• Bu konu 4 izleyen ve 5 yanıt içeriyor.
6 yazı görüntüleniyor - 1 ile 6 arası (toplam 6)
  • Yazar
    Yazılar
  • #27062
    Anonim
    Pasif

    Merhabalar, siteye yeni üye oldum. Hıristiyan arkadaşlara sorum olacaktı, Pavlus hıristiyanlığı tahrif eden biriymiş bu doğru mu? Sünnet olma ve domuz eti yememe gibi özelliklerini ortadan kaldırtmış hıristiyanlıkta.

    Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Pavlus gerçekten hıristiyanmı yoksa gizli bir yahudi mi?

    #35520
    Anonim
    Pasif
    B_Yılmaz;19379 wrote:
    Merhabalar, siteye yeni üye oldum. Hıristiyan arkadaşlara sorum olacaktı, Pavlus hıristiyanlığı tahrif eden biriymiş bu doğru mu? Sünnet olma ve domuz eti yememe gibi özelliklerini ortadan kaldırtmış hıristiyanlıkta.

    Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Pavlus gerçekten hıristiyanmı yoksa gizli bir yahudi mi?

    Sayin B-Yilmaz

    Hristiyantürkforuma hosgeldiniz.Burada hristiyanlik ve Kutsal Kitap ile ilgili aradiginiz bilgilere ulasmaniz ve sormak istediginiz sorulara hristiyanlik acisindan cevaplara ulasmaniz mümkündür.Umarim ki Sonsuz yasamla ilgili düsüncelerinizi ve arayislarinizi bizlerle paylasirsiniz.Gelelim sorulariniza.Söyle demissiniz:
    [quote=B_Yılmaz;19379
    Hıristiyan arkadaşlara sorum olacaktı, Pavlus hıristiyanlığı tahrif eden biriymiş bu doğru mu??[/quote]

    Bunu nerden duydugunuzu bilmiyorum ama dogru olmadigini acikca söyleyebilirim.Hatta Pavlus hristiyanligin temel taslarini yerine oturtmustur.Pavlus’u tanimayanlar veya Pavlus’tan nefret edenler cok.Onu gercekten iyi taniyanlar onun hristiyanliga ne denli hizmetlerde bulundugunu ve nice kiliselerin kurulmasinda öncülük ettigini ve hayatini bu ugurda kaybettigini iyi bilir.Pavlus Isa Mesih’in bizzat sectigi ve atadigi degerli bir elcidir.

    [quote=B_Yılmaz;19379
    Sünnet olma ve domuz eti yememe gibi özelliklerini ortadan kaldırtmış hıristiyanlıkta.?[/quote]

    Hristiyanligin ilk kuruldugu ve yayildigi yüzyillarda cok sayida Yahudi inanlilar kiliseye katildiklarindan dolayi domuz eti yememe ve sünnet olma durumu devam etmistir.Fakat Incil’de hicbir zaman sünnet olacaksiniz ve domuz eti yemeyeceksiniz türünden emir ve yasaklar olmamistir.Tersine insanlarin bu tür yasak ve emirlerden özgür kılındığı Incil’in bircok yerinde anlatilmistir.Insanlar daha önce Kutsal Yasa’nin denetimi altinda olduklarindan bu emirleri yerine getiriyorlardi.Fakat artik Isa Mesih Yasa altinda olanlari özgürlüge kavusturdugu icin bu tür uygulamalardan ve Yasa’dan sorumlu degiliz.

    [quote=B_Yılmaz;19379
    Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Pavlus gerçekten hıristiyanmı yoksa gizli bir yahudi mi?.?[/quote]

    Pavlus imana gelmeden önce yani Isa Mesih ona görünüp gözlerini acmadan önce Yahudilerin titiz ve dindar bir mezhebi olan ferisilige bagli bir inanliydi.Fakat Rab Isa Mesih onu secip hristiyanligin sadik bir elcisi olmasini saglamistir.Bunu Elcilerin Isleri bölümünde detaylariyla okuyabilirsiniz.Pavlus o kadar iyi bir hristiyandi ki kendi soydasi olan yahudilerden cok eziyetler görmüstür ve onlarin sikayetlerinin sonucunda da idama mahkum olmustur.Yani gizli bir Yahudi olmasi düsünülemez.

