Bu konu 3 yanıt ve 2 izleyen içeriyor ve en son  Anonim tarafından 6 yıl 7 ay önce tarihinde güncellendi.

4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
  • Yazar
    Yazılar
  • #27894

    Anonim

    KALVİNİZME İNANMAK :

    Aklı başında bir kişi düşünelim. Az önce bir Kalvinist’ten, Kalvinist Müjdesi’ni dinlemiş olduğunu ve yürekten inandığını farz edelim. Bu kişinin hali ne olur?

    Kafayı yere sokup oradan uzaklaşırken, “Acaba ben ‘Seçilmiş’miyim? Seçilmiş isem, bunu nereden anlayacağım? Nasıl bileceğim? Belki de seçilmişim ama bunu daha sonra hissedeceğim. Şimdilik birşeyler hissetmiyorum. Tanrı beni belki daha sonra çağıracak. Başından beri seçilmişim ama belki daha çağrılma zamanım gelmedi. Ama ‘seçilmiş’ isem, bu birgün mutlaka gerçekleşecektir. Bugün değilse, yarın. Tanrı beni kendisine çekecek. Ama ya çağırmazsa? Ya çekmezse? Ömür boyu beklesem ama son nefesime kadar birşey hissetmesem ne olacak acaba? Tanrı beni seçmedi, Tanrı beni çağırmadı diyerek ağlayarak gideceğim”

    “Seçilmediysen, bu konuda hiçbirşey yapamazsın zaten. Birşeyler yapma güç ve iradesi sizde yoktur demişti o Kalvinist adam. Aranızdaki seçilmişlerin sayısı çok azdır demişti. Bilmiyorum, belki bu piyango bana da çıkar ama olasılıklar çok düşük. Çıkmama ihtimali çok fazla. Yapabilecek hiçbir şey yok. Tanrı seçecekmiş. Herkes de benim gibi, ‘seçilmek’ istiyor, ama nafile. Çünkü Tanrı seçmiş bile zaten. Biz daha doğmadan, dünya daha var olmadan önce seçmiş. Bundan sonra ne yapsak, ne düşünsek, ne arzulasak boşuna. Yaptıklarımızla hiçbir alakası yokmuş. En kötüler bile seçilmiş olabilirmiş. Yalvarsan da, yakarsan da herşey boşmuş. Hiçbirşey yapamazmışsın.”

    “Madem böyle çaresizim ve bu konuda yapacak hiçbir şeyim yoktur; ne iyiliğin, ne kötülüğün bir katkısı yoktur seçilmişliğe; bundan böyle içimden ne gelirse, bana zevk veren ne varsa, çıkarıma ne ise, ben de onu yapacağım. Ne yaptığım, Yüce yargıcın bile umurunda değilse, benim için hiç değil. Kötülerin payı, iyilerinki ile tamamen ayni ise, hatta ‘iyi insan yoktur’ deniliyorsa, ben o zaman kendimi niye sıkıntıya sokayım? Tanrı’nın bile takdir etmeyeceği bir şeyi, ben niye yapayım? Tavırlarıyla beni aşka davet eden cazibeli, sım-sıcak sekreterimi ben artık niye reddedeyim?”

    “Martin Luther’den bahsetmişti. Onu duymuştum. Bu düşüncenin kurucusu demişti. Luther demiş ki: “Günah işleyin ve günahınız güçlü olsun ama İsa’ya güveniniz daha da güçlü olsun… Öldürsek de, günde bin defa zina etsek de, hiçbir günah bizi İsa’dan ayıramaz.’ Bunlar doğruysa, ben kendimi boşuna hapsetmişim Yasayla bunca yıl. Tanrı bunlara itaat etmemizi istiyor sanmıştım. Ama bu adam, Luther, ‘Yasa sadece günahkâr olduğumuzu bilmek için verilmiştir’ diyor. Luther, başka bir sözünde de, Tanrı egemenliğini kazanmak için, ‘Günahlar yerine, iyi işlerden kaçınılmalıdır’ diyor. Ve bu adam, bu düşüncenin kurucusu, iyi işlerden, eylemsiz iman olamayacağından bahsettiği için de, İncil’deki Yakup’un mektubundan da nefret ediyor.”

