ANASAYFA Forum DİNLER, MEZHEPLER, İNANÇLAR… PROTESTANLIK Neden Reform Olmalıyım?

  • Bu konu 1 izleyen ve 2 yanıt içeriyor.
3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Yazar
    Yazılar
  • #24505
    Anonim
    Pasif

    Neden Reform olmalıyım?

    Rev.Frank Walker

    (Rev.Turgay Üçal tarafından özetlenmiştir)

    1517 yılının Ekim ayının 31’inde Martin Luther 95 tezini Wittenburg kilisesinin kapısına çaktı.Bu genelde Protestan Reformasyonuna bir başlangıç olarak görülmektedir. Bu olayın üzerinden hemen hemen beş yüz yıl kadar geçmektedir. Dünya değişti. Acaba hala o günkü gibi dünyanın bu günde Reform Kilisesine ihtiyacı var mı? Dünyayı bir ucundan bir ucuna geçtiğimizde oldukça çok çeşitli kiliseler görüyoruz. Luteren, Metodist, Baptist, Episkopal ve daha birçoklarını. Bunların bir çokları özellikle modern çağı yansıtan kiliseler olarak karşımıza çıkıyor. Belki de bu kiliselere gitmemizin belli nedenleri var kimimiz evimize yakın olduğu için, kimimiz tanıdıklarımız olduğu için, kimimizse etrafımızda İncil’in vaazını dinleyebileceğimiz tek kilise bunlardan biri olduğu için bu kiliselere gidiyoruz. Belki kiminde daha fazla etkinlikler, ikram, ilgi olduğu için gidiyoruz. Bu nedenleri çoğaltabiliriz. Peki o zaman şu soruyu sormalıyız. Bir kişi neden Reform olmak istesin?Daha doğrusu bir Hristiyan neden Reform Hristiyan olmalıdır.

    Reform’un anlamı nedir?

    Aslında bu sorunun anlamının bir kısmını “Reform” kelimesinin anlamına bakarak da bulabiliriz. Elbette Reform deyince biz 16.yüzyılda papalığın halka yaptığı eziyetin karşısında yer alan Martin Luther’in cesaretini de hatırlıyoruz. Ve diğer taraftan Zwingli gibi bir ateşli imanlının İsviçre kiliselerinden İsa, Meryem ve diğer aziz resimlerini aşağıya indirdiği anları da hatırlıyoruz. John Calvin ve Zacharius Ursinus’un görüşlerini izlediğimiz için suçlu bulunmayı da buna ilave ediyoruz.

    Bütün bunlar bizim utanç duymadığımız Reformu anlatan tablolar. Ama Reform deyince yalnızca bunları görüyorsak Reformasyonu tam olarak anlamadığımız da bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Hristiyanlığın Reform geleneği bir Reformcuyu ve onun görüşlerini izlemek değildir. Ya da Calvin gibi bir iman adamının imanını izlemek de değildir. Tanrı Sözüne itaat etmeye ilişkin bir durumdur. Yalnız Tanrı Sözüne göre hareket etme kararlılığıdır. Reform kilise demek Reform Hristiyan demek, Reform İsa inanlısı demek; kilisesi ya da imanı, ilahiyatı Kutsal Kitabın kendisine göre yeniden şekillendirilmiş demektir.. Reformasyon dönemi kişilerinden bahsetmemizin nedeni bu insanların Sola Scriptura prensibi ile iman hayatlarını yaşamış ve yaşatmaya çalışmış olmalarından ötürüdür.

    Roma Katolik Kilisesi o gün olduğu gibi bugün de Kutsal Yazıları yaşadığını iddia etmektedir. Roma’nın sorunu bu konudaki açıklaması değildir. Roma kilisesinin problemi bu iddiasını bir çok farklı yollarla birlikte Kutsal Yazıları açıklaması ve kutsal yazıları da bu yollarla birlikte kullanmasıdır. Yani yalnız Kutsal Yazıları izliyoruz, yaşıyoruz ve tek gerçek öğreti Tanrı kelamıdır şeklinde bir yaklaşımının olmamasıdır. Örneğin; Apokrif yazıları altmış altı adet ilahi vahiy olarak kilisenin daha başından beri kabul ettiği kitaplara eklemesi buna güzel bir örnektir. Üstüne üstlük kilisenin kendi içinde önderlerinin ya da aziz saydığı kişilerinin oluşturduğu gelenekleri de bir çok zaman Kutsal Yazılardan önce gelmektedir. Bununla da kalmayıp Papa yanılmaz kabul edilerek yeryüzünde bir anlamda Tanrı’nın elçisi olarak kabul edilmektedir. Ve söylediği, öğrettiği adeta yasadır. Kutsal Yazılara denktir. Evet, görünüşte Roma kilisesi Kutsal Kitabı kabul eder, bu kitabı kendisine rehber kılmış görünür ama Kutsal Kitaptan başka hatta öncelikle bir çok yukarıda saydığımız değerleri kendisine değer olarak kılmıştır.