    Umarim anlatabilmisimdir.

    Sevgiler.

    #33561
    Anonim
    Pasif

    sayın Kores, Hz.İsa aslında tanrı olduğunu söylememiş hiç, o tanrının elçisi olduğunu söylemiş sadece. Ama Pavlus teslis inancını yani üçlemeyi sokmuş hıristiyanlığa. Bunun doğru olmadığına dair delillerinizi paylaşırsanız sevinirim. Selam ve saygılarla…

    #35523
    Anonim
    Pasif

    Sayın B Yılmaz,
    Diyorsunuzki İSA MESİH TANRI olduğunu söylememiş Elçi olduğunu söylemiş.

    İSA MESİH TANRI olduğunu iddia etmesi, O’nun Yahudi Mahkemeleri tarafından yargılanıp çarmıh’a gerilmesine sebep olmuştur. Yahudi mahkemesi, İSA MESİH’in İddia’larının ne anlama geldiğini anladıklarından dolayı

    “Artık tanıklara ne ihtiyacımız var?” demişler ve Din bilğinleri ile Ferisiler , İSA MESİH’i kendi sözleriyle yargılayarak idam etmişlerdir.

    Kutsal Kıtab’ımızda geçen bir Kelime vardır.Bu Kelimede ve Kelime’nın geçtiği ayetlerde İSA MESİH açıkça TANRI olduğunu ifade etmiştir.
    Ne midir bu Kelime..?
    “BENİM”dir.

    “Yaşam ekmeyi Benim”,
    “Dünyanın ışığı benim”
    “Kapı Benim”
    “Diriliş ve yaşam Benim”
    “Yol gerçek ve yaşam Benim”
    “Gerçek Asma Benim.”

    Sizce İSA MESİH’in kullandığı bu “Benim “Kelimesi neyi ifade ediyordu.?
    Elçi olduğunu mu..Yılmaz kardeş yanılıyorsunuz.
    Bu Kelimede,iddaa edilen TANRI olduğu dur.

    Hiç düşündünüz mu.?
    Mesela;
    Bir insan..bir insanın günahını bağışlayabilirmi..!
    Günahları Bağışlayan tek güç TANRI’dır öyle değilmi..!
    İSA MESİH TANRI olduğu için günahları bağışlıyordu.

    “İSA onların imanını görünce felçliye”Oğlum günahların bağışlandı dedi.”
    Markos 2:5

    Orada oturan Din bilğinleri ise içlerinden şöyle düşündüler.”bu adam neden böyle konuşuyor.Tanrı’ya küfrediyor! Tanrı’dan başka kim
    günahları bağişlayabilir.”
    Markos 2:6.7

    Sayın Yılmaz,
    Mucize yapma,ve bu mucizeleri, yapma güç ve yetkisini insanlara veren (elçiler’e) tek güç, TANRI’dır.
    Ne yani Davul ,zurna yaygaralarla ben TANRI’yım diye Yaruşalim sokaklarında ,havralarda bas bas bağırıp ,yaygara mı koparsaydı İSA MESİH…Yaptıkları ile her şeyi ispatlıyordu.
    İSA MESİH,
    TANRI’nın BEDEN almiş RUH’uydu.
    TANRI’nın bedene girmiş SÖZ’uydu.
    Örneğin şu ayette, İsa’ya Tanrı denilmektedir:

    “Bu arada mübarek ümidimizin gerçekleşmesini, ulu TANRI ve Kurtarıcımız İSA MESİH’’in yücelik içinde gelmesini bekliyoruz
    Titus 2:13 ,

    Ayrıca;
    Yuhanna 1:1 /İbraniler 1:8/ Romalılar 9:5/ 1.Yuhanna 5:20/
    Aç bu Ayetleri oku..bak ne diyor..neyi anlatıyor.Bu ayetlerde İSA MESİH’e, yalnızca Tanrı’ya verilebilecek sıfatlarından bahseder.

