Bu konu 1 yanıt ve 2 izleyen içeriyor ve en son  Anonim tarafından 10 yıl 9 ay önce tarihinde güncellendi.

2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25289

    Anonim

    Cesaret Veren Tanrı

    O gece Rab Pavlus’a görünüp, ‘Cesur ol” dedi, “Yeruşalim’de benimle ilgili nasıl tanıklık ettinse, < ?XML:NAMESPACE PREFIX = O />Roma’da da öyle tanıklık etmen gerekir.’

    Matematik dersinden sıkılan sınıfa öğretmen, boş bir kağıt almalarını ve arkadaşlarının isimlerini yazmalarını istediğini söyledi. Ve herkesin, her ismin yanına o kişiye ilişkin güzel bir söz yazmalarını istedi. Sonra kağıtları topladı. Hafta sonunda öğretmen, bu kağıtlarda yazılı her bir öğrencinin ismi altındaki güzel sözleri öğrencileri için alt alta getirip sıraladı.

    Pazartesi günü öğrencilere bu listeleri verdi. Bütün sınıfın gülümsediğini görüyordu. Bir öğrencininin “Beni herkesin bu kadar sevdiğini bilmiyordum” dediğini duydu.

    Seneler sonra aynı öğretmen öğrencilerinden birinin cenazesine katılmak zorunda kalmıştı. Ölen öğrencinin anne ve babası öğretmene bir not göstermek istediklerini söylediler. Oğullarının cüzdanında öğretmenin seneler önce sınıfta verdiği o güzel sözlerle dolu listeyi bulmuşlardı. Öğretmene çok ama çok teşekkür ettiler. “Bu liste onun en büyük hazinesi oldu” diyordu annesi.

    Aynı sınıfta okumuş bazı öğrencilerde olayı duyar duymaz hala listelerini sakladıklarını söylemeye başladılar. Kimisi bu listeyi resim albümüne, kimisi dolabına, kimisi cüzdanına saklamıştı.

    Bu öyküye baktığımızda her birimizin aslında ne kadar çok teşvike ihtiyacı olduğunu görüyoruz. Aslında “İyi sözler aslında paha eden bir biçimde söylenmezler belki ama çok çok büyük değer taşırlar”.

    Mesih İsa’da aslında bunu yapmaktadır. Elçi Pavlus’un hücresinde durmuş ve şöyle demektedir: Cesur ol, Yeruşalim’de benimle ilgili nasıl tanıklık ettinse; Roma’da da öyle tanıklık etmen gerekir.Rabbimizin kendisi Kendisine ait olanları teşvik etmektedir. Rab Mesih İsa, elçi Pavlus’u üç şekilde teşvik etmektedir. Mesih İsa’ya ait olan bizlerde bu üç yolla teşvik edilebilir ve teşvik edebiliriz:

    Rab, kendisine ait olanları güç durumlarda, geçmişteki Tanrısal hizmetlerini överek ve gelecekteki hizmetleri için olan vaatlerini onlara hatırlatarak Kendi varlığında onları teşvik eder.

    1. Rab, kendisine ait olanları zor durumlarında Kendi varlığı ile teşvik eder

    Bu ayetteki sözleri söylemek için bildiğimiz kadarıyla kişisel olarak Mesih İsa’nın Pavlus’a dördüncü kez görünüşüydü. Bundan sonra (27:23) Pavlus’a bir melek görüldü. İlk kez Şam yolunda tövbe etmesini sağlamak için görülmüştü (9:4-6;22:14). Büyük bir olasılıkla bu büyük olaydan sonra bir müddet Rabbin eğitiminde büyümesi için Rabbi kişisel olarak gördüğü durumlar söz konusu olmuştur (Galatyalılar 1:11-17). Bizim bildiğimiz ikinci kez Yeruşalim’deki tapınakta Rab’be dönmesinden üç yıl sonra Rab’bi görmesidir. Bu olayda Rab Pavlus’tan Yahudi olmayan milletlere müjdeyi duyurması için gitmesini istemişti (22:17-18).Üçüncü kez Pavlus Korintte korku içindeyken Rab kendisine görünmüştü. Rab, bu kez Pavlus’a gece bir görümde görünmüş ve korkmaması gerektiğini, varlığı ve korumasıyla yanında olacağını ve kentin içinde Kendisine ait bir çok kişinin bulunduğunu söylemişti (18:9-10). Ve dördüncü kez de burada ele aldığımız bu durumda Rabbimiz Mesih İsa’nın Pavlus’a görünerek onu teşvik ettiğini görüyoruz. Pavlus, burada yine zor bir durum içindeydi.

