Re: Türkiyede Hristiyan Olmak Nasil Bir Seydir?
ÖLÜM CEZASI :
Asya Bibi, iki çocuk annesi ve Hristiyan olan Pakistanlı bir kadın, ‘Muhammed’e Hakaret’ nedeniyle ölüm cezasına çarptırıldı.
Bir meyve bahçesinde çalışan, diğer Pakistan’lı işçilerle birlikte meyve toplayan Asya, susadığında, oraya herkesin kullanımı için getirilmiş olan bir kova sudan alıp içmiş ve arkasından gelen susamış olan bir diğer kadına da su vermişti. İkinci kadın ise, “Biz bir Gâvur’un içtiği bardaktan içmeyiz” deyince, orda bir din tartışması olmuş ve Asya ona, “Senin Muhammed’in peygamber bile değil” anlamında birşeyler söylemiş ve bu da kıyametin kopmasına yetmiş.
Kadın orda linç edilmek istenmiş, fakat otoritelerin müdahalesi ile tutuklanıp hapse atılmış ve yargılandığı davada suçlu bulunup, ölüme mahkûm edilmiştir.
CNN televizyonu olayı araştırmak için, Pakistan’daki o köye gitmiş ve olayı görenlerle mülâkat yapmıştı. Haber programını izlerken şok oldum. Bu kadar nefret! Bu kadar hoş-görüsüzlük! Sırf kendi inandığına başkaları inanmıyor diye, nasıl bu kadar kin ve cinayet barındırabiliyor bu insanlar? Erkeği de öyle, kadını da. Ruhlarında cinler cirit atıyor ama yine de kendilerini ‘Tanrı’nın sevgili kulları’ zannediyorlar.
“Bu karar biraz sert olmadı mı?” dedi CNN muhabiri. Hepsi birden, büyük bir öfkeyle “Hayır” dediler. “Ama o sizin köyünüzden, sizden biri” dedi CNN muhabiri. “Ölümü hakketti. Allahü-Ekber” diye haykırdılar. “Ölsün diyen el kaldırsın” dedi CNN muhabiri; hepsi birden hiddetle haykırarak el kaldırdılar.
Köyün imamına konuştu CNN. Ağzından köpük saçarcasına, “İdam kararı alındığında, sevinç gözyaşları döktüm” dedi. Hiçbirinde ne sevgi, ne hoşgörü ve ne de acıma duygusu vardı. Belli ki, “Günahsız olan, ilk taşı o atsın” sözünü hiç duymamışlardı bu insanlar. Yüreklerinde, tüm cehennemin cinlerini barındırıyorlardı ama kendi hallerine kör idiler. İsa, kendisini çarmıha gerenleri, o anda affetmiş, onlar için dua etmişti. Körlük bu kadar olabiliyor ancak. Farkı göremiyorlar. Cehennemlik olduklarını anlayamıyorlar.
“Ben Müslüman değilim” ne demek? “Ben senin ne dinine, ne peygamberine ve ne de kitabına inanıyorum” demektir. Yani ‘Müslüman’ olmayan biri bunu başka nasıl izah etsin. Her ne şekilde söylerse söylesin, ‘İslâm’a veya Muhammed’e Hakaret’ sayılacaktır. “Ben senin kitabı’nın Tanrı’dan olduğuna inanmıyorum kardeşim. Peygamberinin de, peygamber olduğuna”. Bu başka nasıl söylenebilir ki? Çıksın bir Müslüman izah etsin. Kaldı ki, ‘Gâvur, domuz, maymun’ diyebiliyor bir Müslüman ve Kuran diğerleri için ama bu ‘Hakaret’ sayılmıyor ve kimse de küplere binip ‘Fetva’ naraları atmıyor.
Daha önce de yazdığımız gibi, ‘Muhammed Karikatürlerini’ büyük bir hiddet, şiddet, öfke ve tehdit ile protesto edenler, nedense bu gibi olaylarda, dut yemiş bülbüle dönüşüyorlar. Protesto eden bir tek kişi bile yok. Asın, kesin diyen çok.
Neyse ki, son haberlere göre, Batı’dan gelen baskılara dayanamayıp, Asia Bibi kızkardeşimizin, Pakistan hükümeti tarafından serbest bırakılacağı söyleniyor. Ama nice kelleler gitti. “Dinde zorlama yok”muş. Sakalıma anlat. İslâm ‘Sevgi ve Hoşgörü’ diniymiş. Kargalar bile hâla gülmekten yerlerde tepinir. Filistinli Müslümanların neler çektiğini biliyorsun da, bu ayni insanların, Filistinli Hristiyanlara neler çektirdiklerinden haberin var mı? İraklı Müslümanların neler çektiklerini biliyorsun da, bu insanların İraklı Hristiyanlara, hâla bu günlere dek çektirdiklerinden haberin var mı? Asia Bibi davasını hangi televizyon bildirdi? Hangi gazete yazdı? Pakistan’da tecavüz edilen rahibelerin davasını duydunuz mu peki?
Ya da Sudan’da, sırf Şeriat’ı getirmek için milyonlarca Hristiyan’ın Müslümanlar tarafından katledildiğini ve hatta bu yüzden liderleri ‘El Beşir’in tüm dünyada kırmızı bültenle görüldüğü yerde tutuklanmak üzere interpol tarafından aranmakta olduğunu duydunuz mu hiç ülkemizde. Hep tek yanlı, hep tek taraflı propagandaya maruz kalmadınız mı? Bu çok aranan ‘El- Beşir’ Türkiye’de kırmızı halılarla karşılanıp kucaklanmadı mı?
Rüzgar kızkardeşimizin de her zaman dediği gibi: “UYAN EY UYUYAN”. Uyan, öğren, ara. “RAB SANA PARLAYACAKTIR”

















