• Bu konu 6 izleyen ve 7 yanıt içeriyor.
8 yazı görüntüleniyor - 1 ile 8 arası (toplam 8)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26826
    Anonim
    Pasif

    HERŞEY İYİLİĞİMİZ İÇİN : –

    Bugün, mükemmel bir gün olacak. Göreceksiniz. Dün de mükemmel bir gündü. Görmediniz mi? Yarın da mükemmel bir gün olacak. Çünkü, her günü Rab yapıyor. Bizim için özel hazırlıyor. Evet, bizim günümüz, bize özel hazırlanmıştır. Sevgiyle ve özenerek ve de ‘En İyisi’.

    Rab herşeyi yarattığında, baktı ve “Mükemmel” (çok iyi) dedi. Kedi de mükemmel, köpek de, domuz da, su aygırı da, at da. At bizlere güzel görünüyor diye, o ‘mükemmel’; ama su aygırı veya domuz, bize güzel gözükmüyor diye, onlar ‘mükemmel değil’ demiyor. Herşey güzel, herşey mükemmel diyor. Her çiçek, her bitki, her meyve. Hepsi de mükemmel. Tanrı sadece mükemmel yaratır. Yarattığı herşey mükemmeldir. “Bazı ayetleri iptal eder, yerine daha mükemmellerini veririz” demez. Her şeyi, ta başından mükemmel verir. Yani, ‘daha iyisi’ olamaz. Yaratılamaz. Tiksindiğimiz o salyangoz, o sümüklüböcek bile, mükemmel yaratılmıştır.

    Günlerimiz de böyledir. Her gün özeldir ve her gün mükemmeldir. Tam senin için hazırlanmıştır senin günün. Benim için hazırlanmıştır, benim günüm. Daha iyisi olma imkânı olsa, Rab’bimiz daha değişik bir gün hazırlardı. Ama durumumuza göre en iyi gün, hazırlamış olduğu gündür. Herşey ‘En iyisi’ ve ‘En uygunu’dur. Rab’be bu yüzden şükretmeliyiz. İlâhide olduğu gibi, “Budur Rab’bin Yarattığı Gün, Sevinelim Coşalım Onda”.

    “Nasıl böyle diyebiliyorsun kardeş yahu? Hastayım. Yerimden kımıldayamıyorum. Bu da yetmezmiş gibi, eşim bir araba kazası geçirdi. Bacağını kırdı. İşimi kaybettim. Aylarca iş bulamıyorum. Bugün ne yiyeceğimizi bile bilmiyorum. Sen ise tutturmuşsun, bugün mükemmel bir gündür diye. Nasıl mükemmel bir gün olabilir ki?”

    Ben de “İman et kardeş” diyorum. Öyle görünse de, iman et. Zor durumlardaki iman, rahat durumlardaki imandan daha kıymetlidir. Şeytan toplamış bütün delilleri Rab’bimizin aleyhine, “Bak bu durumuna! Sevecan Tanrı böyle mi yapar?” diyor habire. Rab ise, sen ne diyeceksin diye, ruhunu okuyor. Ağzından çıkmasa bile, ruhunun derinliklerinde söylediklerin var. Rab bunları dinliyor. “Gördüğün şeylere göre değil, imanla yaşa” diyor Rab.

    Açtığını kimsenin kapayamadığı ve kapadığını kimsenin açamadığı, o Rab şöyle diyor: “Artık anlayın ki, ben, evet ben O’yum. Benden başka Tanrı yoktur! Öldüren de, yaşatan da, yaralayan da, iyileştiren de benim. Kimse elimden kurtaramaz” (Yasanın Tekrarı 32:39).

    Bu günün olaylarını Rab hazırladı. Dünün de. Bunu bilmek, kabul etmek ve doğru olduğuna inanmak, büyük bir başlangıçtır. Çünkü günlük olaylarla, Tanrı bize konuşmaktadır. “Acaba bu niçin oldu? Başıma bu niye geldi?” gibi sorular sormamız, anlamaya çalışmamız ve Rab’den araştırmamız, her anımızı Rab’le yaşamayı öğrenmenin bir başlangıcıdır. Rab’le konuşmak, her anı Rab’le yaşamak, her an Rab’bin varlığını hissetmektir. Her olay, Rab’bin sana konuşması, birşeyler bildirmesidir.

    Arabanın sigortası, seyrü-seferi, muayenesi tamam değilse, Rab seni mutlaka yakalatacaktır. Önce belki ikâz edecektir. Polis, diğerlerini durduracak ama seni durdurmayacaktır. Geçip gideceksin, ama “Kurtulduk” deyip de coşma. Bu Rab’bin bir ikâzı idi. Düzeltmezsen, sonunda yakalanacaksın ve bu sefer de, “Ne kader be!” diyeceksin. Murdar olan hiçbirşey ve hiçbir kimse, Rab’bin evine, Rab’bin huzuruna giremez. Tövbe edip de vaz geçmediğin tek bir günah bile, seni murdar kılar, Rab’den ayırır.

