• Bu konu 4 izleyen ve 4 yanıt içeriyor.
5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25922
    Anonim
    Pasif

    Wimbledon’un ilk zenci Şampiyonu Arthur Ashe kan naklinden kaptığı AIDS’den ölüm döşeğindeydi…

    Hayranlarından biri sordu: Tanrı böylesine kötü bir hastalık için neden seni seçti?

    Arthur Ashe cevap verdi: Tüm dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar, 5 milyonu tenis oynamayı öğrenir, 500 bini profesyonel tenisçi olur, 50 bini yarışmalara girer, 5 bini büyük turnuvalara erişir, 50’si Wimbledon’a kadar gelir, 4’ü yarı finale, 2’si finale kalır.

    Elimde şampiyonluk kupasını tutarken Tanrı’ya ‘Neden ben?’ diye hiç sormadım.

    Şimdi sancı çekerken, Tanrı’ya nasıl ‘Neden ben, diye sorabilirim?

    Mutluluk insanı tatlı yapar.
    Başarı ışıltılı.
    Zorluklar güçlü.
    Yenilgi alçakgönüllü.

    #35808
    Anonim
    Pasif
    oezjohn;12162 wrote:
    Wimbledon’un ilk zenci Şampiyonu Arthur Ashe kan naklinden kaptığı AIDS’den ölüm döşeğindeydi…

    Hayranlarından biri sordu: Tanrı böylesine kötü bir hastalık için neden seni seçti?

    Arthur Ashe cevap verdi: Tüm dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar, 5 milyonu tenis oynamayı öğrenir, 500 bini profesyonel tenisçi olur, 50 bini yarışmalara girer, 5 bini büyük turnuvalara erişir, 50’si Wimbledon’a kadar gelir, 4’ü yarı finale, 2’si finale kalır.

    Elimde şampiyonluk kupasını tutarken Tanrı’ya ‘Neden ben?’ diye hiç sormadım. Şimdi sancı çekerken, Tanrı’ya nasıl ‘Neden ben, diye sorabilirim?

    Her şey yolunda giderken, en mutlu zamanlarımızda Rab’bi aklımıza bile getirmeyiz. Başarılar kazandığımızda kendimizle övünürüz, gurura kapılırız. Bizlere yeteneklerimizi verenin, bize yardım edenin Rab Tanrı olduğunu düşünmeyiz. Ama, sıkıntılar, hastalıklar ve zorlu denenmeler başgösterince suçlanan ilk kişi Tanrı olur nedense.. Oysa çoğu kez kendi hatalarımız, kendi yanlışlarımız yüzünden zor anlar yaşar, acı çekeriz. Tanrı’dan uzak, günah içerisinde yaşayarak ve Tanrı’ya sırtımızı dönerek, Tanrı’nın bizlere vermek istediği bereketlerden yoksun kalırız, yine Tanrı’yı suçlarız ‘neden ben?’diyerek.

    Ama zenci şampiyon Arthur Ashe Tanrı’yı suçlamadı.
    ‘Şampiyonluk kupalarını elimde tutarken, ‘Tanrım neden ben?’ diye hiç sormadım. Şimdi acı çekerken Tanrım neden ben?’ diye nasıl sorabilirim? diyerek en doğru yanıtı verdi.

    Tanrı ile ilişki içinde olmayan, O’nu gerçekten yaşamlarına almayan kişiler arasında, hastalık, yoksulluk ve buna benzer denenemelerden geçerken,Tanrı’ya feryat edip O’nun yüzünü arayıp kurtulanlar olmuştur, olmaktadır da. Aynı şekilde geçtikleri zorlu denenmelerde Tanrı’ya isyan edip O’nu reddedenler de coktur ne yazık ki…

    Bizler, Mesih’e iman edenler bu durumlarda ne yapıyoruz ve ne yapmalıyız?

    Denenmelerde, zorluklarda Rab’be sığınmalıyız, O’nun, vaatlerine ne kadar sadık olduğunu hatırlamalıyız. Rab verdiği sözlerin arkasındadır. Böyle durumlarda Rab’bi överek, O’nu yücelterek, ilahiler söyleyerek beklemeli ve çözüm için O’na kesinlikle güvenmeliyiz. RAb bizim için en iyi olanı kesinlikle yapacaktır!

    İncil’i okuduğumuzda, Elçi Pavlus’un iman ettikten sonra Rab uğruna yaşadığı zorlukları görüyoruz. Hapsedildi, defalarca dayak yedi, işkenceler gördü, ölümle tehdit edildi. Zaten mektuplarının bir çoğunu hapishanedeyken yazmıştır. Ama Pavlus hiç yılmadı, hiç şikayet etmedi, hiç Rab’bi suçlamadı. Tam tersine, sürekli olarak ilahilerle Rab’bi övdü, O’nu ilan etmeye devam etti. Efesliler 5:18-20′de Pavlus şöyle der:

    ‘Ruh’la dolun. Birbirinize mezmurlar, ilahiler, ruhsal ezgiler söyleyin. Yürekten Rab’be ezgiler, mezmurlar okuyun; durmadan her şey için Rabbimiz İsa Mesih’in adıyla Baba Tanrı’ya şükredin.’

