ANASAYFA Forum HRİSTİYAN YAŞAMI VE UYGULAMALARI Ruhsal paydaşlık Gozlerimizi Rab’be Cevirelim

  • Bu konu 1 izleyen ve 2 yanıt içeriyor.
3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25983
    Anonim
    Pasif

    Ingiltere de bir pastor Liverpool ve Manchester sehirleri, Liverpool ve Manchester United arasinda yasananlar icin soyle bir vaaz vermistir.

    “Umarim bu 2 sehir ve sehirlerin takimlari arasindaki kavgalar, nefretler, kufurlesmeler bir gun son bulur ve sadece Rab’bi yuceltip, Rab’bi overler. Dua ediyorum ve inaniyorum ki bu bir gun olacak ve 2 sehir kardeslik icerisinde yasayacak.”

    Ne kadar dogru bir ogretidir! Bir seyi sevebilir, hoslanabilir, zevk alabiliriz ama nedense biz insanlar benligimze duskun oldugumuz icin bazi seyleri abartiyor, asiri ilgi ve sevgi gosteriyor, bazi seyleri unutuyoruz. Farkinda olarak veya olmayarak dunyasal seylerin esiri oluyoruz. Tabi bunlari yasarkende asil yapmamiz gerekeni unutuyoruz malesef. Dunyasal, gelip gecici, surekliligi olmayan seyler bizi tatmin edebiliyor.
    Bu sadece spor kulupleri icin degil, siyaset’te de aynisi veya baska seylerde de. Bunlar zamani gelecek ve hepsi son bulacaklar. Ama ne varki tek sonu olmayan Rab’bimizdir, O’nun verecegi sevinc, tatmin, zevk, huzur, sevgi ve guc oyle gelip gecici degildir.
    Artik kisileri, partileri, takimlari, asklari Rab’bin onune koymaktan vazgecelim. Bunlar dunya’nin bizi aldatmaciligin icine suruklemesinden baska bir sey degildir. Dunyasal seyler bizi gecici olarak mutlu etse de sonrasinda buyuk ruhsal cokuslerin sebebidir. Hangimiz boyle bir seyi isteriz? veya Kim goz gore gore kendini felaketin icinde bulmak ister?
    Biz sunu unutuyoruz, Rab bir gun gelecek ama ne zaman? Belki yarin gelecek, bunu biliyormuyuz? Peki Rab yarin gelecek olursa O’na ne diyecegiz?
    Biz sunu unutuyoruz her zaman. Pazarlari kiliseye gidebiliriz ki bu cok onemli, cunku Rab’bin sofrasindan almadigimiz 1 hafta bizim icin ruhsal olarak kotudur. Ama ne yazik ki bu yeterli degil.
    Geriye kalan zamanlarimizi Kutsal sozlerle yani Rab’bin sozleriyle gecirmeliyiz ve en onemlisi bunu zorunlulukla degil, zevk alarak yapmaliyiz. Tabi sadece bu da yeterli degil.
    Kutsal Kitap diyorki birbirinizi sevin! Bunu vaazlarimizda da duyuyoruz, ama ne yapiyoruz? once bunu sormaliyiz kendimize ve Rab ne demek istiyor? demeliyiz.
    Rab bizlere yapmacik bir sevgiden bahsetmiyor. O’nun bize verdigi Gercek Sevgi’den bahsediyor.
    Bunun ne oldugunu hepimiz biliyoruz ve inaniyoruz. Ama ne varki bunu kendimiz yapmamiz gerektiginde bocaliyoruz. Peki Neden?, Eksik olan Ne? Cunku ne kadar cabalasakta Rab gibi bir sevgiye sahip olamiyoruz, sorunumuzun tek nedeni bu. Ama Liverpool veya Galatasaray, Fenerbahce, Besiktas, Sag, Sol oldumu durum boyle degil, hemen tavrimiz ve sevgimiz belli oluyor.
    Uzgunum ki kardesini sevmeyen, gormedigi Rab’bini hic sevemez. Bunu ben soylemiyorum, Kutsal Kitap’ta yazan, yani Rab’bimizin sozleri bu.
    Artik bunu yenmek istiyorsak sunu birakmaliyiz.
    O sari’yi seviyor, onun saci soyle, onun yaklasimi soyle, selam verdim bana selam vermedi, ben aralarina katildim ama kimse benimle ilgilenmedi, konusma tarzi soyle, gorusleri ve bakis acilari soyle.
    Daha cok ornek ekleyebiliriz ama kitap’a donusur yazim. :))
    Kisacasi su bahane, sebep ve benzeri seyleri ararsak zaten kimse kimseyi sevemez bu imkansiz. Aci olan Rab zaten farkli farkli insanlari, kitleleri bir araya getiriyor. Oyle olsa Rab tek bir kesimi kurtarirdi, onlarda kitap’taki sozlerdeki gibi birbirlerini severdi olur biterdi. Ama gercek olan su ki bu durum boyle degil, Rab herkesi bir araya getirdi ve bizlerde artik bazi seylerin farkindaliginda olmaliyiz.
    Kardesini her turlu seveceksin ki sana yanlis bile yapsa o sevgin azalmayacak. Sorunlarinizi konusarak halledecegiz. Olmuyorsa bir daha ama yargilamadan ve suclamadan. Sabirla ve uzlasmaci bir tutum icinde bunu yapacagiz.
    Pavlus o mektuplari bosuna yazmadi ki o mektuplarda bosuna Kutsal Kitap’a koyulmadi. O mektuplari dikkatlice okudugumuzda sorunlarin asil temelini goruyoruz. Ve sunu unutmayalim ki seytan disarida ki insanlardan cok, icimizde ki insanlar araciligiyla bize saldirir ve bu demek degildir o kardes seytana ait.
    Hayir boyle bir sey yok sadece hepimizin dustugu zamanlar, imanimizda gucsuz oldugumuz zamanlar ve saldiri altinda oldugumuz zamanlar olacak, bu yuzden bu tarz durumlara bu bakis acisiyla yaklasmamiz gerekir. Yani kisacasi birbirimizi gercekten sevelim ve bu yapmacik, gostermelik olmasin. Ayrica sevgi bagliligi getirir, baglilik birlik ve butunlugu, birlik ve butunluk kenetlenmemizi, kenetlenmemizde Rab’de guclu bir sekilde olgunlasmamizi getirir.