    Arabanı çarpmışsan, milyarlarca liralık hasar oluşmuşsa veya malî sıkıntılar içerisinde iken, buz dolabın yanmışsa veya çamaşır makinen bozulmuşsa, yine, “Ne kader be!” deme. Sadece Rab’be danışarak düşün, “Birinin hakkını yemiş miyim? Haksız kazanç sağlamış mıyım? Borçlanıp da veya söz verdiğim halde ödemedim mi? Rab’den çalıyor muyum? Ondalıklarımı, hatta fazlasını veriyor muyum?”

    Bugün kime öfke duydum? Bu öfke duyduğum kişinin yaptığını veya benzerini, ben hiç yapmadım mı? Affetmediğim biri var mı? Benden alacaklı olan var mı. Alacaklın varsa, sen kölesin. Yemeyip, içmeyip, hemen bu borçlarını ödemelisin. “Ama benim de alacaklarım var ve vermiyorlar” diyebilirsin. Ama olsun. Mazaret değil. Onlar ödemese bile, sen ödeyeceksin. İmanın için bedel ödemelisin. Ödediğin bedel, imanının büyüklüğünün veya küçüklüğünün göstergesidir. Rab, her zaman, “İmanını göreyim” diyecek ve bunun tek göstergesi de, ‘bedeli’dir. Herşeyin mükemmel olduğu bir durumda, imanlı olmak kolay. Ama Şeytan’ın, “Tanrı yoktur. Dualarını duymuyor. Seninle ilgilenmiyor. Şu haline bak!” dediği durumlarda, hâlâ Tanrı’ya iman edecek misin? O durumu, sırf seni imtihan etmek için, Tanrı’nın yarattığını biliyor musun? Buna inanıyor musun?

    Her gün, her şey, imanımızı geliştirmek ve bizleri ‘İsa’ gibi yapmak için, bilinerek, istenerek, planlanarak, Tanrı tarafından ve sonsuz bir sevgi, şefkat ve anlayışla hazırlanmıştır. Çünkü, Tanrı’nın bize buyruğu, “Gözle görülene değil, imana dayanarak yaşamamızdır” (2 Kor.5:7). Çünkü, “Gözlerimizi görünen şeylere değil, görünmeyen şeylere çevirmeliyiz. Çünkü görünenler geçicidir, görünmeyenlerse sonsuza dek kalıcıdır” (2 Kor.4:18). Ve yine çünkü, “Doğru kişi imanla yaşayacaktır” (Gal.3:11) ve “İman olmadan Tanrı’yı hoşnut etmek olanaksızdır” (İbraniler 11:6).

    Bugün gördüklerine, hissettiklerine göre mi yaşayacaksın kardeş, yoksa senin için canını bile esirgememiş olan Yüce Rab’bin sözlerine imanla mı? Bu gün sana Rab’bin mesajı ne idi? Ne öğretmeye çalıştı? Seni bugün nasıl yonttu? Nasıl kazıdı bu Heykeltraş? Nasıl şekillendirdi seni bu çömlekçi? Budadı mı seni? Kökünü azacık çapaladı mı? Gübreledi mi birazcık? Güneşin yakmasına, fırtınanın sarsmasına izin verdi mi?

    Vermedi mi diyorsun? Bunları yapmadığını mı sanıyorsun? Trafikte önüne çıkan, bir türlü geçemediğin o yavaş aracı, önüne kim çıkardı sanıyorsun? İş yerindeki o geçimsiz şahsı veya eşinin bugünkü tavırlarını kim hazırladı sanıyorsun? Sana karşı yapılan o kabaca hareketler, kabaca davranışı kim düzenledi? Başarılarını kim sağladı? Huzurunu kim verdi? Bunların hepsini Rab yaptı. O istemedikçe, önünden karınca bile geçemez.

    Ama, hepsi de senin iyiliğin için. Güçlenmen için. İsa’ya benzemen için. Altından çok daha değerli olan imanını sınamak için. Hepsi de, seni sevdiğinden dolayı. Hiçbiri intikam için değil. Hiçbiri kötülük getirmek için, zarar vermek, yıpratmak için değil. İnan artık. Anla artık. “Ben O’yum” diyor. “Bunları başına getiren O, Ben’im” diyor. Başka biri yok. “Öldüren de, yaşatan da, yaralayan da, iyileştiren de Ben’im. Kimse elimden kurtaramaz”. “Seni imanla yaşamaya çağırdım”. Haleluya.