    Modern tutuculuğun aksine Reform Kilisesi Kutsal Kitabtan çıkarımlarda bulunmaz. Örneğin, Kutsal Yazıları yedi ayrı antlaşma dönemine bölmez. Yalnızca tek bir bütün, tek bir ana antlaşma olarak görür. Aynı zamanda inanç uygulamasını sadece olduğu gibi alıp uygulamaya koyup inancın tamamlandığını varsaymaz. Sürekli kelamın okunması ile ve aynı zamanda Tanrı’nın bizlere verdiği yeteneklerimizinde kullanılmasıyla bütün Kutsal Yazılar bir yaşam felsefesi olur. Kısacası Kutsal Yazıların içeriğinde olulpta temel kabul edilmeyen doktrin yoktur.

    Örneğin, Reform kilisesinde herşey yerli yerinde olmak zorundadır. Çünkü Kutsal Yazılardan bize uyan çıkarılıp uymayan bir kenara konmaz. Heidelberg İlmihalindeki ifadeler buna güzel bir örnektir; “ O zaman bir Hristiyanın inanması gereken şey nedir?”şeklinde 22.soru şu şekilde cevaplanmaktadır. “Müjde’de bize vaat edilen ve bizim evrensel ve şüphe edilemez hristiyan inancında ifade edilmiş olan her şeye”. 19.soruda ifade edildiği gibi biz Kutsal Yazıları bir bütün olarak kabul etmek durumundayız. Yani Kutsal Yazıların bir bölümünü dolayısı ile işimize gelen bir bölümünü kabul edip işimize gelmeyen bir diğer bölümünü kabul etmeme gibi bir lükse sahip değiliz. 19. soru şöyledir; “İyi işler nelerdir?”. Cevap şöyle gelir; doğru imandan kaynaklanan ve Tanrı yasasına uygun olarak yapılan ve O’na yücelik veren ve insanın kendi görüşüne ya da yasalarına göre olmayan şeylerdir”. Kutsal Yazıların bir bölümünü kabul edip diğer bölümünü kabul etmemek Reform Kilisesinin kabul hoşgörü ile bakabileceği bir şey değildir (Vahiy 22:18, 19).

    Aslında bu Kutsal Yazıların öğretisidir. Mesih İsa göğe yükselmeden önce kilisesine elçiler aracılığı ile öğrettiği her şeyin kilisesine öğretilmesini buyurmuştu. Pavlus, Efesliler kilisesine de aynı şekilde bunu yaptığını söylemektedir. Mesih İsa’nın verdiği sorumluluğu yerine getirdiğini ifade etmektedir. Pavlus Mesih İsa’nın öğrettikleri artı kendi öğrettikleri şeklinde bir şey öğretmedi. Tanrı’nın kurtuluş mesajına aykırı düşen bir mesaj da öğretmedi. Pavlus, bütün Kutsal Kitap öğretişini Mesih’in verdiği sorumluluğun bilincinde öğretti. Reform kilisesinin günümüzde yapmaya çalıştığı şeyde yine aynı şeydir

    Reform mesajı nedir?

    Reform kilisesi Reform bir vaaza sahiptir. Kutsal Kitab’ın bütününü kapsayan mesajının vaazı bu kilisenin temel prensibidir. Bu vaazı işitenlerin bir takım duygusallıklara kapılmalarına yol açacak mesajlar verilmez. Ne yazılıysa, ne öğretilmek istenilmişse, Tanrı’nın kurtuluş mesajı ne ise o öğretilmektedir. Reform kilisesinin mesajları, vaazları insanların psikolojik durumlarını kullanan vaazlar değildir. Kutsal Ruh doğrudan ve açık bir biçimde bütünü kapsayan vaazları kendisi yüreklerde ve akıllarda ve yaşamlarda işlemektedir. Vaazın gücü vaaz edenden kaynaklanmaz. Vaazın gücü Tanrı Kelamının kendisinden kaynaklanır.