    Ask konusundaysa biz hep benligimizden oturu sabirsiz oluyoruz ve bir eksiklik gibi goruyoruz. Ama bu Rab’bimizin sevgisiyle yetinmemize karsi bir seydir. Gercek sevgiyi sadece Rab verebilir ve hic bir ask Rab’bimizin bize duydugu ask gibi degildir. Ben sunu demiyorum ask yasamayacagiz ama su varki Rab her birimize uygun bir sectigi var ve zamani gelince onu bizim karsimiza cikaracak. Bunu biz benligimizle yapmayalim, Rab’bin ellerine birakalim bu konuyu. Bu kolay bir sey degil, ozellikle biz gencler icin ama Rab’den isteyerek bunu basarabiliriz, yeterki gozlerimizi O’na cevirelim.

    Ayrica Kilise sorunlarimiz var. kilise sorunlarimizdan kastim kilisenin anlami ve onemi. Bizler malesef ki bu konuda da yanlislara dusuyoruz. Bir kardesimizle kusuyoruz veya sevgili olanlar ayriliyor sonra “Ben kilise’ye gelmiyorum.” bu kabul edilemez bir seydir. Sorunlar elbet olacak ama bu kardesler arasinda olan bir seydir ve bunu sadece o kisiler halletmelidirler. Zaten en basta yanlis kardesimizle sorun yasadigimizda onu duzeltmeye calismamaktan kaynaklaniyor. Daha sonra kiliseyi terketme dusuncesi ki bu uzgunumki sacmaliktan ote bir sey degil. Cunku biz oraya birbirimiz icin gitmiyoruz, Rab icin oraya gidiyoruz ve unuttugumuz diger bir nokta da kilise hic bir zaman bir bina degildi, olmayacakta.
    Kilise biziz yani topluluklar, biz bunun farkina varmiyoruz cogu zaman ama gercek olan budur. Kilisenin bir beden oldugu. Ve bedenin bir parcasi ben gidiyorum deme luksune sahip degildir, bu suna benzer;
    bir parmagin, goze kusmesi veya burnun kulaga kusmesi ve bedenden ayrilmak istemesi gibi bir seydir.
    Peki boyle bir seyi yasadik mi hic? burnumuz ben artik bedenin bir parcasi olmak istemiyorum diye bir sey soyledigini sanmiyorum. Bu yuzden bir kardesin, ben su kisi yuzunden artik kiliseye katilmak istemiyorum demesi dogru bir sey degildir.