    #34795
    Anonim
    Pasif

    Bugün yol boyunca senin buraya yazdigin sozlerin cok cok benzerlerini ben aklimdan gecirdim Kemal Abi.O sira pasaportum için yollarda sicagin altinda kosturmaktaydim ve ayni yolu defalarca gidip gelmek zorunda kaldim.Bugun Nufus İdaresi ,pasaportumu almam gereken Emniyet Müdürlügü haddinden fazla doluydu..Bütün memurlar bugunun asiri dolu oldugundan sikayet ediyolardi,bense sadece Rabbimin islerimi kolaylastirmasi icin dua ederek oradan oraya dogru kosturuyordum…Gun bitiminde ise isler halledilmis tum evraklarim tamamlanmisti. =)

    Yol boyunca o sicagin altinda hızlı hızlı ordan oraya kostururken,sohbet odasinda kalbimin patlarcasina sarsilarak agladigimi duydugunuz gunku konusmalarimizi ve hislerimi icimden geciriyordum…Aslinda su dunyada soluk alip verdigimden beri,yani aci cekmeye basladigimi hissettigim ilk anla birlikte Tanrinin benim ögrenmemi istedigi dersin o an ne oldugunu sorgulayarak gecirdiğimi bir kere daha hatirladim.. Ben yontuluyordum ve daha çetin denenmelere karşı hazirlaniyordum..

    Tanrim o kadar tatli ve lutufkarki,istedigim seyleri gecte olsa hep verdi,vermedigi zamanlarda ise kalbimin razi gelecegi en iyi hale donusturerek yolumdan cekti… Şuanda da kendisinden aynisini diliyorum..

    Iman etmeden once Tanrinin beni sevmedigini,unuttugunu ve artik dualarima cevap vermedigini dusunurdum.Hatta bir donem,dua bile etmeyi kesmistim.Insanin dua hevesi kurur mu? Seytanin icimizi ele gecirmesine firsat verdigimizde onu bile kurutuyor..

    Suan Tanrimin beni ne kadar seviyor oldugunun farkindayim ama, bazen hala sevgisini tam anlamiyla kazanmis olup olmadigimi ve benden hosnut olup olmadigini sorguluyorum kendi kendime…

    #34796
    Anonim
    Pasif
    emalie;17840 wrote:
    Iman etmeden once Tanrinin beni sevmedigini,unuttugunu ve artik dualarima cevap vermedigini dusunurdum.Hatta bir donem,dua bile etmeyi kesmistim.Insanin dua hevesi kurur mu? Seytanin icimizi ele gecirmesine firsat verdigimizde onu bile kurutuyor..

    Suan Tanrimin beni ne kadar seviyor oldugunun farkindayim ama, bazen hala sevgisini tam anlamiyla kazanmis olup olmadigimi ve benden hosnut olup olmadigini sorguluyorum kendi kendime…

    Sevgili Emalie,
    Tanrı sevgidir, her insanı çok seviyor ve onların kurtulmaları için kendi canını verdi. Tanri’nın sevgisi, günahlı insan için kurtuluş planını ve yolunu sağladı. İsa Mesih’in çarmıhı aracılığıyla insana bağışlanma ve aklanma sağlayan Tanrı sevgisi, İsa Mesih’i çarmıha gönderdi. Sen O’na iman ettin, O’nu Rabbin ve kurtarıcın olarak yaşamına aldın. Tanrı senden hoşnut oldu. Tanrı’nın sana olan sevgisini hiç sorgulama sevgili Emalie. Tanrı seni çoook seviyor. Aslına bakarsan O’nun sevgisini hiçbirimiz haketmiyoruz, O’nun sevgisini hakedecek hiçbir şey yapmadık. O bize lutfetti, çünkü O’nun sevgisi karşılıksızdır. O’nun kutsallığı nasıl değişmezse, sevgisi de öyle değişmez. Sana olan sevgisi kendisi gibi sonsuzdur. İnsan ne denli büyük günahlar içerisinde olursa olsun farketmez, Tanrı insanı hep sever, ama günahtan nefret eder. İncil’de Romalılar 5:8’de şöyle okuyoruz:

    ‘Tanrı bizleri sevdiğini şununla kanıtlıyor: Biz daha günahkarken, Mesih bizim için öldü.’

    Tanrı’yı kendi dinselliklerimizle, kendi gücümüzle hoşnut etmeye kalkarsak başaramayız. Tanrı kendisine olan imanımızdan, sadakatimizden, bağlılığımızdan hoşnut olur. Günaha düştüğümüzde, düştüğümüz yerde kalmamamızdan ve hemen kendisine koşmamızdan, O’ndan af dilememizden hoşnut olur ve bizi sevgisiyle kucaklar.

    ‘İman olmadan Tanrı’yı hoşnut etmek olanaksızdır. Tanrı’ya yaklaşan, O’nun var olduğuna ve kendisini arayanları ödüllendireceğine iman etmelidir’ (İbraniler 11:6).

