• Bu konu 1 izleyen ve 6 yanıt içeriyor.
7 yazı görüntüleniyor - 1 ile 7 arası (toplam 7)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25592
    Anonim
    Pasif

    YAŞAMIN FARKINDA OLMAK

    Yaşadığımız bu sürekli gelişen, globalleşen çağ içinde inanan kişi de oldukça zorlanmaktadır. Her şeyden önemlisi “ben sizde yaşam olması için geldim” diyen İsa’nın sözünü bile ayakları yerde yaşadığı hayat içinde tam olarak algılayamamaktadır.
    Oysa yaşam saniye saniye elimizden kayıp giderken biz yaşamın farkında olmaksızın bazı dini kalıplar içinde “Mesih’te özgür” olduğumuzu düşünerek yaşarız.
    Oysa Tanrı bütün kainatı insana bir lütuf olarak sunduğu gibi, yaşamı da, Tanrı’ya tapınak olacak bu bedendeki yaşamı da, insana hiçbir şeyle karşılaştırılamayacak büyük bir lütuf olarak sunmuştur.
    O zaman hemen yaşamımızı; hem yaşadığımız çevremizi, hem Tanrı’da yaşamamız gereken yaşamımızı, belli bir farkındalık içinde algılamamız gerekmektedir.
    Bunu yapamıyoruz. Kutsal Kitabı bile okurken belli bir stres içinde okuyoruz, dualarımızı bile farkında olmadan sunuyoruz.
    Oysa biraz yaşam trenimizin istasyonlarının kıymetini bilebilsek, ah bilebilsek her şey ne kadar da farklı olacaktır.
    Nasıl duracağız? Ne yapacağız? Nasıl rahatlayacağız?
    Aslında cevap oldukça açık; Tanrı’nın sunduğu yaşam armağanında koşmayı nasıl öğrendikse, Tanrı’nın sunduğu yaşam armağanının değerini anlamak için durmayı da öyle öğreneceğiz.

    (devam edecek-1)

    #30796
    Anonim
    Pasif

    Bir anda bir şey yapmayı öğrenmek

    Koştururken o kadar çok şeyi bir arada yapmaya çalışıyoruz ki, bazen de çaremiz gerçekten olmuyor.
    Çünkü kendimizi öylesine buna alıştırmışız ki, mesela televizyon izlerken yemek yiyoruz; aynı zamanda çocuklarımıza öğüt vermeye, ekonomik durumumuza çözüm bulmaya, hatta misafir ağırlamaya çalışıyoruz.
    Yoruluyoruz, yıpranıyoruz ve sonra stresten mahvoluyoruz ve Tanrı’ya yakarıp bizi kurtarmasını istiyoruz.
    Tanrı’nın sağladığı kurtuluş gönencinde her şeyi bir düzen içinde yapma gerçeği bize öğretilmeye çalışıldığı halde biz düzeni düzensizlikte algılıyoruz.

    Her gün bir on beş dakikanızı bir kere de bir şey yapmaya, yani sadece yürüyüp etrafı içinize sindire sindire izlemeye ne dersiniz?
    Ya da sadece haber dinliyorsak haber dinlemeye, çocuklarımızla ilgileniyorsak sadece onlarla ilgilenmeye, Kutsal Kitap okuyorsak sadece Kutsal Kitap’a zaman ayırmaya ne dersiniz?.
    Yani bir işi rahatsız edilmeden ya da kendimizi parçalara bölmeden yapmaya ne dersiniz?
    Bir doktor randevusuna giderken vitrine bakabiliyor musunuz?
    Biliyorsunuz ki, gecikirseniz randevunuzu kaçırırsınız Neden yaşamı kaçırma konusunda aynı hassasiyeti göstermiyoruz?
    Hadi, bu hafta bunu deneyelim. Pavlus’un mektubun da hatırlattığı gibi “beni kuvvetlendirende her şeyi yapabilirim” sözünü ilke edinelim.
    Evet, eğer yapabilirsek Tanrı ile yapabilirsek neden olmasın. Tanrı’nın sunduğu yaşam armağanını hakkıyla kullanılmaya deymez mi?

