ANASAYFA Forum TANIKLIKLAR- Testimonies in Turkish Tanıklıklar (Türkçe) NASIL ve NEDEN HRİSTİYAN OLDUM…?

  • Bu konu 8 izleyen ve 9 yanıt içeriyor.
10 yazı görüntüleniyor - 1 ile 10 arası (toplam 10)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26294
    Anonim
    Pasif

    Değerli Forum Üyeleri ve ziyaretçileri;

    Bir türlü işlerimden zaman bulup yazamadığım ama forumda bazı yazılarımda, küçük notlar halinde geçtiğim neden ve nasıl Hristiyan olduğumu sizlerle paylaşmak istiyorum…

    2001 yılında bulunduğum şehirde, ajans açarak başladığım ticaret yaşamıma hızlı giriş yapmış ve çok genç yaşta olmama karşın çok büyük bir çevre ve otorite kazanmıştım. Fakat aynı sene bir kavgaya istemeden karışmamdan dolayı hayatım değişmeye başlamıştı. Mahkeme süresince cezaevinde tutuklu kaldım. Suçsuzdum, ama ispatlayamıyordum. Sonra 3 ay geçti, mahkemenin delil yetersizliği nedeni ile dışardan görülmesi istenip serbets kaldım, fakat sonra mahkemelere girmediğimden dolayı, 2003 de 1 sene 10 ay 20 gün hapse mahkum edildim. 2004 sonlarında suçsuz da olsam zoraki yattığım cezamı bitirmiştim. Ardından eskisi kadar görkemli olmasa da ajansı tekrar açtım, fakat bu sefer sektörü reklamdan daha çok basın yayın olan bir ajans kurdum. Gazete çıkarmaya başladık ve o gün bu gündür gazete-bülten-reklam ve organizasyon işlerime devam etmekteyim.

    2005 sonlarına doğru çok iyi giden işim, her geçen gün daha iyiye gidiyor, aynı anda 45 personel alımı yaptık ve çok güzel şekilde çalışmalarımızı sürdürmeye devam ettik, hiç bir sıkıntım yoktu, maddi olarak çok iyi bir konumdaydım.. Fakat bir gece personel gittikten sonra şirketin kapısını kilitledim. Çok sevdiğim Lorena Mckennit’i dinlemeye başaladım, aynı zamanda aldığım biraları içiyordum. ( Bu arada her gece bara, disco’ya giden, içen bir kişiliğe sahiptim, haksızca suçlu olmadığım halde ilk bana saldırıldığı, kendimi korumaya çalıştığım hal de karşı tarafın ceza almaması ve benim cezaevine girmemden dolayı insanlara karşı büyük kin duyan ve iyilik yapmaktan kendini alıkoyan biriydim)
    Sonra durup dururken hiçbir nedeni olmadan şirketten çıktım, nöbetçi eczaneye gittim, ismini burada vermek istemediğim, ama 5 ya da 10 tanesinin direk kalbi durduracak güçte olan ilaçlardan 3 kutu aldım, 2 kutuda başka bir yatıştırıcı ilaç alıp şirkete döndüm.

    Belli bir süre alkol alımıma devam ettikten sonra hiçbir derdim kederim olmadığı halde, hiç arkamda kalacakları bile düşünmeden, almış olduğum ilaçların tamamını içtim. Ve ardından alkol almaya devam ettim. Artık ilaçlar etkisini göstermeye başlamıştı, dudaklarım kuruyor, sanki içim çekiliyordu.