    Senin kendini olduğun gibi Tanrı’nın kollarına attığını biliyorum. Tanrı’nın bizlerden beklediği de budur zaten. Kendimizi, yüreğimizi olduğu gibi Tanrı’ya sunmak, olduğumuz gibi, günahlarımızla, zayıflıklarımızla, acılı yüreğimizle Tanrı’ya gelmek, kendimizi O’na sunmak. Örneğin bizler anne baba olarak çocuklarımızı ne kadar cok seviyoruz. Onlar ne kadar yaramazlık yaparlarsa yapsınlar, bizleri ne denli üzerlerse üzsünler, onları yine de cok seviyoruz, belki çok üzülüyoruz ama onlara olan sevgimiz hiç değişmiyor. Tanrı’nın sevgisi bizim insani sevgimizden çok çok daha fazladır. Günaha düşsek de, zayıflıklarımız olsa da Tanrı bizleri sevmekten asla vazgeçmiyor.

    Canım, Tanrı’nın sana sevgi dolu bakışlarla baktığını görür gibi oluyorum… Bundan hiç şüphen olmasın, sen O’nun bağrında taşıdığı yeni doğmuş minik kuzususun. O seni hep sevecek, O iyi Çoban, sen de kuzususun.

    Tanrı’nın esenliğinde kal
    Sevgilerimle

    #34798
    Anonim
    Pasif

    Iman etmeden once Tanrinin beni sevmedigini,unuttugunu ve artik dualarima cevap vermedigini dusunurdum.Hatta bir donem,dua bile etmeyi kesmistim.Insanin dua hevesi kurur mu? Seytanin icimizi ele gecirmesine firsat verdigimizde onu bile kurutuyor..

    Suan Tanrimin beni ne kadar seviyor oldugunun farkindayim ama, bazen hala sevgisini tam anlamiyla kazanmis olup olmadigimi ve benden hosnut olup olmadigini sorguluyorum kendi kendime…

    Sevgili Emalie..
    Canım kardeşim..bir süredir seni göremedim..ama hep aklımdaydın..nerde..bizim yüreği yaralı Ceylan’ımız diyordum ki..sen yazdın..yazını görünce, içim ferahladı TANRIM..o iyi..sana sükürler olsun dedim.

    Sen henüz RAB’bin bebek Kuzu’susun..Nasıl TANRI’nın sevgisini tam kazanmış olup olmadığı kuşkusunu duyarsın.Bizim İnandığımız TANRI bizden güçümüzün yetmediği şeyi istemez ve beklemez..yardıma ihtiyacımız olduğu zaman,da bize derki,

    “Sıkıntılı gününde seslen bana,
    Seni kurtarırım,sende beni yüceltirsin.”
    Mezmur 5O:15

    Seni hiç bırakmam..senin sıkıntında yanındayım diyor..bana sadece seslenmen yeterli diyor..Ve…sen…kalkıp ŞEYTAN..ın aklına girip,ve olumsuzluklar sokup senle oynamasını bilmeden.. kendini üzüyorsun..sakın buna müsade etme.. dua et..aklına gelen her olumsuz düşüncede RAB’bi.. İSA MESİH’i çağır..ve bekle..göreceksin o korku ve olumsuz düşüncelerin. kaybolup gidecektir..

    O.. İBLİS, İman eden her inanlı ile oynar..onun işi bu..bizimlede oynamadığını sanıyorsun..Oynuyor..Ama onun geçmesini önleyen zihnimizde Kalın duvar’lar ördük..zamanla sende bu duvarları örecek ve sana ulaşmasını engelleyeceksin..Bunu nasıl yapman gerektiğini ise KUTSAL KITAB’ın ve RAB’bin sana yardım ederek..sana yol göstercek.

    Sıkıştığın.. her durumda..biz kardeşlerinin.. yardımlarıyla öğreneceksin
    görmediğin ,tanımadığın..belki sokakta yanından geçsek..de bilemediğin..ama.. Aynı TANRI’ya inanan seni seven bir çok Kardeşe ve daha olabilecek bir çok kardeşlere sahipsin.

    Sevgili Emalie..RAB, bize ve Sana.. ne diyor..

