Re: Rab’bin Duası – ”Göklerdeki Babamız”
’’Ayartılmamıza izin verme. Bizi kötü olandan kurtar.’’
‘Göklerdeki Babamız,
Adın kutsal kılınsın.
Egemenliğin gelsin.
Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de Senin istediğin olsun.
Bugün bize gündelik ekmeğimizi ver.
Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, Sen de bizim suçlarımızı bağışla.
Ayartılmamıza izin verme. Bizi kötü olandan kurtar.
Çünkü egemenlik, güç ve yücelik Sonsuzlara dek senindir!
Amin.
Ayartılma kelimesini daha iyi anlayabilmemiz için, denenme kelimesiyle birlikte incelememiz gerekmektedir.
Yakup mektubunda söyle der:
Ne mutlu denemeye dayanan kişiye! Denemeden başarıyla çıktığı zaman Rab’bin kendisini sevenlere vaat ettiği yaşam tacını alacaktır.
Ayartılan kişi, “Tanrı beni ayartıyor” demesin. Çünkü Tanrı kötülükle ayartılmadığı gibi kendisi de kimseyi ayartmaz.
Herkes kendi arzularıyla sürüklenip aldanarak ayartılır. Yak.1: 12-14
Bu kelimeler türkçe sözlükte şöyle tarif edilmektedir:
“Deneme”, Fikir sahibi olabilmek, nitelik ve vasıfları karşılayıp karşılamadığını bilmek için, test etmek, tecrübe etmek, sınamak.
‘’Ayartma’’: Birini kötü bir şey için ikna etmek, aklını çelmek, baştan çıkarmak, kandırmak.
“Denenme” ile “ayartılma” arasında önemli bir fark vardır.
Tanrı bizleri sürekli denemekte, sınava tabi tutmakta, edindiğimiz öğretiyi tecrübe etme fırsatı sağlamaktadır.
Denemenin özü öğretmektir.
Bizler doğru olanı öğrenene ve uygulayana kadar, Tanrı’nın denenmeleriyle başbaşa kalacağız.
Çünkü oğullar ve kızlarıyız O’nun. Seçilmiş halkıyız. Ayrıcalıklıyız. Tanrı’nın egemenliğine layık olanlarız.
Dünyada yaşıyoruz ama dünyasal değiliz.
Hatalar yapmıyormuyuz, elbette yapmaktayız.
İşte o an Rab bizleri terbiye etmek için cezalandırmaktadır. Bu ceza, O’na boyun eğene dek devam edeceğini bilmemiz gereklidir.
Terbiye edilmek, uslanmak demektir. Söz dinler duruma gelmek demektir. Boyun eğmek demektir.
Çünkü Rab sevdiğini terbiye eder, Oğulluğa kabul ettiği herkesi cezalandırır.” İbr.12: 6
Rab bizleri çok sevmekte ve bizim onunla olan birlikteliğimizi devam ettirmemizi arzulamaktadır..
Bu eylem, O’nun sevgisinin bir kanıtıdır. Bizleri kendi benzeyişine dönüştürme çabasıdır.
Denenmelerde bilmeliyiz ki; Tanrı bizimledir, doğru olanı öğretmektedir, bizlere değer vermekte ve bizimle ilgilenmektedir.
Tanrı’nın Eyüp’le nasıl övündüğünü ve sevdiğini hepimiz bilmekteyiz. Bu sevgi onu denenmeden uzaklaştıramamıştır.
Eyüp bir günde karısını ve çocuklarını yitirmiş, ardından tüm mal varlığı yok olmuş, hastalıklarla başbaşa kalmıştır.
Dedi ki, “Bu dünyaya çıplak geldim, çıplak gideceğim. RAB verdi, RAB aldı, RAB’bin adına övgüler olsun!” Eyüp.1: 21
Tüm bu olumsuzluklara rağmen Eyüp isyankar davranmamış, koşullarını benimsemiştir. Başarılı bir sınavdan geçmiştir Eyüp.
İbrahim de denenmelerden geçmiş ve başarıyla çıkmıştı. Tanrı’ya olan sadakatinin ve güvenin denenmesiydi.
Tanrı ondan çocuğunu kurban etmesini istemiş ve bu isteği koşulsuz ve sorgusuzcasına yerine getirmek için eyleme geçmişti İbrahim. Tanrı İbrahime çocuğu yerine kesmesi için bir koç göndermiş ve çocuğu İbrahime bağışlamıştı.
İbrahim denendi, denenme sınavını başayıyla tamamladı ve birçok ulusun babası olmaya hak kazandı.