    O güne kadar bana hiç karışmayan kardeşim, nasıl olduysa beni merak ediyor ve cebimden arıyor, ama ulaşamıyor. O zamanlar evlenmeyi düşündüğüm bayanı arıyor, o benim şirkette olduğumu söylüyor, kardeşim şirketi arıyor, ama ulaşamıyor. Bu sefer içine keder düşüyor, ve evlenmeyi düşündüğüm kişiyi arayıp şirkete geliyorlar, anahtarı çeviriyorlar, ama açılmıyor. Bu sefer kapıyı tıklıyor falan, ama fayda etmiyor. En son çare kapıyı kırdırmak için polis çağırıyorlar. Şirkete girdiklerinde tüm odalara bakıyorlar ve beni masa başında kafası masaya düşmüş olarak buluyorlar…

    Buraya kadar her şey rutin görünen, tipik bir intihar hikayesi…ama öyle değildi, çünkü Rab bana gerçekleri göstermek için zemini hazırlamıştı… Yazımın ilerleyen kısımlarında hayatımı değiştirecek bir sürü karar kendini gösterecekti.

    Hastaneye kaldırıldığımda bilinç yok olmuş, nefes alımı solunum düşmüştü. Doktorların hiçbir şekilde kurtulma şansı vermediği ben, yaşam destek ünitesine bağlanıyorum. Hayatım bitkisel olarak devam ediyor, ama dışardan hiçbir tepki almadan…

    Koma dönemimde 5 gün geçmişti ki, doktorlar beyin ölümü gerçekleşiyor, acı çekmesinin anlamı yok diyor, fişi çekelim kurtulsun, hayata dönme şansı sıfır diyorlar. Babam zor da olsa yaşam destek ünitesinden çekilsin diyecekken, kız kardeşim ortalığı yıkıyor, siz o canı alamazsınız, diye, ölecekse de o şekilde ölsün, diyor ve babama imzayı attırmıyor. Kardeşim öyle diyor, ama o da aslında ümidini kesmişti. Çarşıya indiklerinde babamla beraber kefen bezi almışlar, cenazem için hazırlıklara başlamışlardı.

    Koma dönemi yaşamsal destek ünitesinde geçerken, yoğun bakım ünitesinin camekanında beni izleyen yakınlarım ve kardeşimden habersiz yatan ben sıçrıyor, değişik tepkiler veriyormuşum. Kardeşim doktora bunun sebebini sorduğunda, alkolden kaynaklanıyor, canı alkol istiyor diyor, ama doktorların unuttuğu bir şey vardı, ben alkol alıyordum, ama alkolik değildim, iradem kuvvetlidir, istemediğim zaman içmeyen biriydim. İşte o an olanlar neydi? O anı bir tek ben yaşıyordum…

    Ben komada ölüm döşeğinde can vermenin eşiğindeyken, evlilik düşündüğüm bayan benim yakınlarımdan biriyle, teyzemin oğlu ile çıkmaya başlıyor, hem de nişanlı olduğumuz halde… Bu ölüm döşeği beni yanlış karar vererek gerçekleştireceğim bir evlilikten de kurtarmıştı. Sıçramalarımın nedenine gelince, işte o an yaşadıklarım:

    Göğe çekilmiştim, her yer çok güzel, mis kokuluydu. Bir kapı ki kapı öyle böyle değil, muhteşem görkemli, muhteşem yüksek! Kapıyı bir varlık açıyor, bu dünyada öylesi güzel bir varlık yok, hiçbir şeye benzemiyor, ama onun orada dişi bir canlı olduğunu sezebiliyorum. Her şey çok güzeldi, ki; bir varlık daha geliyor, ama o az evvel gördüklerimden çok daha görkemliydi. Elinde pırıl pırıl parlayan bir asa ile ‘Kim bu günah kokan adam?’ diyordu, ‘Atın bunu buradan!’ diye hiddetle bağırıyordu. Tam o sırada sanki sadece kafa ve dudaktan ibaretmişcesine bir varlık çıktı ortaya, dudakları yerlere kadar sarkan bu yaratık, insansı, ama değişik bir yapıya sahipti, beni ayaklarımdan tutup baş aşağı yaparak tek eliyle iki ayağımı birleştirip bileklerimden yere çivi çakarcasına vurdu, ve ben başka bir yere gönderilmiştim.

