• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26700
    Anonim
    Pasif

    KURU KALABALIK : –

    Mesih’in askeriymiş! Ama gününün 10 dakikasını bile Mesih’e vermiyor. Müjdecilik yapmıyor. Ağzını açıp konuşmuyor. Binbir tane mazareti var. Haftada bir veya iki defa kiliseye gitmeye bile zar-zor razı oluyor. Her hafta düşünüyor. “Acaba bugün gitmeyeyim mi?” diye.

    Kendisine “Mesih’in Askeri” diyor. Ama dua etmiyor. Kutsal Kitab’ı okumuyor. Hüzün bile duymuyor. Çevresindekilerden farkı yok. Hatta onlarla, “Hangisi daha dünyalı?” yarışına da giriyor. Yamalı kot giyor, ama fakirlikten değil. Bir sonraki küpeyi neresine takacağını düşünüyor. Ayna karşısında harcadığı zaman, Mesih’le harcadığı zamandan çok daha fazla.

    “Mesih İsa’nın iyi bir askeri olarak, benimle birlikte sıkıntıya göğüs ger” diye yalvarıyor Pavlus. O ise ‘İddia’ oynama peşinde. Vaktini, parasını, düşüncesini Mesih’e harcaması gerekirken, herkes gibi ‘İddia’ esiri. Bir sonraki dövmesini, neresine yaptıracağı konusunda, danışmalarda bulunmakla meşgul.

    Mesih’in askeriymiş!!! Saçı uzun. Kızlar gibi ama kızlardan ilgi bekliyor. “Ben değişiğim” mesajı veriyor. Onlara Müjde’yi ileteceğine, flört etmeyi tercih ediyor. Dünyalı müzik dinler, hep dünyalı düşünür, hep dünyalı zevkler peşinde koşar. Ama kendi kendini, “Mesih’in Askeriyim” diye kandırır.

    Kilisede hiçbir görev yüklenmez. Ne pastörlük öğrenir, ne de müjdecilik. Bu konularda kafa yormaz, üzülmez, tövbe etmez. Duası ise, dünyalıların duasından bile az. Bir görevi, ‘ancak kendisini yüceltecekse’ kabul eder. Sesinin güzelliğini göstermek için ilâhi söyler veya müzik kabiliyeti ile alkış almak için gitar çalar belki. Ve kendisini ‘Rab’be hizmet etmiş’ asker sayar bunlarla.

    Rab’bin askerleri, ‘Barış Elçileri’dirler. Çünkü Tanrı bize, barıştırma görevi vermiştir. Dünyayı Tanrı ile barıştırma görevi sana ve bana verilmiştir ey asker! Rab’bimiz onların kanından bizi sorumlu tutacaktır. Halbuki, biz kendimiz bile, “Tanrı’ya küs, Şeytan’a dost” gibi yaşıyoruz. Pavlus’un haykırışlarını duyun ey vefasızlar, “Mesih’in adına yalvarıyorum: Tanrı ile barışın” (2.Kor.5:20).

    Nedir bu dünyalılık? Nedir bu ölü toprağı? En yetkili ağız sana yetki veriyor. Güçlü olan sana buyuruyor: “Gökte ve yeryüzünde bütün yetki bana verildi. Bu nedenle GİDİN, bütün ulusları öğrencilerim olarak YETİŞTİRİN; onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh adıyla vaftiz edin; size buyurduğum HER ŞEYE uymayı onlara öğretin. İşte ben, dünyanın sonuna dek, her an sizinle birlikteyim.” (Matta 28:18-20)

    Daha 12 yaşında iken, “Babamın görevinde bulunmam gerektiğini bilmiyor muydunuz?” diyen Rab’bimiz söyledi bu yukarıdaki sözleri (Luka 2:49). Orada ‘Baba’mın evinde bulunmak’ diye geçen, aslında ‘Baba’mın işleri ile uğraşmak’ veya ‘görevinde bulunmak’ anlamındadır. Bu yüreğin ‘perma’ duruşu, ruhun ‘hedef’ halidir. Herhangi bir an ‘Neredesin? Ne yapıyorsun?’ diye sorulduğunda, “Baba’mın işleri peşindeydim” der ve demesi lazım her Rab’bin askerinin.

    Her zaman, her an, “Baba’mın işleri peşinde” olmak ne güzel ve ne kutsal bir duygu. Hepimizin yapması gereken birşeydir bu. Ulaşılmaz bir hedeften bahsetmiyorum. Herkesin ulaşması gereken bir nokta, yapması gereken bir görevden bahsediyorum. “Bunlar sadece Pavluslar içindir” deyip kendimizi avutmayalım. Yoksa Rab’bin cevabı sert olur: “Seni hiçbir zaman tanımadım”.

    “Doğruluğunuz Ferisilerinkini geçmedikçe, asla Tanrı’nın egemenliğine giremiyeceksiniz” diyen Rab’be, dövmelerimiz, küpelerimiz, saç boyalarımız ve dünyalılığımızdan başka gösterecek neyimiz var? Hristiyan alemindeki kurtulacaklarının sayısını sadece % 1-2 olarak görüyorum ben. (Dünyalıların değil; Hristiyan aleminin dedim). Gerisi Kuru Kalabalık, Kuru Gürültü. Rab’bin, “Ağızlarıyla beni onurlandırıyorlar. Ama yürekleri benden uzaktır” dedikleri bunlar. ‘Yağmursuz Bulutlar’; ‘Susuz Kuyular’

    Kardeşler; 2010 yılına, Pavlus’u dinleyerek ve bu yönde Rab’be söz vererek başlayamaz mıyız? Pavlus şöyle diyor: “Biz de HER YÜKÜ ve bizi kolayca kuşatan GÜNAHI üzerimizden sıyırıp atalım ve önümüze konan yarışı, sabırla (ve dayanıklıkla) KOŞALIM. Gözümüzü, imanımızın ÖNCÜSÜ ve TAMAMLAYICISI, İsa’ya dikelim.” (İbr.12:1-2)

    “Bunlara şimdiden kavuştuğumu, ya da yetkinliğe eriştiğimi söylemiyorum. Ama Mesih İsa’nın beni kazanmakla, benim için öngördüğü ödülü kazanmak için KOŞUYORUM. Kardeşler, kendimi bunu kazanmış saymıyorum. Ancak şunu yapıyorum: Geride kalan herşeyi unutup ileride olanlara uzanarak, Tanrı’nın Mesih İsa aracılığıyla yaptığı göksel çağrıda, öngörülen ödülü kazanmak için, HEDEFE DOĞRU KOŞUYORUM.” (Filip.3:12-14)

    Gelin koşalım, yorulmayalım; her yükten kurtulalım. Dünyayı, günahı sırtımızdan silkip atalım. Yılmadan, bıkmadan, yavaşlamadan, Rab’bin verdiği sonsuz, bitmez-tükenmez enerji ile HEDEFE koşalım. Ölü toprağını üstümüzden atalım. Şeytanı tuş edelim. Yenilmiyelim. YENELİM. “Gökte ve Yerde, tüm Yetki bendedir” diyen Rab’bimizin sözlerini yaşayalım, yaşatalım. Amin.

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.