• Bu konu 1 izleyen ve 3 yanıt içeriyor.
4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25540
    Anonim
    Pasif

    Yazar ( W. BUSCH )



    Hepimiz diğer insanların sinirlerimize dokunduğunu düşünürüz, öyle değil mi ? Bu, günlük yaşamın bir parçasıdır.Bir insanın bizi rahatsız etmediği gün çok az bulunur. Ancak bu, diğer insanlar için de aynıdır; biz de onların sinirine dokunuruz. Herkes herkesi sıkabilir. Ama eşim beni asla rahatsız etmez. Ama beni gerçekten rahatsız edenler vardır.Sizin için de aynı değil mi? Şüphesiz öyledir. Diğerlerine bu bakış şekli ailelerimizde, komşularımızda,işimizde ve sanayimizde ve hatta kilisemizde sürüp giden sürtüşmenin temel nedenidir. Bütün dünya ” sinirime dokunuyorsun ” sendromundan çekmektedir.

    Pek çok insan ” eğer etrafımda şu ve şu olmasaydı yaşamdan zevk alırdım ” der. Dolayısıyla bizler, şu soruya çok fazla zaman harcarız: ” insanların sinirimize dokunmasını nasıl engelleriz ? “

    Bu, gerçekten çok büyük bir derdin bir kısmını oluşturur. Bu, öksüren birinin püskürttüğü bir parça gibidir. Ciddi bir akciğer enfeksiyonu geçiriyor olabilir. O zaman öksürük püskürtüsü iyi olmayacaktır. Bu durumda gereksinmesi olan şey, iyi kontrol ve tedaviden geçmektir. Birbirimizin sinirlerine dokunmamız dünyanın çektiği çok ciddi hastalığın belirtisidir. Bundan daha derin bir neden ise, örneğin komşumuzun sevimsiz karakteridir.

    Gerçek neden, bütün dünyayı etkileyen bir hastalıktır.

    İçinde Yaşadığımız Dünya

    Ben, dünya görüşümü Kutsal Kitap’a borçluyum. Benim düşünceme göre Kutsal Kitap’ın yaklaşımı, yegane geçerli olandır. Felsefelerin çoğu, 20 yıl içerisinde güncelliğini kaybeder.

    Kutsal Kitap der ki, ” Tanrı dünyayı mükemmel olarak yaratmıştır.” Adem Havva’nın, Havva ise Adem’in sinirine dokunmuyordu. Aralarında mükemmel bir uyum vardı, aynı uyum insan ile Tanrı arasında da vardı. İlişkilerinde en küçük bir sapma bile yoktu.

    Fakat Kutsal Kitap’a göre insanın tarihçesinin başlangıcında bir felaket olmuştu: Düşüş. İnsan denemeye alınmıştı. belirli bir ağacın meyvesini yememesi gerekiyordu. Tanrı bunu yasaklamıştı. Fakat o kadar cazipti ki insan dayanamadı ve itaat etmemeye karar verdi ve Adem yasak meyveyi yedi. Bunun sonucu olarak büyük bir çatlak oluştu.



    #30573
    Anonim
    Pasif

    Tanrı ile ilişki bozuldu. Tanrı insanı cennetten kovdu ve cennetin kapısına nöbetçi olarak iki melek koydu. tanrı ile ayrılığımız ta o zamandan başlar. O zamandan beri biz Tanrıyı rahatsız ederiz o da bizi rahatsız eder.Bunu göstermek için sadece insanlara tanrı hakkında konuş.Hemen tepki gösterirler ” ya, kes şunu. Tanrı’nın var olup olmadığı bile belli değil ki ” derler. Tanrı ile aramızda çok büyük bir körfez bulunmaktadır.

    Diğer yandan insanların ilişkileri bozuldu.Adem’le Havva’nın çocukları birbirlerini çekemiyorlardı.İki erkek kardeş vardı. Bildiğimiz gibi ilişkileri hep gergindi. Bu iki kardeşKabil ile Habil birbirlerinden çok farklıydılar. Bir gün çiftçi olan Kabil tarlasını çapalarken kardeşi Habil’i gördü ” umarım buraya gelmez, onu görmeye dayanamıyorum ” diye düşündü. Ama Habil onun yanına geldi ve birkaç söz söyledi. Bunun üzerine Kabil çapası ile Habil’in nefret ettiği yüzüne vurmaya başladı ve Habil ölü olarak yere düşünceye kadar vurmaya devam etti.

    Bizler uygar insanlarız; birbirimizi çapayla öldürmeyiz.Ancak gazeteleri okursanız bu gibi şeylerin halen olduğunu görürsünüz.Nazi savaş suçlularının davalarını düşündüğümde kendime şunu söylemeden edemem ” bunlar Kabi ile aynı aklı taşıyorlardı;kendi cinslerine karşı nefret doluydular”. Bu nefretle yüz binlerce erkek, kadın ve çocuğu öldürdüler.

    Biz insanları hiç kimse görmezse hiçbir şey olmamış gibi düşünürüz.Kaç tanemiz böyle hiç kimse görmedi diye günah işlemişizdir ?

    Kabil üzülmüştü. Bir ses duydu ” Kabil ” kim olabilirdi ki ? >Ses tekrar etti ” Kabil “. İçine buz gibi bir korku doldu.Kendisine seslenenin Tanrı olduğunu anladı.Tanrı, hep oradaydı.Tanrı, her şeye şahit oldu ama tek bir kelime etmedi. ” Kabil ” diye tekrar ses geldi.Kardeşin Habil nerede ? Kabil savunma yapmak için cevap verdi. ” Ben kardeşimin dadısı değilim, hiç kimse ona göz kulak olmamı söylemedi. tanrı cevap verdi. Kabil kardeşin Habil’in kanı topraktan aban sesleniyor.”