    Buraya kadar anlattıklarım basit bir rüya olarak algılanabilir, ama işte sıçramalarımın cevapları burada anlatacaklarımda yatıyordu. Geldiğim yer hizbe karanlık ve çok ürkütücü çığlıklar ve seslerden ibaretti. Ardından biri beni yakaladı, kol bileklerimden tutu ve çarmıha gerercesine kollarımı boşluğa çaktı ve ardından başka bir varlık beni sırtımdan kırbaçlamaya başladı, ama kırbaş ateştendi ve yakıyordu beni…. (Doktorların alkolden dediği sıçramama neden olan yaşadıklarımın başında yer almaktaydı. Uyandığımda, beni ayak bileklerimden çakan yaratığın tuttuğu yerler yanıktı, ellerimden ve kollarımdan beni boşluğa çakan yaratığın tuttuğu el bileklerim ve kol pazu yerlerim yanıktı, kırbaçlanan sırtım ise mosmor ve yanık çizgilerle doluydu…)

    Kırbaçlandıktan sonra, kızgın bir zemin üzerine yatırıldım ve boşluğa feryat ediyordum, aman diliyordum, ama sesimi duyan yoktu ve işkenceler devam ediyordu. Ayak topuklarımın arka kısımlarına uzun demirler geçirildi…Topuklarımdan fışkıran kan adeta sıcaktan kızarıyordu… (Uyandığım zaman iki topuğumda devasa bir delik vardı, ve aylarca iyileşmedi, tabiri caizse pis pis kokmaya başladı ve tedaviler sonuçsuz kaldı, 1 sene sonra ise kendiliğinden kapanmaya başladı. Ve bugün hala o izleri taşıyorum).

    Sonra ayağa kalktım ve diz çöktüm yalvarmaya başladım, bir ses vardı yankılanan, ‘Sana bir şans veriyoruz, git ve bir daha karşımıza böyle gelme !’ diyordu, ‘Git, gerçeği, yaşamı bul!’ Mutluydum ama halen acı çekiyordum. Diz çöktüm, öyle bakındım. (Diz çöktüğüm anda ön kaval’da ve dizlerimde yanıklar uyandığımda da vardı). Sonra 3 kapı belirdi, kapının birinden ölen annem çıktı ve ağlıyordu benim için, ikinci kapıdan kurtulmam için dua eden kardeşim çıktı, ağlıyordu o da, ama 3. kapı açılmadı, ve son olarak, ‘Git gerçeği bul!’ dendi.

    İşte, doktorların alkolden dediği sıçramalarım benim o an çektiğim acılardandı aslında, ama ne yazık ki yaşayan ben olduğum için tek ben biliyordum. Koma dönemimin artık herkesin umudu kestiği tedavi için çaba bile harcanmadığı 16. güne gelinmişti. Artık kardeşim de umudunu yitirmişti ki, 16. gün gözlerimi açıyorum, herkes şaşkınlık içinde, çünkü ümid kalmamıştı benim için, ama Rab beni tekrar fırsatlarla dolu dünyevi hayatıma göndermişti.

    Ve; aileden gelme Müslüman oluşumuzdan kaynaklansa gerek, direk bana cami bulun demişim, ve ardından herkes başıma toplandı, herkes mutluluktan ağlıyordu, ben çektiğim acıları vücudumda görmediğim halde anlatmaya başladım, ve karşımdaki herkes daha da şaşırmıştı, çunku zoraki nefes alarak anlattıklarım vücudumdaydı, yanıklar yaralar delikler, ve evlenmeyi düşündüğüm insanın beni aldattığını söylemiştim. Ortaklarımdan xxxxx isimli şahsın bana kalleşlik yaptığını anlatmıştım, onlarsa saçmalama, onlar seni seviyor diyordu, ve doktor benim geçirdiğim travma sonucu anlattıklarıma bakarak, psikiyatri tedavisi almam için Bakırköy’e gönderilmeme karar verdi, sonda bile çıkarılmadan aynı gün ambulansla, Bakırköy’e gönderildim, ben dalıp dalıp uyandığım yolculuk boyunca nişanlımın ve ortağımın beni arkamdan vurduğundan, cehennem azabı çektiğimden bahsederek yolculuğu tamamladım, buraya kadar herkes camii konusunu ön plana çıkaracaktır, ama değil, Rabbin planları vardı. Geleneksel inancın bu tarz şeyler yaşandığı zaman direk kendi bulunduğu dinle alakalı işlemlere başlayacağını O da biliyordu ve benim gerçeği bulmam için Bakırköy’e gitmeme karar verilmesini o istedi.

