• Bu konu 2 izleyen ve 3 yanıt içeriyor.
4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25320
    Anonim
    Pasif

    FERİSİLİLERİN MAYASINA DİKKAT

    ‘’Dikkat!’’ Bu tehditkar bir uyarıdır. Bizleri bir an düşündürür ve yapacaklarımızı gözlemlememizi saglar. Dikkat kelimesi bizleri durdurur ve bizlere zarar verebilecek birçok kötülükleri gözümüzün önüne getirir.
    İşte, ögrencilerinide ölümcül bir tehlikeye karşı uyaran İsa’nın kullandıgı kelime buydu ‘’Ferisililerin mayasından kaçının!(luka 12:11)
    Bu tanrısal bir çagrıydı.

    ‘’Azıcık bir mayanın bütün hamuru kabarttıgını bilmezmisiniz?’’ (1 Kor 5:6)
    Küçük dozlarda öldüren kişi tehlikeli olandır.
    Görünüşte zararsız miktarlarda enjekte eder, ancak tüm gücüyle zarar vermeye yeterlidir.
    Hristiyan yaşantısının tümünü mahvedebilecek bulaşıcı bir mikroba izin vermememiz konusunda bir uyarıdır bu.

    Bu sözlerin yanında, diger bir ürkütücü uyarı yapılmaktadır.
    İsa şöyle dedi:’’ Dogrulugunuz din bilginleriyle Ferisililerinkini kat kat aşmadıkça, Göklerin Egemenligine asla giremezsiniz!’’ (Mat. 5:20) Tanrı’nın Egemenliginin kaybedilmesi söz konusudur.

    Nedir bu Ferisili mayası?

    Tek kelimeyle ikiyüzlülük mayasıdır.
    Yalancı dogruluk mayasıdır.
    Gerçegiyle degiştirilmiş, aldatma ve sahte dogruluk mayasıdır.

    Bu, İsa’nın en fazla gözardı edilen uyarılarından biridir.
    İsa burada çok açık bir şekilde, dogrulugumuzun din bilginleri ve Ferisililerinkini geçmesi gerektigini, aksi taktirde Tanrı’nın Egemenligini kaybedecegimizi söyleyerek bizi uyarmaktadır.

    Neden kaygılanmamız gerekir ki?
    Bizler Ferisilileri, Mesih’in ölümünü planlayan bir gurup ahlaksız sapık olarak görürüz.
    İsa’nın en saldırgan düşmanlarını dogruluktan geçmek,zor olmasa gerek.
    İlk bakışta her Hristiyan için bu uyarı kolay görünür.
    Hristiyanlar olarak, imanla aklanırız.
    İmanla, Mesih’in dogrulugunu alırız.
    Mesih’in dogrulugu da şüphesizki Ferisililerinkini geçer.
    Neden kaygılanalım ki diye düşünürüz.

    Yüzeysel bakarsak eger….
    Eger gerçekten Mesih’e iman etmişsek, bu imanın güvencesi olarak O’nun dogrulugunu alırız.
    Tanrı tarafından aklanmış ilan ediliriz.
    Tanrı’nın Egemenligi bizimdir.
    Mesih’in dogruluguna sahip olanların,Tanrı’nın Egemenligini de miras alacaklarından daha kesin birşey yoktur.
    Mesih’in dogrulugundan başka hiçbirşey gerekli degildir.
    Tek ihtiyacım olan O’dur.
    Ama asıl konu hala karşımızdadır.
    Mesih’in kurtaran dogruluguna sahip oldugumu nasıl bilecegim?
    Gerçekte sahte bir imana sahipken, kendimi gerçek dogruluga sahip olduguma inandırmış olabilirmiyim?
    Bir insan, Mesih’e inandıgını söylüyor diye o kişinin kurtaran imana sahip oldugunu söyleyebilirmiyiz?
    İnsanlar O’na gerçek yaşam degiştiren bir adanmışlıkları olmadan, O’nun ismini aynı güleryüzlülükle kullandıgında Tanrı’nın hoşnut olmadıgından da eşit derecede eminiz.
    İsa’nın uyarısının ürkütücü kısmı budur.