    (devam edecek)

    #31114
    Anonim
    Pasif

    Belli bir düzene ayak uydurmak
    İnsan vücudu, yapısı, iç varlığı ancak Tanrı’nın sağladığı düzen içinde sağlık ve esenlik içindedir. Düzenli gıda almak, düzenli dinlenmek, düzenli spor, düzenli çalışmak bütün bunlar insanın ruhu ve bedeninin büyük ölçüde sağlıklı olmasına temel nedendir.
    Bunu birçoğumuz biliyoruz değil mi?
    O zaman neden yaşamın farkındalığını da, yaşadığımızı fark etmeyi de, bir düzen içine koymuyoruz?
    Neden 365 günün çok küçük bölümünde Tanrı’nın yaşam armağanının o muhteşem sunularını çok kısa olarak hissediyoruz da büyük bir bölümünde hep stresi, koşturmayı, acı ve üzüntüleri, yükleri hissediyoruz, algılıyoruz, yaşıyoruz.
    Elbette her durumun kendince bir açıklaması, bir özrü vardır. Ama sakın ha bütün bunların nedeni “RAB’de daima sevinin” sözlerini pek de kale almadığımızdan olmasın?
    Ya yaşam armağanını anlayamamanın, hissedememenin temelinde kendi sorumluluğumuz varsa? Ne yazık ki bir çok zaman gerçekten de bunun en büyük sorumlusu biz oluyoruz.
    O zaman ne yapacağız?
    O zaman yaşamın dakikalarına, tablolarına bütün dikkatimizi vermeye gayret edeceğiz. Yaşamın o sürekli akıp giden anlarına sahip olduğumuz en büyük Tanrısal lütuf armağanı olarak Tanrı’nın Ruh’unu ve kurtarışındaki sevinci hatırlayarak sarılacağız.
    Her anı hissederek yaşamaya gayret edeceğiz.
    Bakın vücudunuz nasıl da esenlik içinde ve sessizce bir düzene köle olma acısıyla değil ama büyük bir rahatlık içinde işliyor.
    O zaman biz de yaşamı algılayarak yaşamamız gereken yaşam düzenini kendimize bir düzen edineceğiz. Neden Tanrı’nın sunusu 365 günü hep yük olarak algılayalım, neden 365 günlük lütuf armağanını 365 hediye paketi olarak değerlendirip açmayalım.
    Elbette Polyanacılık oynayacak değiliz.
    Elbette sorunlarımız olacak, elbette bazı şeyler hiç bitip tükenmeyecek.
    Fakat her ne olursa olsun yaşam bize verilen çok değerli bir sunu, bir armağansa neden bu armağanı yerli yerinde ve tadında kullanmayalım?.
    Neden Tanrı’nın sunusu 365 gün kendi yükleri ile gelirken, bizim için hep yük olarak değerlendirilmesi yerine Tanrı’nın “bol yaşam” armağanı çerçevesinde algılanmasın..
    O zaman on beş dakika ile başlayacağımız bu farkındalık denemesine, bir de sürekli ve bir düzen içinde bunu uygulamayı eklersek bazı şeylerin değişeceği kesin değil midir?
    Bir denemeye ne dersiniz?
    (devam edecek).

    #31182
    Anonim
    Pasif

    Bir anda bir şey yapmayı öğrenmek ve belli bir düzene ayak uydurmak gerçekten de kolay olmayan yaşam adımlarıdır.
    Çünkü Tanrı’nın yarattığı her an, yarattığı her yaşam gerçekten çok önemlidir.
    Bu nedenle anı Mesih’le yaşamak için her şeyden önce bir anın kıymetini bilerek o kıymetin farkındalığın da yaşamak ve yaşamı belli bir düzen içinde değerlendirmek yaşamın zenginliğini algılamak anlamına gelmektedir.
    Bu iki maddede ilerlemek, bu iki maddede Tanrı’nın lütfu olarak bize sunulmuş ve Mesih’te anlam kazanmış yaşam armağanımızın farkındalığına biraz daha biraz daha yaklaşmak anlamındadır.
    Fakat bu iki maddeyi yaşamımıza tam olarak almamız ve yaşam prensibimiz yapmamız hiç de kolay değildir.
    Dua hayatımız gibi Kutsal Ruh’un teşviki olduğu halde nasıl dua hayatımız belli bir disiplin gerektiriyorsa, Mesih’te edindiğimiz “bol yaşamın” farkındalığı içinde her şeyden önce belli bir disiplin önem kazanmaktadır.
    O zaman bu iki adımın pekişmesi yani tek bir anda tek bir şey yapmak ve belli bir düzene ayak uydurmak ancak belli tekrarlar ve yaşam disiplinimizi belli aralıklarla düzenli olarak gözden geçirmekle mümkündür.

    #31183
    Anonim
    Pasif

    Tekrarlamak ve tekrar ve tekrar gözden geçirmek:
    Yaşam gerçekten tek düze değildir.
    Yaşamın farklı boyutları vardır.
    Bu boyutların bir çok açıdan ele alınması ve gözlenmesi gerekmektedir.
    Bu nedenle özellikle Tanrı’nın yaşamını yaşarken her şeyden önce nasıl İsa’nın yaşamını her gün irdeliyor ve öğreniyor, öğreniyorsak Mesih’te yaşadığımız yaşamda kendi yaşamımızı da irdelememiz ve her gün öğrendiklerimizi, yaşamımızın farklı farklı açılımlarını hep gözden geçirmemiz gerekmektedir.
    Ne kadarını gerçekten Tanrı Sözünden öğrendiğimiz gerçeklere uygun yaşıyoruz, ne kadarı gerçekten Tanrı Sözü ötesinde Tanrı’nın genel vahyi olan doğal yaşamın alanında neresi Tanrı’nın özel vahyi içinde.
    Bütün bunları değerlendirmemiz hep yaşadığımızın hem de dolu bir yaşam Tanrı ile ve Kutsal Ruh’u ile dolu bir yaşam yaşadığımızın farkında olmamızla alakalıdır.