    Son olarak onderlerimiz konusunda yazmak istiyorum. Bizler kiliseye katiliyoruz, bir aile oldugumuzu soyluyoruz ama onderimiz gelip bizi elestirdigi zaman ve bizim hayatimizda ki olumsuz veya olmamasi gereken bir seyle ilgili uyardigi zaman hangi hakla bizi elestiriyor seklinde yaklasiyoruz ki dogru olan bu degildir. Bizler bir kilseye yani bir topluluga bagliysak, oranin bir uyesi ve bir parcasiysak onderlerimize kulak vermemiz gerekir. Cunku onlar bunu kendi benliklerine dayanarak kendi dusunceleriyle bizleri uyarmiyorlar. Onlar kitap’a uyarak, orada yazilanlara dayanarak bize bu uyarilari yapiyorlar. Aslinda bir bakima onderlerimize o sekilde davranirken bir bakima kitap’a o karsiligi vermis oluyoruz, yani Rab’bin sozlerine. Tabi bu demek degil onlar kusursuz, zaten her onder kendiside soyler bende dusebilirim diye. Ama zaten hic birimiz kusursuz olamayiz, demek istedigim Rab onlari bizim icin sectiyse bizde o kisilere kulak vermeliyiz.
    Babalarimiz veya Annelerimiz bizi bir yanlis konusunda uyardigi zaman ki gibi dusunun. O an hic birimiz dogru olani bilmedigimiz icin kulak asmayiz ve goz ardi ederiz ama zamani gelince kafamiza dank eder ve anne, babamizin hakli oldugunu farkederiz, sonra da keske onlari dinleseydim deriz. Buda aynen boyle bir sey, nasil anne ve babalarimiz bizleri kendi dusuncelerine gore degil, dogruyu gostermek ve yanlisa dusmemizi istemedigi icin bizi uyariyorlarsa onderlerimizde bizi o sekilde uyariyor.
    Dunyada ki butun cokuslerin sebebi kenetlenmemekten kaynaklanmistir. O zaman bizler kenetlenecegiz, sevemiyor muyuz? sevmeyi ogrenecegiz, anlamiyor muyuz? dinlemeyi ogrenecegiz, yoksa hayatlarimizda degisen hic ir sey olmaz. Ogrenmekte Rab’den istemekle olur, kendi cabalarimizla olacak bir sey degil bu. Anca 1 gun olur, 1 hafta olur abartiyorum 1 ay olur ama sonra yine eskiye doner. Ama Rab’den ister hevesli ve sabirli olursak bu sonsuzlarca devam eder.

    Dua:
    Bu yaziyla ilgili dua edelim Rab bizleri degistirsin ve bu bir seferlik olmasin. Bikmadan, usanmadan her gun bunu isteyelim Rab’den. Unutmaylim ki Rab’den boyle seyler istememiz O’nu hosnut edecektir. Kenidimizi O’nun ellerine birakmaktan ve O’nun egemenligi altinda olmaktan baska hic bir sey bizlere yarar getirmez ve mutluluk vermez.

    Rab her birimize guc versin ve bizleri yukarida yazili olan konularda gelistirsin. Rab her birimizi bereketlesin ve esenligi uzerimizde olsun. Amin

    Her birinize Esenlik olsun!

