ANASAYFA Forum DİNLER, MEZHEPLER, İNANÇLAR… Bilim Inanç ve Bılım Arasındaki İlişki Nedir?

  • Bu konu 2 izleyen ve 1 yanıt içeriyor.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25013
    Anonim
    Pasif
    İnanç ve Bilim Arasındaki İlişki Nedir?


    :kucak:
    İnançlı bir insanın bilimsel teorilere yaklaşımı nasıl olmalıdır? İncil bu günkü bilime nasıl bakmaktadır?



    İnanç ve Bilim’e yönelik Sorular ve Cevaplar

    Bir Müslüman arkadaşımızın sorusunu İsa Mesih.Org forumlarından aktarıp ardından kişisel yanıtımı aktaracağım. Sorusunun temeli İnanç ve Bilim arasındaki ilişkidir.

    SORU #1: İki sene önce National Geographic tv de seyretmiştim Amerika’da evrim ve din konusu işleniyordu programda. Bir pastör evrim teorisinin ikna edici olduğuna uzunca araştırmalardan sonra karar vermiş ve okul, okul dolaşıp evrim teorisi propagandası yapıyordu öğrencilere. Müslümanlar arasında da evrim teorisi taraftar kazanmakta. yani hem Hıristiyan olsun hem Müslüman evrim teorisi taraftarları hızla artıyor

    Sizce herhangi bir Hıristiyan’ın incilin herhangi bir bölümünü günümüz bilim verilerine göre yorumlama hakkı var mı yoksa bunu yapan bir kişi dinden çıkar mı? Yani herkes incilide geçen olayları yazıldığı gibimi kabul etmeli yoksa yorum hakkı var mıdır?

    Bu konuyu anlamamız için birçok noktaya aynı anda değinmemiz gerekiyor.

    Kuzey Amerika Kıtaında ve Avrupa’da (Batı’da diyelim) Evrim teorisinin konumu .

    Bugün artık Batı’daki insanlar veya Batı kültürü altında büyümüş veyahut yoğrulmuş beyinler otomatikman ‘bilimsel düşünmenin’ tek objektif gerçeklik olduğuna inanır. Örneğin eğer siz bir ateist olmaktansa, herhangi bir inanca inanarak İstatistiksel olarak 20 yıl daha fazla yaşamanız teşvik edilir ve övülür. Duanın ve herhangi bir imana sahip olmanın fiziksel sağlığa katkısı sürekli Newsweek ve Times gibi dünyaca meşhur dergilerde kapak haberi yapılır. Çünkü amaç pragmatiktir yani ‘faydacılık’ felsefesinde yatar. Eğer İstatistiklere göre boşanma oranı %50 üzerindeyse bu sefer kişiler veya Hıristiyanlar bile doğal olarak evlenmekten korkarlar.

    Batı’daki sıradan bir kişi her şeye ‘bilimsel’ yönden bakarak, ‘Bunun bana getirisi nedir?’ faydacı sorusunu sorar. Doğal olarak Bilimsellik ile Faydacılık felsefesi aynı evde yaşayan birbirlerini besleyen karı koca gibidir. Biri diğerinden diğeri de diğerinden destek alır. Sıradan bir kişi Kutsal Kitap’a bakar ve sonra kız arkadaşına bakar. Evlilik öncesi cinsel ilişki İstatistiklere göre faydalı olduğundan kişi bunu pratikte yaşamaya başlar. Bu nedenle Kutsal Kitap’ı ‘bağnaz’ veya ‘kuralcı’ bulur ve reddeder. Çünkü kişisel amaçlara ve zevklerine Kutsal Kitap hitap etmemektedir.

    Bilim iyidir ve kullanılmalıdır. Fakat bilim kendisini İmandan boşamıştır. Artık bilim ve iman birbirlerinin düşmanı olarak görünmektedir. Bilimsel düşünen kişi, imana sahip olmaz ve muhtemelen ya Ateist veya Agnostik filan olur. İman eden kişinin bağnaz, küçük beyinli olduğuna inanılır. Bu nedenle Batı’da Hıristiyanlarla sürekli dalga geçildiğini birçok kişi aslında bilmez!
    Bilim kendisinin yakasını özellikle Hıristiyanlığın ve diğer dinlerin yakasından kurtarmasının tek yolu, sürekli ilerlemekte, yaratıcılıkta, buluşlarda bulur ki, bu aslında 1800’li yılların Diyalektik felsefesi üzerine kuruludur ama çoğu kişi bunu günlük yaşamda önemsemez zaten. Örneğin Homoseksüellik Hıristiyanlığa göre aslında yürek problemidir ve günahtır. Oysa bilim buna ‘yok asıl problem DNA’larda yatıyor, katılımsaldır’ dediğinde otomatikman Homoseksüellerin paçasını dinden kurtarmış olur. Böylece Homoseksüeller ‘bak gördünüz, suç bizim değil, bizim böyle olmamız elimizde değil’ deyip, yaptıklarını aklayabilir. Bilim artık ruhsal aklama pozisyonuna dönüşmüştür yani Kutsal Kitap’taki İsrail halkının günahlarını aklayan kahinlerin rolünü üstlenmiştir. Her kâhin, günden güne tapınakta durup görevini yapar ve günahları asla ortadan kaldıramayan aynı kurbanları tekrar tekrar sunar (İbraniler 10:11).

    Bilim adamları Kahin, bilim ise inanç kaynağıdır artık Batı’da. İsa Mesih’in sonsuz kahinliğini (İbraniler 12:10,14), ‘sürekli ilerleme’ diyalektik felsefesi ile bilim üstlenmiştir.

    İşte gerçek bir örnek vereyim. Hürriyet Online Gazetesinin 17 Ağustos sayısında şu haber yayınlandı:

    kutsalkitap org’danalıntı)

    #35954
    Anonim
    Pasif

    Sayın arkadaşlar

    Konuya ilişkin şahsi görüşümü paylaşayım izninizle.

    İnanç :bireyin kavram ve olgulara yönelik inanıp inanmama durumunu ifade eder.Tanrı kavramı örneğin. Birey tanrı kavramına inanç ve varlık temelinde bir öznel yanasım sergiler

    Bu doğrultuda tanrıyı var-lar yada yok-lar.Tanrının varlığı bu şekilde ifade ediliyor.

    Dikkat edin bu inanç temellidir. Bilimsel değildir.

    Bilim nesnel dünyaya ve bu dünyada yer alan olgulara ilişkin tarafsız gözlem ve sistematik deneye dayalı zihinsel etkinliklerin ortak adıdır. Bilimin amacı bilgi üretmektir.Evreni,dünyayı,insanı ve diğer organizmaları anlamak için yapılan nesnel çalışmalar.

    Evrim konusu ise canlılıkla ilgilidir ,hiç bir inancı içermez,en azından içermemesi gerekir.Bunu ifade eden insanlar canlılarda” değişim, dönüşüm,başkalaşım varmı” sorusu temelinde nesnel açıklamalar yapmalıdır.

    “Canlılarda değişim var mı? ” sorusunun yanıtı dinsel inancımızın yanasımına göre dile getirilemez.Bu bilimsel değil inançsal olur .

    saygılarımla

2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.