• Bu konu 6 izleyen ve 5 yanıt içeriyor.
6 yazı görüntüleniyor - 1 ile 6 arası (toplam 6)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26391
    Anonim
    Pasif

    BEN CENNETE GİDECEKMİYİM?

    – Yahu, ne güzel olurdu. Şöyle Rab gelse, aramızda dursa, bizimle konuşsa. Ah! O’na soracak o kadar sorum olurdu ki!
    – Ne sorardın meselâ?
    – Çok şey. Ama en fazla sormak istediğim, ‘Ben cennete gidecekmiyim?’ sorusu olurdu. Bunu şansa bırakmak istemiyorum. Piyangodan çıkar gibi cevap istemiyorum. Ya çıkmazsa? Ya o gün bana “Yıkıl karşımdan, seni hiç tanımadım” derse ne olacak? Ben şimdiden emin olmak istiyorum. Hatam varsa düzeltmek istiyorum. Ebediyeti Şeytanla birlikte, cehennemde geçirmek istemiyorum. Ama gelse, ve burda olsa, O’na kesinlikle bu soruyu sorardım.

    – İyi de, bu soruyu sordular zaten. Senin yeniden sormana gerek yok ki. Rab bize İncil’i onun için verdi. Yüreğimizi, soracağımız soruları bildiği için, bu ve buna benzer soruları ebediyen ve bir kez olmak üzere yanıtladı. Zengin adam ve dilenci Lazar’ın öyküsünü hatırlıyorsun, değil mi? Zengin adam ölüp de, bir anda kendisini cehennemde bulduğunda, şok geçirir. Böyle bir yerin varlığına inanmamıştı hayatta iken. Kendisi için artık çok geç olduğunu anlayınca da, ailesi ve kardeşleri için yalvarmıştı. “Ne olur” demişti İbrahim peygambere. “Lazar’ı gönder de onları uyarsın, çünkü cehennemin varlığına inanmıyorlar”. İbrahim peygamberin cevabı ise, “Kutsal Kitab’ı okusunlar” olmuştu. Tanrı’nın göndermiş olduğu Kutsal Kitab’ı okumamanın veya ona inanmamanın bedeli çok çok ağır olur. Tanrı Kelâm’ını hor gören veya geçersiz sayan herkesi, Tanrı’nın elinden kimse kurtaramayacak. Tanrı’nın gazabı daha şimdiden onların üstündedir. Tanrı’nın Kutsal Kelâmı’na karşı çıkanlar, Tanrı’nın düşmanlarıdırlar. Onların yeri kesinlikle cehennemdir. Zaten Pavlus bile, böyle kişilere, iki defa üst üste lânet okumuştur. Hiç kimseye lânet okumayan Pavlus, Tanrı Kelâmı’na gelince, “İster insan olsun, ister melek” diyerek, Tanrı Kelâm’ını hiçe sayan, değiştiren, başka bir Müjde’yi (Kurtuluş Yolu) sunan herkesi lânetlemiştir.

    – Evet. Bu öyküyü hatırlıyorum. Hatırlıyorum amma, bunun benim söylediğim veya sorum ile ne ilgisi var?

    – İncil’i yeteri kadar okumuyorsun veya yazılanlara tam iman etmiyorsun. Çünkü okusaydın, bu soruyu sormazdın. Senin İsa’ya soracağın sorunun aynisini, genç zengin bir adam sormuş ve bu da Kutsal Ruh tarafından, senin ve benim öğrenmemiz için İncil’de kaydolmuştur. Hatırlıyormusun? Bu genç adam ne sormuştu İsa’ya? “İyi öğretmenim! Sonsuz Yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?” Peki, İsa’nın cevabı ne olmuştu? “Bana iman et” diyebilirdi. Ama demedi. Cevabı çok önemli. Bugün bile milyonlarca Hristiyan’ın düşmüş olduğu yanılgıya düşmemeleri için verilmiş olan bir cevaptı bu. Ne dedi Rab? Nasıl yanıtladı? “Tanrı’nın buyruklarını eksiksiz yerine getir” dedi.

