• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26914
    Anonim
    Pasif

    ÖLDÜREN SEVGİ : –

    Bazen gazetelerde okuyoruz veya televizyonlarda dehşet içerisinde izliyoruz: “Kasabada, 3-5 yaşlarında olup, tecavüz edildikten sonra boğulup öldürülen sekizinci çocuğun cesedi bulundu. Yapanın kim olduğu henüz bilinmiyor” diye.

    Bir gece, kilisenizden biri size gelse ve bütün bunları kendisinin yaptığını itiraf etse ve yapmaya devam edeceğini, çünkü herkesin bir zayıf noktasının olduğunu, onun da zayıf noktasının bu olduğunu, sonuçta hepimizin ‘hatalı kullar’ olduğumuzu söylese ne yapardınız? Ona nasıl öğüt verirdiniz?

    “Hiç üzülme kardeş, çünkü: ‘Mesih İsa’ya ait olanlara artık hiçbir mahkûmiyet yoktur’ diyor Kitabımız. Takma kafana. Kendi kendine mi kutsal olacaksın? Sen kendi güzel işlerinle mi kurtulacaksın? Bizler, hepimiz, Rab’bin lütuf ve merhameti ile kurtulan günahkârlarız. Rab, bütün bunlara rağmen, üzerimize beyaz bir kaftan giydirdi. Yüce Baba göklerden bakınca, sadece bu kaftanı görüyor, yaptıklarımızı ise, doğu batıdan ne kadar uzak ise, kendisinden de o kadar çok uzaklaştırıyor ve bunların hiçbirini anımsamıyor artık.”

    Bu öğütü mü verirdik ona? Bugün kiliselere hakim olan öğreti bu değil mi? ‘Sevgi’ adına, ‘Şirin ve Hoşgörülü’ olma adına, ‘Gaddar ve Yargılayıcı’ olmama adına verilen nasihatların neredeyse tümü, bu doğrultuda değil mi? Şeytan, bu öğütleri verenlerden daha da iyi bir dost mu bekliyor? Bu nasihatlar, Rab’bin tüm yaptığı işleri ve çarmıhtaki ölümünü, sıfırla çarpmıyor mu? Sevgi adına yapılan bu nasihatlar, ‘Yaşam’ yerine, ‘Ölüm’ getirmiyor mu? Günahkâra, ‘Günahkâr’ demekten niye korkuyoruz?

    Ama, birileri diyecek ki: “Kardeş, bir sübyancıya böyle öğüt veren kim?” Ben de diyorum ki: “Günah, günahtır. Birine vereceğin cevap, diğeri ile ayni olacaktır. Günahından vaz geçirtmeye yönelik olmayan her söz de günahtır. Günahın yardakçısı, vicdan rahatlatıcısı olmak da çok büyük bir günahtır. Sübyancıya vereceğin cevabı, her günahkâra vermelisin. Bu cevap herkes için ayni olmalıdır. Birine başka, öbürüne başka olmaz. İyi günahkâr, şirin günahkâr yoktur. Günahkâr, Tanrı’ya el kaldırmış biridir. Hoş görülecek yanı yoktur.”

    Peki, sübyancıya ne cevap vermek gerekiyor? Cevap: “Yapmayacaksın. Ne olursa olsun, her ne pahasına olursa olsun, ölümüne, kan dökümüne kadar direneceksin. Hiçbir haklı tarafın yoktur. Hiçbir zaman, ne yerde ve ne de gökte mazur görülmeyeceksin. Öl ama yapma. Uzvunu kes at ama günaha düşme. Asla yapmayacaksın.”

    İnsanoğlundan Tanrı’nın istediği budur. Tanrı bunları asla maruz görmez, göremez. “Zayıfsın, insanoğlusun sonunda” demez. O’na iğrenç gelir. Neticesi, sonsuz ölümdür. İnsanoğlu, Tanrı’nın Yasa’sına, noktası ve virgülüne kadar uymalı ve yerine getirmelidir. Bunu ‘yapamaz’ olsaydı, insanlar ‘günahkâr’ sayılmazdı. Ama bunları yapmak, insanı kutsal kılmaz. Ayırım işte burdadır. Tanrı insanların ‘Kutsal’ olmalarını istiyor. Yasa ise bu hayatla ilgilidir. “Yasa’ya uyanlar, yasaya göre yaşayacaklardır” diyor. Yani, ‘Lânet-Bereket’ olayı. Kutsallık başka birşeydir. Ama, o da itaat etmiyenlere zorla verilemez. İtaat bizim vazifemiz, ‘Kutsal Yapma’ da Tanrı’nın vazifesidir. Kutsallık dıştan empoze edilemez. Kutsallık, yeni bir yaratılış, yeni bir Ruh ister. Rab bunu, yasalarına itaat eden herkese, ücretsiz, iman karşılığı verir. Ama, bu verilene kadar da, ‘yapmayacaksın’ diyen Yasa altındayız.