    Örneğin Tanrı’da Kutsal Yazılardan öğrendiğiniz bir davranışı, bir Tanrısal yaşam adımını ancak tekrarladıkça yaşamınıza almanız mümkün olacaktır.
    Bunu yalnızca bir sevapmış gibi motomont tekrar etmek değildir amaç. Çünkü oradaki amaç İsa’nın sözünde olduğu gibi sizin “bol yaşam” yaşamanız içindir.
    O zaman bu noktada orada söylenilen, öğretilen bir adımı yaşamınıza alıp her gün uygulama için adım atmanız sizi yaşamın bambaşka boyutlarına doğru götürmeye başlayacaktır.
    Hatta uygulamada başarısız bile olsanız bir adım daha atmanız, bir kez daha denemeniz bile yine de sizi dününüzden farklı kılacaktır.

    Özellik “düşünceniziniz yenilenmesiyle yenilenmeniz” için bazen okuduklarınızı sözel olarak yinelemeniz, bir kez daha yinelemeniz bile çok önemlidir.
    Çünkü “göklerdeki Babamız” duasını İsa bize bir model dua olarak sunmuş ve kilise asırlarca bu duayı tekrarlayıp durmuştur.
    Manasını kavrayarak sürekli tekrar edenler aslında sıradan yaşamlardan kendilerini farklı ufuklara götürebilecek bir takım adımlar atmışlar.
    Kendi yaşamlarında “Göklerdeki Babanın” yani “Her şeye kadir Olan Tanrı’nın” o muhteşem elini görmüşler ve O’nun egemenliğini hep yaşamlarına çağırmışlardır.
    Bu da onların yaşamlarında insan sınırlarının çok ötesinde Tanrısal görkemin, gücün işlediğinin farkındalığını görmelerini sağlamış ve yaşama bakış açıları, kısacası her şeyleri değişmeye başlamıştır.
    Onlar bir çok sıradan insan gibi sınırlı insan gücü ile yetinmemekte yada bir kenara sinip kalmamaktadırlar.
    Onlar sözlerle ifade edilmez bir görkemin içinde kendilerini emin hissederek yaşamı kucaklamaktadırlar.

    Bütün bu tarz tekrarlar ve prensipleri içinize alırken adımlarınızı yeniden yeniden gözden geçirmek sizi hep Tanrı’nın size sunduğu kurtuluş yaşamında sizi daha çok Mesih’e benzeyişe götürecektir.

    #31212
    Anonim
    Pasif

    Yaşam öğrencisi olmak:

    İsa “yol, gerçek ve yaşam Ben’im” sözleriyle yaşamın öğrencisi olarak bedendeki yaşamında Tanrısal yaşamı izleyecek olan kendisini izleyecek olan öğrencilerine yaşamı çalışmaya teşvik etmişti.
    İsa kendisini bir çok yönden ifade etti.

    Bugün bize “ne yaptığımızı, işimizin ne olduğunu” sorduklarında genelde kendimizi hep tek bir konu ile ifadelendiririz.
    Örneğin; “ben öğretmenim” “öğrenciyim” “anneyim” gibi sözler kullanırız.
    Aslında bizler yalnızca “ev hanımı” yada “öğrenci” tanımı içinde sınırlanmış insanlar değiliz.
    Ama ne yazık ki, hep öyle gördüğümüz için kendimizi bu takılar altında sınırlar kalırız.
    Oysa bir annenin ne kadar da çok yaşam yönü vardır.
    Bir anne iyi bir Kutsal Kitap öğretmeni de olmuş olabilir, yada şiiri çok seven biri, resim yeteneği olan biri, iyi bir arkadaş, iyi bir sırdaş, iyi bir eş, iyi bir evlat ve daha nice yönleri vardır o kişinin.
    Oysa yaşamın farkındalığından çok uzakta bir “anne” kendisini “anne” takısı altına sıkıştırmıştır.

