• This topic has 1 izleyen and 1 yanıt.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #27286
    Anonim
    Pasif

    Tarsus’lu Pavlus




    ‘Yol alıp Şam’a yaklaştığı sırada, birdenbire gökten gelen bir ışık çevresini aydınlattı. Yere yıkılan Saul, bir sesin kendisine, “Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?” dediğini işitti.

    Saul, “Ey Efendim, sen kimsin?” dedi. “Ben senin zulmettiğin İsa’yım” diye yanıt geldi (Elç.9:3-5).

    Dilimizde ” kraldan çok kralcı olmak ” gibi bir deyim vardır. Bazen bazılarımız inançlarımızı yaşarken kendimizi sanki tanrıymış gibi hissetmeye başlar ve radikal bir biçimde çevremizdekileri aşağılamaya, kırmaya, onlara karşı cephe oluşturmaya başlarız. İşta Pavlus, Mesih İsa’yla karşılaşmadan önce böyle bir küstahlıkla davranıyordu. Merhamet Tanrısı’na iman ettiğini söylüyordu ama kendisi merhametsizdi.

    Küfreden, zulmeden, küstah bir kişi olarak Tanrı’nın merhametinden habersiz, ama kendine göre Tanrı’ya en sadık kişi olduğunu iddia ede ede yaşamını sürdüren Pavlus, bir gün gerçekle karşılaştığında hayatının bütün akışı anında değişime uğramıştı……….Kabul etmesini sağlayan da Tanrı’nın lütfu, merhameti ve kurtarışıdır. Ruhsal körlüğü ancak Mesih’in şifa veren varlığının dokunuşu ile giderilmiş, görmeyen gönül gözleri görmeye başlamıştır.

    Pavlus’un küfrü, zalimliği ve küstahlığı aslında diğer birçok dindar Yahudi gibi bilgisizliğinden kaynaklanmaktaydı. Kendi düşüncesine göre hristiyanları ortadan kaldırmak Tanrı’ya hizmet , bir ibadetti.İyi yaptığını zannederken günah batağına daha çok saplanıyordu. Çünkü yozluktan sağırlaşmış, gönül gözleri kör olmuştu. Bu nedenle adeta imanlı imansızlar diyebileceğimiz yeni bir kavrama öncülük etmekteydi. Mesih İsa’nın karşısına çıkması bir Ferisi’nin gerçekten yıkılmasına neden olmuştu.

    Bugün farklı inançlara mensup birçok kişinin kendi inandıkları inançtan bile öne geçen yoz bir imana sahip olduklarını görüyoruz. Bu yozluk onları inandıkları inançların içinde adeta ilah yapmaktadır.Bu kişilerin çoğu gerçek Tanrı ile karşılaştıklarında kendi hallerine şaşıp kalacaklardır. Zaten Pavlus’un başına gelen de budur. Pavlus’un Mesih İsa’ya iman etmesi onu oldukça farklı kılmıştır. Pavlus’un elçiliği her şeyden önce Mesih İsa’nın doğrudan vahyine mazhar olmasından kaynaklanmaktadır.Birçoklarına nasip olmayan bir gerçek Pavlus’a nasip olmuştur. Bu nedenle Pavlus’un sözleri sosyal yaşamda karşılaştığımız eşimizin, dostumuzun , yazarlarımızın sözleri gibi algılanamaz. Tanrı merhametini en iyi hisseden, en iyi algılayan kişilerden biri olarak kendi durumunu bir aynada görür gibi görmekte ve değerlendirmektedir.Onun bu tanıklığı yüzlerce yıldır bütün insanlar için muhteşem bir yaşam tanıklığı olmaktadır.i


    #36024
    Anonim
    Pasif

    Tarsus’lu Pavlus
    (Turgay Uçal)




    ‘Yol alıp Şam’a yaklaştığı sırada, birdenbire gökten gelen bir ışık çevresini aydınlattı. Yere yıkılan Saul, bir sesin kendisine, “Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?” dediğini işitti.

    Saul, “Ey Efendim, sen kimsin?” dedi. “Ben senin zulmettiğin İsa’yım” diye yanıt geldi (Elç.9:3-5).

    Dilimizde ” kraldan çok kralcı olmak ” gibi bir deyim vardır. Bazen bazılarımız inançlarımızı yaşarken kendimizi sanki tanrıymış gibi hissetmeye başlar ve radikal bir biçimde çevremizdekileri aşağılamaya, kırmaya, onlara karşı cephe oluşturmaya başlarız. İşta Pavlus, Mesih İsa’yla karşılaşmadan önce böyle bir küstahlıkla davranıyordu. Merhamet Tanrısı’na iman ettiğini söylüyordu ama kendisi merhametsizdi.

    Küfreden, zulmeden, küstah bir kişi olarak Tanrı’nın merhametinden habersiz, ama kendine göre Tanrı’ya en sadık kişi olduğunu iddia ede ede yaşamını sürdüren Pavlus, bir gün gerçekle karşılaştığında hayatının bütün akışı anında değişime uğramıştı……….Kabul etmesini sağlayan da Tanrı’nın lütfu, merhameti ve kurtarışıdır. Ruhsal körlüğü ancak Mesih’in şifa veren varlığının dokunuşu ile giderilmiş, görmeyen gönül gözleri görmeye başlamıştır.

    Pavlus’un küfrü, zalimliği ve küstahlığı aslında diğer birçok dindar Yahudi gibi bilgisizliğinden kaynaklanmaktaydı. Kendi düşüncesine göre hristiyanları ortadan kaldırmak Tanrı’ya hizmet , bir ibadetti.İyi yaptığını zannederken günah batağına daha çok saplanıyordu. Çünkü yozluktan sağırlaşmış, gönül gözleri kör olmuştu. Bu nedenle adeta imanlı imansızlar diyebileceğimiz yeni bir kavrama öncülük etmekteydi. Mesih İsa’nın karşısına çıkması bir Ferisi’nin gerçekten yıkılmasına neden olmuştu.

    Bugün farklı inançlara mensup birçok kişinin kendi inandıkları inançtan bile öne geçen yoz bir imana sahip olduklarını görüyoruz. Bu yozluk onları inandıkları inançların içinde adeta ilah yapmaktadır.Bu kişilerin çoğu gerçek Tanrı ile karşılaştıklarında kendi hallerine şaşıp kalacaklardır. Zaten Pavlus’un başına gelen de budur. Pavlus’un Mesih İsa’ya iman etmesi onu oldukça farklı kılmıştır. Pavlus’un elçiliği her şeyden önce Mesih İsa’nın doğrudan vahyine mazhar olmasından kaynaklanmaktadır.Birçoklarına nasip olmayan bir gerçek Pavlus’a nasip olmuştur. Bu nedenle Pavlus’un sözleri sosyal yaşamda karşılaştığımız eşimizin, dostumuzun , yazarlarımızın sözleri gibi algılanamaz. Tanrı merhametini en iyi hisseden, en iyi algılayan kişilerden biri olarak kendi durumunu bir aynada görür gibi görmekte ve değerlendirmektedir.Onun bu tanıklığı yüzlerce yıldır bütün insanlar için muhteşem bir yaşam tanıklığı olmaktadır.i

    [/quote]

2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.