    Ne Mesih öncesi ve ne de Mesih sonrası, günaha hiçbir mazaret yoktur. Asla olmamıştır. Yasa bizleri zındanda tutmuştur. Mesih gelerek yüreğimizi değiştirene kadar. Sonra artık yasaya gerek kalmamıştır. Çünkü Yasa’nın bütün istediklerini artık severek, bilerek, büyük bir coşku ile ve yürekten yapmaktayız. Çünkü seven bir yürek, bütün yasaları zaten yerine getirir. Dıştan talimat, sevgisiz ve kutsal olmayan yürekler içindir.

    Yani Romalılar 8’i eksik okumamamız gerekir. “Böylece Mesih İsa’ya ait olanlara artık hiçbir mahkûmiyet yoktur.” Peki ama niye? “Çünkü yaşam veren Ruh’un yasası, Mesih İsa sayesinde beni günahın ve ölümün yasasından serbest kıldı”. Peki netice ne oldu? “Öyle ki, Yasa’nın gereği, benliğe göre değil, Ruh’a göre yaşayan bizlerde yerine gelsin.” Bu ne demek? Yasa’nın gereği mutlaka ve mutlaka yerine gelmelidir ve Ruh sayesinde artık gelmektedir. Ama, bencil ve gaddar yüreğimiz yüzünden, bunu bilerek ve isteyerek yerine getirmedik geçmişte. Rab ise bize, yeni bir yürek ve yeni bir Ruh vererek, Yasa’yı severek ve isteyerek ve hatta bilmeden bile, yine de yerine getirmemizi sağladı.

    Günah’ı mazur gören öğretilere Kutsal Kitap’ta hiçbir yer yoktur kardeşler. Bunu yaparsak veya bunu öğretirsek, Tanrı’ya düşmanlık yapmış oluruz. Günahkârın da, günahına ortak olmuş oluruz. Lütfen, bu basit ayırımın farkına varalım. Tüm Yasa’ya uymak zorundayız. Ama bu bizi ‘Kutsal’ yapmaz. Ancak Tanrı’nın ruhumuza gelişi, bizi kutsal yapar. Ve ancak, Tanrı’nın buyruklarını yerine getiren Kutsal olur. Tanrı kimseyi zorla Kutsal yapmaz. Yani buyruklarını yerine getirmeyen kimse, kırk yıl da geçse Kutsal olmayacaktır.

    Her günaha karşı, (ne kadar büyük veya ne kadar küçük olursa olsun); sübyancılığa karşı ne kadar direnmemiz gerekirse, ayni şekilde ve güçte direnmemiz gerekiyor. Yani ölümüne. Yani kan dökümüne. “Yahu, ufak tefek yalanlardan ne çıkar. Hepimiz yapıyoruz” diyen çok yanlış söylüyor. Tanrı’nın kutsallığını anlamıyor. İşte o önemsiz saydığın günahlarından dolayı Tanrı’nın Ruhu’nu alamıyorsun. İşte bu yüzden ruhsallıkta, kutsallıkta hiç büyümüyorsun. Bu yüzden sendekiler sadece ‘kafa bilgisi’dir. Ruh bilgisi değildir. Ruh yoktur ki sana bilgi versin.

    Kilisenin bu zavvallı duruma düşmesinin en büyük sebebi de, işte bu yanlış öğretilerle yoğrulmuş olan kilise önderleridir. Yarı-Müjde çok tehlikelidir. Tanrı, ‘Sonsuz Sevgi’dir sözü çok doğrudur, ama doğruların sadece yarısıdır. Çünkü Tanrı, ayni zamanda, ‘Sonsuz Kutsal’dır da ve bundan asla taviz veremez. Verse zaten, cehennem diye bir yer olmazdı. Verse, yenilgiyi kabul etmiş ve Şeytan kazanmış olurdu. “Gördün mü, herkesten haksız yere çok şey istedin. Yapamayıncalar da, Kutsallığından feragat ettin ve onları olduğu gibi kabul etmek zorunda kaldın” diye göbek atardı Şeytan.

    Yarı-Müjde sunanlar, çok dikkat etmeliler. Bilmeden, düşünmeden, farkına varmadan, sevdikleri Rab yerine, Şeytan’a hizmet etmektedirler. Onların sevgisi, maalesef sadece ‘ÖLDÜREN SEVGİ’dir. İnsan beğenisini kazanmak, Rab’bin onayını almaktan daha önemlidir onlar için.

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.