    Her yerde bulunanacağını söyler ( Matta 18:20.)
    her şeyi bilen olduğunu söyler. (Matta 17:22-27)
    Her şeye gücü yeten olduğunu söyler.(Matta 8:26-27)

    İsa, yalnızca Tanrı’ya verilmesi gereken onuru ve tapınmayı kabul etmiştir.Matta ‘da anlatır.Öğrencilerle teknede iken,İSA MESİH’in, rüzgarı dindirmesinden sonra ,Öğrenciler İSA MESİH’e Tapınmışlardı.

    İSA MESİH’in izleyicilerinin çoğunluğu, tek Tanrı’ya inanan dindar Yahudilerdi. Tümüyle tek Tanrı inancı taşımalarına karşın İsa’yı Tanrı’nın beden almış hali olarak kabul ettiler.

    Güçlü bir Tevrat eğitimi görmüş olan Pavlus’un, İsa’nın Tanrı olduğunu onaylaması, Nasıra’dan çıkan bir adama tapınması ve Rab diye çağırması mümkün değildi.

    İstefan taşlanırken, “Rab İsa, ruhumu al!” diye bağırmıştı.

    Tomas şöyle demişti: “O’nun ellerinde çivilerin izini görmedikçe, çivilerin izine parmağımla dokunmadıkça ve elimi böğrüne sokmadıkça inanmam “

    Kim ölüpte tekrar geri gelebilmiştir.Sadece İSA MESİH.
    Kapılar kapalıyken İsa gelip ortalarında durup Size esenlik olsun! dediğinde,
    Tomas’a dönüp ne demişşti..?,İSA MESİH,
    “Parmağını uzat” dedi, “
    “Ellerime bak” dedi,
    “Elini uzat, böğrüme koy.” dedi,
    “İmansız olma, imanlı ol!” dedi,
    Tomas O’na ne demişti..?
    “Rabbim ve Tanrım!” demişti..
    İsa ona,
    “Beni gördüğün için mi iman ettin?” demiş,
    “Görmeden iman edenlere ne mutlu”
    Yuhanna 5:16-18
    Demişti.
    İsa, Tomas’ın kendisini Tanrı olarak dile getiren sözlerini kabul etmişti.

    KUTSAL KITAB’ metinleri Mesih’in Tanrılığını doğrulamakta ve onaylamaktadır.

    İsa kendisini Tanrı’yla eşit kılmasının yanı sıra, bir de Baba’yla bir olduğunu iddia etmişti. Kudüs’teki anma bayramı sırasında, bazı Yahudi önderleri yanına gelerek O’na, Mesih olmasına ilişkin sorular sordular. İsa sözlerine,

    “Ben ve Baba biriz”
    Yuhanna 10:30

    O halde bu tümceyi duyanların kafasında, İsa’nın Tanrı olduğunu iddia ettiğine ilişkin kuşku kalmamıştır. İsa’nın sözleri Yahudiler için küfürdü, İsa kendisini Tanrı’yla “doğada” ve “özde” sürekli eşit koşuyordu. Cesur bir tavırla şöyle iddialarda bulunabiliyordu:

    “Beni tanısaydınız, Babamı da tanırdınız”
    Yuhanna 8:19

    “Beni gören, beni göndereni de görür”
    Yuhanna 12:45).

    “Benden nefret eden, Babamdan da nefret eder”
    Yuhanna 15:23

    “Öyle ki, herkes Baba’yı onurlandırdığı gibi Oğul’u da onurlandırsın. Oğul’u onurlandırmayan, O’nu gönderen Baba’yı da onurlandırmaz Yuhanna 5:23

    Bu alıntılar İSA’nın kendisini yalnızca bir insan olarak değil, TANRI’’yla eş olarak gördüğünü ortaya koyuyor.
    Sizce bunca ayet yeterlimi Sayın Yılmaz.