    “Senden uzak ve kırgın değilim,tersine sevginin mükemel ifadesiyim”
    1 Yuh4:16

    “Sevgimi üzerine bolca dökmek Benim en büyük arzumdur”
    1 Yuh 3:1

    “Çünkü Benim çocuğumsun,Ben senin Babanım”
    1 Yuh 3:1

    “Çünkü senin için olan planım daima umut doludur”
    Yeremya 29:11

    “Çünkü seni sonsuz bir sevgiyle sevdim”
    Yeremya 31:3

    “Hayal ettiğinden daha fazlasını yapmaya güçüm vardır.”
    Efesliler 3:20

    “Çünkü o istekleri sana veren Benim.”
    Filipeliler2:13

    “Kalbının kırık olduğu zamanlarda,Ben sana yakınım..”
    Mezmur 34:18

    “Bir gün gözlerinden bütün göz yaşlarını sileceğim..”
    Vahiy 21:3.4

    “Bu dünyada çektiğin bütün acıları senden alacağım..”
    Vahiy 21 3.4

    “Ben senin Babanım,Oğlum İSA,yı sevdiğim gibi seni seviyorum.”
    17:23

    “Artık hiç bir şey seni benim sevgimden bir daha ayıramaz..”
    Romalılar 8:38

    “Seni bekliyorum..”
    Luka 15:11.32

    “Sana iyilik yapmaktan asla vaz geçmeyeceğim..”
    yeremya 32.40

    “Her zaman Babaydım ve daima Baba olacağım..”
    Efesliler 3:14.15

    “Çünkü sen benim sahip olduğum eşsiz hazinemsin..”
    Mısırdan Çıkış 19:5

    Sevgili Emalie..
    Bizim TANRI’mız mükemel bir TANRI..
    Bizim için..senin.. için yukardaki, söyledikleri, bizi ve seni ne kadar sevdiğini, göstermiyormu..!

    TANRI bizim O’na bağımlı olmamızı..O’na yaslanmamızı,O’na güvenmemizi,O’nu sevmemizi..ve Kendisi.. bizi sevmesine.. izin vermemizi.. İstiyor.
    Bizimle,seninle.. kişisel bir ilişkiye sahip olmamızı istiyor..Bizden istediği.. bize uzattığı.. elinden tutmamız..

    TANRI’nın sana duyduğu sevgi..her zaman yüreğini çoştursun..Diye Dua ediyorum.AMİN.

    #34799
    Anonim
    Pasif

    Evet Emalie,

    O gözyaşlarını, o kontrolsuz hıçkırıklarını duydum. Ama Rab da duydu. Minnettarlığını da biliyor. Sana yazacaktım. Ama yazacağımın tümünü ve daha da iyisini, Rüzgar ve Saba kızkardeşler yazmış. Bana sadece ‘Amin’ demek kalmış. Rab seninledir. Senin için hâlâ şükrediyoruz.

    Sevgiler.

    #34805
    Anonim
    Pasif

    @Kemal Başaran 17837 wrote:

    HERŞEY İYİLİĞİMİZ İÇİN : –

    Bugün, mükemmel bir gün olacak. Göreceksiniz. Dün de mükemmel bir gündü. Görmediniz mi? Yarın da mükemmel bir gün olacak. Çünkü, her günü Rab yapıyor. Bizim için özel hazırlıyor. Evet, bizim günümüz, bize özel hazırlanmıştır. Sevgiyle ve özenerek ve de ‘En İyisi’.

    Rab herşeyi yarattığında, baktı ve “Mükemmel” (çok iyi) dedi. Kedi de mükemmel, köpek de, domuz da, su aygırı da, at da. At bizlere güzel görünüyor diye, o ‘mükemmel’; ama su aygırı veya domuz, bize güzel gözükmüyor diye, onlar ‘mükemmel değil’ demiyor. Herşey güzel, herşey mükemmel diyor. Her çiçek, her bitki, her meyve. Hepsi de mükemmel. Tanrı sadece mükemmel yaratır. Yarattığı herşey mükemmeldir. “Bazı ayetleri iptal eder, yerine daha mükemmellerini veririz” demez. Her şeyi, ta başından mükemmel verir. Yani, ‘daha iyisi’ olamaz. Yaratılamaz. Tiksindiğimiz o salyangoz, o sümüklüböcek bile, mükemmel yaratılmıştır.

    Günlerimiz de böyledir. Her gün özeldir ve her gün mükemmeldir. Tam senin için hazırlanmıştır senin günün. Benim için hazırlanmıştır, benim günüm. Daha iyisi olma imkânı olsa, Rab’bimiz daha değişik bir gün hazırlardı. Ama durumumuza göre en iyi gün, hazırlamış olduğu gündür. Herşey ‘En iyisi’ ve ‘En uygunu’dur. Rab’be bu yüzden şükretmeliyiz. İlâhide olduğu gibi, “Budur Rab’bin Yarattığı Gün, Sevinelim Coşalım Onda”.

    “Nasıl böyle diyebiliyorsun kardeş yahu? Hastayım. Yerimden kımıldayamıyorum. Bu da yetmezmiş gibi, eşim bir araba kazası geçirdi. Bacağını kırdı. İşimi kaybettim. Aylarca iş bulamıyorum. Bugün ne yiyeceğimizi bile bilmiyorum. Sen ise tutturmuşsun, bugün mükemmel bir gündür diye. Nasıl mükemmel bir gün olabilir ki?”