    Dogrulugumuzun meyvesi, din bilginleriyle Feriselilerin SAHTE dogrulugunu aşmalıdır.
    Yüzeyde, Feriseliler çok yüksek bir dogruluk seviyesine ulaşmışlardır.
    Dogrulukları dışsaldır. Yalnızca dışsal bir gösteriştir.
    Gerçekten de, kendilerinin gerçek dogruluga sahip olduklarına kendilerini inandırabilmişlerdi.
    Kendilerini aldatmışlardı.
    Tanrı’nın Egemenliginde olduklarından emindiler.
    Fakat gösteriş ve aldatmacadan nefret eden Tanrı’yı hoşnut edemiyorlardı.

    Feriseliler in kökeni asildi.
    Bu insanlar kendilerini tanrısızlıga giden degerlerden ayırmışlardı.
    Kendilerini tutkulu bir dogruluk arayışına adamışlardı.
    Tanrı’ya itaat etme arzularından neredeyse fanatiktiler.
    Tanrısallık arzuları ne bayagı nede sıgdı.
    Ciddi bir şekilde Tanrı’yı hoşnut etmek için yarışıyorlardı.

    Ancak bu akım çok geçmeden, insan merkezli dogrulukla köklenmiş bir tür dışsal ruhsallıga dönüştü.
    Kendi iyi işlerine güvendiler, öylesine güvendiler kiKurtarıcıları geldiginde, O’nun sundugu kurtuluşu yalnızca anlamamakla kalmadılar, O’nun ölümünüde planladılar.
    Yaptıkları ölümcül hata ise, Mesih’e ihtiyaçları oldukları fikrinde degildiler.
    Gönderdigi Kurtarıcıyı kabul etmeden, Tanrı’yı hoşnut edebileceklerini düşündüler.

    ‘’ Tek bir kişiyi dininize döndürmek için denizleri ve kıtaları dolaşırsınız. Dininize döneni de kendinizden iki kat daha cehennemlik yaparsınız’’ (Mat. 23:15)Ferisililer müjdecilerdi. Ancak İsa olnara cehennemin müjdecileri dedi.
    Müjdecilik ve kayıp insanlara ulaşmak konusunda tutkulu degilsek, paniklemeliyiz. Panik oluyorsak bile bu, imanımızın gerçek oldugunu kanıtlamaz.

    ‘’Vay halinize ey din bilginleri ve Ferisililer, iki yüzlüler! Siz nanenin, anasonun ve kimyonun ondalıgını verirsiniz de, Kutsal Yasa’nın daha önemli yönleri olanadalet, merhamet ve sadakati ihmal edersiniz.’’ (Mat 23:23)Ferisililer ondalıklarını düzenli vermekteydiler.
    Küçük şeyler üzerinde ustalaşma tuzagına düşmüşlerdi.
    Öncelikleri tersti.
    Dışsallık, içsellikten daha önemli oldu.
    Daha önemli konularda sadık olmadaki başarısızlıklarını örtmek için küçük ve önemsiz şeyleri yücelttiler.

    Feriseliler tanrısallıklarını herkese göstermeye bayılırlardı.
    Alçakgönüllülügü takınıp süslü dualar ederlerdi.
    Boş tekrarlarla duaya oturup kalkıyorlardı.

    İsa ferisilileri şu sözlerle azarlamıştı: ‘’ Kutsal Yazıları araştırıyorsunuz. Çünkü bunlarda sonsuz yaşama sahip oldugunuzu sanıyorsunuz.’’ (Yuh. 5:39)Feriseliler teoloji konusunda çok bilgiliydiler.
    Eski Antlaşmayı ezbere biliyorlardı.
    Ama Tanrı sözünün esas özünü anlayamamışlardı.

    İsa, Tanrı sözünü seviyordu. Tanrı Sözü O’nun yüyecegi ve içecegiydi.
    O halkını Kutsal Yazıları itinayla çalışan ögrenciler olmaya çagırıyordu.
    Bizlerden istedigi, Kutsal Kitap hakkında bilgi edinmekten daha fazla birşeydi.
    Kutsal Kitap ögretisini dogru ögrenmeliyiz. Ancak bu bile yeterli degildir.
    O’nu hoşnut eden dogruluk, Sözü’nün yalnızca duyulmasından degil, yapılmasından gelen dogruluktur.