    Bu nedenle Reform kilisesinin mesajı Tanrı merkezlidir. Bu nedenle Reform ilahiyatının bu öğretişine sahip olmayan bir çok kilisede ne yazık ki, insan merkezli vaazlar göze çarpmaktadır. Roma Katolik kilisesi, Luteran ve Episkopal kilise öğretilerinde kiliseye katılmış olmak kilisenin sakramentine katılmış olmak gibi bir anlam taşımaktadır. Bir başka deyişle kişi kiliseye dahil olmakla adeta kilise kişiyi kurtarmış olmaktadır. Çünkü Tanrı kilisenin imanına bakar ve kişi de o gözle görünür yapı içinde yer aldığı için kiliseden ötürü kurtulmuş olur. Hatta bazen papaz aracılığı ile yerine getirilen sakramentlerden ötürü kurtuluş olayının gerçekleşmesi gibi öğretiler ne denli insan merkezli öğretişlerin bu tarz kiliselerde etkin olduğunu göstermektedir. Metodist, Baptist ya da bağımsız bir çok kilise de ise yine insan merkezli “yap ya da yapma” şeklinde öğretişler, beş adım da altı adımda kurtuluş önerileri öğretilip durulmaktadır. Örneğin; insanlar tövbeye yine vaizlerin marifetli vaazları ile davet edilirler ve etkileyici konuşmalarla insanların tövbeye geleceklerini düşünürler ve hatta insanların kararlarına dayalı olarak insanları tövbeye davet ederler. Kısacası bütün bu adımlarda Tanrısal güç adeta ikinci plana itilmektedir.

    Bu şekilde listemizi gerçekten çoğaltmamız mümkündür. Örneğin iki antlaşmacı kiliseler (Arminist) elbette lütufla kurtuluşa inandıklarını söylemektedirler. Ama hiç bir zaman lütfu tam anlamıyla yani Kutsal Yazıların genelinde ifade edildiği gibi lütuf olarak algılamazlar ve hep işleri öne çıkarırlar.

    Bütün bunların üstünde Reform kilisesi Kutsal Yazıların bütününü bir bütün olarak kabul eder ve öğretişlerinde hem de aynı zamanda mesajlarında hep bu bütünü içerirler. Bu şekilde bir bütünle yaklaşım Reform olmayan bir çok kilise için kolaylıkla kabul edilemez bir olgudur. Biz insanların günahlılıklarından ötürü tamamen lanet altında olduklarına inanırız (Romalılar 3:9-20). Bu anlamda insan kendi başına kendi kendisini kurtarmak için hiç bir şey yapamaz (Gal.3:1-14). Tanrı’nın Ruh’u bu kişiyi kurtuluşa getirmedikçe bu kişi sonsular boyunca kayıp olmuş bir kişidir (Yuh.3:5-8). Bununla birlikte inancımızda kurtuluşun başından sonuna tamamen Tanrı’nın işi olduğuna inanırız. Bu kaybolmuş olan insanlar arasından Tanrı kendi kararı ile bazılarını kendisine seçmektedir (Rom.9-11; Efes.1:3-6;1.Pet.1:2). Tam anlamı ile kurtuluşu sağlayan tamamen Tanrı’nın kendisidir (Rom.3:21-26;1.Kor.5:18-21). Seçilmişi kurtuluşa getiren kendisi ve tövbe ve imanları konusunda işleyen kendisidir (Yuh.1:12-13; Fil.2:13). Diğerleri günahın gerçekten ciddi bir sorun olduğuna inanabilirler. Ama hala insanın bu günahtan kurtulmak için bir şeyler yapabilecek kadar iyi olduğuna inanırlar. Billy Graham’ın öğretilerinde de olduğu gibi hala bazı kiliseler insanın kendisini vaftiz konusunda ve Mesih için tövbe konusunda kendi kararları ile adım atabilecek olarak görebilirler.