Denenmelere dayanabilmeli ve bu dayanıklıktaki gücü Tanrı’dan aldığımızı unutmamalıyız.
Ayartılma ise bambaşka bir konudur aslında.
Ayartılma kesinlikle Tanrı’dan değildir. Tanrı kandırmaz, yalan söylemez, O’nun doğrusu asla değişken değildir.
Şeytan dır ayartan ve yalanlar söyleyen.
Bizleri Tanrı’dan uzaklaştırmak için her tür hile ve aldatmacayla karşımıza çıkandır.
Bizleri kandırmak ve kötü olan yollara sevketmek için tüm çabasını sarfeden yine o dur.
Şeytan sinsi bir düşmandır. Gözü herzaman inanlı kişinin üzerindedir.
Küçücük bir hata yapmamızı bekler sürekli. Bulduğu açık kapıdan girer ve bizleri ayartır.
Amacı bellidir. Bizleri Rab’den uzaklaştırmak, kilise ve kardeşlerimizle olan birliktelikten koparmak, umutsuz ve karamsar düşüncelere kapılmamızı sağlamak, Rab’de büyümemizi engellemektir.
Tanrı’nın Aden bahçesine iyiyi ve kötüyü koymaktaki maksadı, Adem ve Havva’yı denemek istemesiydi. Meyvesinden yemek yasaklanmıştı onlara. Bu bir sınavdı onlar için.
Yemek zorundalarmıydı. Açmı kalmışlardı. başka meyve ağacımı yoktu o bahçede.
Neden yemişlerdi o halde.
Deneniyorlardı aslında. Sınava tabi tutulmuş ve güvenilirlikleri test edilmekteydi.
Ne olmuştuda o yasaklanmış ağacın meyvesinden yemişlerdi.
Ayartılmışlardı evet. Benliklerine yenik düşmüşlerdi.
Tanrı’ya olan güvenleri eksilmişti.
Şeytanın sözleri onlara çok çekici gelmişti. Ayartılmışlardı, kandırılmışlardı.
O meyve ellerindeyken, Tanrı’nın onlara söylediği sözleri hatırlamadılar. Tanrı gibi herşeyi bilmek istediler. Tanrı olmak istediler aslında. Onsuz bir yaşamı seçtiler ve ruhen öldüler.
Bedenleri sonsuz bir yaşamın içindeyken artık ölümlü bir bedene sahip oldular.
Tüm yaradılış onların egemenliğinde ve kontrol onlardaydı. Dünyanın egemenliğini Tanrı onlara vermişti.
Noldu.. Bir söz dinlemezlikleri yüzünden dünyanın egemenliği Şeytan’a geçti.
Artık dünyada Şeytan hükmeden ve yöneten oluverdi.
O ki göklerin egemenliğinde yer edinememiş ve dünyaya düşürülmüştü.
Adem ve Havva denenmeden başarısızlıkla çıktılar ve yenik düştüler.
Kendi kararlarını kendileri vermişlerdi.
Bizlerde yaşamızın birçok evresinde denenmelerden geçmekteyiz. Bu anlarda Şeytan’da sürekli bizlere karşı olan saldırısını artırmakta ve bizleri kandırıp ayartmaya çalışmaktadır.
Aynı Adem ve Havva örneğinde olduğu gibi.
Kardeşlerim, çeşitli denemelerle yüz yüze geldiğinizde bunu büyük sevinçle karşılayın.
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır. Yak.1: 2-3
Tanrıya olan güvenimizin ve imanımızın sınanmasıdır denenmeler.
Bu bilinçte olduğumuz zaman, Tanrı’dan gelen her tür denenmeyi büyük bir sevinçle karşılayabiliriz.
Biliriz ki, O bizimle gurur duyuyor ve bizi çok seviyor.
Biliriz ki, gücümüzü O’ndan alacak ve bu denenmeden de başarıyla çııkacağızdır.
Biliriz ki, denenme esnasında sabrımızın kaynağı O’dur.
Denenme, O’na olan sevgimizin ispatıdır.
En sonunda teselli edileceğimizi ve ödüllendirileceğimizi biliriz.
Ne mutlu denemeye dayanan kişiye! Denemeden başarıyla çıktığı zaman Rab’bin kendisini sevenlere vaat ettiği yaşam tacını alacaktır. Yak.1: 12
Mutluyuz evet, Rab’leyiz. Mutluyuz, söz dinliyoruz. Mutluyuz, O’ndan öğreniyoruz.
