• Dieses Thema hat 1 Teilnehmer und 0 Antworten.
Ansicht von 1 Beitrag (von insgesamt 1)
  • Autor
    Beiträge
  • #27205
    Anonym
    Inaktiv

    BİR BAŞKASI İÇİN KİMSE ÖLEMEZ Mİ ?

    Ahmet Deedat, bir ‘Hristiyanlık ve İslâm’ tartışması esnasında, İsa’nın insanların günahları için ölemiyeceğini söyliyerek, karşısındaki diğer tartışmacı ile alay edercesine, “Hangi ülkede, hangi mahkeme, cinayet işlemiş bir adamın yerine, bir başkasını idam etmeyi kabul eder? Söyler misin?” diye aşağılarcasına haykırdı.

    Karşı taraftan şu cevabı bekliyordum: “O zaman sen söyle sayın Deedat! Hangi ülkenin, hangi mahkemesinin, hangi yargıcı, cinayeyet işlemiş bir adamı, sırf diledi diye, affedip salıverme yetkisine sahiptir? Hangi adîl yargıç bunu yapabilir? Çünkü Müslümanın da umduğu budur.” Ama bu cevap gelmedi.

    Aslında şunu anlamak lâzım: Günahlar, Tanrı buyruklarına karşı birer isyandır. Tanrı’yı ve buyruklarını hiçe sayıp, O’nun kullarına zarar vermiş olmaktır. Yani tüm günahlar, önce Tanrı’ya karşıdır. Bu yüzden, önce Tanrı’nın affetmesi gerekiyor. İnsanlara yapılan zararları ise, her ne olursa olsun, Tanrı anında telafi edebilecek güçtedir. Meselâ: Petrus’un bıçak darbesiyle kesmiş olduğu kulağı, yeniden yerine koyması veya “Artık çok geç kaldın. O öldü.” dedikleri Lazar’ı 4 gün sonra diriltmesi gibi.

    İnsanlara yapılan tüm zararları Tanrı gerek bu hayatta, gerekse diğerinde telafi edebilecek güçtedir. Hiçbirşey O’nun için, “Çok geç” değildir. Petrus’un kulağını kestiği adamın bir şikâyeti olursa da (kul hakkı diyelim) Rab, onun gözlerinin içine bakarak, “Kulağın eskisinden daha da iyi oldu. Başka ne istiyorsun? Affet ki sen de affedilebilesin. Petrus için dilediğin yargı, aynen senin günahların için de uygulanacaktır” der. Sonsuz adaleti olan ve taraf tutmayan Tanrı’nın affettiğini affetmemek, çok kötü bir yürek gerektirir. Yine de, borçlu gitmesin diye, Petrus başaşağı çarmıha gerilerek can verdi. Tek Kurtarıcı olan İsa’ya sığınanı Tanrı affeder ve o kişi cennete girer, ama dünyada yapmış oldukları da cezasız kalmaz. Bunu Kral Davud’un hayatında da görüyoruz.

    Yine Müslüman kardeşlerimiz şunu anlamalıdır. Rab’bin sunduğu bağış, bir ‘Ecevit Affı’ değildir. Affımız, çok büyük bedeller ödenerek satın alınmıştır. Kutsal Yasa’nın ve adaletin tatmin olması gerekiyordu. Ölümüne ve kan ile yapılan her antlaşma, ancak tarafların birinin ölümü ve kan ile bozulur. Burda ölmesi gereken biz iken, YERİMİZE O ÖLDÜ ve Yasa’dan kurtulduk. Daha derin gidersem, ne siz Müslüman dostlarımız anlayacaksınız, ne de sağ olsa sayın Ahmet Deedat.

    Ama şimdi ben de birşey sormak istiyorum. “Şehit olan Müslüman’ın kanının bir damlası bile hem kendisinin bütün günahlarını affettiriyor ve hem de ailesinden 70 kişinin” diyorsunuz. Bu yüzden de, Müslüman şehitlerin arkasından, neredeyse aile içi bir bayram yaşanır. Bunun doğru olduğunu bilir ve bunu yapan insanları da tanıyoruz. Yani söylediklerim uydurma değildir. Peki, kan dökmeye giden şehidinizin kanı, 70 kişiyi daha kurtarabiliyorsa; öldürmeye değil de, günahlarımız için ölmeye gelen, tertemiz ve Kutsal Tanrı Kuzusu olan isa’nın kanı, kaç kişiyi kurtarır sizce? Hani bir başkası için hiç kimse ölemezdi?

    Hepinizi sevgi ile kucaklar, mutlu ve aydınlık yıllar dilerim.

Ansicht von 1 Beitrag (von insgesamt 1)
  • Du musst angemeldet sein, um auf dieses Thema antworten zu können.