    İlmihalin 61. sorusu bir kişinin Tanrı önünde nasıl doğru sayılabileceği üzerinedir. Bu sorunun cevabında yalnızca Mesih İsa’ya tam olarak imanla denmektedir. Hala yaptığım bütün günahlardan ötürü vicdanım beni suçlayabilir fakat Mesih İsa’da samimi bir iman ve yürekten gelen tövbenin bana verilmiş olması beni benim yaptıklarımdan ötürü değil de Tanrı’nın kurtarış gücü ile kurtarmış olmaktadır. Bu konuda benim övünebileceğim hiç bir şey yoktur. Beni kurtaran hiç bir iyilik değildir. Beni kurtaran yalnızca Tanrı’nın çağrısı ile yüreğimden kaynayan Mesih İsa’ya, O’nun kurtarışına olan imanımdır.

    Bazı kişiler Reform ilahiyatının köşe taşının seçilmişlik doktrini olduğunu söylemektedirler. Bu yanlıştır. Elbette Reform kilisesi seçilmişliğe inanmaktadır bunda bir sakınca yoktur. Fakat bu inanç inancımızın köşe taşı değildir. İnancımızın köşe taşı Tanrı’nın yüceliğidir. Tanrı’nın muhteşem görkemi ve yüceliği bize lütfunu ulaştırmıştır. Tanrı’nın karşılıksız lütfu Mesih İsa’nın kendini bize kurtuluş olmak için feda etmesinde ifade bulmuştur

    #28507
    Anonim
    Pasif

    Reform Kurtarıcı

    Reform olmayan ilahiyatçılar Kelam artı ya da eksi bir şeyler demektedirler. Lütuf içinde lütuf artı ya da eksi demişlerdir. Mesih İsa’i de artı ya da eksi olarak algılamaktadırlar. Örneğin Roma Katolik kilisesine göre Mesih artı Bakire Meryem, azizler, rahipler, melekler gibi bir çok artılar vardır. Arminist görüşe göre ise Mesih’in kanı kurtuluşu mümkün kılmıştır fakat bu benim bu kurtuluşu kabul etmeme ya da etmememe bağlıdır.

    Reform kilisesi Kutsal Kitap’ın söylediğini inanç açıklaması olarak algılamaktadır. Mesih İsa ne diyorsa Reform Kilisesi için inanç açıklaması olmuştur. Mesih İsa “yol, gerçek ve yaşam benim” demektedir. “Benim aracılığım olmaksızın kimse Baba’ya gelemez” (Yuh.14:6). Sanhedrin önünde Petrus “gökyüzünün altında O’nun isminden başka hiç bir ismin kurtarma gücü olmadığını” söylediğini görüyoruz (Elç.İşl.4).Pavlus’un Korint kilisesine söylediklerini de hatırlamamız gerekiyor; “O’nun attığı temel üzerine hiç kimsenin yeni bir temel ilave edemeyeceğini” Pavlus dile getirmektedir.(1 Kor. 3:11).

    Bu ve benzeri daha bir çok ayeti örnek vermek mümkündür. İlmihalin 30.sorusunda Mesih İsa’dan başka kişilerde kurtuluş aramanın ve buna inanmanın mümkün olup olmadığı sorgulanmaktadır. Cevap ise çok nettir. Bunu kabul etmek O’nun kurtarıcılığını reddetmektir. Çünkü o zaman Mesih İsa’nın yeterli olmadığı gibi bir sonuç ortaya çıkar. Bu da Mesih İsa’yı tek yol, tek gerçek olarak kabul etmemek anlamına gelir. Bu Mesih İsa’yı bir anlamda kabul eder gibi yapıp reddetmektir.

    Bu noktada şu soruyu sormak gerekmektedir; “Mesih İsa’yı gerçekten kurtarıcım ve Rabbim olarak kabul ettim mi?” “Mesih İsa yürekten kabul ettiğim tek kurtarıcı ve tek Rabbim mi?”

