• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26260
    Anonim
    Pasif

    ” BEN ATEİSTİM. TANRI’YA İNANMAM.”
    ” BEN TANRI’YIM. ATEİSTE İNANMAM.”

    Ne korkunç inat sahibidir bu insanlar. İlla da cehennem ateşlerinde yanacaklar. İlla da ve her pahasına Tanrı düşmanlığı yapacaklar. “Tanrı’yı bilmek istemiyorum. O’nu bilmek, O’nun kulu olmak çok pahalıya mal olur. Ben zevklerimden vaz geçmek istemiyorum. Beni rahat bırakın. Can da benim, hayat da benim. Ben, benim istediğim gibi yaşamak istiyorum” demek istiyor ama, bunun yerine, daha hafifletici, daha akıllıca sayılabilecek, daha saygın: “Ben ateistim. Tanrı’ya inanmam” diyor. Eee; kusura bakmayın amma, Tanrı’nın da sizin gibilerine bir cevabı vardır: “Ben Tanrı’yım. Ateiste inanmam.”

    Bunu ben icat etmedim. Tanrı söylüyor. Çok açık ve net, Tanrı söylüyor. Öyle modern gülücükler saçarak, Tanrı’yı inkar etmekle kurtulamıyorsunuz işte. Tanrı senin içini de bilir, dışını da. “Ben ateist yaratmadım” diyor. “Yarattığım insanoğlunu, Tanrı bilinci ile yarattım” diyor. “Tanrı’ya ilişkin bilinen ne varsa, gözlerinin önündedir; Tanrı hepsini gözlerinin önüne sermiştir….. Bu nedenle hiçbir özürleri yoktur.” Kim söylüyor bunu? Tanrı. Nerede söylüyor: İncil’de. Romalılar 1:18-32 Okuyun, göreceksiniz.

    Niye okumuyorsunuz? Çünki İncil’iniz yoktur. Niye yoktur? Çünki istemediniz. Aramadınız, sormadınız da ondan. Ücretsiz İncil edinebileceğiniz adresler var. Aylardır, yıllardır yazılıyor, “Olmayana, isteyene göndereceğiz” diye. Ne para istediler, ne de pul. Siz nasıl Tanrı dostları olabilirsiniz ki. Ücretsiz ‘ Tanrı Kelamı’ diyoruz, ne arayan var, ne soran. Siz Allah’ın gazabından nasıl kurtulacaksınız. Kalbinizde O’nun için ayrılan bir arpa boyu kadar yer yokken.

    Her yalana inanmaya hazırsınız. Şeytan’ın ortaya attığı her teoriye bayılırsınız. Ama “doğruya”, “Kitaba”, “Tanrı’ya” asla. Birileri “Herhalde biz bir zamanlar başka bir planetten (uzaydan) getirildik der”. Herkes de, buna inanmak için can atar. Birileri “Reinkarnasyonla yeniden ve tekrar, tekrar dünyaya değişik yaratıklar olarak gelme var” der, hepsi de, bu inanç kuyruğuna girmek için seferberlik ilan ederler. Şeytan’ın her uydurduğu doğru, Tanrı’nın her söylediği ise yanlış. Israrla, devamlı bir şekilde, asırlardır ” Tanrı olmasın da ne isterse olsun” mantığı. Ve bu kişiler kendilerini akıllı sanarlar. ” Akıllı olduklarını ileri sürerlerken, akılsız olup çıktılar” diyor İncil ve bir de “İnatçılığın ve tövbesiz yüreğin yüzünden Tanrı’nın adil yargısının açıklanacağı gazap günü için kendine karşı gazap biriktiriyorsun” diyor.

    Doğru yerine yalanı tercih ettiniz. Daha mantıklı olduğu için filan değil. Çünki içinizdeki; yani “kalbinizin sultanı”, Tanrı düşmanıdır. Siz nasıl Tanrı dostu olabilirsiniz ki? “Allah’a inanmam. Allah yoktur” der de FAL’a bakar, Burcunu okur, FALCI’ya gidersiniz. Haksız mı bu Tanrı, Tanrı aşkına? Haksız mı sizi yargılayacak olmada?