    Müjdecilik, Ondalık verme, Dua,Kutsal Kitap çalışması, Din bilginleri ve Ferisililerin yaptıgı katı uygulamalardan bazılarıdır.
    Tüm bunlar çogunlukla dışsaldı.
    İkiyüzlüydüler.
    Tanrısallıgın tüm dışsal ifadelerini sergiliyorlardı.yürekleri tanrıdan uzaktı.
    Yasa’nın her geregini yerine getiriyorlar ancak Yasa’nın ruhunu öldürüyorlardı.

    Kutsal yazılar bizlere, insanın dış görünüşe, Tanrı’nın sa yürege baktıgını ögretmektedir.
    Bu demek degildir ki, Tanrı Yasa’nın tutulmasıyla degil, O’nun ruhuyla ilgileniyor.
    Tanrı’yı hoşnut eden Hristiyan yaşantısı hem içsel hemde dışsaldır.
    Gerçek dogruluk, hem Yasa’nın gereklerini uygular, hem de ruhunu algılar.
    İşte bu tür bir dogruluk, din bilginlerinin ve Ferisililerin dogrulugunu aşar.

    #29797
    Anonim
    Pasif

    Çok değerli bir paylaşım; teşekkür ederim. Sevgili Halleluya kardeşim bugünkü Ruhsal gıdamın önemli bir kısmını almamı sağladı; Rab’be hamdolsun.

    #29798
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Sonsuzdiren kardeşim.
    Tüm degerli kardeşlerimin yazılarını özenle okumakta ve
    büyük bereketler almaktayım.
    Küçükte olsa katkı saglayabiliyorsam ne mutlu.
    Rabbe teşekkür ederim, bu paylaşım anlarını bizlere sagladıgı için.
    Rab tüm kardeşlerimi bereketlesin. AMİN

    #28355
    Anonim
    Pasif

    isasiyahbeyaz
    Musa’nın yasası’yla birlikte talepler,kurallar ve talimatlar gelmiştir.
    Birçok şey bekleyen taleplerle birlikte Ferisililer’in ateşini alevlendiren üzücü beklentilerde geldi.
    Ferisili’ler yasalara eklentilerde bulunarak sadece lissteyi uzatmakla kalmadılar, aynı zamanda herkesin suçluluk ve utancını yogunlaştırdılar.
    Görev, dışınsal davranışlar ve sürekli olarak sadece ( özelliklere başka insanların yaşamlarındaki ) dogru ve yalnışı odaklayarak, sevinç için bir yer bırakmayan çok talep edici bir sistem geliştirdiler.
    Yaymaya çalıştıkları dinsel sistem,içinsel gerçeklik yerine, dışınsal performansa dönüşerek yozlaştıkça katı,yargılayıcı, hatta önyargılı bildirilere yol açtı.
    İtaat, sevgiden kaynaklanan bir sevinç taşması olmak yerine, korkunç bir mecburiyet haline geldi.

    Ama ‘’ Lütuf ve gerçek İsa Mesih aracılığıyla geldiğinde’’ uzun zamandır beklenen bir yürek devrimi, dinsel köleleri özgür kılmaya başladı.
    Suçluluk duygusunun motive ettiği korkulu köleliğin yerini, O’nu derin bir adanmışlık ve zevkle izleme motivasyonu aldı.
    Bedenin başarılarına odaklanmak yerine yürekten söz etti.
    Günahların uzun bir talepler listesini yerine getirilmesini istemek yerine,sadece bir hardal tanesi büyüklügünde bile olsa imanı vurguladı.

    Değişim Rab’bin kendisinin de ögrettigi gibi özgürlüğü heceliyordu.
    ‘’Gerçegi bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak.’’ Yuh.8:32
    Sonunda katı ve kısır dinin yerini, lütuf kaynaklı bir ilişki-özgür kılan lütuf almıştı.
    İsa’yı izleyenler buna bayıldılar.
    Düşmanları bundan ve O’ndan nefret ettiler.
    Kuşkusuz en eski lütuf katilleri Ferisililer’dir.
    hamdolsun3
    iman ettim

4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.