• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #27242
    Armagan
    Anahtar yönetici

    Aziz Georgios :

    Kapadokya’da “yılanlı Kilise” adıyla bilinen bir çok Kilise vardır Göreme, ıhlara, soğanlı vadilerinde olduğu gibi. Bu Kiliselere böyle denilmesinin nedeni duvarlarındaki yılan tasvirinden dolayıdır. Bu devasa yılan kimi zaman elleri kargılı, at üzerindeki iki savaşçı arasında görülür. Kimi zamanda yine atlı tek bir yiğit kargısıyla bu koca ejderhanın hakkından gelmeye çalışmaktadır. Adları “yılanlı” olmasa da daha pek çok Kilisede vardır bu tasvirler.

    Bu atlı ve kargılı savaşçılardan biri Aziz Theodoros, öteki ise Aziz Georgios. Bizim le alacağımız kişi bu ikincisi. O da bir kapadokyalı ve sonradan bir efsane kahramanına da dönüşen bu Tanrı adamının yaşamıda bir hayli ilginç. Biz önce efsaneleşen yanını anlatmaya çalışalım bu sonradan azizler katına yükseltilen kişinin.

    “bir gün Aziz Georgios Libya’da silene adında bir şehirden geçmekteymiş. O şehre yakın bir gölde korkunç bir ejderha yaşamaktaymış. Ordular bile başedemiyorlarmış bu ejderha ile. Kaç tanesi bozulup perişan olmuş karşısında. Canavar kimi zaman şehrin duvarlarına yaklaşırmış ve soluğunun eriştiği yerde kim varsa zehirlermiş üfürmesiyle birlikte.

    Bakmışlarki ejderha bu gidişle şehrin altını üstüne getirecek, onun öfkesini yatıştaracak bir yol düşünmüşler ve çareyi her gün iki koyun vermekte bulmuşlar. Böylece bir süre rahat etmişler ama gitgide koyunların sayısı azalmış da azalmış. Bu kez sıra insanlara gelmiş ve aralarında kura çekmeye başlamışlar o gün ejderhaya yem olma sırası kime gelecek diye. Canavar ülkenin gençlerini her gün yiye yiye neredeyse tüketmiş hepsini de, sıra Kralın biricik kızına gelmiş. Genç Prensesi bir kayaya bağlayıp çekilmişler oradan.

    Korkunç ejderha başını gölün yüzeyine çıkarıpta kızı görünce yavaş yavaş ona doğru ilerlemeye başlamış. İşte tam da Georgios’un oradan geçtiği anmış bu. Hemen atını ejderhanın üzerine doğru sürmüş ve kargısını savurduğu gibi onu yere serivermiş. Saonra da güzel Prensese: “korkma yavrum kuşağını şu canavarın boynuna dola” demiş.

    Kız ermişin dediği gibi yapmış. Ejderhada kendisini toparlayıp yattığı yerden doğrulunca, sahibini izleyen küçük bir köpek gibi Prensesin ardısıra yürümeye başlamış.”

    Hıristiyanlık döneminde Aziz Georgios’a bağlanan bu öykü iki kez de Yunan Mitologyasında tekrarlanır. Birinci öykünün kahramanı Herakles’in de atası olan yiğit Perseus’tur, kız da Habeşistan prensesi Andromeda. İkinci öykünün kahramanı ise mitologyanın en güçlü yiğidi Herakles’tir. Genç prenses de, Troya Kralı Laomedon’un kızı, hesione.

    Georgios ejderhaya karşı savaşımında kargısının yanısıra haç işaretinden de yararlanıyor ve onu asıl güçlü kılan da kutsal haç zaten. Kapadokyalılar Kiliselerinin pek çoğunda bu öyküyü resmederek hemşehrilerinin anısını ölümsüzleştirmek istemişler besbelli.

    Burada simgelenmek istenen Hıristiyanlığın putataparlık karşısındaki zaferi. O korkunç yılan ya da ejderha putataparlık inancını temsil ediyor ve Hıristiyan bir Tanrı adamının önünde yenik düşüyor. Bu tablo batı Kiliselerinde de sevilen bir simge. Venedik’te üç kilise ona adanmış. Masalsı yaşamöyküsü ve ejderhaya karşı yiğitçe savaşımı onu daha sonraki yüzyıllarda “şövalyelerin piri” onuruna yükseltmiş. Bir yoruma göre bu Tanrı adamı bir şövalye romanının kahramanı olup çıkmış nerdeyse. Saygınlığı da pek büyük.

    Gerçi batıda Kilise, doğuda ise daha çok Kapadokyalı hemşehrileri sahip çıkmışlar Georgios’a. Özellikle de Kapadokyalılar Kiliselerinin içlerini süslerken onur payını unutmamışlar onun.

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.