• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #23536
    Anonim
    Pasif

    Kutsallara yapılacak para yardımına gelince: Galatya kiliselerine ne buyurduysam, siz de öyle yapın. Haftanın ilk günü herkes kazancına göre bir miktar para ayırıp biriktirsin. Öyle ki, yanınıza geldiğimde para toplamaya gerek kalmasın. ( 1.Ko.16:1-2 )

    Rab’bin görünür bedeni olan Kilise’ye Tanrı buyruğuna uyarak maddi katkıda bulunmalıyız. Kilise’nin kira, temizlik, su, elektrik, telefon, bakım ve onarım v.b değişik giderleri ve yoksullara yardım görevi bulunmaktadır. Kilise üyesi Rab imanlısı olarak bu gereksinmelerin karşılanmasına yardımcı olarak Kilise’mize sahip çıkmamız gerekir.Hatta yalnızca Rab hizmetinde çalışabilmeleri için Kilise’de görevli kardeşlerin günlük yaşamsal gereksinimlerini karşılayacak şekilde ekonomik bakımdan yardımcı olmalıyız.

    İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü. Yoksul bir dul kadının oraya iki bakır para attığını görünce, “Size gerçeği söyleyeyim” dedi, “Bu yoksul dul kadın herkesten daha çok verdi. Çünkü bunların hepsi kutuya, zenginliklerinden artanı attılar. Bu kadın ise yoksulluğuna karşın, geçinmek için elinde ne varsa hepsini verdi.” ( Luka 21:1-4 )

    Ondalık konusunu %10 gibi kesin bir oranla sabitleştirme zorunluluğu bulunmamaktadır; konuyu Tanrı ile bir tür ticaret ilişkisine dönüştürmemeliyiz. Önemli olanın her ay gelirimizin %10’unu düzenli bir şekilde Kilise’ye vermek değil maddi durumumuz elverdiği ölçüde vermek, uygunsa 10’dan fazlasını da vermek olduğunu unutmamalıyız. Tanrı’nın gözünde kazancı az olan bazı kişilerin verdiği az miktar zenginin fazlasıyla verdiğinden daha değerlidir.

    Şunu unutmayın: Az eken az biçer, çok eken çok biçer. Herkes yüreğinde niyet ettiği gibi versin; isteksizce ya da zorlanmış gibi değil. Çünkü Tanrı sevinçle vereni sever. Her zaman, her yönden, her şeye yeterli ölçüde sahip olarak her iyi işe cömertçe katkıda bulunabilmeniz için, Tanrı her nimeti size bol bol sağlayacak güçtedir. ( 2.Ko.9:6-8 )

    Kilise’ye yardım yaparken gönülsüzce ondalığı kuruşuna kadar hesaplayarak yada bir görevmiş gibi umarsızca değil Tanrı’nın krallığına hizmet ettiğimizin bilinciyle sevinçle ve şükranla dolu olmalıyız. Malımızı kardeşlerimizle Tanrı’nın isteğine uyarak cömertce paylaşmamız Mesih’de yaşadığımızın bir göstergesidir. Tanrı’nın Kilisesine içimizden geleni verirken sahip olduğumuz her şeyimizi verenin Tanrı olduğunun bilincinde olmalıyız. Tanrı sevinçle veren imanlısını bereketleyecek ve ondalık verdiği gelirini arttıracaktır.

    Gelirimizin ondalığını vermek kayıtsız şartsız uymamız gereken bir zorunluluk değildir. Ondalık konusu Kilise’ye katılmak, dua, oruç gibi kişisel bir ibadetdir. Ondalık vermemiz Tanrı’yı hoşnut eder; ancak ondalık vermeyen kişileri yargılamamız doğru değildir. Kilise üyesi bazı imanlılar kazançlarının %10’undan fazlasını verseler de maddi açıdan etkilenmeyebilirler; bazı kardeşler ise gelirlerinin %1’ini bile verseler geçimlerinde sıkıntıya düşebilirler.

    Kendi doğruluklarına güvenip başkalarına tepeden bakan bazı kişilere İsa şu benzetmeyi anlattı: “Biri Ferisi, öbürü vergi görevlisi iki kişi dua etmek üzere tapınağa çıktı.Ferisi ayakta kendi kendine şöyle dua etti: ‘Tanrım, öbür insanlara -soygunculara, hak yiyenlere, zina edenlere- ya da şu vergi görevlisine benzemediğim için sana şükrederim. Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.’”Vergi görevlisi ise uzakta durdu, gözlerini göğe kaldırmak bile istemiyordu, ancak göğsünü döverek, ‘Tanrım, ben günahkâra merhamet et’ diyordu. “Size şunu söyleyeyim, Ferisi değil, bu adam aklanmış olarak evine döndü. Çünkü kendini yücelten herkes alçaltılacak, kendini alçaltan ise yüceltilecektir.” ( Luka 18:9-14 )

    Bütün kazancının % 10’unu veren, kendi doğruluğuna güvenen ve başkalarına tepeden bakan Ferisi gibi olarak Tanrı önünde alçalmamalıyız; her zaman ne kadar yetersiz ve Tanrı’ya gereksinimi olduğunu itiraf ederek yüceltilecek olanlar içinde bulunmaya gayret etmeliyiz. Kilise’mize ondalık verirken sabit kuralsal rakamlarla boğuşmaktan çok gönlümüzden geçeni vermemizin daha uygun olacağını düşünüyorum.

    Ama vay halinize, ey Ferisiler! Siz nanenin, sedefotunun ve her tür sebzenin ondalığını verirsiniz de, adaleti ve Tanrı sevgisini ihmal edersiniz. Ondalık vermeyi ihmal etmeden esas bunları yerine getirmeniz gerekirdi. ( Luka 11:42 )

    Ondalık vermeyi olmazsa olmaz bir kural, vermemeyide bağışlanmaz bir günah olarak değerlendirmemeliyiz. Kilise’de Tanrı’nın ailesinin bir üyesi olarak Tanrı Adı’nı ve Sözü’nü kardeşlerimizle birlikte yüceltmek için bulunuyoruz. Tanrı’nın sevgisinde kalıp yüreğimizden geçen ve elimizden gelen yardımı Kilise’mize yapmamız Kutsal Kitap’da Tanrı’nın buyurduğu maddi bir ibadetdir.Ondalık ibadeti kazancımızın bir kısmını Tanrı’nın yüceliğine adamak ve görkemine kaldırmaktır.

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.