    “Seçilmişleri, seçilmişlik kurtarıyorsa, İsa’yı hiç duymadan ölenler, seçilmiş olabilirler mi? Bu kişiler cennete mi gidecekler? Yani, İsa’ya inanmadan cennete gidilir mi? Yoksa seçilmişler, İsa’yı ve Müjde’yi duymadan ölmüyorlar mı? Tanrım! Yardım et bana. Ne karışık bir Müjde. Üzüleyim mi, sevineyim mi bilmiyorum. Bunun adı niye Müjde kondu acaba? Kime müjde veriyor? “Müjde, sen seçildin” mi diyor acaba.

    Seçilmişliğimi nereden anlayacağım? “İstediğin kadar günah işle. İstersen öldür, istersen günde bin defa zina yap, tecavüz et. Yeter ki İsa’yi sev” diyor başkan. “Yine de kesinlikle cennete gideceksin. Senin yaptığın hiçbir iyilik seni cennete götüremiyeceğine gibi; senin yaptığın veya yapacağın hiçbir kötülük de seni cennetten alıkoyamaz. Seçildin madem, bu iş bitmiştir” diyor en bilgeleri.

    “Yeter ki Tanrı’yı sev” diyor. Böyle bir Tanrı’yı kim sevmez ki? Lucifer bile hemen O’nun hayranı oluverir. Satanist dünyasının yasası ne biliyor musunuz: “Arzu ettiğin herşeyi yap ve tek yasanın bu olduğunu kabul et”. Mafiş maraz, mafiş günah. Demek böyle bir Tanrı’yı sevmek, seçilmiş olduğumun göstergesidir, öyle mi? Sevgim arttıkça da, Rab’bin lütfunun bolluğunu gösterecek herhalde. Böyle bir Tanrı’ya sırıl-sıklam aşık olmayacak hiçbir günahkâr yoktur dünyada.

    #37325

    Armagan
    Yönetici
    #37323

    Anonim

    KALVİNİST MÜJDESİ : SEÇİLMİŞLİK

    Tanrı seçer. Ama günah işlemez. Tanrı seçer, ama hiçbir zaman adaleti bırakmaz. Haksızlık etmez. Eşitsiz davranmaz. Bir kardeşin anaya, bir kardeşin ise babaya benzemesini sağlar. Hatta başka bir kardeşin, her ikisine de ve yine başka bir kardeşin, hiçbirine benzemesini sağlar. Ama görünüşlerinden dolayı kimse suçlu veya günahkar değildir. Kimse görünüşlerinden dolayı cennetlik veya cehennemlik değildir. Güzel olan başka sınavlardan geçer, çirkin olan başka. Zengin olan başka sınavlardan geçer, fakir olan başka. Bir kardeş ressam olur, diğeri mühendis. Bir kardeş çöpçü olur, diğeri kral. Ama bunların hiçbiri de günah değildir, adaletsiz değildir. Kral, kral olarak yargılanacak; çöpçü de çöpçü olarak. Çok verilenden çok, az verilenden az istenecek. Ruhsal gözlükler ve Rab’bin verdiği anlayışla bakabilen kral, “Keşke çöpçü olsaydım” diyecek. Romalılar 9’da da bahsedilen budur. Bir çömlekçi kabı, onurlu veya bayağı işler için yapma yetkisine sahiptir. Çünkü her ikisi da gereklidir. Çöpçü de, kral da. Ama hiç kimse, ne olduklarından dolayı cehenneme gitmez. Tanrı kimseyi ‘Cehenneme Odun’ olsun diye yaratmaz. Bilakis, mahvolmayı hak edenlere bile sabırla katlanıyor (Rom.9:22).

    Esav, Edom’luların atasıydı. Yakup da İsrail’lilerin. Edomlular, İsrailoğullarına hizmet ettiler. Rab’bin aynen söylediği gibi. Ama bu ne günahtır, ne de adaletsizlikdir. Cehennemde olan birçok köle sahibi olduğu gibi, cennette olan birçok köle de vardır. Edomluların hiçbiri, sırf Edom’lu oldukları için cehenneme gitmedikleri gibi; İsrail’lilerin hiçbiri de sırf İsrail’li olduğu için cenete gitmiş değildir.