    Ben de “İman et kardeş” diyorum. Öyle görünse de, iman et. Zor durumlardaki iman, rahat durumlardaki imandan daha kıymetlidir. Şeytan toplamış bütün delilleri Rab’bimizin aleyhine, “Bak bu durumuna! Sevecan Tanrı böyle mi yapar?” diyor habire. Rab ise, sen ne diyeceksin diye, ruhunu okuyor. Ağzından çıkmasa bile, ruhunun derinliklerinde söylediklerin var. Rab bunları dinliyor. “Gördüğün şeylere göre değil, imanla yaşa” diyor Rab.

    Açtığını kimsenin kapayamadığı ve kapadığını kimsenin açamadığı, o Rab şöyle diyor: “Artık anlayın ki, ben, evet ben O’yum. Benden başka Tanrı yoktur! Öldüren de, yaşatan da, yaralayan da, iyileştiren de benim. Kimse elimden kurtaramaz” (Yasanın Tekrarı 32:39).

    Bu günün olaylarını Rab hazırladı. Dünün de. Bunu bilmek, kabul etmek ve doğru olduğuna inanmak, büyük bir başlangıçtır. Çünkü günlük olaylarla, Tanrı bize konuşmaktadır. “Acaba bu niçin oldu? Başıma bu niye geldi?” gibi sorular sormamız, anlamaya çalışmamız ve Rab’den araştırmamız, her anımızı Rab’le yaşamayı öğrenmenin bir başlangıcıdır. Rab’le konuşmak, her anı Rab’le yaşamak, her an Rab’bin varlığını hissetmektir. Her olay, Rab’bin sana konuşması, birşeyler bildirmesidir.

    Arabanın sigortası, seyrü-seferi, muayenesi tamam değilse, Rab seni mutlaka yakalatacaktır. Önce belki ikâz edecektir. Polis, diğerlerini durduracak ama seni durdurmayacaktır. Geçip gideceksin, ama “Kurtulduk” deyip de coşma. Bu Rab’bin bir ikâzı idi. Düzeltmezsen, sonunda yakalanacaksın ve bu sefer de, “Ne kader be!” diyeceksin. Murdar olan hiçbirşey ve hiçbir kimse, Rab’bin evine, Rab’bin huzuruna giremez. Tövbe edip de vaz geçmediğin tek bir günah bile, seni murdar kılar, Rab’den ayırır.

    Arabanı çarpmışsan, milyarlarca liralık hasar oluşmuşsa veya malî sıkıntılar içerisinde iken, buz dolabın yanmışsa veya çamaşır makinen bozulmuşsa, yine, “Ne kader be!” deme. Sadece Rab’be danışarak düşün, “Birinin hakkını yemiş miyim? Haksız kazanç sağlamış mıyım? Borçlanıp da veya söz verdiğim halde ödemedim mi? Rab’den çalıyor muyum? Ondalıklarımı, hatta fazlasını veriyor muyum?”

    Bugün kime öfke duydum? Bu öfke duyduğum kişinin yaptığını veya benzerini, ben hiç yapmadım mı? Affetmediğim biri var mı? Benden alacaklı olan var mı. Alacaklın varsa, sen kölesin. Yemeyip, içmeyip, hemen bu borçlarını ödemelisin. “Ama benim de alacaklarım var ve vermiyorlar” diyebilirsin. Ama olsun. Mazaret değil. Onlar ödemese bile, sen ödeyeceksin. İmanın için bedel ödemelisin. Ödediğin bedel, imanının büyüklüğünün veya küçüklüğünün göstergesidir. Rab, her zaman, “İmanını göreyim” diyecek ve bunun tek göstergesi de, ‘bedeli’dir. Herşeyin mükemmel olduğu bir durumda, imanlı olmak kolay. Ama Şeytan’ın, “Tanrı yoktur. Dualarını duymuyor. Seninle ilgilenmiyor. Şu haline bak!” dediği durumlarda, hâlâ Tanrı’ya iman edecek misin? O durumu, sırf seni imtihan etmek için, Tanrı’nın yarattığını biliyor musun? Buna inanıyor musun?

    Her gün, her şey, imanımızı geliştirmek ve bizleri ‘İsa’ gibi yapmak için, bilinerek, istenerek, planlanarak, Tanrı tarafından ve sonsuz bir sevgi, şefkat ve anlayışla hazırlanmıştır. Çünkü, Tanrı’nın bize buyruğu, “Gözle görülene değil, imana dayanarak yaşamamızdır” (2 Kor.5:7). Çünkü, “Gözlerimizi görünen şeylere değil, görünmeyen şeylere çevirmeliyiz. Çünkü görünenler geçicidir, görünmeyenlerse sonsuza dek kalıcıdır” (2 Kor.4:18). Ve yine çünkü, “Doğru kişi imanla yaşayacaktır” (Gal.3:11) ve “İman olmadan Tanrı’yı hoşnut etmek olanaksızdır” (İbraniler 11:6).