    Bakırköy’e geldiğimde doktorlar beni kabul etmemişti, çünkü dosyama bakıyorlar, çok kuvvetli bir ilaç zehirlenmesi, 4 defa kalp durması, ve şokla yaşama dönme, ve sondası bile çıkarılmamış bir hasta için risk almak istememişler, sonra arada yazışmalar, teflon trafikleri ve yatırılma kararım veriliyor, ve her gün sabah kalkar kalkmaz bana başımdan elektrik şokları verilmeye başlıyor, ve bu elektrik tedavisi 17 gün sürüyor, her elektrik alışımda yoğun bir sarsıntı hissediyor ve bayılıyordum. Ayıldığımda ise hiçbir şey hatırlamıyor, kendimi dahi tanımıyordum. Babam bir gün izin alıp beni ziyarete geldiğinde ise, babamı ağlatan sahne yaşanmıştı, çünkü bekleme salonunda beni bekleyen hayata dönmeme sevinen babamı tanımamıştım, babam yıkılmıştı, saçma sapan konuşan, boşluğa bakan, gülmeyen, tebessüm etmeyen bir yaratıktım artık. 17 gün süren tedaviden sonra bir gece hangi akılla yaptığımı şu an bile bilmediğim, kaçış olayı gerçekleşti, ve ben nereli olduğumu, nerden nereye gitmem gerektiğini bilmediğim halde, kime gitmem, nasıl gitmem gerektiğini bilmediğim halde, ayağımda hastene pijaması ile evimi buldum, ve bu sorunun cevabını bugün benle beraber kimse veremiyor, çünkü otobüse nasıl bindim, hangi otobüsle geldim, ve kimseyi hatırlamadığım halde evimi ailemi nasıl buldum??

    Yaklaşık olarak 4 ay boyunca hafızam hiç yerine gelmedi, 4 ay sonra yavaş yavaş hatırlamaya başladım. Hafızamın tam anlamı ile yerine gelmesi ile 1 seneyi buldu. Herkes üzüntülü, hatta ölse daha iyi olurdu diyenler bile olmuştu, çünkü konuşmuyor, gülmüyordum. Boş boş bakan biriydim, ama hafızam silinmişti, kimseyi hatırlamıyordum. Hayat garip geliyordu, fakat bir şey hariç: “Koma halindeyken yaşadığım görünümler ve acılar…”