    “Onların imanını gören İsa felçliye, ‘Oğlum, günahların bağışlandı’ dedi”
    Markos 2:5

    Yahudi yasasına göre bu yalnızca Tanrı’nın yapabileceği bir şeydi.Eski Antlaşmada Yeşaya bölümünü 43:25 Ayeti aç bak, orda ne yazar.
    Derki;
    Bu ayrıcalığa yalnızca Tanrı sahiptir.
    “Hangisi daha kolay, felçliye, Günahların bağışlandı demek mi,yoksa, Kalk, döşeğini topla ve yürü’ demek mi?”

    İsa yalnızca konuşmakla kalmadı, hastalığı da iyileştirdi. Dünya üzerinde yaşayan hiç kimsenin günahları bağışlama yetkisi olamaz. Günah Tanrı’ya karşı işlenir ve hepsini yalnızca Tanrı bağışlayabilir. Mesih günahları bağışlayabildiğine göre Tanrı olduğunu iddia ediyordu.

    Bu İyileştirdiği insanlarla, bize TANRI olduğunun ispatı değilmi..?
    Gelelim İkinci Sorunuza,
    Pavlus’un;
    Üçlü Birlik ‘le ilğili öğretisini, söyleyen tek kişi olduğunu söylerseniz.hata yaparsınız.Bunu söyleyen tek kişi Pavlus değildir.Üçlü Birlik gerçeğini hem İbrani Peyganberleri hemde elçiler ve tüm öğrenciler biliyordu. Petrus,Yunanna,Matta,Luka ,Markos,Bölümlerini açıp okursan ,orada, bu konu ile ilğili ayetlerin var olduğunu görebilirsin.
    Hangi Ayetler;
    Matta 3:16.17
    Yuhanna 14:16.17
    Efesliler 2:18,/ 5:18.20 /4:4.6
    1 Petrus1:2
    Vahiy 4:8

    Herkezin Pavlusa tavır almasının tek nedeni Üçlü Birlik inancından dolayı değildir. Bu gün Hristiyanlığın yayılmasında acı çekip emek veren ve canını bu uğurda vermiş PAVLUS,MÜJDE’yi tüm uluslara yaymıştır.
    Saldırılar ve ona çamur atmalar da gösteriyorki. RAB İSA MESİH O’nu bu hizmetinde çok iyi kullanmıştır.Başarılı olması her şeyi açıklıyor.

    ” Bu nedenle gidin ,bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin.Onları Baba,Oğul ve Kutsal RUH ‘un adıyla vaftiz edin.”
    Matta 28:19

    Esenlikle.Sayın B Yılmaz.

    #35526
    Anonim
    Pasif

    Sayın B-Yılmaz, foruma hoşgelmişsiniz… Soruyu soruş tarzınız Mesihi illahiyatı ve öğretisinin İslamiyet dünyasında ne kadar az biliniyor olduğunun sık rastlanan bariz bir işareti… Saba kardeşimizin dediklerine ek olarak aşağıda yazılanlar üzerinde de bir tefekkürde bulunursunuz, merağınız halis ise:

    İslamiyet ortamlarında Hristiyanlar’ın İsa Mesih’in kısıtlı, cismen ve aklen sınırları olan tarihi vücut ve nefsini Tanrı saydıklarına inanırlar (veya daha doğrusu kendilerini inandırmaya çalışırlar). Halbuki Hristiyanlık öyle bir şey demez, hiç bir zaman dememiştir. Hristiyanlığın en ana illahiyat öğretilerinden biri ‘Logos’ (yani Tanrı’nın ‘söz’ü, ‘kelam’ı) kavramıdır. Ondandır ki zaten Hz. İsa Mesih Teslis’deki ‘Baba’dan ayrı bir kişiliktir. Özleri ortaktır ama şahsiyetleri ayrıdır. Öz olarak bir tek Tanrı’yı oluştururlar, Ruh’ul Kudüs ile birlikte. Ama şahıs olarak ayrılardır. Ömer, Zeynep, Yılmaz üç kişilik olmalarına rağmen ortak ve bir olan insan nesline mensup oldukları gibi, farz-ı misal. İnsandırlar, tek olan insanlık nesline mensuplardır ama kişilik olarak ayrılardır.

