• Bu konu 2 izleyen ve 1 yanıt içeriyor.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25937
    Anonim
    Pasif

    PAROLA MI? YOKSA “MEYVELER” Mİ?

    Askerlikte, önemli yerlerde nöbet beklenir. Nöbeti bekleyen askere de bir parola verilir. Parolayı bilmeyen yüksek rütbeli bir Subay bile nöbet mahalinden içeri bırakılmaz. Parolayı bilen “bizdendir, yabancı değildir, tehlike arz etmiyor” anlamını taşır. Bununla beraber profesyonel casuslar parolayı bir şekilde öğrenip, içeri girebilirler ve tehlike de arz edebilirler.

    Ben bu örneği askerliği tanıtmak amacıyla değil, kiliseyi veya ruhsal yaşamı tanımlamak amacıyla yazdım. Askerlikte olduğu gibi, değişik anlamda kilisede de “ruhsal parolalar” vardır. Aslında bu ruhsal parolalar, askerlikte olduğu gibi gizli değildir. Hemen her hafta vaaz edilir. Ruhsal yayınlarda bulunur. Hatta İncil sayfalarını doldurur.

    Bu ruhsal parolalardan bazıları şunlardır, örneğin: “Ben, Rab İsa’nın kanında yıkandım… hamt olsun günahlarımdan arındım. Yeni yaşam buldum. Tanrıyla barıştım. Tanrı artık benim babam oldu. Tanrının çocuğu olup ben de Onun ailesine katıldım. Sonsuz yaşamım var. Cennete giden yolda yürüyorum. Yeniden doğdum. Ben de imanlıların ruhsal ailesine katıldım. Artık ben de Rabb’in kilisesinde bir üyeyim. Çünkü Rab İsa Kurtarıcımdır..” Vesaire! Vesaire!

    “Ruhsal parola” gibi olan bu sözleri öğrenen ve bir papağan gibi, bir teyp gibi “şahadet edenlere” pek çok kiliselerde artık “bizden biri gibi, imanlı biri gibi, kutsal Ruhu almış biri gibi, düşman olmayan tehlikesiz biri gibi…” bakmaya başlarlar. Böyle kişileri kiliseden içeri alıp önemli ve büyük görevleri verirler. Oysa askerlikte profesyonel casusların parolaları öğrenerek orduya zarar verdikleri gibi; ruhsal yaşamda da kiliseye zarar vermek isteyen ruhsal profesyonel casuslar; gerçek Hıristiyanların özelliklerini kolayca öğrenip, kolayca “şahadet edip”; en usta, en etkin artistlerden bile daha üstün maharetlerle, kendilerini “gerçek Hıristiyan’mış” gibi gösterebilirler.

    Gerçek Hıristiyan’ın özelliklerini öğrenmek ve bunları bir bülbül gibi, bir papağan gibi “şahadet etmek” hiç de zor bir şey değildir. Çünkü dilin kemiği yoktur. Yukarıdaki gerçek Hıristiyan’ın özelliklerini bilip bunları şahadet etmek, “abra kadabra” sözleri gibi, sihirli sözler değildir ve kendilerini asla Hıristiyan etmez! Kişi bu sözleri bir “iş olsun” diye, aldatabilmek için ARTİSTLİK niyetiyle, bir “TRUVA ATI” niyetiyle mi söylüyor? Yoksa yürekten mi söylüyor? Bunu araştırmak ve doğru teşhis etmek gerekli!

    İşte bunu doğru teşhis etmenin veya doğru araştırmanın mihenk taşı: Rab İsa İncil’de. “ONLARI MEYVELERİNDEN TANIYACAKSINIZ” demektedir (Bak Matta 7:15-22.) “Ruhsal Meyveler” pek çoktur. Bunların başında gelenleri, gerçek ve karşılıksız sevgidir, barıştır, kardeşliktir, eşitliktir, alçak gönüllüktür, hizmet etmek ruhudur. …vs.

    Mutfaktaki rafta pek çok kavanozlar vardır. Bir kavanozun üzerindeki “ETİKETİNİN” (BAL KAVANOZU) yazması, o kavanozu mutlaka “bal kavanozu” etmez. Kavanozun içindeki maddeyi tatmak gerekmektedir. Bal yerine o kavanozun içinden “katran” veya “zift” de çıkabilir.

    Gerçek Hıristiyan özelliklerinin ŞAHADETİ, VAAZI, veya YAYINI, sadece bir “ETİKETTEN” öte gitmez. Bu özelliklerin gerçek olması için mutlaka “ruhsal MEYVELER” gerekmektedir! Rab kiliselerimizi profesyonel casuslardan, ARTİSTLERDEN KORUSUN VE KURTARSIN! Amin.

    M.A

    #32194
    Anonim
    Pasif

    Rab kiliselerimizi profesyonel casuslardan, ARTİSTLERDEN KORUSUN VE KURTARSIN!

    AMİN…

2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.