    Rab yolları açmaya başlamıştı. Rüyalar görmeye, değişik sesler duymaya başlamıştım, 3 gün 3 gece boyunca rüyamda beni bir köpek kovalıyor, ve köpek oldukça azmandı, dişleri benim boyum gibi, ve ben kaçmaya çaba gösterdikçe hep beni tam yakalayacağı zaman eski insanların giydiği çarşafımsı siyah giysili, elinde bir asa ile korkma yanındayım, sen git ben onu oyalayacağım, sen beni buldun diyordu… Rüyamda onun İsa olduğunu seziyordum, ama anlam veremiyordum. İkinci gün yine aynı rüyayı görünce korkmaya başladım ve 3. gün yine aynı rüyayı gördüğümde 4 ay geçmişti ki hafızam yavaş yavaş geri gelmişti, ve ilk iş nişanlımı araştırdım, ve teyzemin oğluyla ilişkisini öğrendim. Ailem şaşırmıştı, çünkü komadan çıktığımda ilk söylediğim şey nişanlımın beni arkamdan vurduğu idi. Ardından ortağım xxx adlı şahsı cafeye çağırdım ve onunla konuşmaya başladım, bana anlatmak istediklerin varmı diye sorduğumda şaşkındı, ve bildiğimi anlamıştı. Anlattı, özür diledi, ama nafileydi, çünkü beni ölecek diye her şeyi mahvetmişlerdi. Karda olan şirket 5 ayda dibe vurmuştu, alacaklılar kapıya dayanmış, siparişler teslim edilmemişti. Ticaret hayatım bitmişti. Ve düşünmeye başladım. Ben ki hiçbir sorunum yokken intihar edip hayatıma son vermeye kalktım, ve şimdi ise şirketim iflas eşiğinde, altından kalkamayacağım borç üstümde, nişanlım beni en yakınım olan teyzemin oğluyla aldatıyor, ne yapmalıyım diye düşünürken, bir yandan da hafızamın bir an önce tam anlamı ile gelmesini istiyordum. Vücudumda yanıklar iyileşmiş, fakat topuklarımdaki delikler bir türlü kapanmıyordu, canımı yakıyordu. Ve sonra bir gece yatarken gene gözlerim açıkken düşünmeye başladım, bu yaşadıklarım ne içindi, diye, o sırada koma halinde yaşadıklarımı düşünmeye başladım, gördüklerimi hayal etmeye başladım, ve bu şekilde uyudum, uyandığımda 4. kez İsayı görüyordum.. ama bu sefer köpek yoktu beni kovalayan, bir kitap gördüm bembeyaz bulutlar içinde, bulutlar ve masmavi bir gök, daha önce okumadığım, hatta hiç görmediğim bir kitap açıldı, ve içinden ışık saçılıyordu, o sırada bir siluet belirdi, bana gülümsüyordu. O İsa’ydı ve bana sesleniyordu: “Sen Benimsin, Beni Bulacaksın” diyordu.

    Uyandığımda bunu kimseye anlatmak istemesem de anlattım, rüya tabirlerine baktım, fakat rüya tabirleri beni tatmin etmiyordu, çünkü İslami şartlarda yazılmıştı rüya tabirleri, ve araştırmaya başladım. Hayatımda ilk defa kitapçılara gidiyor, İsa ile alakalı kitaplar arıyor, soruyordum. İncil bulamamıştım, İsa Öğretilerini de bulamamıştım, Bulduğum kitaplar ise İslami yayınlar olduğundan bir sonuca varamıyordum.

    Ne yapmalıyım derken.. İnternette Google’da İsa yazdım onlarca site çıktı karşıma, ve ilk olarak Kutsalkitap.org sitesi karşıma çıktı, okumaya başladım, ve gecelerce, sabahlara dek süren okumalarım başladı,ardından İncil istedim ve okudum. Önce düz kitap formatı gibi okudum, etkilenmiştim. Sevgiyi haykırıyordu adeta, ve belli süre sonra, İsa’nın Egemenliğinin geleceğini ümid eden kardeşlerim gibi ben de iman ettim O’na …

    Rabbime şükürler olsun! O’nun bizlere ulaşması değişiktir, ama O bizleri seviyor. Bizim için günahlarımızdan arınmamız için çabalıyor. Bana acılı bir yoldan geçerek kendini göstermişti. İntihar, aldatılmak, ortaklıkta arkamdan vurulmak, bana hayatta daha büyük zarar verebilecek kişilerden beni önceden uyarmıştı, rüyalarımda bana İncil’i, Müjdeyi gösteren Rab yolunda gitmem için bana ilham vermişti. Ve tipik eski inanç sistemime aldanıp camiye gitmemem içinde hafıza kaybıma neden olacak Bakırköy yolculuğunu benim için uygun görmüştü.. O’nun izzetine, O’nun planlarına bizlerin aklı yetmez.. O çocuklarına sevgiyle sesleniyor!