    A. Rab bizim bütün zor durumlarımızı bilmektedir.

    Rabbin meleklerden bir takım kurup Pavlus’un nerede olduğunu tespit etmesi gibi bir durumu yoktur. Kaldığı hapishanenin duvarları ya da gardiyanları Rab için bir engel oluşturmamaktadır. Rab, kendi hizmetlisinin nerede olduğunu, hangi durum içinde olduğunu bilmektedir. Daha Pavlus bile ne gibi bir durumun içinde olduğunu tam olarak algılayamamışken Rab Yahudilerin Pavlus ölene dek onunla uğraşacaklarını bilmektedir.

    Rab, gerçekten bizim bütün güçlüklerimizi bilmektedir. Düşman olan herşey, Rabbe ve O’na ait olan bizlere karşı olan herşey ancak Rabbin müsaade ettiği sınırlara kadar gidebilir. Onun ötesine gidimiz.

    (Yeşaya 54:17) Ama sana karşı yapılan hiçbir silah işe yaramayacak, mahkemede seni suçlayan her dili suçlu çıkaracaksın. RAB’be kulluk edenerin mirası şudur: Onların gönenci bendendi”diyor RAB.

    Şu anda ruhsal ya da fiziksel ya da ekonomik ya da incinmelerden kaynaklı belli bir biçimde kendinizi bağlı, hapiste sanabilirsiniz. İçinde bulunduğunuz durum hiç bir kimsenin tam olarak anlayamayacağını düşünecek kadar çok büyük bir zorluk içinde olduğunuzu düşünebilirsiniz. Her ne durumda olursanız olun Mesih İsa, Tanrı Sözü, Tanrı’nın kurtarıcı Mesih’i bunun için vardır. O sizin bütün acılarınızı, yaralarınızı, içsel saldırılarınızı, düşmanlarınızı, sizi inciten, acıtan, yaralayan, mahveden her şeyi bilmektedir. Ve bütün bunlar O’nun kale aldığı şeylerdir. O bütün bu acılarla, yüklerle, hastalıklar ve kötülüklerle, kötünün güçleriyle tek tek ilgilenmekte ve size Tanrının her şeyin üzerindeki etkin zaferini göstermek istemektedir.

    B. Rab bütün zor durumlarımızda bizimle beraberdir

    Rab, Pavlus’un tarafındaydı. Bizler Mesih İsa gelene ya da biz ölümümüzden sonra O’nun önünde durana dek O’nu görmeyeceğiz. Görsel olarak O’nu görmek aslında oldukça nadir bir olaydır (1.Petrus 1:8) bunları her zaman olabilecek olarak düşünemeyiz.

    Fakat gerçek olan ruhsal olarak Rabbimizin her zaman bizimle olduğu gerçeğidir. Mesih İsa yüce görevi bize verdikten sonra İşte ben, dünyanın sonuna dek her an sizinle birlikteyim(Mattu 28:20b) demiştir. Ya da İbraniler 13:5-6’da para sevgisinden özgür bir yaşam sürmemizin gerekliliğini öğütlerken hem ardından ‘seni asla terk etmeyeceğim, seni asla yüzüstü bırakmayacağım’ diyerek bize yani Kendisine ait olanlara söz vermektedir. Bu nedenle biz Mesih İsa’ya iman etmiş inanlılar olarak rahatlıkla ‘Rab benim yardımcımdır, korkmam; insan bana ne yapabilir?’(İbraniler 13:5-6) diyebiliriz.

