Re: Türkçe kullanımı…
‘Umarım, nokta törpüleme gibi görünen bu görüş alışverişinde sizleri fazla yormuyorumdur.’
Hiç merak etme Bgmurat kardeş, yorulduğum falan yok… zaten dil, etimoloji, edebiyat falan hoşuma giden konular. Yorgunluk gidericilerdir daha ziyade… :-)
Evet ‘anti’ olumsuz öneki Türkçe’ye yerleşmiş artık epey ama… ‘antimesih’ kelimesi laboratuardan çıkma steril bir anlammış gibi duyuluyor :-) Doğallığı yok, kısacası. Sanıyorum ‘deccal’ kelimesi uygun.
Demiş olduğum gibi, zaten, ille de ayırım olsun diye İslam’da kullanılmakta olan terimleri benimsememenin hiç bir sebebi yok. Kaldı ki İslam’da kullanılan terimlerin çoğu tektanrıcı İbrahimi Sami dünya anlayışının dahilinde oluşmuş anlamlara dayalı. ‘Deccal’, ‘Kıyamet’ gibi kavramlar tamamen İbranilik ve Hristiyanlık’tan geçme kavramlar. Bu, tarihin bir başlangıcı ve bir sonu olduğu anlayışı Kitab-ı Mukkades dünya anlayışına dayalıdır tamamen. Dolayısıyla İslamiyet’teki bazı terimler rahatlıkla Türk Hristiyanlar’ın dilinde de kullanılabilir. Aslına bakılacak olursa kendi, yani Hristiyan, kavramlarıdır :-)
Orta Asya Türkler’inin çok büyük bir bölümü Şamanizm’den doğrudan İslamiyet’e geçmiş olduklarından kendilerine özgü bir Hristiyan terminolojisi oluşturmalarına imkan olmadı hiç, bugüne kadar. Kozmolojik görüşleri hep İslam terminolojisinin kavramlarıyla isimlendirildi. Bugünkü Türkiye Türkçesi’nin belki de yarısından fazlası, kelime dağarcığı açısından, Arapça ve Farsça. Bir dilin omurgasını teşkil eden imlası açısından Ural Altay dilleri denilen dil ailesinin mensubudur tabi. Ama bu omurgaya et ve organ olarak çok büyük ölçüde Arapça Farsça da yerleşmiş durumda. Dolaylı veya dolaysız (dolaylı olanlar Avrupa dilleri, özellikle de Fransızca’dan) dile yerleşmiş Latince ve Yunanca kelimeler de vardır.
Dil kendi yaşamı olan bir olgudur, işine yarayacağını bildiği kelimeyi kendisine katar. Bu kötü bir şey değidir. Ama önemli olan bu şekillenişin doğal bir yoldan olması. Bilinçli ideolojik uygulamalarla olmaması. Eski büyük imparatorluklarda devletin varoluş referansı din olduğundan, milliyet olmadığından (zaten hepsi çok uluslulardı) bu tür konularda bir arındırılma söz konusu olmazdı… Uzak medeniyetlerden de olsa elverişli bulduklarını benimserlerdi hemen. Dil arıtılmışlığı mevzu Avrupa’daki ‘Aydınlanma’ devrinden sonra beliren ulus-devlet idelojisiyle ortaya çıktı. Yararlarının yanısıra epey büyük de zararları oldu.
Sevgiler…

