    Mesih İsa’yı tam olarak Mesih İsa olarak bütün olarak kurtarıcımız ve Rabbimiz kabul etmeliyiz. Bazı ilahiyatçıların çok açıkça ifade ettiği gibi Mesih İsa’yı kurtarıcınız kabul edebilirsiniz ama hayatınızın, varlığınızın Rabbi olarak kabul etmeyebilirsiniz. O zaman da aslında tam anlamı ile Mesih İsa’ya iman etmiş samimi, kurtulmuş bir imanlı olmazsınız ama kendinizi Hristiyan olarak addedebilir ve senelerce kiliseye gidebilir, ilahiler söyleyebilir v ve bir takım ibadetlerde bulunabilirsiniz. Mesih İsa’nın Rabliğini kabul etmemek kurtarıcılığı ile birlikte O’nun tek Rab olduğunu bir türlü anlamamak ve başka Rabler edinmek sizin günahta olduğunuzun göstergesidir. Dünyasal anlamda yani görünüşte bir hristiyan olmanızın temelinde işte böyle bir durum yatmaktadır. İlmihalde 64.soruda imanla aklanmanın bizi dikkatsiz kılmaz mı şeklinde bir soru yer almaktadır. Hayır, Mesih İsa’da doğru bir iman üzerine imanı oturmuş kişiler yalnızca Mesih İsa’ya onur getiren bir yaşam yaşamaya ve bunu da yine kendi güçleri ile değil Kutsal Ruh’un gücüyle yapmaya bütün yürekleriyle adanmış olacaklardır. Günahlarımız bağışlandı diye günah işlemeye devam mı edelim sorusunu soran Pavlus bunun böyle olmadığını olamayacağını çok güzel ifade etmiştir (Romalılar 6:1-2).

    Liberaller yıllarca yeni antlaşmayı bu ve benzeri tarzdaki yaklaşımlarla mitleştirmeye çalışmışlardır. Onların işine gelmeyen her şeyi Kutsal Yazılardan çıkarmaya çalışmışlardır. Bakireden doğumu, Mesih İsa’nın dirilişini ve diğer mucizeleri hep ortadan kaldırmaya çalışmışlardır. Hatta Bultmann gibi inanmayan bir ilahiyatçının Mesih’in söylediği iddia edilen hiç bir şey gerçek değildir demesine dek durum böyle devam etmiştir.

    Sadece iki seçenek vardır ya Mesih İsa’yı tam olarak kurtarıcınız ve Rabbiniz olarak kabul edersiniz ya da Mesih İsa’yı tamamen reddedersiniz. Reform kilisesi Mesih İsa’yı bir bütün olarak, tam olarak alır kurtarıcısı Rabbi ve efendisi olarak kabul eder. Ve O’nu yüceltir ve O’ndan sonsuza dek zevk alır.

    Reform kilisesi hiç bir zaman kendisinin en mükemmel kilise olduğunu iddia etmez. Dünyada Tanrı’yı, görkemini, öğretilerini dört dörtlük yansıtabilecek mükemmel bir kilise yoktur. Reform kilisesinin de hataları vardır. Bütün kiliselerin de. Reform kilisesi kendisinin tek kilise doğru kilise olduğunu da iddia etmemektedir. Rabbe ait Rabbin halkı dünyanın her yöresine dağılmış bulunmaktadır. O’nun krallığını görünür bir biçimde ilan edecek bir şekilde O’na dosdoğru iman eden, O’na ait olan halk her yerde bulunmaktadır. Hatta öğretileri sağa sola kaymış Mesih İsa’ya ait olduğunu söyleyen kiliselerin içinde bile dosdoğru bir biçimde Kelamı algılayan, Mesih İsa’yı bir bütün olarak kurtarıcısı ve Rabbi olarak kabul edip O’na eşler koşmaksızın O’nu artılayıp eksilemeden yaşayanlar vardır. Biz Reform kilisesinin ilahiyatının, imanının diğer kiliselere göre Kutsal Yazılara daha yakın olduğunu söyleme gayreti içindeyiz. Her şeye kadir Tanrı’nın Kutsal Kitabı en güzel bir biçimde bizlere açmış olmasından ötürü O’na hamtlar sunuyor. Ve O’nun önünde eğiliyoruz.