    Daniel kitabında yazılan Şadrak, Meşak, Abed-Nego gibi kızgın fırına fiziksel olarak atılmış olmasak da, ruhsal anlamda atıldığımız kızgın fırınlarda da Şadrak, Meşak ve Abed-Nego ile o fiziksel anlamdaki kızgın fırında olan Rabbimiz yine bizimle olacaktır (Daniel 3:19-27).
    Yüce Rabbimiz bazı zamanlarda kendisini sözü aracılığı ile bize göstermektedir. Bazı zaman bir diğer imanlı kardeşimizin teşvik sözleri aracılığı ile bize kendisini gösterip bizi teşvik eder. Özellikle zorlu anlarda Mesih İsa’yı kurtarıcıları ve Rableri olarak kabul eden imanlı kardeşlerimiz bu tarz teşviklerin en az birine ya da bir kaçına tanık olmuşlardır.

    Çok teşviksiz kaldığım zamanlarda, özellikle bir çok insanın Mesih İsa’nın müjdesine saldırdığı ya da Mesih İsa’da yaşayanları aşağıladığı zamanlarda ya da ruhsal anlamda kendimi sorunlar içinde yalnız hissettiğim zamanlarda Elçilerin İşleri 18:9-10 bana çok konuşmuştur. ‘Korkma! Konuş, susma! Ben seninle birlikteyim; hiç kimse sana dokunmayacak, kötülük yapmayacak.Çünkü bu kentte benim halkım çoktur.’ Bu sözleri okuduğunuzda bile Tanrı’nın sizinle birlikte olduğunu hissedeceksiniz. Çünkü eğer inandığınız Mesih İsa ise ve Mesih İsa Rabbinizse ve eğer bu sözlerin O’na ait olduğuna gerçekten iman ediyorsanız o zaman korksanız bile esasında korkunuzun sahibi sizi teselli edecek olan Rabbinizdir.

    ‘Çünkü sizin için düşündüğüm tasarıları biliyorum diyor RAB. Kötü tasarılar değil, size umutlu bir gelecek sağlayan esenlik tasarıları bunlar’(Yeremya 29:11).

    Tanrı’nın, kendisini sevenlerle, amacı uyarınca çağrılmış olanlarla birlikte her durumda iyilik için etkin olduğunu biliriz’ (Romalılar 8:28).

    Eğer Tanrı’nın çocuklarıysanız bu sözler, bu vaatler sizin içindir. Kendi sözü, Kendi çocuklarının teşvikleri ile size varlığını gösterecektir. Çünkü bu konuda kesin vaatleri vardır. Bu vaatlerin üzerine uzan sizi asla terketmeyecek, sizi asla bırakmayacaktır.

    C. Rab, zor zamanlarda bizim ne hissettiğimizi bilmektedir

    Kendi evladının gerçekten teşviksiz olduğunu bilmeksizin Rabbimizin ‘Cesur Ol!’Tarzında bir söz söylemesi düşünülemez. Pavlus gerçekten Yeruşalim’de olanlardan ötürü oldukça teşviksiz kalmıştı. İşin ilginç tarafı Pavlus’un hizmetinden memnun kalmayan Yeruşalim kilisesiydi. Yalan yere suçlanmış, üstüne üstlük dayak yemişti. Fiziksel olarak bu kadar yıpranmasından sonra doğal olarak depresyon içindeydi. Yapyalnız hiçte hoş olmayan bir hücre içindeydi. Geleceği hakkında büyük bir belirsizlik vardı ve ürküyordu. Arzu ettiği gibi kelamı Roma’da vaaz edebilecek miydi? Üstüne üstlük bu kadar fiziksel ve ruhsal baskı içinde bizim yapamadığımızı yapıyor yani Rabbin Müjdesini düşünüyordu. Esas amacı Rabbin Kurtarış vaazını insanlara ilan etmekti. Bir insan olarak belki de bütün bu olaylarda Rabbin nerede olduğunu sorguluyordu.