    Zor durumlarda Tanrı’ya övgü sunmak, kendi durumumuza odaklanmak yerine yüzümüzü O’na doğru çevirmemizi sağlar. Kendimizi mutsuz ve çaresiz hissetmeyiz. Tanrı’nın duruma el attığını, zafer kazanarak gücünü göstermesi ve adına övgü getirmesi için bu olayın bir fırsat olacağına seviniriz.

    Pavlus ve Silas zindana atıldıklarında çaresizlik ve umutsuzluk içinde isyan etmediler, Tanrı’yı suçlamadılar, aksine Rab’be övgüler sundular, ilahiler söyleyerek O’nun adını yücelttiler. Bunu yaptıklarında Tanrı, hapishaneyi sarsarak hücre kapılarının açılmasını ve tüm mahkumların özgür kalmasını sağladı. Tutsakların kaçması üzerine Pavlus, hapishane yetkililerinden korkarak intihar etmeye kalkışan Filipi’li gardiyanın canına kıymasını engelledi ve ona Mesih’i müjdeledi. Gardiyan ve tüm ailesi İsa Mesih’e iman ederek kurtuldular. Konuyu, Elçilerin İşleri 5:17-24′ te okuyabilirsiniz. Eğer Pavlus ve Silas çaresizlik, umutsuzluk ve kaygı içinde kendi içinde bulundukları duruma odaklansalardı, Filipi’li gardiyan ve ailesine Mesih’in Müjdesi’ni veremeyecekler ve onlar da kurtulmayacaktı. Bu, Şeytan’a karşı kazanılmış bir zaferdir. Hepimiz ruhsal bir savaştayız, ama ruhsal silahlarımızı kuşanarak, İsa Mesih adında Şeytan’a ve onun karanlık ordularına karşı savaşabiliriz. Dua ve tapınma da Şeytan’a karşı kullanılan ruhsal silahların en güçlülerindendir.

    Pavlus şöyle der:
    ‘Her durumda şükredin, çünkü Tanrı’nın Mesih İsa’da sizin için isteği budur’ (1.Selanikliler 5:18). 

    Rab’bin esenliğinde kalın
    Sevgilerimle

    #35809
    Anonim
    Pasif

    Çok güzel bir yanıt gerçekten… Bu ‘neden ben?’ sorusuyla ilgili olarak çok isabetli nüktesi olan bir karikatür görmüştüm bir zamanlar, hep aklımda kalmıştır… gülmüştüm çok… Issız bir adada tek başına kurtulabilmiş bir kazazade göğe yönelip ‘neden ben?’ diye isyan ediyor… Gökten gelen ses ise şöyle bir yanıt veriyor: ‘neden bir başkası olsun ki?’… : – )))

    #35933
    Anonim
    Pasif
    Viran dede;20010 wrote:
    Çok güzel bir yanıt gerçekten… Bu ‘neden ben?’ sorusuyla ilgili olarak çok isabetli nüktesi olan bir karikatür görmüştüm bir zamanlar, hep aklımda kalmıştır… gülmüştüm çok… Issız bir adada tek başına kurtulabilmiş bir kazazade göğe yönelip ‘neden ben?’ diye isyan ediyor… Gökten gelen ses ise şöyle bir yanıt veriyor: ‘neden bir başkası olsun ki?’… : – )))


    Çok dogru. Kötü şeyler yaşadığında genelde insan ‘neden ben?’ diye sorar. Ama başkaları güzel şeyler yaşayınca da ‘Neden ben değil de o? diye sorar. Demek ki burada da bencillik var. Kendimizi düşündüğümüz kadar başkalarını da düşünürsek, İsa Mesih’in dediği ‘Size nasıl davranılmasını istiyorsanız, siz de başkalarına öyle davranın’ sözüne olumlu yönde uymuş oluruz.

    #36658
    Anonim
    Pasif


    Amin! Rab tüm denenmelerde ve sıkıntılarda yanımızdadır. Sıkıntı çeken, sıkıntıda olanları çok daha iyi anlar. Bazen Rab bizlerin sıkıntı çekmemize izin veriyorsa O’nun bunda bir amacı vardır. Bizlere birşeyler öğretmek istiyordur, bir şeye hazırlıyordur. Bazen de kendi hatalarımız ve günahlarımız yüzünden denenmeye düşeriz. Önemli olan denenmeler geldiği zaman herşeyin Rab’bin kontrolü altında olduğunu bilmemiz ve O’na güvenmemiz. O bizleri asla bırakmaz, terketmez, bize sırtını dönmez.

    ‘Ne mutlu denenmeye dayanan kişiye! Denenmeden başarıyla çıktğı zaman Rab’bin kendisini sevenlere vaat ettiği yaşam tacını alacaktır’ (Yakup 1:12).

5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.