tanrı’nın vaadini hatırlayalım. O’nun, vaadini gerçekleştirecek güvenilir biri ve her şeyi yapabilecek güce sahip olduğuna inanalım.

    Her şeye rağmen, İbrahim, hizmetkarı Hacer’in oğluna ne olacağını bilmek istedi. Tanrı onu yanıtladı:
    “İsmail’e gelince, seni işittim. Onu kutsayacak, verimli kılacak, soyunu alabildiğine çoğaltacağım. Soyunu büyük bir ulus yapacağım. Ancak antlaşmamı gelecek yıl bu zaman Sara’nın doğuracağı oğlun İshak ile sürdüreceğim.” (Yaratılış 17:20, 21, 19)

    Böylece Tanrı, İshak’ın soyu aracılığı ile peygamberleri ve sonunda Kurtarıcı’nın Kendisini gönderme amacını onayladı.

    Tanrı gerçekten de sadıktır. Tanrı, vaat ettiğini yapar! O’nun için hiçbir şey zor değildir!
    Kutsal Müjde’den (İncil) alınan şu güzel ayetleri dinleyin:
    “Tanrı’nın zenginliği ne büyük, bilgeliği ve bilgisi ne derindir!
    O’nun yargıları ne denli akıl ermez, yolları ne denli anlaşılmazdır!
    Rab’bin düşüncesini kim bilebildi? Ya da kim O’nun öğütçüsü olabildi?
    Kim Tanrı’ya bir şey verdi ki, karşılığını O’ndan isteyebilsin?
    Her şeyin kaynağı O’dur, her şey O’nun aracılığı ile ve O’nun için var oldu.
    O’na sonsuza dek yücelik olsun! Amin.”
    (Romalılar 11:33-36)

    Kutsal Yazılarda bulunan bu ayetin anlamı üzerinde düşünürken Tanrı sizi bereketlesin:
    “Biz sadık kalmasak da O sadık kalacak. Çünkü kendi özüne aykırı davranamaz.” (2.Timoteos 2:13)

    Sevgiyleeee

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.