    Dikkat edersiniz Rabbin kendisini teşviksiz hissettiği için Pavlus’u kınamadığını görüyoruz. Mesih İsa beden alıp dünyaya gelmiş olan Tanrı Sözü olarak bizim hissedişimizi çok yakından algıladığını biliyoruz. Mesih İsa Tanrı-İnsan olarak aramızda yaşadı. Yüzde yüz Tanrısallığı yanında yüzde yüz insanlığıyla da bizim hissettiklerimizi tam olarak hissetti. İbranilerde ‘Çünkü kendisi denenip acı çektiği için denenenlere yardım edebilir’(İbraniler 2:18) demektedir.

    Hisler doğru ya da yanlış diye nitelendirilemez onlar sadece hissedilirler. Bu nedenle Tanrı önünde çektiklerimizi biz biliriz. Bunları inkar edecek değiliz. Hatta bu konularda doğru olmak zorundayız. Bu durum hissedişin olumlu ifadesidir. Ama bir de olumsuz tarafı vardır. Örneğin; öfke hissedişimizin kötü yanıdır. Aynı zamanda Tanrısal bakış açısından günahtır da.

    Bazen kendimize acımadan ötürü depresyona gireriz, o zaman bu günah olmaya başlar. Çünkü nedeni daha derinden kaynaklı bir rahatsızlıktan dolayı değilde, kendi işlediğimiz günahlar, hatalar, onlara üzülme, derken sürekli kendimize acımadan kaynaklı bir depresyon ortaya çıkmaktadır. İşte bu tarz depresyon yanlıştır, günahtır. Tanrı’nın insanına Mesih İsa’da sağladığı bağışlamanın çok ötesinde, değerin çok ötesinde bir durumdur. Fırtına ortasında, deniz dalgaları arasında boğuşan bir gemide öleceğiz diye korkudan tir tir titremek, anksiyeteye kapılmak, deprem olacak, öleceğiz diyerek uykusuz geceler geçirmek, daha kötü bir hadise olmamışken olacakmış gibi saatleri saymak, günleri saymak günahtır. Çünkü Rabbimiz bu tarz ölüm korkusundan ötürü tir tir titreme durumlarında öğrencilerini imanlarının tam olmamasından ötürü azarlamıştır (Markos 8:35-41). Bizi ne kadar incitirse incitsinler, alçaltırsa alçaltsınlar acılık yine aynı şekilde günahtır. Tanrısal yasaya, bağışlamaya, sevgiye aykırıdır. Artı, bu tarz olumsuz hissedişler herkesten önce bize, hayatımıza, kendi yaşama sevincimize, dünyaya bakışımıza zarar verirler.

    D. Rabbimiz zor durumlarda bizi teşvik etme konusunda oldukça değerli bir emir vermektedir

    Cesur Ol! Bu söz İncil’de yedi kez geçmektedir ve altısı Mesih İsa’nın ağzından dökülmektedir. Felçli hasta yatağında yatarken Mesih İsa ‘Cesur ol, oğlum günahların bağışlandı’ (Matta 9:2) demektedir. Kanamalı bir hasta kadın Mesih İsa’ya dokunduğunda Mesih İsa yine ‘Cesur ol, kızım! İmanın seni kurtardı’ demektedir (Matta 9:22). Öğrenciler su üstünde yürüyen Mesih’i gördüklerinde hayalet sanıp korkmuşlardı. Mesih İsa bu durumda da öğrencilerine ‘Cesur olun, benim, korkmayın’ demektedir (Matta 14:27 ve Markos 6:50).

    Ele verildiği gece yine Mesih İsa öğrencilerine aynı sözü tekrarlamaktadır: ‘Bunları size, bende esenliğiniz olsun diye söyledim. Dünyada sıkıntınız olacak. Ama cesur olun, ben dünyayı yendim!’(Yuhanna 16:33). Gözleri görmeyen Bartimay’a yunanca orijinal çeviriye göre ‘Cesur ol! Kalk, seni çağırıyor’ diye söylediklerini görüyoruz. Gerçekten Rabbimiz Mesih İsa bütün umutsuzlara umut ve teşviksizlere teşvik olarak karşımızda durmaktadır.

