• Bu konu 2 izleyen ve 2 yanıt içeriyor.
3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Yazar
    Yazılar
  • #24217
    Anonim
    Pasif

    Bugün Değil, Yarın

    Bir yıl geçiyor, yepyeni bir yıl başlıyor
    Hep üç yüz altmış beş gün
    Yılda 365 kez bana sorduğun soru şu:
    Bugün Beni izlemeye başlayacak mısın?
    Kendini tam olarak Bana vermeni istiyorum.
    Ama Rab, bugün başlamaya cesaretim yok!
    Aslında öyle meşgulüm ki..
    Seni düşünecek zamanım yok.
    Senin için yaşamak, çarmıhını taşımak istiyorum.
    Fakat yalnız bir saatçik
    Seni izlemek istiyorum, ama her zaman değil
    Çarmıhını taşımak istiyorum, ama ağırını değil
    Sana sunu sunmak istiyorum, fakat kendimi değil
    Sevmek istiyorum fakat çok değil
    Seni izlemeye başlamak istiyorum
    Fakat bugün değil, ama belki yarın

    Ama sevgili İsa’m Senin sesin hiç değişmiyor
    Hala öyle tatlı, hala öyle sevgi dolu ki..
    Ve hala: ‘Bugün beni izlemeye başlayacak mısın?’
    Diye sormaya devam ediyorsun.
    Ne kadar sabırlısın Rab
    Şaşıyorum bu eşsiz sevgine.
    Bağışla beni göksel Babam,
    Yaşamımı ellerine al, beni Sen yönet
    Sana her zaman hizmet etmek, çarmıhını taşımak istiyorum
    Ne denli ağır olursa olsun.
    Sevmek istiyorum, tıpkı Senin sevdiğin gibi.
    Seninle birlikte yürümeye, seni izlemeye
    Bugün başlamak istiyorum ey Rab
    Ama bugün, yarın değil.

    (Almanca’dan tercüme edilmiştir)

    #28300
    Anonim
    Pasif

    Fırsat varken, İsa Mesih’e kalbinizin kapısını açın!

    Yukarıda okuduğumuz bu şiirdeki gibi, Rab yıllarca sürekli olarak bizim kendisine dönmemizi bekliyor. Yüreğimizin kapısını çalıyor durmadan. Ama bizler dünyaya öylesine dalmışız ki, O’nun o tatlı, yumuşak sesini duymuyoruz bile. Rab hiç bıkmadan, usanmadan kalbimizin kapısını çalmaya devam ediyor, ta ki ona kapıyı açıncaya dek. Sonunda kapıyı aralıyoruz, kafamızı kapının aralığından çıkararak:


    ‘Henüz hazır değilim.. Sevemem, hizmet edemem, affedemem, çarmıhını taşıyamam, çok meşgulüm Rab, bugün değil ama belki yarın!’ diyerek bir sürü mazeretler öne sürüp Rab’bi dışarıda bekletiyoruz. Ama Rab sabırla kapıyı açmamız, kendisini içeriye almamız için bekliyor.

    Kendimizi Rabbe tümüyle vermeye korkuyoruz belki.. belki dünyanın zevkleri ağır basıyor, ya da kendimizi tam olarak hazır hissetmiyoruz. Ama Rabbimizin o sevgi dolu bakışları, yumuşacık şefkatli sesi ve o eşsiz sevgisi hiç değişmiyor. Kapıyı çalmaya devam ediyor, ama zorlamıyor, kızmıyor, azarlamıyor, hemencecik çekip gitmiyor. Aylar, mevsimler, yıllar geçiyor, Rab hala dışarıda.. Kar, tipi, yağmur, fırtına, demeden bekliyor,titreyerek bekliyor kapıyı açmamız için.Kendisini içeriye almamız için kapıyı çalmaya devam ediyor sabırla.