    Gokhan (The Beatitudes)

    #32287
    Anonim
    Pasif

    Bilmez misiniz ki, ey kardesler Kutsal Yasa’yi bilenlere soyluyorum Yasa insana ancak yasadigi surece egemendir? Ornegin, evli kadin, kocasi yasadikca yasayla ona baglidir; kocasi olurse baglayan yasadan ozgur olur.
    Buna gore kadin, kocasi yasarken baska bir erkekle iliski kurarsa, zina etmis sayilir. Ama kocasi olurse, kadin yasadan ozgur olur. Soyle ki, baska bir erkege varirsa, zina etmis olmaz.
    Ayni sekilde kardeslerim, siz de bir baskasina olumden dirilmis olan Mesih’e varmak uzere Mesih’in bedeni araciligiyla Kutsal Yasa karsisinda oldunuz. Bu da Tanri’nin hizmetinde verimli olmamiz icindir.
    Cunku biz benligin denetimindeyken, Yasa’nin kiskirttigi gunah tutkulari bedenimizin uyelerinde etkindi. Bunun sonucu olarak olume goturen meyveler verdik. Simdiyse biz, daha once tutsagi oldugumuz Yasa karsisinda oldugumuz icin Yasa’dan ozgur kilindik.
    Oyle ki, yazili yasanin eski yolunda degil, Ruh’un yeni yolunda kulluk edelim.

    Romalilar 7: 1 – 6

    #32305
    Anonim
    Pasif

    Yunus peygamber akdenizin derinliklerinde büyük bir baliğin karnindayken şu gözlemde bulundu.

    Yunus 2;8 değersiz putlara tapanlar vefasizlik etmiş olur.
    Putlar sadece kocaman heykeller değildir.tanri’dan daha fazla değer verilen herhangi bir şey olabilir.
    Tanri’ya sirt çevirip o’nun yerine koyduklari başka şeyleri kucaklayanlar korkunç bir zarara uğrarlar.
    Neden ?….
    çünkü yanlizca tanri’da sevinç bulmak için yaratilmişlardir.
    Tanrinin şimdiki ve gelecekteki bereketlerini aninda görebilecekleri,tadabilecekleri
    yada dokunabilecekleri başka bir şeyle takas ederler.ama bu öylesine bir şeydir ki;
    kişiyi hiç bir zaman tatmin edemez. Bizler tanri’nin lutfuyla hayatlarimiza devam ederiz.
    Imanli hayati,tanri’yi hoşnut etmeyi amaç edinen ilişkiler bütününe dayanir.
    Tanri’yi tanidikça ve o’nu sevdikçe o’nu daha çok hoşnut etmek isteriz.
    Tanri’nin sözünü okuyarak ve kutsal ruhun yönlendirişine göre yaşayarak tanri’ya karşi ruhsal bir duyarlilik geliştiririz.
    Acaba bu durum rab’bi hoşnut ediyor mu?,acaba bu gördüklerim,yaptiklarim,sözlerim rab’bi hoşnut ediyor mu? Diyerek her an ayik ve uyanik bir şekilde rab’bin huzurunda yaşadiğimizi bilmeliyiz.

    Gerçek mutluluğun rab’bi hoşnut etmek olduğunu unutmamaliyiz.
    Kisaca rab’bin çocuklari olan bizler doğru yaşamlar sürmeliyiz.
    1.korintliler 15=33 kötü arkadaşliklar iyi huyu bozar.
    Birlikte çikmak bir zorunluluk değildir.çikmadan da karşi cinsten biriyle neşeli,keyifli zaman geçirebiliriz.ama karşi cinsten biriyle hala çikmaya kararliysak bir mesih inanlisi olduğumuzu unutmadan hareket etmeliyiz.
    Yanlizca mesih’e bağli biriyle çikin.1.korintliler 6=14
    bütün gün boyunca nereye giderseniz mesih sizinle beraber olacaktir.
    çiktiğiniz kişinin sevgiliniz değil,
    mesihteki kardeşiniz olduğunu unutmayin. 1.timoteus 5=1-2
    yanliz değil toplu halde çikin
    ve lütfen hiç bir şeyin sizi mesih’in sevgisinden ayirmasina izin vermeyin.
    önemsiz ve sahte zevklere sirt çevirip,yüce zevkleri sevinçle kucaklayan
    tanri çocuklarina………

3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.