    – Peki ama, İncil’in başka yerlerinde, “İsa’ya iman et, kurtulursun” yazılıdır. Hem de çok kez.
    – Haklısın dostum. Ama “İsa’ya iman et” ne demek? Sen biliyormusun? Ahmed’e iman et veya Çin’deki Hang Ching Chong’a iman et” desem ne yapardın? Ne yapacağını bilemezdin değil mi? Yani bir insanın ne yapması gerekiyor? Birilerine nasıl iman edilir? Neyine iman edilir? Ve ne için iman edilir?

    – Haklısın. Ben de bunlardan pek emin olmadığım için İsa’ya bu soruları sormak isterdim. Bir zamanlar, bir kilise toplantısında, O’nu kalbime davet etmiştim. “Yeniden Doğdun” dediler. Yani, yıllar önce vermiş olduğum bir karardan dolayı, şimdi ben kurtulmuşmuyum? Hayatımda pek fazla bir değişikliğin olduğunu söyleyemem. Halâ gerekirse yalan söylüyorum, spor arabalardan hoşlanıyorum, kızlara bayılırım, para harcamasını, moda giymeyi ve pop müziğini seviyorum. Arada bir tartışma ve hatta kavga da oluyor tabii. Ama ben kurtulmuşmuyum? Nasıl emin olabilirim? Bana, “İmanına sımsıkı sarıl. Şüphe etme. Şeytan imanını sarsmak istiyor” diyorlar.

    – Biliyorum kardeş. Ayni düşünceler, diğer birçok imanlıyı da rahatsız etmektedir. Ama olaya, öğretilere, bir bütün olarak bakmak lâzım. Doğru öğreti, tüm ayetleri birlikte içinde barındırır. Yanlış öğreti ise, bazı ayetleri nazar-ı itibare alır, bazılarını ise görmemezlikten gelir. Rab’bimizin, bu genç ve zengin adama söylediği, diğer ayetlere zıt düşmez. Bilâkis onları tamamlar. Biri, diğerinin göstergesidir. Kutsallık, imanın meyvesidir. Ama herhangi bir imanın değil. İsa’ya imanın meyvesidir. Çünkü bizi kutsal kılan, İsa’nın Kutsal Ruhu’dur. Kutsal olmayan, kutsal değildir. Kutsallık, lâf kalabalığı veya yanlış yorumlarla elde edilemez. Tanrı’nın buyruklarını yerine getiren Kutsaldır. Tanrı’nın buyrukları da: “Tanrı’mız Rab, tek Rab’dir. Tanrı’n Rab’bi, bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle seveceksin” ve “Komşunu kendin gibi seveceksin”dir.
    – Anladım.
    – Şimdi anladın mı? Hadi gitsin insanoğlu da bunları gerçekleştirsin bakayım. Tanrı’yı bütün kalbiyle, bütün benliğiyle sevsin bakalım. O kötü, o bencil, yalnızca kendini sevenleri sevebilen insanoğlu, gitsin de, bu buyrukları eksiksiz yerine getirsin bakayım. Domuza “Çirkeften uzak dur” der gibi olursun. Ama İncil ne diyor : “Tanrı’yı sevmek, O’nun buyruklarını yerine getirmek demektir. O’nun buyrukları da ağır değildir. Çünkü Tanrı’dan doğmuş olan HERKES dünyayı yener. Bize dünyaya karşı zafer kazandıran imanımızdır. İsa’nın Tanrı Oğlu olduğuna iman edenden başka, dünyayı yenen KİM?” (1 Yuhanna 5:3-5).
    – İncil’deki bu sözler, sanki da tüm söylediklerimizi özetliyor.
    – Evet. Ve dikkat ettin mi? “Tanrı’dan doğmuş Herkes, dünyayı yener” diyor. Bazıları değil. Bu güç, yeniden doğmuş olan herkeste vardır. Ama, O’nu kullanmak kişinin görevidir. Tanrı, kimsenin kafasına vura-vura, onu kutsal kılmaz. “Ağlıyordun gece-gündüz, ‘Yapamıyorum, edemiyorum’ diye; sana tüm dünyayı yenen, Kutsal Mesih’in Ruhu’nu verdim, sen de kutsal olup, kurtulasın diye. Çare olarak, hastalığına ilâç olarak verdim size O’nu. Ama aslında sen günahlarından vaz geçmek istemediğin için, kutsal olamadın. Mesih orda bekliyor ama sen halâ benlikte yaşıyorsun. Günahlarını tercih ediyorsun. Bu yüzden artık hiçbir mazaretin kalmadı. “Yapamam, edemem, gücüm yetmez” diyemiyeceksin. Çünkü, isteyen alsın diye, Ben çareyi sundum. ‘Ben yasayı geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim. Yasadan ufacık bir harf, ya da bir nokta bile yok olmayacak. Yasanın gerektirdiği herşey, noktası virgülüne kadar, sizden istenecektir. Çareniz de tektir. O da İsa Mesih’tir. O’nunla herşeyi yapabilirsiniz. Ama O’nsuz hiçbirşey yapamazsınız. İsa Mesih’in biricik oğlum olduğuna inanmayan hiçbir kimse, dünyayı yenemez, kutsal olamaz ve kurtuluşa erişemez” diyor Yüce Tanrı.