    Hz. İsa Mesih, Mesihi öğretisinde Tanrı’nın kelamıdır, sözüdür… Tanrı’nın kendi varlığının farkındalığıdır. Tanrı kendi hakkında ‘ben’ dediğinde, kendisini izleyen bir şahıs olarak ikinci bir şahıs doğurmuş olur kendi öz benliğinden. Yani ‘baba’ olmuş olur… kendi özünden başka bir şahıs doğurduğundan dolayı. O doğan şahıs ise ‘çocuğu, oğlu, olur. Bu doğuş zaman ve mekan içersinde vuku bulan bir doğuş değildir. Zamansız, mekansız ezel koşulunda vuku bulan bir doğuştur. Nedeni ise Tanrı’nın kendi varlığının farkındalığının ezeli olmasıdır.

    Hz. İsa Mesih ‘Beni işittiğinizde Tanrı’yı işitirsiniz’ dediğinde, konuşan tarih içersinde sınırları olan bir vücut veya ruh, herhangi bir kısıtlılığa maddi veya manevi bir varlık değildir. O konuştuğunda tüm ezel, ebed ve, genelde, tüm varoluş konuşur.

    Biri bize konuştuğunda ağzından konuşur ama bu ağzın kendiliğinden konuştuğu anlamına gelmez. Ağız konuştuğunda ağzın sahibi vücut ve ruhun bütünü konuşur… tüm insan konuşur. Ağız tüm kişiliğin kendisini ifade ettiği vücut uzantısı ve noktasıdır. Ama kendisinden çıkan sözler tüm kişilikten ayrı kendi otonom bölgesini ifadelendirmez, tüm kişiliği ifadelendirir. Biri bize ağzıyla, dudaklarıyla konuşur ama biz kendisine cevap verdiğimizde dudaklarına değil tüm kişiliğine cevap vermiş oluruz elbet.

    Hz. İsa Mesih ‘ben Tanrı’yım’ anlamına gelen sözler ettiğinde Tanrı’nın kendi varlığının ebedi farkındalığının tarih içersinde vücuda bürünmüş zuhuru konuşur. Ondandır ki peygamber değil Mesih’tir zaten.

    İslam tarihindeki bazı çok büyük sufiler bu gerçeğin idrakına çok ama çok yaklaşmışlardır. Tabi ki ‘hulul’a inançla suçlanıp katledilmişlerdir hep. Hallac-ı Mansur, Kul Nesimi, Şeyh Maşuki bunlardandır. Bazıları da etraftakilerin bu tür gerçekleri kaldıracak olgunlukta olmadıklarını anlayıp susmuşlardır, anlaşıldığı kadarıyla.

    Mesihliğin içerdiği varlıksal koşul aslında her insanın en esaslı varlıksal ihtiyacı olan koşuldur. Ab-ı hayattır. Ondandır ki tarihteki tüm kendi kendileriyle derin bir samimiyete dalmış şahıslar bu koşulun etrafında pervane ışığın etrafında dolaşır gibi vecdle dolaşmışlardır manen, hayatlarını tehlikeye sokacak kadar hem de.

    Bir de… ‘peki, eğer öyleyse, tüm bu sufiler falan, ne diye resmen İslamiyet’i terkedip Hristiyan olmamışlardır’ diye bir soru doğabilir bu şurda yazılanları okuyanın aklında… Aslında cevabı müthiş basit bir soru… ama ‘anakronizm’ denen illet insan zihnine o kadar kolay sızabiliyor ki… Bugünün insanları geçmişte de çevresel, iletişimsel, teknik ve sosyal koşulların bugünkülerle aynı olduğu gafletine şaşırtıcı bir kolaylıkla sürükleniyor.