    Sonunda onun bu yüce sevgisini kavrıyoruz, sabrı karşısında şaşkına dönüyoruz. Bu sevgi, kendisini günahlı, ölümü hak etmiş olan bizler için haç ölümüne götürecek kadar yüce bir sevgi ..Utanıyoruz, O’ndan özür diliyoruz, bizi bağışlamasını istiyoruz. O, açık duran kollarına alarak kucaklıyor bizleri, bağrına basıyor, bağışlıyor. O’nun verdiği esenlik, huzur, mutluluk ve sonsuz yaşam için ona teşekkür ediyoruz. Ama boşa geçen yıllarımız için de hayıflanıyoruz. Ellerine sımsıkı sarılıyoruz bir daha hiç bırakmamak üzere..



    Sevgili okuyucu, sen de İsa Mesih’i yaşamına Rab’bin ve Kurtarıcın olarak kabul et! O, senin de kalbinin kapısında durmuş kapıyı çalıyor. Seni cehennem yargısından kurtarmak ve sana sonsuz yaşam vermek istiyor. Henüz fırsat varken yüreğinin kapısını aç O’na! Yaşamımızın ne zaman son bulacağını bilemeyiz. Hergün binlerce insan kurtulmadan, İsa Mesih’i tanımadan sonsuzluğa gidiyor.Bu insanlardan bir tanesı de sen olabilirsin. O zaman çok geç olur. Henüz geç olmadan, İsa Mesih’i yüreğine, yaşamına çağır! İnan hiç pişman olmayacaksın! Çünkü İsa Mesih’e iman edip, onu izleyenlerin arasında pişmanlık duyan bir kişi görmedim. Hepimiz O’nunla çok mutluyuz, sevinçliyiz, güvenlikteyiz.

    Ama yüreğini sertleştirip Rab’bi yaşamlarına almayanların vay haline. Yargı gününde Rab’bin huzuruna çıktıkları zaman çok geç olacak, ağlayıp dövünecekler, kurtulmak için fırsatları olmayacak artık. Ama ne mutlu yüreğinin kapısını Rab’be açanlara. Onlar asla pişman olmayacaklardır.


    İsa Mesih şöyle diyor:


    ‘İşte kapıda durmuş kapıyı çalıyorum. Biri sesimi işitir ve kapıyı açarsa, onun yanına gireceğim; ben onunla, oda benimle akşam yemeği yiyeceğiz’ (Vahiy 3:20).


    ‘İşte tez geliyorum! Vereceğim ödüller yanımdadır! Herkese yaptığının karşılığını vereceğim.
    Alfa ve Omega, birinci ve sonuncu, Başlangıç ve Son Ben’im!

    ‘İlk ve son Ben’im. Diri olan Ben’im. Ölmüştüm, ama işte sonsuzluklar boyunca diriyim. Ölümün ve ölüler diyarının anahtarı Bendedir’ (Vahiy 22:18).


    Kaftanlarını yıkayan, böylelikle yaşam ağacından hak kazanarak kapılardan girip kente girenlere ne mutlu!’ (Vahiy 22:12-14).


    İsa Mesih’in esenliği ve kayrası hepinizin üzerinde olsun


    Sevgilerimle

    #28328
    Anonim
    Pasif

    İsa gökteki görkemini bir kenara itiyor, insan bedeni alıyor ve bizim gibi bir insan olarak yeryüzüne geliyor. Evrenin yaratıcısı bir hayvan yemliğinde dünyaya geliyor. Neden mi? Benim ve senin günahlarının cezasını haç üzerinde kurban olarak ödemek için. Çünkü O bütün günahlıları seviyor ve kurtarmak istiyor.

    Bu yüzden İsa Mesih her insanın yüreğinin kapısında duruyor ve kapıyı çalıyor. O’na yüreklerinin kapısını açanlar kurtuluyorlar ve sonsuz yaşama sahip oluyorlar. Fakat onu reddedenler, onun yerine maddeyi, dünyayı ve dünyadaki şeyleri sevenler ve seçenlerin kalplerinin kapısında durup çalmaya devam ediyor Mesihimiz. Ne olur yüreğinizi sertleştirmeyin. Açın kalbinizi Mesih’e, sonsuz yaşama kavuşun ve kurtulun. :amin:

    Sevgilerimle
    Samanyolu

3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.