    İnanmayınız kimseye; içinde alev alev yanan bir Tanrı aşkı olmayan hiç kimse ‘ Tanrı Dostu’ değildir. Tanrı sözlerine kulak tıkayan hiçbir kimse ‘ Tanrı Dostu’ değildir. Doğru yerine, her türlü yalana koşar adım giden hiç kimse ‘ Tanrı dostu’ değildir. Çünki bu yalanların ortak bir özelliği vardır: “Günahtan dönmek”,” tövbe etmek”, “hayat değiştirmek” veya herhangi bir “bedel ödemek” gerektirmiyorlar. Yalanı bundan tanıyabilirsiniz. Hepsi de kolay. Uzaydan gelmişsek, hayatımızı mı değiştireceğiz yani? Gerek yok. Günah hiç yok. Dünyaya tekrar tekrar, başka başka yaratıklar veya insanlar olarak geleceksek (reinkarnasyon) tövbe mi etmek lazım, bedel ödemek mi? Hiç gerekmiyor. Nasıl olsa bir sonraki hayatta düzeltiriz eksiklikleri diye düşünürüz ,‘bütünlemeye kalmış’ üniversite talebeleri gibi.

    Yalnız, Tanrı sözü çok kesin. Bu hayata karşılık, ebedi hayat. “Yes” mi? “No” mu? Bu hayattan feragat edip de diğer hayat için yaşamak ne gerektirir? İMAN gerektirir. “Yani ben bu hayatımı yok sayacağım, ölmüş gibi ondan feragat edeceğim de”,ya da “belki ebedi hayat varmış da”. Evet, evet. Devam et kardeşim. Test edilmemiş iman, iman değildir. Haydi koy teste imanını. Sen Allah’a inanıyormusun? Ebedi Hayata inanıyormusun? Kitap’lara inanıyormusun? Görelim bakalım. Şu an, hayatından feragat et. Öl ve gömül İsa’yla. Hayatını Tanrı’ya ada. Tüm günahlarından dön. Yalandan, rüşvetten, şehvetten, para sevgisinden, birileri olma-biryerlere varma ihtirasından. Tanrı’nın parmak bastığı herşeyden hiç tereddütsüz vaz geçersen, hayatından feragat ettin demektir. Bunun bedeli hayattır. “Hayata karşı, hayat”. Haydi göster imanını. “Ya Allah yoksa. Ya cennet cehennem yoksa. Ya yargı, ebedi hayat, ebedi ölüm yoksa”. Yatıramıyorsun masaya, değil mi. İbrahim’in oğlunu yatırdığı gibi yatıramıyorsun, kurban edemiyorsun. Ya bu hayat da harcanırsa diye. Sebep:- İman yok. İmansıza da ebedi hayat yoktur.

    Yine Tanrı sözleri: ” Tanrı’nın insanı akladığı, Müjde’de (yani İncil’de) açıklanır. AKLANMA YALNIZ İMANLA OLUR. İmanla aklanan, yazıldığı gibi, ebediyen yaşayacaktır”. Hayatta hergün imanla ilgili birşeyler yapıyorsunuz. Para kazanacak umudu ile şirket kuruyorsunuz, millet-vekili seçilecem diye gece gündüz çalışıyorsunuz, adam olacağım diye üniversiteye gidiyorsunuz, bereketli olacak diye arpa ekiyorsunuz vs.vs. Peki ebedi hayat için ne ekiyorsunuz? Nelerden feragat ediyorsunuz? Neleri yatırıyorsunuz? Çok az şansınızın olduğu halde, piyango biletine bile daha çok yatırım yapıyorsunuz. Ebedi hayat için ne yatırdınız?

    Yatırın işte. Tövbe yatırımdır. Zenginliklerden vazgeçip herşeyi fakire verme yatırımdır. Bu hayattan ve zevklerinden ve kendiniz için yaşamaktan feragat etme yatırımdır. Çünki tövbe eden, feragat eden bunu, ancak ve ancak Tanrı için yapar. Tanrı’ya inandığı için yapar. Tanrı’ya inanmayan yapamaz. İşte bu inanç, bahsettiğimiz imandır. Bazılarının imanı, daha ilk testte oyun kağıtları gibi çöker. “Ben Tanrı kuluyum” der de önüne çıkan ilk fırsatta ya para çalar, ya dolandırır, ya yalan söyler veya komşu kızıyla kaçar. İman test edilerek büyür.

    Ama iman etmek, ancak bir kişinin kendi kararı ile olur. Yani bu bir karar meselesidir. Siz bilerek ‘ Tanrı Düşmanısınız’ ve yine bilerek ‘ Tanrı Dostu’ olabilirsiniz. Bilerek, isteyerek ve gereken bedeli ödeyerek. Bedel sizce fazla ise, ‘Tanrı için buna değmez’ diyorsunuz anlamına gelir . Karar sizin. Başka hiçbir maazaretiniz yoktur Tanrı huzurunda. “Siz istediniz de gelmediniz. Bilerek gelmediniz. Ben sizi hep çağırdım. Sizlere hep kucak açtım. Ama siz reddettiniz” diyecek Tanrı.

