• Dieses Thema hat 2 Teilnehmer und 1 Antwort.
Ansicht von 2 Beiträgen - 1 bis 2 (von insgesamt 2)
  • Autor
    Beiträge
  • #26291
    klaus
    Verwalter

    Kilisemde geçen haftalarda dinlediğim bir vaaz beni duygulandırdı. Çok bereket aldım. Bunu sizinle paylaşmak istedim.

    Vaaz şöyle başlıyordu;

    “İman ettiğimiz an nasıl kabul edilmiştik bir düşünelim. Gayet sade bir şekilde olmuştur değil mi? Bir sürü doktrinler,bir sürü öğretişler olmadan. Yüreğimiz sadece şunu biliyordu;

    “ İsa Mesihin Söyledikleri gerçek.O beni seviyor, ben de onu sevmek istiyorum ve hayatımın kurtuluşunu onda görüyorum.Hayatımın anlamının onda olduğunu görüyorum“
    Bu basit olguya hepimiz yüreğimizi açtık, kabul ettik.“

    Vaazı dinlerken ilk iman ettiğim anları hatırladım.Ben de İsa Mesih’i görerek, ondan şifa alarak iman edenlerden biriydim.Hak etmediğim halde lütuf buldum ve Rabbe tüm yüreğimle bağlandım. Kimimiz İsa Mesihe; şifa bularak, mucize yaşayarak, görümler ve rüyalar görerek veya onu tüm yüreğiyle arayarak gelmiştir.Baba hepimizi oğluna çekti ve bizde ona çoçuksu bir imanla bağlandık değil mi ? Amin.

    Vaaz devam ediyor;

    “Ama bazen ne yazık ki eski alışkanlıklarımızı kakmaya çalışıyoruz.Çünkü öyle bir toplumdan geldik. İlle de birşeyler yapma peşindeyizdir“Bak ben şunu yaptım iyi imanlıyım..ben kurtulmayı hak ettim..ben eskiden iyi bir insandım..bunu yapmak sevaptır..“
    Lütufla kurtulduğumuzu bildiğimiz halde !

    Ama Rab diyor ki ; “Suçlarınız bağışlandı. Artık bir sürü bir şeyler yapmanıza gerek yok!“

    Romalılar, kişileri çarmıha gerdiklerinde, o kişinin suçlarını yazan bir liste asar. (Yafta). Adamın hangi suçlardan gerildiği. İşte İsa Mesih’in yaftası altında senin ve benim borç belgem takıldı. Hepsi onun arkasına dizilmiş. Borç belgelerimiz, suçlarımız..

    Pavlus bunu vurgalamaya çalışıyordu ;
    “ Lütfen anlayın, kurtuldunuz, bütün bunlar ödendi ! “

    koloseliler ;
    2: 6 Bu nedenle Rab Mesih İsa’yı nasıl kabul ettinizse, O’nda öylece yaşayın.

    Amin.Vaaz uzun olduğu için kısalttım. Ama vaazın özü bu ayetteydi; kimse sizin üzerinize Mesihden başka bir yük koymasın, baskı yapmasın, kendi öğretişlerini benimsetmeye kalkmasın. Sorgulayamazsın diyenler de olacaktır.Zaten sorgulama yapamazsın diyen bir toplumdan geldik.Tanrı sizin sorgulamanızdan korkmuyor! Bir hata yaptığımız zaman tüm evren mi sarsılacak ? Yada Tanrı “Eyvah tüm yüceliğim gitti“ mi diyecek?

    Çok güzel bir hikaye ile vaaz bitiyor.

    “ Bir gün ağanın biri, bir başka çiftliğin yanından geçiyor. Geçerken bakıyor genç bir adam, boyunduruğu kendi üzerine takmış tarla sürüyor çekiyor. Ağa gidip soruyor :

    -Hayrola delikanlı? Hayvanlarınız öldü de sen mi sabanı çekmek zorunda kaldın?

    Genç şaşırıp bakıyor adama ve diyor ki :

    -Ne hayvanı ya! biz hep böyle süreriz. Benden önce babam böyle sürerdi, sonra biz gene beraber sürdük, babam yaşlandı öldü, şimdi ben tek başıma böyle sürüyorum.

    Adam şaşırır diyor ki:

    -Evladım bu yanlış, bu kölelik.

    -Ne yani bizim ağadan daha mı iyi bileceksin ? Sağolsun bizim ağa, o bizim sahibimiz, evimizi yiyeceğimizi sağlayan.Biz de çalışıyoruz. Bu işin normali bu.

    Ağa iyi kalpli. Merak ediyor, durumu anlamak için çiftliğin sahibine gidiyor.Çiftçiden aldığı cevap şu oluyor:

    -Dedesinin bana büyük çok büyük borcu vardı. Sırayla bana ırgatlık ederek ödemeye çalışırlar. Daha borcun biteceği de yok kısacası. Zaten alıştılar. Bunlar böyle çalışırken hayvan mı alınır. Kendileri sürsünler işte, e onlara normal geliyor. Başka birşey beklemiyorlar.

    Bizim iyi kalpli ağa, acımasız çiftçi ile anlaşıyor, borcu ödüyor ve delikanlıyı ondan alıyor. Kendine de öğütlüyor:

    -Artık sen bizde istersen çalışacaksın. Ama istersen özgürsün tabi.

    Delikanlı:

    -Senin gibi biri için seve seve çalışırım,

    diyerek ağa ile gidiyor.Ağa, kendini toparlaması için delikanlıya biraz izin verir.Sonra bir sabah delikanlıya bir tarlayı gösterip diyor:

    -Bak burası sürülüp ekilecek. Bunlar da, diğer çalışanların yaptığı gibi çifte koşacağın atlar.

    Atları gösterip gider. Öğleden sonra ağa, o tarlaya delikanlı ne yaptı diye bakmaya gider. Bir bakıyor ki delikanlı boyunduruğu kendine takmış,atlar da bir kenarda otluyor. Tarlayı gene kendi bildiği gibi sürüyor.

    – Ya evladım ne yapıyorsun? Bundan seni kurtarmak için borcunu ödeyip almadım mı seni? Özgürsün demedim mi ben sana ?

    -Ya biliyorum. Sağolun. Hatta etrafta diğer işçilerin atları kullandığını da gördüm. Ama ben, sizi böyle memnun edeceğimi, onlar da “helal olsun“diye takdir edip birşeyler öğrenebileceği için,böyle yapıyorum tabi, der.

    Ağa genç adama acı acı bakıp şöyle diyor;

    -Oğlum, senin derdin işi bilip bilmemen değil. Derdin Ağayı tanımaman!

    Esenlikle..

    #33659
    Anonym
    Inaktiv

    Çok bereketlendim. Teşekkür ederim. Esenlikler dilerim.

Ansicht von 2 Beiträgen - 1 bis 2 (von insgesamt 2)
  • Du musst angemeldet sein, um auf dieses Thema antworten zu können.