    Bugün gördüklerine, hissettiklerine göre mi yaşayacaksın kardeş, yoksa senin için canını bile esirgememiş olan Yüce Rab’bin sözlerine imanla mı? Bu gün sana Rab’bin mesajı ne idi? Ne öğretmeye çalıştı? Seni bugün nasıl yonttu? Nasıl kazıdı bu Heykeltraş? Nasıl şekillendirdi seni bu çömlekçi? Budadı mı seni? Kökünü azacık çapaladı mı? Gübreledi mi birazcık? Güneşin yakmasına, fırtınanın sarsmasına izin verdi mi?

    Vermedi mi diyorsun? Bunları yapmadığını mı sanıyorsun? Trafikte önüne çıkan, bir türlü geçemediğin o yavaş aracı, önüne kim çıkardı sanıyorsun? İş yerindeki o geçimsiz şahsı veya eşinin bugünkü tavırlarını kim hazırladı sanıyorsun? Sana karşı yapılan o kabaca hareketler, kabaca davranışı kim düzenledi? Başarılarını kim sağladı? Huzurunu kim verdi? Bunların hepsini Rab yaptı. O istemedikçe, önünden karınca bile geçemez.

    Ama, hepsi de senin iyiliğin için. Güçlenmen için. İsa’ya benzemen için. Altından çok daha değerli olan imanını sınamak için. Hepsi de, seni sevdiğinden dolayı. Hiçbiri intikam için değil. Hiçbiri kötülük getirmek için, zarar vermek, yıpratmak için değil. İnan artık. Anla artık. “Ben O’yum” diyor. “Bunları başına getiren O, Ben’im” diyor. Başka biri yok. “Öldüren de, yaşatan da, yaralayan da, iyileştiren de Ben’im. Kimse elimden kurtaramaz”. “Seni imanla yaşamaya çağırdım”. Haleluya.

    kemal bey! herzaman olduğu gibi yazınızla yine bereketlesin hamdolsun. ben Önümüzdeki pazar olacak olan diriliş bayramı ile ilgili bir yazı yazmanızı istiyorum …şimdiden teşekürler…

    #34807
    Anonim
    Pasif

    Kemal Abi,
    Her şeyi öyle muhteşem, öyle eksiksiz anlatmışsınız ki, üzerine ilave edilebilecek hiç bir şey yok.

    Okuyunca, zaman zaman hissettiğim duygulardan utandım.
    Affedemediğim kişilerden utandım.

    Hiç yaşamamış olmayı arzu ettiğim durumlardan dolayı, kendimden utandım.

    Bazen,bana kötü görünen olayların,iyi yanını göremediğim, asi geldiğim için Yüce Rabbimden utandım. Boşa geçen yıllarımdan utandım….
    Ve ilk defa sizlerin hep şu yazdığı ‘bereketlenmek’ sözcüğü var ya;belki de anlamını en güzel bugün farkettim. Ben sahiden bu yazıyı okuyunca bereketlenmenin ne demek olduğunu anladım.

    Çok teşekkür ederim..
    Esenlikler….

    #34810
    Anonim
    Pasif

    Biz MESİH İnanlıları,yaşamlarımızı kutsal olmayan bir,çevrede sürdürmek zorundayız..
    Açıkçası,günahlı bir atmosferde yaşarken,çok büyük ayartılarla karşı karşıya kalırız..

    İş hayatına.. atılmış imanlının.. karşılaştığı en acı gerçek,iş arkadaş- larının,binbir entra,ayak oyunları ile,alabildığınce abattığı yalaka davran-
    larına,şahit olup ve yükselmek için,bulduğu her şeyi ezip geçen..geçer-
    ken,basamakları çıkarken,acımasız bir şekilde herkezi çiğneyenlerin var olduğuna sahit olmasıdır..
    Şahit olduğu hırs ve dürüst olmayan,ahlak ölçülerini,ayaklar altına alan bu tarz,yükselişlerde,inanlı.. inancına bağlılığından dolayı,büyük zorluk çekip,içindeki kutsallığını korumak için verdiği içsel mücadelede kendisini belkide bu rekabet,yarışı içinde,bulacaktır..
    Hep bir gerginlik ve ikilem yaşar..sinirleri gerilir..Tanık olduğu şeylere karşı..Karşısındaki.. kötülüğe yenik.. yüregi tanıdıkça.

    Kutsal Kıtap,İçimizdeki günahların,yürekten kaynaklandığını söyler.

    “İyi insan yüreğindeki iyilik hazinesinden iyilik,Kötü insan içindeki kötülük hazinesinden kötülük çıkarır.İnsanın ağzı yüreğinden taşanı söyler.”
    Luka 6:45

    Çünkü kötü düşünceler,ahlaksızlık,açgözlük,kötülük,hile yürekten kaynaklanan dünyasal eylemlerdir.İnanlıda bunların olmaması gerekir.