    Bütün bunları biz böyle söylüyoruz diye almayın lütfen. Hemen Kutsal Kitabınıza koşun dua ile ve Kutsal Ruh’un o muhteşem rehberliğinde Kutsal Kitabınızı ve Mesih İsa’nın o muhteşem Kurtarış Müjdesini bir kez daha dikkatlice okuyup araştırın. Ve imanınızı bunun ışığında bir kez daha değerlendirin. Unutmayın bizim tek yetki merciimiz, kendimizi sınayabileceğimiz ve imanımızı gözden geçirebileceğimiz tek yetki mercimiz Tanrı’nın yanılmaz olan Kelamıdır. Kutsal Kitabıdır. Yaşayan Tanrı’nın yaşayan diri sözüdür.

    http://www.allsaintsmoda.com/

    #28506
    Anonim
    Pasif

    Sizlerle “Westminster inanç açıklaması ve kısa ilmihal” adlı seminerden alınmış bazı notları paylaşmak istiyorum:
    -50 farklı inanç açıklaması var.
    -Sorun İnanç Açıklamalarında ” değil;insanların yaşam tarzlarından oluşuyor.
    -Siest:Benim gözlerim bana yetmez.
    -Ne zaman yeni kiyabı okuyorsanız,eski kitabı da okuyunuz.
    -İnanç anlaşmasına baktığımızda, kendi yaşamlarımızı görebiliriz.
    -Kutsal Yazılar!ın ahlakını yazar.İnanç açıklaması topluluğun yetkisiyle oluşmuştur. İ. A. , toplulukta yaşamı belirtir.
    -“İnanmak zordur; zira itaat etmek zordur.
    -“Biz imanla lütüf sayesinde aklanırız” ( Calvin ).İmanımız sayesinde de kurtuluruz ( Luther için de aynı ).
    -Mesih,bizi Tanrı’yı zihnimizle sevmeye çağırıyor.
    -Ruh’un doğrultusunda düşünürsek;Kutsal Kitap doğrultusunda düşünmüş oluruz.Yaşantının değişmesiyle zihin değişir; yenilenirsiniz.
    -İnanç açıklamaları manevi bir silahtır.
    -İ. A. bizim dünyaya kim olduğumuzu,neye inandığımızı anlatır.İ. A. Hristiyan gerçeklerini açıklamaktadır.
    -İ. A. kilisenin birliğine hizmet eder.
    -İ. A. bnizim inançlarımıza sağlam bir çerceve oluşturmaktadır.
    – Çocuklara verilecek en iyi hediye; Müjde’dir.
    -İ. A. ; Kutsal Yazıları yorumlamaya yardım eder.
    -İ. A., doğru ve gerekli soruları da öğretir,Kişisel varsayımları sorgulayan sorular olmalı.
    – Kutsal Kitap’a bakarak; verilen vaaz sorgulanır.
    -Yaşadığımızla öğretiş orantılı olmalı.
    -İlahiyat yaşam için gereklidir.
    -Sağlam öğretiş olmayan yerde bölünme olur.
    -Kalp ile akıl birbiriyle bağlantılıdır.
    -Yaşamın değişmesi; aklın değişmesine bağlıdır.
    -Gerçek ilahiyat,yaşam dinamiğidir.
    -Teolojı ; Tanrı’nın sözünün bütün yaşama uygulanmasıdır.-
    -Kutsal Yazılar;topluma bakış açımız olarak bizden akmalıdır.
    -Eğer; teolojıyi isim olarak algılarsanız; Mesih gelesiye kadar devamlı bir papağan gibi sözlerinizi tekrarlarsınız.
    -Teolojı ; sürekli devam eden bir kısım ve yaşanan bir durumdur.
    -Teoloj,; teoriler değildir.
    –Doğruyu görüşmek demek,Mesih’le görüşmek demektir.
    -Gerçek hükümran,Kral, Her Şeye Kadir Olan Tanrı’ya yücelik vermek kafi değil; o yücelikten zevk alınmalıdır.Varlığımızın nedeni; sonsuza dek onu yüceltmektir.,
    -Hristiyan yaşamı, bir kişiyle değil; kiliseyle yaşanacaktır.
    -İtaat varlığımızın her yanına yayılan bir gerçektir.
    -Tanrısal yaşam, öğreti ile eşit olmalıdır.10 emirin alınmasının nedeni; doğru yaşamak içindir.
    – Westminster; hristiyan ahlakının temelini oluşturuyor.

    Bunlar; aldığım seminer notlarından bazıları. Biraz düşünce pergellerini açabildiysem ne mutlu.

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    Fırat Çölgeçen kardeşden alıntıdır

3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.