    – Yani, hayatımın pek değişmemesinin yegâne nedeni benim. Öyle değil mi?
    – Evet. İşte bu yüzden “Benliği soyun, eski yaşamını çıkart ve at; Mesih’i ve Yeni Yaşam’ı giyin” diyor. Başka bir yerde ise yine uyarıyor, “Aldanmayın, Tanrı alaya alınmaz. İnsan ne ekerse, onu biçer. Kendi benliğine eken, benlikten ölüm biçecektir. Ruh’a eken, Ruh’tan sonsuz yaşam biçecektir” diyor. Sen hep benliğe ektin. İsa’yı davet ettin ama sanki da O’nunla alay ettin. Kralım ve Kurtarıcımsın dedin. Ama kral, hep sen kaldın. İnsan, kralının buyruklarını yerine getirir. Kendinin veya Şeytan’ın arzularını değil. “Yasanın gereği, benliğe göre değil, Ruha göre yaşayan bizlerde yerine gelir” ve “Benliğe göre yaşayanlar ölecek, ama bedenin kötü işlerini Ruh’la öldürenler yaşayacaktır”. Bu sözleri, bugün bile birçok imanlı kaale almıyor, alamıyor. Olayın ciddiyetinin farkında bile değil. Yani, İsa’nın beden alıp dünyaya geldiğini, günahkarlar için çarmıhta öldüğünü, Şeytanlar da biliyor. Ama bu onları kurtarmıyor. İsa’ya iman ederek, O’nu hayatlarının Kralı ve Kurtarıcısı ilân ederek, Kutsal oldular mı? Cevap: Hayır. Demek ki, sadece bunları bilmek veya bunlara düşüncelerimizde onay vermek, kurtaramıyor. Ve bilhassa genç imanlılar, bu konuda yeteri kadar uyarılmıyorlar. Tanrı bizi başka nasıl uyarsın? Bunu başka nasıl izah etsin? Kaç yüz defa, kaç çeşit, kaç kişinin ağzından söylesin? İncil’in tümü bu uyarılarla dolu. “Sakın aldanmayın! Sakın kanmayın! Daha önce uyardığım gibi, şimdi de uyarıyorum. Bunları yapanlar ASLA Tanrı’nın egemenliğini miras almayacaklardır” gibi sözler, ayetler, hep tekrarlanır.

    – Haklısın kardeş. Ben ciddiye almamışım. İsa Mesih’in kanıyla alay etmişim. O’nu defalarca ve yeniden çarmıh’a germişim. Bildiğim halde, yüreğimde zina etmişim, yalan söylemişim. Aslında ben tövbe bile etmemişim doğru dürüst. Af, tövbe edenler içindir. Ben de bir ayet hatırladım. İbranilerde: “Kutsallığa sahip olmadan, hiç kimse Rab’bi göremeyecektir”. Tanrı yalan mı söylüyor? Mübalağa mı ediyor? Bu kadar uyarı boşuna mı? Halbuki, bizim kilisemizde, Kutsallıktan bahsedildiğinde, hemen “Kendi işlerinle mi kurtulacaksın?” diyorlar.