    İbrahim de seçildiğinde, onun haricinde kalanlar (seçilmemişler) cehenneme gitmek üzere seçilmiş olmadılar. Bilakis, onların kurtuluşunu sağlamak için bu görev İbrahim’e verilmiştir. “Soyunun aracılığıyla yeryüzündeki bütün uluslar kutsanacak” (Yaratılış 22:18) denmiştir ona. Yani İbrahim seçildi seçilmesine ama, ‘O kurtulsun, diğerleri mahvolsun’ diye seçilmedi. Bir görev, bir hizmet için seçildi. İsraioğulları da ayni sebepten seçildi. Musa da, Kral Davud da.

    İsa 12 havarisini seçti. Niye? Geri kalanlar (Seçilmemişler) yok olsunlar mı diye. Yoksa kurtulsunlar mı diye? Yetmişleri de seçti. İmanlıların arasından seçti. Yani bazı imanlılar bu durumda ‘Seçilmiş olmadı. Seçilmişlerden sayılmadı. Niye? Cehenneme gitsinler diye mi Rab geri kalanları seçmedi? Niye 70 de 170 değil? Niye hepsini de seçip, ikişer ikişer göndermedi? Bunların seçilmiş olmaları, imansızların kurtuluşu için değil miydi? Onlara bu görev verilmiş değil miydi?

    Daha sonra da Pavlus ve Barnabas, diğer uluslara gönderilmek üzere seçildiler. Pavlus daha sonra mektuplarında da bunu açıkça ifade ediyor. Beni insanoğlu değil, Tanrı’nın kendisi seçti ve diğer uluslara Müjde’yi duyurmam için gönderdi diyor Pavlus. ‘Vay halime müjde’yi duyurmazsam’ diyor. Görmüyor muyuz kardeşler! Bütün bu seçilenler, bir görev verilmek üzere, insanların geri kalanlarına hizmet vermek üzere seçildiler. Yoksa, ‘Seçilmişler cennete, Seçilmemişler cehenneme’ anlamında seçilmediler. Pastörler, pastör olarak, öğretmenler öğretmen olarak, müjdeci müjdeci olarak yargılanacaktır. Dağı delip karşı tarafa geçmek için sana bir bulldozer verilmişse, beklenti ona göre olacak; sadece bir çay kaşığı verilmişse, beklenti de ona göre olacaktır. On santim kazan, yüz metre kazandan daha fazla ödül alacaktır.

    Görüldüğü gibi, kimsecikler ne cennetlik, ne de cehennemlik olmak üzere seçilmiş değillerdir. Kurtuluş, İsa’ya gelip, İsa’da kalmaktadır. Gelip, gitmekte, gelip da vaz geçmekte değildir. Sonuna kadar direnen kazanacaktır. Sınavsız iman da iman değildir. İmanın gerçekliği, eylemle ölçülür. İman da ancak ateşle sınanır ve sınanacaktır. İman bedel öder ve o bedel HERŞEYİMİZDİR. Herşeyini vermeyen, ‘Ben Seçilmişlerdenim’ diye havaya girmesin, çünkü sonunda hava alır. “Sen Seçilmişlerdensin zaten, ne yapsan yok olmayacaksın” diyenin de vay haline. Bunlar İblis’e hizmet ediyorlar.