    Oysa gerçekte Tanrı nasıl “Ben Ben Olanım” diyorsa, yarattığı ve Mesih’inde yeni kimlik verdiği bize da aslında “sen Ben’de sen olansın” demektedir.
    Yani bütün boyutları ile bütün ufuklarıyla birlikte “sen”. Düşünen, fikirleri olan, duyguları olan, zevkleri olan, bir çok yetenekleri olan “sen”. O zaman “ne yapıyorsunuz?” sorusuna aslında verilecek cevap bir anlamda “Tanrı’nın lütfu ile ben olan ben, ben olmaya devam ediyorum” şeklinde bir cevaptır.
    Tabi insan kardeşlerimize elbette böyle bir cevap verecek değiliz.
    Ama burada söylenmek istenilen kendinizi Tanrı’nın o muhteşem görkeminin evlatları olarak tek yönde görmeden kendinizi hissetmeniz, algılamanız ve tanımanız amaçlıdır.

    Siz Tanrı’nın yarattıkları olarak zaten O’nun benzeyişinde çok özel yaratıklarsınız bir de Mesih’in de sağlanan kurtarılışla daha da O’nun benzeyişine dönüştürülmüş durumdasınız.
    O zaman nasıl olurda O’nun sağladığı o muhteşem armağan olan yaşam armağanını belli bir farkındalık içinde olmadan bozuk para gibi harcayabilirsiniz.
    Yaşam diri Olanın sizde olmasını istediği bir diriliktir. Bu diriliği O’nda yaşamak ve her anını hissetmek ve her anından zevk almak ve her anının O’nu yüceltircesine yaşamak gerçeği bulmaktır.
    Gerçeği bulmaksa “ruhta ve gerçekte” Tanrı’ya tapınırken O’nda özgürleşmek demektir.

    #31213
    Anonim
    Pasif

    Yaşam iyi mi?:

    O zaman şu soruyu kendimize sormamız gerekiyor. Bütün bunların ışığında yaşam iyi mi?
    Evet, bu soruyu size soruyorum yaşam iyi mi?
    Yaşamınızın bir amacı var mı?
    İnanan bir kişi olarak hiç kuşkusuz şu cevabı vereceğiz; “Yaradılışımızın amacı Tanrı’yı yüceltmek ve O’ndan sonsuza kadar zevk almaktır”.
    Evet, bu doğrudur tabi ama siz gerçekten yaşamı iyi buluyor musunuz?
    Gerçekten yaşamı anlamlı buluyor musunuz?
    Eğer anlamlı buluyor ve yaşamın amacı olduğuna inanıyorsanız o zaman neden her anını değerlendirmeyi denemiyorsunuz?

    Yaşam gerçekten Tanrı’nın görkeminde görkem içinde görkemdir. Görmesini bilene.
    İnsan öldürmek en büyük suçtur. Ya zamanı öldürmek. Birisi fiziksel cinayetse diğeri ruhsal cinayettir.
    İnsan Tanrı’da zevk almak için yaratılmıştır. Aden bahçesi “zevk” bahçesidir.
    Bu nedenle insan olarak bize düşen bizde olan Mesih’te ve Tanrı’nın Kutsal Ruh’unda Tanrı’yı yüceltmek ve O’ndan sonsuza kadar zevk almaktır.
    Yani kısacası esas yaratılmış olduğumuz ana Mesih’in kurtarış lütfunda yeniden dönmektir.

    Yaşamın farkındalığı ile her saniyenin değerini algılayarak ve yaşadığımız anları tek yönü ile değil bütün yönleri ile kucaklayarak hem de “Her Şeye Kadir Olanın” her şeyin tek egemeni olduğunun bilincinde. Ve o egemenliğin uçsuz bucaksızlığı içinde yaşamın uçsuz bucaksız renkleri ve yönleri olduğunu bilerek.

    Hayatı şimdi Tanrı’da yeniden kucaklamaya, yeniden keşfetmeye ve İsa’nın vaat ettiği ve bize lütuf olarak sunduğu “bol yaşamı” yeniden ve her yönüyle ve çok yönüyle gönenmeye ne dersiniz?

    O zaman “bir anda bütün dikkatinizi tek bir şey yapmaya verin” “bu dikkatimizi belli bir düzen içinde yaşamımıza alalım, belki günde bir on beş dakika ile hayatı, hayatımızı yeniden gözlemlemeyle adım atalım” “sonra bütün bu algıları Tanrısal yaşam adımlarımızı belki de sözel olarak tekrarlayarak yaşamımıza yaşam prensibi olarak işleyelim” ve sonra “Tanrı’nın öğrencisi olmamız gerektiği gibi O’nun bize lütfettiği yaşamında öğrencisi olmayı arzulayalım” ve “yaşamın Tanrı’yı yüceltmek ve O’ndan zevk almak için olduğu bilincini irdeleyelim” unutmayalım ki Tanrı her şeyi yarattı ve iyi olduğunu gördü.
    İyi olan o muhteşem Tanrı’ya yücelik olsun.

    SEVGİDE KALINIZ. ( SON )

7 yazı görüntüleniyor - 1 ile 7 arası (toplam 7)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.