    – Ama Yeşu Kitabı’nın 1. Bölümünde, “Ayak basacağınız her yeri, size veriyorum” diyor Rab. Bu sadece Vaad Ülkesi için söylenmiş değildir. Vaad ülkesini devlerden arındırma ile günah devlerinden arınma işlemi aynidir. Sadece, ‘Ayak Bastığın Yer’ sana verilecektir. Yani, hangi günahın üstüne yürürsen, galip geleceksin. Orayı, Şetytan’dan geri alacaksın. Ama Ürdün nehrinin diğer tarafında, 40 yıl daha beklesen, hiçbirşey olmayacaktır. Vaad ülkesini elde edemiyeceğin gibi, günahlardan kurtuluşu da elde edemiyeceksin. Savaştığın yer, ayak tabanının değdiği her yer senindir.

    Tanrı Rab, bizi bereketlesin. Yüreklerimize konuşsun. Görmeyen gözleri açsın. Bizleri her geçen gün, kendisi gibi yapsın. Amin.

    #33451
    Anonim
    Pasif

    Kemal abi, Rab sizi bereketlesin. Yazılarınızı çok keyifle okuyorum ve ben de bir şeyler paylaşmak istiyorum . Zira insanın sonu yaptığı iyi veya kötu işlere bağlı değildir. Kutsal Yazılar Mesih inanlılarına iyi şeyler yapmalarını emreder. Ebedi kurtuluş Tanrı’ya ve O’nun Kutsal Sözü’ne itaat etme ve onu memnun etmeden geçer. İbraniler 11:6’da şöyle yazılmıştır:

    ‘İman olmadan Tanrı’yı hoşnut etmek imkansızdır. Tanrı’ya yaklaşan, O’nun var olduğuna ve kendisini arayanları ödüllendirecğine iman etmelidir’

    ‘İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Sizin başarınız degil, Tanrı’nın armağanıdır. Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu’nu verdi. Öyle ki, O’na iman edenlerin hiç biri mahvolmasın ama Sonsuz Yaşama kavuşsun’ (Yuhanna: 3-16).

    Rab’bin lütfu üzerinizde olsun.

    #35460
    Anonim
    Pasif


    Bugün uykum yok.Kemal Basaran kardesimizin güzel yazilarini gene bir hatirlatayim dedim.Buyrun sizde keyifle ve bereketlenerek okuyunuz.

    Sevgiler

    #36657
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Kemal abi, forumda yazılarınızı okumaktan büyük mutluluk duyuyorum. Sizden çok şey öğrendim, ruhsal olarak büyümeme ve kelamı daha iyi öğrenmeme yardımcı oluyorsunuz. Bu yüzden size teşekkür borçluyum. Lütfen daha sık yazın ve değerli bilgilerinizi ve teşviklerinizi paylaşın bizlerle.

    Saygılar

    #36666
    Anonim
    Pasif

    Yazıyı baştan sona okudum ve gerçekten de güzel. Bu yazı için teşekkür ederim, devamını da merakla bekliyorum

    #36677
    Anonim
    Pasif

    isa Mesih efendimiz bir şey söylüyor, bu dünyadasınız ama bu dünyadan degilsiniz. ne demek bu? beden olarak bu dünyadayız ama ruh olarak(ki ölümsüzdür)bu dünyadan degiliz. Tanrı tarafından bize verilen bir bir armagandır, Tanrının parçasıdır. işte ölüm olayından sonra bu dünyada kalacak her şey toprak olacak (çıplak geldik çıplak gidecegiz) ama ruh özüne yani Tanrıya dönecek, yaratılışın başında ne der? Tanrının ruhu suların üstünde yüzüyordu yani Tanrının tanımı Ruh olarak verilmiş işte bizdeki emanet öze dönecek bu en güzel hediye degil m?i bu cennet degil mi? özde buluşmak… ben bunu özlüyorum kardeşlerim

6 yazı görüntüleniyor - 1 ile 6 arası (toplam 6)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.