    Kutsal Kitap’ta bahsedilen bütün ‘Önceden Belirlenmiş’ veya ‘Seçilmiş’ olmakla ilgili ayetlerin tümü, ‘Ön Bilgi’ye dayanır. Tanrı, ‘Önceden Bildiklerini’ belirler. Tanrı’yı ve Doğruyu kimlerin seçeceğini önceden bilir ve bu kişiler için, çok güzel şeyler hazırlamış olduğunun müjdesini verir. Bu, Tanrı’nın ‘Önceden Bildikleri kişiler’ konusu, 1.Petrus 1:2’de açıklanıyor: “İsa Mesih’in sözünü dinlemeniz ve O’nun kanının üzerinize serpilmesi için, BABA TANRI’NIN ÖNGÖRÜSÜ UYARINCA, Ruh tarafından kutsal kılınarak SEÇİLDİNİZ”. ‘SEÇİLME’ neye dayanarak gerçekleşmiş? Baba’nın Öngörüsü Uyarınca, yani ‘Kişileri Önceden Bilme’, ‘Ne yapacaklarını, nasıl karar vereceklerini Öngörme’ uyarınca yapılmış. Romalılar 8:29’da da bu apaçık ortadadır: “Çünkü Tanrı, ÖNCEDEN BİLDİĞİ KİŞİLERİ, Oğlu’nun benzerliğine dönüştürmek üzere, ÖNCEDEN BELİRLEDİ.” Yani ‘Predestination’ dedikleri ‘Önceden Belirleme’ ve ‘Seçme’, hep Tanrı’nın İLERİSİNİ GÖREREK, yapmış olduğu birşeydir. İnsanlar Özgür İrade’leriyle Tanrı’yı seçebildikleri gibi; dünya zevklerinden feragat etmek istemeyip de, yine özgür iradeleriyle Tanrı’yı reddetme gücüne sahiptirler. Bu yüzden de, ölümden de, yaşamdan da tek sorumlu onlardır. Seçilmişler ise, Tanrı’nın Lütfu ile HERKESE sunmuş olduğu bu Kurtuluşun, kimler tarafından kabul edileceğinin ön bilgisine dayanmaktadır.

    Kendilerini haklı çıkarabilmek için Kalvinistler, kendilerinden olmayanları, sanki da “Biz İsa’sız da kurtuluruz” diyorlarmış gibi lanse ediyorlar ve tekrar tekrar “Kurtuluş Lütufladır” diyorlar. Sanki da biz aksini söylemişiz gibi. Biz şunu söylüyoruz: Tanrı sevgisinden ve lütfundan dolayı İnsanoğlunda beden alıp, bizler için kurban edilişinden ve O’nun Kutsal Ruhu ile ortak olarak (bir olarak) tüm günah köleliğinden kurtulmuş olmanın dışında, başka bir kurtuluş yoktur. İnsanoğlu, İsa’yı ve O’nun sunduğu bu lütfu reddederek, kendi gücü, çabası veya dini ile bu kurtuluşa erişemez. Ama bu KURTULUŞ, bu LÜTUF; HERKESE ama HERKESE sunulmuştur. İman eliyle onu uzanıp alan, kurtulacaktır. Tanrı HERKESİ, bu kurtuluşa davet etmiştir. Gelecek olan KİMSEYİ de reddetmemiştir ve reddetmiyecektir. Tanrı, bu lütfu, bilinmeyen sebeplerle, kendinin seçmiş olduğu birkaç kişiye vermiş olduğu bir YALANDIR. Bu kurtuluşa HeERKES DAVETLİDİR. SUÇ, GELMEYENDEDİR. Tanrı’da değildir.

    #37332

    Anonim

    A DEFENCE of CALVINISM (KALVİNİZ’min SAVUNMASI)- C.H.SPURGEON

    https://www.youtube.com/watch?v=xfWXSymuZK4&feature=related

    Charles Spurgeon (1834-1892), İngiltere’nin meşhur ve dünyaca da çok ünlü müjdecisi ve Kutsal Kitap öğreticisi, yukarıdaki videoda Kalvinizm’i bütün benliği ile savunuyor, bütün ağırlığını Kalvinizm’den yana koyuyor ve kendisinden evvelki Kalvinist’leri de örnek ve ilham kaynağı alarak, Kalvinist Müjdesini, Kutsal Kitap Müjdesi olarak, duygusal bir şekilde ve büyük büyük sözler kullanarak ispatlamaya ve savunmaya çalışıyor.

    Video İngilizce olduğu için, bazı ‘özet alıntılarla’ cevap vermeye, böyle bir adamın bile, Kalvin ve Luther’in yanıldığı gibi, yanılabileceğini göstermeye çalışacağım. Videonun büyük bir kısmı, hakikatler ve deliller yerine boş-boş duygusal konuşmalardan ibarettir zaten. Kısacası, “Kanımızın son damlasına kadar …..” nutukları gibi, Spurgeon da “Ölürüm da Kalvinist müjdesinden başka müjde kabul etmem” anlamına gelen ama, birazdan göreceğimiz gibi, içeriği ve nedenleri hakkında mantıksal görüşten ve ikna edicilikten yoksun, dengesiz ve çok zayıf bir savunma sunuyor.