    Bu öykü Düşüş döneminde ortaya çıkan büyük çatlağın mükemmel bir örneğidir. Bazı şeyler bozuk olduğu için insan ilişkileri artık aynı değildir.Tanrı Kabil’in canını sıkm ıştır sizlerin de bazılarının canını sıkmaktadır. Sorun şudur, bizler arkadaşlarımızdan vazgeçemeyiz, tabi ki Tanrı’dan da vazgeçemeyiz. Bu yaşadığımız dünyadır. ( W. BUSCH )

    Söz, Mesih’ti; O, Hak’tı.
    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !
    Dünyayı kazansan neye yarar ? isasiyahbeyaz

    #30635
    Anonim
    Pasif

    Bir aileyi davet ettiğinizi düşünün ve daha sonra onların 17 yaşındaki oğlu gelmiş olsun. Tamamen gevşek, kot takım giymiş ve saçlarını son moda yaptırmıştır. Baba, bilinçli, iyi davranışlı bir kamu görevlisi, kızar ve patlar,” şuna bak, baksan şuna ” oğlunun gereksiz görünüşü babayı kızdırmış ve kanını kaynatmıştır. Ya da olayı, Hristiyan olan annenin yasal olmaya eğilimli olması olarak alın. Kızı, ruj sürme cesareti gösterir ve anne ise ” bu kız sinirlerimi ne kadar yerinden oynatıyor ! ” der. Aynı zamanda kızı, ” Annem, benim sinirlerimi oynatıyor ! ” diye düşünür.

    Peki bu, her yerde aynı değil mi ?

    Birgün kendisine boşanmanın günah olduğunu açıklamaya çalışştığım ve boşanma davası görülen bir adam üstüme atladı ve dedi ki, ” pastör Busch, kes şunu, karımın sabun yeme şekli benim sabrımı kaybetmeme neden olmuştur.”

    Bunu tuhaf buluyor musunuz ? Ben, bulmuyorum. Bu, beni sadece dehşete düşürüyor. Bunların küçük, önemsiz şeyler olduğunu düşünüyor musunuz ? Hayır, değiller. Bütün bunlar, Tanrı’dan uzak erkekler ve kadınlarolarak yaşadığımız bu hasta, düşük, isyankar dünyanın belirtileridir.

    Kızdırmak, zaman içerisinde bazı çok ciddi şekillerde olaşabilir. Bütün sinir gerginliği koşullarında,bizlerin cesaretli, güler yüzlü ve çalışkan olmamız beklenmektedir. Ayağımıza bir şey düştüğü zaman ; biraz canımız yanar. Ama diğer insanlar, devamlı sinirlerimizi bozarsa; bu dayanılmaz olur.

    Söz, Mesih’ti; O, Hak’tı.
    Lütuf, İsa Mesih’i sevenler ölümsüz sevgiyle !
    Dünyayı kazansan neye yarar ? hisusa :elsalla: :elsalla: :elsalla:

    #31118
    Anonim
    Pasif

    Tanrı, müdahale eder !

    Bütün sinir gerginliği ve karşılıklı incitme içerisinde; tanrı, büyük yardımseverliği ile müdahale eder. Dünyanın acı durumu, Tanrı’yı değiştirmez. Evet, O her işe karışır. Bunu, harikulede bir şekilde yapar. Bu, Kutsal Kitap’ın bir mesajıdır. Bu, nefes aldıran bir mesajdır. Tanrı, kendisini bizden ayıran duvarı yıkmış ve bizlere Oğlu İsa niteliğinde gelmiştir. Bugün erkekler ve kadınlar, Kutsal Kitap’ın mesajını reddediyorlar; çünkü O’nu ilgisiz buluyorlar. Bu davranış, sadece bizim soyumuzun körlüğünü gösterir. İsa’yı reddetmekle son umutlarını da boşa atmış oluyorlar.

    Bizim gibi insanlara ne mutlu ki; Tanrı, kendisini bizden ayıran duvarı yıkmıştır. Bizim gibi insanlara ne mutlu ki; İsa, yaşantımızda köklü değişiklikler yapmak için gelmiştir.

    Bütün mükemmellikler, İsa’nın şahsında bir araya gelmiştir. O’nunla Tanrı’nın arası asla açılmamıştır. O, Tanrı’nın Oğlu’dur.İsa, Tanrı’nın Oğlu’dur, tek olandır. Bizim zavallı kayıp sapmış dünyamıza gelmiş olan olağanüstü kişidir.

    İsa ile Tanrı’nın arası hiçbir zaman açılmamıştır. Hiç kimse, hatta Yahuda bile O’nun sinirlerini bozmamış ki; Yahuda, O’na ihanet etmişti. İsa ise Yahuda’yı sonuna kadar sevmiş. İsa’yı şu noktadan görebiliriz: Sinirleri, başkaları tarafından hiç bozulmamış yegane insan. İsa’nın davranış ve tutumlarını, en iyi şekilde, çarmıha gerilişinin arifesindeki son akşam yemeğinde ve çarmıhta gözlemlemek ya da görmek, anlamak daha da olasıdır.

    isasiyahbeyaz Dünyayı kazansan neye yarar ?
    İnsan, canına karşılık ne verebilir ?

    Rab’bin sevgisi ve ışığının sarmalında kalınız.rabbe hamdolsun :) :) :)

4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.