• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #23838
    Evangelist
    Anahtar yönetici

    Büyük Oruç tövbe dönemi sona erdi. Orucun, inanç ziyaretlerinin, dua gibi ruhani alıştırmaların yanı sıra hayır işleriyle kilise takviminin en kutsal haftasını karşılamaya hazırlandık.

    Kutsal Hafta, Lazarus’un dirilişi anısı ile başladı. Mesih, dört gün önce ölen dostu Lazarus’u “Diriliş ve Yaşam Ben’im. Bana iman eden kişi ölse de yaşayacaktır” (Yuhanna 11:25) sözü ile diriltti. Bugün, Kutsal Hafta’nın ikinci gününde Mesih’in Kutsal Kent’e girişini anımsıyoruz. Okunan İncil bölümleri Allah’ın Oğlu’nun Kudüs’e girişinin ayrıntılarını aktarmaktadır. Beytlehem’deki sıradan bir ahırda doğan Mesih, bu dünyada çok basit bir hayat yaşadı ve alçak gönüllülüğünü sürdürerek bir sıpa üzerinde Kudüs’e girdi.

    Rabb’in bu alçak gönüllülüğü bazılarına anlaşılmaz olabilir. Fakat Mesih İsa’nın, atlarının üzerinde gururla dolaşan imparatorlardan ve komutanlardan çok farklı bir kişiliğe sahip olduğunu anlayabilirsek, o zaman bu ve benzeri düşünceler ortadan kalkar. Tüm imparatorların zaferleri tarihe geçti, ama kendileri öldüler ve toprak oldular. Bu gibi büyük liderler ellerindeki güç sayesinde her şeyi yapabileceklerini ve kudretlerini her yerde gösterebileceklerini sanırlardı. Özellikle zayıf insanları ezerlerdi.

    Oysa Mesih’in alçakgönüllülükle Kudüs’e girişinin bir anlamı var. Mesih özgür iradesiyle ölmeye gelmişti. Ölümüyle, günah nedeniyle düşmüş olan insanı yenileyecekti. Ölümüyle evrende bir daha tekrarlanamayacak Kutsal Kurban (Surp Badarak) olacaktı. Mesih ne şekilde öldürüleceğini bilmesine rağmen, Yunus Peygamber gibi Allah’ın iradesinden kaçmadı. Tam aksine, emin adımlarla Kutsal Kent’e doğru yöneldi. Halkın kent girişinde ellerinde zeytin dallarıyla, yaşlı, genç, çoluk çocuk kendisini karşılamaya gelmesi O’nun tüm bu insanlar için hüzünlenmesine engel olamadı.

    Mesih, Baba’nın iradesiyle günahlı insanı kurtarmak için geldi ve bunu içindeki sonsuz sevgi ve hizmet aşkından dolayı yaptı. Mesih “hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye ve canını birçokları için fidye olarak vermeye geldi” (Markos 10:45). Bu yüzden “Tilkilerin ini, kuşların yuvası var, ama İnsanoğlu’nun başını yaslayacak bir yeri yok” (Matta 8:20). Sürekli hizmet etti, vaaz etti, öğretti ve böylelikle beden alan Allah’ın Sözü insanlarla beraber oldu. Mucizevi gücüyle inmeliler, topallar, cüzzamlılar şifa buldular, körlerin gözleri dilsizlerin dilleri açıldı, ölüler dahi dirildiler. Esenliğini herkesle paylaştı, öyle ki insanlar O’nun yanında yaşamlarının sıkıntılarından kurtularak huzur buldular. İnsanlar, kimseden duymadıkları sözler işittiler. Ve tüm bunların sonunda doğal olarak Mesih’e iman ettiler ve O’nun takipçileri oldular. Ferisiler İsa’yı takip edenleri “Kutsal Yasa’yı bilmeyen bu kalabalık lanetlidir” (Yuhanna 7:49) diyerek yargılıyorlardı.

    Mesih, İncil’i vaaz etmeye başladıktan hemen sonraki ilk Paskalya’da da Kudüs’ü ziyaret etmişti. Sessiz bir şekilde şehre geldikten sonra, koyun, güvercin satıcıları ve sarraflarla dolmuş olan Kutsal Mabedi temizledi. Sert bir dille “Babamın evini Pazar yerine çevirmeyin” (Yuhanna 2:16) dedi. Bu sözlerden dolayı Yahudiler kıskançlıkla dolarak İsa’dan bir mucize göstermesini istediler. Mesih’in yanıtı çok netti: “Bu tapınağı yıkın, üç günde onu yeniden kuracağım” (Yuhanna 2:19). Yahudiler İsa’nın Kudüs’teki mabetten bahsettiğini sandılar, ancak O kendi bedeninden söz ediyordu. Ve söylediklerini yerine getirmek üzere Kudüs’e geldi. Oğul’un ölerek yücelme zamanı gelmişti (Yuhanna 12:23).

    Esenlik kenti olan Kudüs, İsa Mesih’in doğduğu günlerde de Kral Hirodes nedeniyle altüst olmuştu. Tam otuz üç yıl sonra bu defa Ferisiler, Sadukiler, başkahinler ve okuyucular halkın İsa’ya gösterdiği yoğun ilgiden dolayı kenti karıştırmaya başladılar. Çaresizliklerini “Görüyorsunuz, elinizden hiçbir şey gelmiyor. Bütün dünya O’nun peşine takıldı” sözleriyle beyan ettiler (Yuhanna 12:19). Ama özellikle halk tarafından Mesih’le ilgili ilahiler söylendiğinde çok sinirleniyorlardı. İnsanları susturması için İsa’ya baskı yapıyorlardı (Matta 21:15). Allah, öngördüğü planını adım adım tatbik etmeye devam ederken, bu insanların yüreklerini kıskançlık ve nefret karanlığı kaplamıştı.

    Allah ebedidir. O’nun başlangıcı ve sonu yoktur. Ancak Allah, bizlerin kurtuluşu için zaman sınırları içine girdi. Günahla en ufak bir şekilde lekelenmeden, bizlerden biri gibi oldu ve aramızda yaşadı. Mesih bugün Kudüs’e giriyor ve tüm insanî zayıflıkların, nankörlüğün, ihanetin, çilenin, alayın yaralayacağı merhametli yüreği bu zor yolu adım adım yürümeye başlıyor. Ancak O, sonunda “Herşey tamamlandı” (Yuhanna 19:30) diyerek kötülüğü kesinlikle yenmiş olacak. Eski insan ölecek, gömülecek, ve yeni insan olarak dirilecek.

    Sevgili İnananlar,

    Kudüs’e giriş Pazarı Rabb’in bizler için yaptıklarını anlayabilmemiz açısından iyi bir fırsat olsun. İman, ümit ve sevgide yenilenelim. Düşüncelerimizde toparlanalım ve Kutsal Hafta’nın inayetlerini edinmeye çalışalım. “Dzağgazart” sözcüğü bizlere baharın gelişini ve tabiatın o muhteşem yenilenişini ve güzelliğini de anımsatıyor. Bizler de, Allah’a hizmet etme andımızda yenilenelim ve kiliselerimizde sunulan Surp Badarak’ın bereketleriyle donanalım. Amen.


    Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar!
    Bana gelin, ben size huzur veririm.
    ( Mat.11:28 )

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.