    Bu bir emirdir. Oldukça nazik ve lütuf dolu bir emirdir. Bu emri dinlemek ya da dinlememek tabiki bizim için seçenek olarak durmaktadır.

    2. Rab, kendisine ait olanları geçmişte yaptıklarını överek teşvik eder.
    Buradaki sözlere bakıldığında Rabbin Pavlus’un Yeruşalim’deki hizmetini çok yakından bildiğini ve takdir ettiğini görüyoruz. Özellikle Sanhedrin önündeki konuşmasını Pavlus’a hatırlatarak aynı şeyi Roma’da da yapmasını istediğine tanık oluyoruz. İnsanları Rab Mesih İsa’ya getirmek bizim görevimiz değildir. Bu yüce Tanrı’nın kendi takdiridir. Bizim görevimiz yalnızca Tanrı’nın emri doğrultusunda yüce görevi yerine getirmek yani basit ve açık bir biçimde Tanrı Müjdesini, Mesih İsa’nın bizleri Tanrı öfkesinden kurtardığını ilan etmek ve sonsuz yaşamın ancak Mesih İsa’yı kabulle mümkün olduğunu duyurmaktır.
    Sanhedrin’de Pavlus tanıklığını verdiği halde aslında bildiğimiz bir tövbe olayı olmamıştır. Buna rağmen Rab bu olayı değerlendirmektedir. Bizim rolümüz yalnızca paylaşmak ve sonucu Rabbe bırakmaktır.
    Bir çok zaman Rabbin önündeki hizmetlerimizi hep sonuca göre değerlendirmekteyiz. İbadetlere kaç kişinin geldiğini merak ederiz. Kaç kişi Mesih İsa’yı yüreğine aldı acaba diye sorarız. Kısacası hep olumlu sonuçlara göre iman hayatımızı, hizmet hayatımızı değerlendirir ve sorgularız. Bu arada Yeremya gibi peygamberlerinde Rabbin sevgili peygamberleri olduğunu unuturuz. Oysa yıllar boyunca Yeremya oldukça olumsuz sonuçlar görmüştür. Çok az olumlu sonuçlarla karşılaşmıştır.
    Aslında Tanrı önündeki hizmetimiz için değerlendirme yapabileceğimiz tek kriter bizim Tanrı’ya ne kadar sadık olduğumuz kriteridir. Tanrı’nın Mesihine, O’nun öğretişlerine, yoluna, kısacası Tanrı Müjdesine, sözüne ne kadar sadığız. Eğer bunlara sadık olduğunuz halde eleştiriliyorsanız, teşvikiniz kırılmaya çalışılıyorsa her şeyi bir kenara bırakarak hizmetinizin gerçekten Tanrıyı hoşnut ettiğine güvenebilirsiniz.
    Daha önce dediğimiz gibi Kutsal Kitap Tanrı yolunda hizmet eden Tanrıya ait kişiler için çok vaatlerde bulunmaktadır. Bunlardan yalnız iki tanesine bakacak olursak İbraniler 6:10’da ‘Tanrı adaletsiz değildir; emeğinizi ve kutsallara hizmet etmiş olarak ve etmeye devam ederek O’nun adına gösterdiğiniz sevgiyi unutmaz’ demektedir. Aynı zamanda 1.Korintliler 15:58’de ‘Rab yolunda verdiğiniz emeğin boşa gitmeyeceğini bilerek dayanın, sarsılmayın, Rab’bin işinde her zaman gayretli olun!’ demektedir. Bunları söylerken de esas bahsedilen konu dirilmiş beden ve Rab’bin dönüşü konusudur. Rab yolunda yaptıklarınızı hiç kimse takdir etmese bile görüldüğü gibi Rabbin kendisi takdir etmektedir. Bu da herşeyden çok önemlidir.