    Rabbim Sana Şükürler Olsun…

    Tüm İnsanlığın Gerçeğin İzinde Koşabilmeleri Dileğiyle

    ESEN KALIN…

    #33202
    Anonim
    Pasif

    Değerli kardeşim,
    Tanıklığını paylaştığın için çok teşekkür ederim. Kendi adıma çok bereket aldığımı ifade etmek istiyorum. Müthiş, inanılmaz, acı dolu ama harika bir yolculuk… Ne diyebilirim, Rabbe şükürler olsun. Serçelerden çok daha değerli olduğumuzun kanıtlarından biri. Rab tüm yaşamın boyunca sana ışık olmaya devam etsin.
    Esen kal.

    #33166
    Anonim
    Pasif

    NURDEM Kardeşim,gerçekten inanılmaz bir iman ediş öykün varmış.Gerçekten çok etkilendim. Diyecek başka birşey bulamıyorum…

    #33329
    Anonim
    Pasif

    halleluya

    Sevgili Nurdem kardeşim, Rab seni bereketlesin. İsa Mesih’in sevgi ve merhamet eli uzanıyor, kaybolmuş canları inanılmaz bir şekilde kendisine çekiyor ve kurtarıyor hamdolsun. Ama senin tanıklığın çok çarpıcı. Ben de okuyunca inanılmaz etkilendim ve bereket aldım.

    Demek ki iman etmemiş bir kişi için acı ve işkence daha ölüm yatağındayken başlıyor. Ondan sonrası çok daha korkunç, çünkü Kutsal Kitap, İsa Mesih’e iman etmemiş ve kurtulmamış bir günahkarın yargılanacağını, sonra da Şeytan ve onun cinleriyle birlikte sonsuz cehenneme atılacağını söylemektedir. Ne kadar korkunç! Bu konuda Kutsal Kitap şöyle diyor:

    ‘Tahtın önünde duran küçük büyük, ölüleri gördüm. Sonra kitaplar açıldı. Yaşam kitabı denen başka bir kitap daha açıldı. Ölüler kitaplarda yazılanlara bakılarak yaptıklarına göre yargılandı.

    Deniz kendisinde olan ölüleri, ölüm ve ölüler diyarı da kendilerinde olan ölüleri teslim ettiler. Her biri yaptıklarına göre yargılandı.

    Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.
    Adı yaşam kitabına yazılmamış olanlar ateş gölüne atıldı’ (Vahiy 20:12-15).

    İsa Mesih’e iman ederek tövbe eden herkesin adı YAŞAM KİTABI’ına yazılıyor ve bu kişiler yargılanmayacaklar, fakat İsa Mesih’le birlikte sonsuza dek yaşayacaklardır. Yaşamış olduğun bu acı şeyler kesinlikle boşuna değildir. Rab seni seçti kurtuldun hamdolsun! Rab, senin tanıklığını da çok canların kurtuluşu için IŞIK ve BEREKET olarak kullanmaya devam etsin.

    Rab’bin sevgisinde ve esenliğinde kal!

    #33343
    Anonim
    Pasif
    getsemani;14428 wrote:
    Değerli kardeşim,
    Tanıklığını paylaştığın için çok teşekkür ederim. Kendi adıma çok bereket aldığımı ifade etmek istiyorum. Müthiş, inanılmaz, acı dolu ama harika bir yolculuk… Ne diyebilirim, Rabbe şükürler olsun. Serçelerden çok daha değerli olduğumuzun kanıtlarından biri. Rab tüm yaşamın boyunca sana ışık olmaya devam etsin.
    Esen kal.

    Değerli Getsemani; tanıklığımdan bereket alman beni çok onure etti. Fakat inanmalısın ki belkide inanlı yolunda öğrenciliği en acısız geçenlerdenimdir. Steven Masood’un hayat hikayesini okuduğumda benim yolumu hazırlayan Rab bana lütufda bulunduğu gibi fazla acı çektirmemiş.

    Işığa Doğru adlı kitabı tüm inanlı yada inanlı yolunda olmaya aday kardeşlerimizin okumasını tavsiye ederim.. çok açıklayicı ve acı dolu ama ders almak için birebir.