    Bu sözü geçen sufilerin yaşadığı devirlerde matba denen icattan henüz eser yoktu… Bir Yeni Ahit metni bulup da doğrudan okuyabilmek çok ender rastlanan bir fırsattı. O zamanlar kitaplar göz bebeği gibi korunan çok pahallı servetlerdi. Okuması yazması gelişkin olan çok ufak bir zümrenin el yazısı kopyalanmasıyla çoğaltılırdı kitaplar. Kaldı ki İslamiyet şeriatına göre zımmilerin dini kitaplarını okumaya yeltelenmek zaten kendiliğinden insanın fetva yollu katline yol açabilecek ‘haram’ bir girişimdi. İslam şeriatına göre bir Müslüman’ın ‘irtidat’ta bulunmasının (yani İslamiyet’i reddedip başka bir dine mensup olmayı istemesi) ölümle cezalandırılması gerektiği de bilinen bir şey zaten… Dolayısıyla Müslümanlar’daki Mesihilik ile ilgili malümat kulaktan dolma, yanlış anlaşılmış veya aşağılama maksadıyla çarpıtılmış söylentilerden oluşurdu (hala da öyledir, İslamiyet’in hüküm sürdüğü yeryüzünün birçok beldesinde). Bu tür bir ortamda hiç kolay değildi Hristiyan olmak yani, sözün özeti…

    Umarım sorduğunuzla ilgili epey ip ucu sağlayabilecek bir cevap olmuştur yukarıda yazdıklarım.

    Esenlikler…

    #35532
    Anonim
    Pasif
    B_Yılmaz;19384 wrote:
    sayın Kores, Hz.İsa aslında tanrı olduğunu söylememiş hiç, o tanrının elçisi olduğunu söylemiş sadece. Ama Pavlus teslis inancını yani üçlemeyi sokmuş hıristiyanlığa. Bunun doğru olmadığına dair delillerinizi paylaşırsanız sevinirim. Selam ve saygılarla…

    Sayin B_Yilmaz demissiniz ki:

    B_Yılmaz;19384 wrote:
    sayın Kores, Hz.İsa aslında tanrı olduğunu söylememiş hiç, o tanrının elçisi olduğunu söylemiş sadece….

    Biz de diyoruz ki hayır efendim Tanrı olduğunu hem söylemiş hem de söyletmiş defalarca…Şimdi sizin Incil’i tam anlamıyla ya da hiç okumadığınızı düşünmeye başlıyorum.Umarım yanılırım.

    B_Yılmaz;19384 wrote:
    o tanrının elçisi olduğunu söylemiş sadece…

    Pardon efendim nerde söylemiş acaba? Bizimle paylaşır mısınız??

    B_Yılmaz;19384 wrote:
    Ama Pavlus teslis inancını yani üçlemeyi sokmuş hıristiyanlığa. Bunun doğru olmadığına dair delillerinizi paylaşırsanız sevinirim. Selam ve saygılarla….

    Pavlus’u yanlış tanıyor ve tanıtıyorsunuz.Incil ve Pavlus’un mektuplarını tamamiyle iyi bir şekilde okursanız tam tamamıyle birbirleriyle nasil uyum sagladıklarını açıkça görebilirsiniz.Üçleme diye birşey yoktur Kutsal Kitap’ta..Daha bunu bile anlayabilmiş değilsiniz..Benden delil sormuşsunuz.Incil’in tamamı zaten başlı başına bir deilildir anlayana.Ayrıca Saba kardeşimin de yazdıklarını iyice ve hazmederek okursan delillerden sadece birkaç tanesini göreceksin.Aslında deliller öylesine fazladır ki sizin bu delilleri aradığınıza ben inanmıyorum.

    Benden de selam ve dualarla..

6 yazı görüntüleniyor - 1 ile 6 arası (toplam 6)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.