    Kitabının ve dolayısıyla bu videonun başlığı ‘Kalvinizmi Savunma’ olduğu halde, bugünkü diğer meşhur Kalvinistlerin de yaptığı gibi, esas sorulara gelindiğinde, elle tutulacak HİÇBİR cevap sunulmuyor. Mesela:

    *** Siz niye seçildiniz? Veya seçilmişlerin herhangi birisi neye dayanarak seçildi? Daha doğmadan önce, cehennem için seçilenler, hangi sebeple seçildi? CEVAP: BİLMİYORUZ. Spurgeon’un verdiği cavap: “Bilmiyorum, beni seçti ama sebebini bilmiyorum. Sadece Tanrı öyle istedi.”(Not: Tek bir Kalvinist bile, bu soruya cevap verebilmiş değildir)

    ***Kalvinist Müjdesine göre, Tanrı herşeye egemense, tüm iyilik ve kötülüklerin kaynağı ise, O’nun yaptırmak istediğine direnmeye kimsenin gücü yetmiyorsa, o zaman insanlar niye ve nasıl günahkar olabiliyorlar? Niye Tanrı onlara karşı, sönmeyen, dinmeyen ateşten bir öfke duyuyor? CEVAP: Sen kimsin be hey adam ki Tanrı’yı sorguluyorsun?

    *** Tanrı’nın HERŞEYE egemen olduğunu bir tarafa bıraksak bile, yine Kalvinist Müjdesine göre, insanlar o kadar yozlaşmıştır ki, ölü kadar ölüdürler. Artık ‘İyi ve kötüyü’ bilemiyorlar, ayırt edemiyorlar (TOTAL Deprivation), onların içerisinde HİÇBİR iyi şey yok iken ve hatta bu bilgileri olsa bile, yine Kalvinist müjdesine göre, ÖZGÜR İRADE’leri yok ise, yani iyi ve kötüyü bilseler bile, iradelerini iyiden veya kötüden yana kullanamıyorlarsa, o zaman nasıl günahkar olmakla suçlanabiliyorlar? Niye Tanrı’nın gazabı? CEVAP: Tanrı egemendir. Ne isterse yapar.

    *** C.H.Spurgeon: “Şayet Kutsal Kitapta herşeyin Tanrı iradesiyle yapıldığını okursam, bu doğrudur. Ama ‘İnsanoğlu bütün yaptıklarından sorumludur’ diye okursam, bu da doğrudur. Bu dünyada bu ikilemi çözemeyiz. Ancak ebediyette çözeceğiz.” Böyle söylemekle de, diğer Kalvinistlere ters düştüğünü biliyor Spurgeon ama ‘Kalvinizmin Savunması’ bu ise, çok zayıf kalıyor. Yani, yine hiçbir cevap yok. Hem de, Kalvinizmin en güçlü avukatlarından. Yanlış doktrinlere tutunacaksın, ‘Doğru budur’ diyeceksin, sonunda da ‘Niye doğru’ olduğunu izah edemiyeceksin, ‘Öyledir işte’ ya da ‘Bunu bilemeyiz’ diyeceksin.

    *** Spurgeon’un savunması da hakikaten saçma. Tezlerini savunmak için, tezlerinin doğru olduğunu önceden ‘Gerçek’ olarak kabul ediyor. Mesela: “Tanrı beni, daha ben doğmadan seçtiğine göre; demek ki kurtuluşta imanın hiçbir etkisi, yetkisi yoktur. Kurtuluş imanla değil, seçilmişlikledir. Ben doğmadan önce, imanım olamazdı. Ama seçilmiş olduğum için, Tanrı verdi” diyor. ‘Ben doğmadan önce beni seçti’ sözünü ispatlamak yerine, ‘Madem ki bu doğrudur’ ile başlayıp, Kutsal Kitab’ın baştan sona kadar, defalarca sunduğu ‘Kurtuluş imanladır’ sözlerini değersiz kılıyor, çünkü iman; zaten ‘kurtuluşu önceden belirlenmiş’ olan kişilere, isteseler de, istemeseler de verilen gereksinimlerden bir tanesidir. “Kurtuluş imanladır” diye bağırıp, çağırıp, ahkâm kesmenin, imanı olanları övmenin, olmayanları azarlamanın, hiçbir anlamı yoktur. Kalvinizm’e göre tabi. Farkında iseniz, her bir Kalvinist doktrini, Kutsal Kitap öğretisinin büyük bir bölümünü ‘İmha ve İnkâr’ ediyor, yerine bir başkasını koyuyor. Kalvinizmin 5 doktrinine inananlar ise, Kitab’ı baştan sona değiştirmişlerdir. Kitap’ın ‘görünüşte ayni’ oluşu, sahte bir güven sağlasa da, tümü ‘yorumlarla’ tanınmaz hale getirilip, tamamen yozlaşmıştır. Kalvin’in Genova Bible’ı gibi.