    Esenlikle..

    #33351
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Nurdem
    Yaşadıklarınıza saygım sonsuz. İç huzurunuzu bulmuş olmanıza da sizin adınıza sevindim. Yalnız hastalık döneminizdeki bazı şeylere mesleğim icabıyla değinmeden geçemeyeceğim. Beyin fonksiyonları tamamen duran bitkisel hayattaki bir hastanın vücutsal tepkileri olamaz. Yıllarca yoğun bakımda çalıştım, sağlık konusunda eğitimliyim, bunlara dayanarak dikkate alacağınızı umuyorum. Sıçramalarınız varsa size nasıl ölüm kararı çıkarmaya kalkarlar anlamıyorum. İkincisi el ve ayak bileklerinizdeki izler, sizin gibi bilinçsiz hareketli hastalar kendilerine zarar vermesin diye genelde gazlı bezle bağlanır izlerin sebebi sanırım bu olmalı. Sıçramalarınızın sebebi ilaç intokslarda görülen istemsiz kas hareketleridir ve beynin dengesiz mesajlar göndermesinden kaynaklanır. Topuktaki yaralar uzun süre hareketsiz yatmaktan ve iyibir yatak bakımı (pozisyon) verilmemesinden kaynaklanan yatak yaralarıdır. Genelde sırtta,topuk ve dirseklerde,kalçada oluşur ve bu yaralar son derece acı verir iltehaplı, kokulu ve derindir. Uzun sürede iyileşir ve iz bırakır. Bütün bunlar tıbbi gerçeklerdir ama diğerlerini siz zaten çok güzel açıklamışsınız. İç huzurunuzun devamını diler hepimize bu huzurun nasip olmasını temenni ederim.

    Saygılar

    #33360
    Anonim
    Pasif

    ayasofya yıldızı;14762 wrote:
    Sevgili Nurdem
    Yaşadıklarınıza saygım sonsuz. İç huzurunuzu bulmuş olmanıza da sizin adınıza sevindim. Yalnız hastalık döneminizdeki bazı şeylere mesleğim icabıyla değinmeden geçemeyeceğim. Beyin fonksiyonları tamamen duran bitkisel hayattaki bir hastanın vücutsal tepkileri olamaz. Yıllarca yoğun bakımda çalıştım, sağlık konusunda eğitimliyim, bunlara dayanarak dikkate alacağınızı umuyorum. Sıçramalarınız varsa size nasıl ölüm kararı çıkarmaya kalkarlar anlamıyorum. İkincisi el ve ayak bileklerinizdeki izler, sizin gibi bilinçsiz hareketli hastalar kendilerine zarar vermesin diye genelde gazlı bezle bağlanır izlerin sebebi sanırım bu olmalı. Sıçramalarınızın sebebi ilaç intokslarda görülen istemsiz kas hareketleridir ve beynin dengesiz mesajlar göndermesinden kaynaklanır. Topuktaki yaralar uzun süre hareketsiz yatmaktan ve iyibir yatak bakımı (pozisyon) verilmemesinden kaynaklanan yatak yaralarıdır. Genelde sırtta,topuk ve dirseklerde,kalçada oluşur ve bu yaralar son derece acı verir iltehaplı, kokulu ve derindir. Uzun sürede iyileşir ve iz bırakır. Bütün bunlar tıbbi gerçeklerdir ama diğerlerini siz zaten çok güzel açıklamışsınız. İç huzurunuzun devamını diler hepimize bu huzurun nasip olmasını temenni ederim.