    Anlamaya çalışın ateist dostlarım. ” Tanrı beni huzuruna çağırdığında, ben O’na verecek cevabı bilirim” gibi sakın saçma bir düşünceye de kapılmayınız. Ağzınızı bile açamayacaksınız. Çünki O sizden çok daha akıllı ve tüm kalbinizin derinliklerini de biliyor. O şimdiden size ihtarlar gönderiyor. İşte bu yazı da bir ihtardır. Başka hiçbir kurtuluş yolu yoktur. Hiçbir savunmanız yoktur. Suçlusunuz, çünki günahkarsınız ve üstelik günahlarınızdan da dönmek istemiyorsunuz. Ebedi hayat için, bu üç günlük-üç kuruşluk hayattan feragat etmiyorsunuz.

    İsa Mesih çarmıhta sizin için can verdi. Sizi Tanrı’ya bağışlatmak için. Sizin yerinizi alarak. “Bakın, size yol açtım. İşlediğiniz günahlar artık affedilebilir. Bedelini ben ödedim. Gelin dönün bu yoldan. Tanrı’ya dönün” diyor. Siz nasıl bu kadar vurdumduymaz olabiliyorsunuz? Söylediklerimin doğru olduğunu bile bile. Cevap verin o zaman bunlara: Şimdiye kadar “Tanrı” için, “ebedi hayat” için ne yaptınız? Hayatınızın, -tüm hayatınızın- kaç dakikasını Tanrı’ya harcadınız? Kaç kez O’nu aradınız? Şimdi, şu anda, Tanrı huzurunda, bile bile günah işlemiyormusunuz? Yalan söylemiyormusunuz? Birtek kendinize ve kendi çıkarlarınıza hızmet etmiyormusunuz?

    Kardeşlerim, her koyun kendi bacağından asılır. O gün, Tanrı huzurunda kendinizden başka kimseyi suçlayamıyacaksınız. Bir kez daha söylüyorum. Bu bir karar meselesidir. Yani “Ben karar verdim ki, şayet Tanrı bana “suçlusun” derse, suçluyumdur. “Günahkarsın” derse, günahkarımdır. “Bana değil, Şeytan’a aitsin” derse, öyleyimdir. O yalan söylemez. O en doğruyu bilir. Ben de O’nun söyledikleri üzere tövbe eder, bundan böyle O’nu memnun etmek için yaşayacağıma dair ant içerim.” derseniz çok mükemmel bir başlangıç yapmış olursunuz. Ne olur bunu yapın. Ne olur, bu bedeli ödeyin.

    Tanrı herşeye, ama herşeye değer. Hakiki mutluluğu ahirette değil, şimdiden tadabilirsiniz. Tanrı’yı ahirette değil, şimdiden bilebilirsiniz. Bunu yapmazsanız, gün gelecek ve bir daha çağrılmamak üzere bir tarafa itileceksiniz. Hayat tarzınızla, Tanrı’ya ebediyen hakaret edemezsiniz. O’nu sonsuza dek reddedemezsiniz. O’nun sabrını kötüye kullanamazsınız. Bir gün, bir an gelir, asla affedilmemek üzere bir tarafa itilirsiniz. Buna hem ben, hem de Tanrı çok üzülür. Tek sevinen; sinsice hayatınızda at koşturtan, görüşlerinizi ve düşüncelerinizi karartan Şeytan olur.

    Tanrı’nın sözlerini dinliyelim:

    *** “Musa’nın yasasını hiçe sayan bir kimse, acıma göstermeksizin, iki ya da üç şahidin tanıklığı ile öldürülür. Ama eğer bir kimse,Tanrı Oğlu’nu ayaklar altına alır, O’nun aracılığıyla kutsal kıldığı antlaşma-kanını bayağılaştırana ve kayra Ruhu’nu aşağılayana ne denli daha ağır bir ceza yaraşacağını sanırsınız” İbraniler 10:28, 29

    *** “Böyle yüce bir kurtuluşu reddedersek, nasıl kurtulabiliriz ki?” İbraniler 2:3

    *** İsa Mesih: “İşte bu nedenle sizlere, günahlarınız içinde öleceksiniz dedim. Eğer benim O kişi (Mesih), olduğuma iman etmezseniz, günahlarınız içinde öleceksiniz.” Yuhanna 8:24

    “Ben ateistim” kabul edilecek bir mazaret değildir. Lütfen başımızı kuma sokmayalım. “Senin orda olduğunu hep biliyordum Rab” deyip O’na teslim olalım. O affetmeye hazırdır.

    Sevgi ve Dualarımla.

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.