    *** İnsanoğlunun yaptığı hiçbirşey ebediyetini etkilemiyorsa, Tanrı buna göre hiçbir ayırım yapmıyorsa, dünyadaki tüm insanların yaptıkları, Tanrı gözünde tamamen ayni ise (mesela: Bir çocuğa tecavüz ettikten sonra onu öldüren kişi ile; hayatını rizke atarak suya atlayıp, boğulmak üzere olan bir çocuğu kurtaran kişi) ve Tanrı buna göre yargılamıyorsa, Yasa’ya ne gerek vardı? “Günahın bilincine varmak için” diyorsanız, “Bilince varmanın ne değeri vardır ki” diyoruz Kalvinist öğretisi karşında? “Tamam! Yasa sayesinde günahkar olduğumu anladım. Şimdi ne yapmalıyım” dense Kalvinist afal-afal bakarak, “Hiçbirşey” demek zorundadır. Madem sadece, ‘Günahın bilincine varmak içindi, o zaman niye Yasa’ya karşı gelenler acımasızca cezalandırılmışlardı?’ diye sorsan, yine cevap alamazsınız. Anlamsız, izahatsız bir müjde. Bu sorular hep cevapsız kalıyor. “Tanrı her istediğini yapar” diyerek cevaplamak, ‘kendisini bizlere bildirmek istemiş’ olan Tanrı’nın, ‘bilinmezliğe’ gömülmesini sağlar.

    Burdaki yazının amacı, sayın Spurgeon’u küçültmek, değersizlendirmek değildir. Ama Kalvinizm’in ne denli yanlış olduğunu ve bu müjdeyi yaratanların da ‘İlahlar’ değil de, sadece ‘Hatalı insanlar’ olduklarını, her dediklerini ‘Tanrı Kelamı’ gibi kabul etmememiz gerektiğini, zihinlere gömmektir. Charles Spurgeon’a verilecek cevaplar, bütün Kalvinizme ve Kalvinistlere verilecek cevaplardır. Kardeşlerimin, bu uykudan uyanmalarını dilediğim için, Spurgeon’un bütün iddialarına birer, birer cevap vermek istiyorum. Bu da, çok uzun olacağı için, ayni konu başlığı altında ve zamana yayarak, madde madde ele alınacaktır.

    Sayfayı kapatırken, Spurgeon gibi bir adamın da, hata yapabileceğini görmeniz ve anlamanız için, bu videoda, onun söylediği ve savunduğu bir cümleyi sizlere sunacağım: “Ben inanıyorum ki, cennetteki insanlar, cehennemdeki insanlardan çok daha fazla olacaktır.” Gördünüz mü kardeşler? Burda hatalı bir ruh gördünüz mü? Bu kadar büyük ve bariz bir hataya düşebilen birinin, diğer düşüncelerini tartmamız gerekmiyor mu? Halbuki, Kutsal Kelam’ın ne dediğine bir bakınız:

    “Dar kapıdan girin. Çünkü yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur. Oysa ‘Yaşama’ götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar AZDIR” (Matta 7:13-14).

    Biri O’na, ‘Ya Rab! Kurtulanların sayısı AZ mı olacak?’ dedi. İsa oradakilere şöyle dedi: “Dar kapıdan girmeye GAYRET edin. Size şunu söyleyeyim, çok kişi içeri girmek isteyecek, ama giremiyecek” (Luka 13:23-24).

    “Doğru kişi güçlükle kurtuluyorsa, Tanrı’sız ve günahlı kişiye ne olacak?” (1 Petrus 4:18).

4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)

Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.