    Saygılar


    Değerli Ayasofya Yıdızı; verdiğin bilgileri tabiiki umursuyorum, ama sana şunu söylemek isterim, Vücudumda oluşan yaraların bir kısmı senin dediğin şekilde tıbben gerçekleşebilmekte, ama bu sadece bir kısmı için geçerli bir cümle olabilir, Tıbbi deneyimlere sahip değilim, ama Yoğun Bakımda çalışmış biri olarak bilirsinki Hastanın ayak ucunda bir dosya bulunur, ve bu dosyayı Hasta eğer dilerse fotokopisini alabilir. veya inceleyebilir, Tıbbi terimlerini şu an telafuz edemeyeceğim, Fakat 16 gün süren koma döneminde kalp durmasının sık şekilde karşılaşıldığı ve tıbbi yöntemler ile tekrar çalıştırıldığının açıklamasını aldım, senin tezlerine gelince, Ben bunları anlattığım da vücudumda oluşan hiç bir yaradan hberdar değildim, sence bunun açıklaması ne olabilir, Doktorlara sorduğumuzda senin yaptığın açıklamalara benze bilimsel açıklamalarda bulundular, Fakat onlarda tıkanmaktaydılar, Çünkü, uzun süre yatakta kalan hastanın sırtında morluklar oluş hatta derin yaralar oluşabiliyor, fakat benim sırtımda oluşanlar resmen kırbaçlanan biri gibi şerit halinde ve yanıklar barındırmaktaydı. bileklere sarılan gazlı bez, o bölgede kan dolaşımının yavşalmaasından ve yetsriz olmasından dolayı deride soluklar morluklara hatta yaralar oluşabilmekte , ama yanık ise asla oluşturmazdı. topuklara gelince evet senin dediğinde olabilşir, fakat, ben topuğumdaki yarayı daha görmeden ve bilmeden topuklarıma kızgın demirlerin sokulduğunu söylemiştim.Doktorların teşhisine gelince, Doktorlar ölüm kararı vermiyorlar, doktorlar yaşamamla alakalı ümitsiz ve benim bpş yere acı çektiğimin kanısına vararak böyle karara varıyorlar, çünkü yuttuğum ilaçların tıbbi açıklamlarında da mevcuttur 5 tane kadar az bir sayıda içilmesşi halinde direk kalbi durduracak tepkileri tetiklemektedir. ayrıca Bunların oluşmasından ziyade, ortağımın bana ihanbet ettiği bilinci, nişanlımın gerçek yüzü, ve İsa Mesih’i 4 kez görüümüm ve yaşadığım cehennem ızdırabı’nın sence tıbbi açıklaması ne olabilir.. TEŞEKKÜR EDERİM…

    ESENLİK İÇİNDE KALMAN DİLEĞİ İLE…

    #33395
    Anonim
    Pasif

    Büyük ve yücedir işlerin senin…

    Haleluya Kardeşim Haleluya..!

    Okuduğum en güzel tanıklıklardan birisi de senin tanıklığın oldu. RAB, seni bereketlesin, yolunu ışığıyla aydınlatsın…

    AMİN

    #33393
    Anonim
    Pasif

    Ünlü bir Vaiz şöyle demis:

    “Bir taniklik 10 vaazdan daha degerlidir”

    Gercekten tanikliginizi okuyunca Yasayan ve Diri Tanri”ya sükrettim.
    Tanri sizi ISIK yapmaya devam etsin kardesim.

    #33399
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Nurdem kardeşim,
    Tanıklığının üzerinden kaç gün geçti, hala etkisi altındayım. İlk fırsatta herkese anlatıyorum ve forumdaki tanıklığını okumalarını öneriyorum. Insanların Rab İsa Mesih’i tanımaları ve kurtulmaları için yüreğim çok daha yanıyor. Çünkü herşey ölümle son bulmuyor, asıl herşey ondan sonra başlıyor. Bunu insanlar bir anlayabilseler! Özellikle, ateistler, cehennemin varlığını inkar eden Yehova şahitleri için çok güzel bir tanıklık…

    Rab seni seçti ve bunları yaşamana izin verdi ki, herkes ibret alsın, ölümden sonrasında neler olabileceğini kavrasınlar, araştırsınlar ve kurtulsunlar. Tanrı’nın seni, karanlıktakilere IŞIK olarak kullanmasının devamını diliyorum.

    Sevgilerle

10 yazı görüntüleniyor - 1 ile 10 arası (toplam 10)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.