    İnanlı.. kendini.. günahın,olduğu bu dünyanın,baskıları karşısında ve ayarı kaçmış bu tarz insanların bulunduğu ortamda nasıl davranmalı..?

    Bu duruma nasıl karşılık vermelidir..Nasıl davranmalıdır..?

    İSA MESİH..”Dünya’nın tuzu ve dünyanın ışığı”olmamız gerektiğini söylemişti.Bazı inanlılar,bu konuda, iki dil kullanırlar..zorluklarla baş edebilmek için..Biri,kendi kardeşleri arasında kullandığı kutsal dil..İkincisi dünyasal dostları arasında kullandığı dildir.
    Bu kabul edilemez bir gerçektir..Kutsal Kıtap’a terstir.Doğru değildir.

    Oysa yapılması gereken TANRI’nın bize Kendi SÖZ’ünden vermiş olduğu, inançlar doğrultusundaki.. yaşam ve davranıştır.
    Yapılması gereken,İSA MESİH’le Özdeşmektir.İSA MESİH’le özdeşleşme..Günahlı çevremize, uyma ayartısından,uzak kalmamız demektir.
    Bu günahlı çevredeki kirliliğe karşı en iyi,savunma da KUTSAL KİTAP’tır. Bu bizleri.. dünyanın kirlenişinden koruyacaktır. Etrafımızda gerçekleşen ahlaksızlıklar,ayak kaydırmalar,ve bizi sınayan ayartılara karşı.. bizi güçlendirecektir.

    İSA MESİH,Vergi toplayıcı Matta’yı, kendi yanına,çağırdıktan sonra onun evinde,Öğrencilerle birlikte yemek yemişti.Ferisiler o dönem İSA ‘ya..
    “Neden vergi görevlileri ve günahkarlar la birlikte yemek yiyorsun”
    Demişti.

    İSA MESİH onlara şöyle demişti..

    “Sağlıklı olanlara değil,hastaların hekime ihtiyaçları var.Ben doğru kişileri değil,günahkarları tövbeye çağırmaya geldim.”
    Luka 5:30.32

    İçinde bulunduğumuz, kötü koşullar..çevre dayanılmaz bir halede, gelebilir.Bu durumda zarar görmemek için,durum, çok kötüleşirse oradan uzaklaşmalı..ve Dua etmeliyiz.
    TANRI’mız, Dayanma ve direnme’mizle birlikte, bizlere,bir çıkış yoluda sağlayacaktır.

    “TANRI güvenilirdir,gücümüzü aşan biçimde denenmemize izin vermez.Dayanmamız için deneme ile birlikte çıkış yoluda sağlayacaktır.
    1 Kor 10:13

    TANRI’da diri kalmak,TANRI’dan hergün,göremediğimiz yada görmek istemediğimiz günahlar için,ayartılara karşi uyanık kalmak ve, RAB’bin bizi düzeltmesi için..Dua dan ayrılmamalıyız.

    ” Ey TANRI,yokla beni,tanı yüreğimi,
    Sına beni,öğren kaygılarımı,
    Bak,seni güçendiren bir yönüm var mı,
    Öncülük et bana sonsuz yaşam yolunda.”
    Mez 139:23.24

    Bizlerin yaşadığımız sürece.. günah’a karşı verdiğimiz savaş.. sona ermiyecek ve devam edecektir.
    İster iş yerimizde,ister okuduğumuz okulda her nerede olursa olsun fark etmiyor.Kötü tutkular,dünyasal hırslarla yüzleşiyoruz..ve yüzleşeceğizde.Rekabeti her ortamda.. yaşıyacağız.. uyanık olup,biz yaşamazsakta ..çocuklarımız yaşıyacaklar.RAB’bin bizden istediği O’nun sözüne bağlı kalmak ve uyanık olmaktır.

    İSA MESİH bize diyorki..
    “Uyanık durup Dua edin ki,ayartılmayasınız Ruh isteklıdir,ama beden güçsüzdür.”
    Matta 26:41

    Kutsal Kıtap Kötüler için şunu diyor,

    “İşte kötü insan kötülük sancıları çekiyor,
    Fesata gebe kalmış,
    yalan doğuruyor,
    Bir kuyu açıp kazıyor,
    Kazdığı kuyuya kendisi düşüyor.
    Kötülüğü kendi başına gelecek,
    Zorbalığı kendi tepesine inecek.”
    Mez 7:14.15.16

    RAB’bimizin Koruması..her zaman İnanlıları ile olması için,Dua,larımızı eksik etmiyelim

8 yazı görüntüleniyor - 1 ile 8 arası (toplam 8)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.