    3. Rab, Kendisine ait olanları gelecekteki hizmetleri için olan vaatlerini onlara hatırlatarak onları teşvik eder.

    ‘Roma’da da öyle tanıklık etmen gerekir’. Burada Rab onu öldürmeye çalışanlardan ya da Akdenizde gemisinin batacağından, hatta Roma’ya bir tutuklu olarak gideceğinden bahsetmemektedir. Fakat Pavlus’a Roma’da iyi bir tanık olacağından bahsetmektedir. Rab, Pavlus’un Yeruşalim’e dönmesiyle yanlış yaptığını falan söylememekte ama hizmetinden hoşnut olduğunu dile getirmektedir. Burada “etmen gerekir” sözüne dikkat etmek gerekmektedir. Bu söz Luka’nın yazılarında 22 kez geçmektedir. Elçilerin İşleri 27:24’deKorkma Pavlus, Sezar’ın önüne çıkmak gerekiyor’ demektedir. Eğer Tanrı olması gerektiğini söylüyorsa o o şekilde olmaktadır. Sanki bir anlamda Tanrı’nın kendisine ait işi kişide tamamlana dek o kişi ölümsüzdür.

    Unutmayın İsrail Babil’de kendisini terk edilmiş hissediyordu. Oysa Tanrı Yeremya 29:11’de dediği gibi onlar için başka bir gelecek hazırlıyordu. Onlar için gerçekten bereketli bir gelecek hazırlıyordu. ‘Cesur ol, Yeruşalim’de benimle ilgili nasıl tanıklık ettinse, Roma’da da öyle tanıklık etmen gerekir’.Yorgun olabilirsiniz, yaralı olabilirsiniz, hasta olabilirsiniz, eğer hala nefes alıyorsanız bu Tanrı’nın hala sizinle işini bitirmediğinin işaretidir. Cesur olun! Sadece Mesih İsa’da, O’nun kurtarışında, Kutsal Ruh’da Cesur olun! Sonsuzluğa yolculuğunuzda Mesih’le birlikte her tür dünyasal ya da ruhsal yüklerinizde yalnızca Cesur olun ve yükünüzü Rab’be bırakın.

    Sonuç

    ‘Cesur ol!’ sözü için “Bu söze nasıl itaat edeceğiz?” diye sorabilirsiniz. “Teşviksiz ve korku dolu hisler içinde nasıl cesur olabiliriz?” Bu konuda yapabileceğimiz tek şey Mesih İsa konusunda oldukça net bir görüşe sahip olmamızdır. İmanımızın sahibi ve mükemmelleştiricisinin Mesih olduğunu bilmemizdir(İbraniler 12:2-3).
    O bütün korkularımızın, paniklerimizin, bize olan atakların, kötü olanın saldırıların karşısında tek ama tek yetkin olamız, koruyucumuz, muzaffer olanımızdır. Çünkü herşeyin sahibi O’dur. Yetkinin sahibi O’dur, evrenin sahibi O’dur. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’ta tek olan Tanrı’dan ve O’nun (Logos’u) Sözü olan Mesih İsa’dan ve O’nun Ruh’undan başka sığınacak bir sığınak yoktur.

    O’nun emri geçmişte O’nunla yürüdüğümüz yolların sevincinde, ilerde yürüyeceğimiz yollar üzerindeki vaatlere doğru cesur adımlarla O’nunla birlikte yürümeye devam etmemizdir.

    Eğer Mesih İsa sizleri teşvik ediyorsa sizde bu teşvikle Mesih’te kardeşlerinizi ve aynı inançta olmasa da insan kardeşlerinizi destekleyin. Unutmayın iyi sözler söylenirken çok bir harcama gerektirmese de söylendiklerinde paha biçilmez değerdedir. Başkalarını teşvik etmek istiyorsanız o zaman sizlerde Rabbimiz Mesih İsa gibi davranmaya büyük bir özen gösterin.


    (İsviçre İncili kilisesinden alıntıdır)

    #29594

    Anonim

    Sayın suna; bu yaptığınız güzel ve anlamlı alıntı için emeğinize sağlık ! Buradan da gördüm ki; kendi benliğimize ve dünyasal davranışlarımıza güvendiğimiz zaman yaşayacağımız ya da yaşadığımız olguların bize getirdikleri ve sonuçları. Her daim Mesih İsa’da olmanın güzelliği alıntıladığınız yazıda da ifade edilmiş; enine ve boyutuna !

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle!

2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)

Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.