Mutluyuz, O’nun yüreklerimize dökmüş olduğu gerçek sevgiyi biliyor ve yaşıyoruz. Mutluyuz çünkü O’nu çok seviyoruz.
Ne mutlu bizlere.
Deneniyoruz evet. Yalnızlıkla, parasızlıkla, açlıkla, yoksullukla, hastalıklarla, dışlanmalarla, iftiralarla, suçlanmalarla, sevgiden yoksunlukla, anlaşılamamakla, horgörünmekle, terkedilmekle, hayal kırıklıklarıyla deneniyoruz sürekli.
Yaşam koşullarımız her ne olursa olsun, sığınacağımız tek bir yer vardır.
Göklerdeki Babamıza sığınıp O’ndan dayanma gücü istememiz gereklidir.
Her çaresizliğimizi O’na bildirip, çarenin O’ndan geleceğine kuşku duymamamız gerekmektedir.
O adil olan yargıçtır. Gerekeni yapacaktır.
Tüm bu olumsuz koşullarda suskun kalabilir ve Rab’bi izlersek; bizim için kazandığı zaferleri bir bir gözlemleyebiliriz.
Herzaman denenmelerden başarıyla çıkabiliyormuyuz?
Elbette aldatılıyor ve kandırılıyoruz. Peki, bunu anladığımızda, farkına vardığımızda ne yapmalıyız?
Kimseyi suçlamamalıyız, bahane yaratmamalıyız. Denenmeden başarısız olan biziz çünkü.
Hiç vakit kaybetmeden Rab’be dönmeli ve O’ndan bağışlanma dilemeliyiz.
Açık yüreklilikle ve korkusuzca O’na sorabilmeliyiz.
‘’Bu denemeden neden başarılı olamadım’’ diyebilmeliyiz.
Aynı denenmeyle tekrar karşılaşacak olduğumuzda, evvelki tecrübemizi hatırlayıp O’ndan yardım istemeliyiz.
Kendi güçsüzlüğümüzü farketmeli ve O’ndan öğrenmeye devam etmeliyiz.
Tabi olduğumuz her denenme bizleri Rab’de büyütüp olgunlaştıracaktır.
Bu nedenle şimdi kısa bir süre çeşitli denemeler sonucu acı çekmeniz gerekiyorsa da, sevinçle coşmaktasınız. 1.Pe.1: 6
Hem acı çekmek, aynı zamandana sevinçle coşmak mümkünmüdür?
Petrus mektubunda acı ve sevinci bir arada yaşanabileceğini vurgulamıştır.
Elbette mumkündür. Mesih İsa uğruna çektiğimiz her acı, beraberinde bizlere sevinç getirmektedir.
Çünkü biliriz ki, O bizleri çok sevmekte, bizleri herzaman avutmakta, değer vermekte ve her zaman bizimle birlikte olmaktadır.
Acılarımız geçicidir ama Mesih’teki yerimiz kalıcı ve sonsuzdur. Sevincimizde, coşkumuzda çok haklıdır.
Görülüyor ki Rab kendi yolunda yürüyenleri karşılaştıkları denemelerden nasıl kurtaracağını bilir. 2.Pe.2: 9
Rab bizleri ayık ve uyanık olmamız için uyarmıştır. Denenmelerden korkmak gereksizdir. Her denenme süreci sonunda Rab bizleri o denenmeden nasıl kurtaracağını bilmektedir.
Herkesin karşılaştığı denemelerden başka denemelerle karşılaşmadınız. Tanrım güvenilirdir, gücünüzü aşan biçimde denenmenize izin vermez. Dayanabilmeniz için denemeyle birlikte çıkış yolunu da sağlayacaktır. 1.Ko.10: 13
Rab’bimiz bilmektedir; hangi durumda ne kadar dayanma gücümüzün olduğunu.
Gücümüzü aşan bir denenmeyle bizleri asla başbaşa bırakmayacaktır.
Kendi gücümüzün bizler farkında olmayabiliriz. Denenmeler esnasılda o gücü farkeder ve dayanırız.
Denenme sonrası ise; birçok yeni doğrular öğrenir, Rab’le olan birlikteliğimizi ve güvenimizi dahada kuvvetlendirmiş oluruz.
’’Ayartılmamıza izin verme. Bizi kötü olandan kurtar.’’ diye dua ettiğimizde Rab’den yardım istiyoruzdur.
Ayartılan kişi, “Tanrı beni ayartıyor” demesin. Çünkü Tanrı kötülükle ayartılmadığı gibi kendisi de kimseyi ayartmaz.
Herkes kendi arzularıyla sürüklenip aldanarak ayartılır. Yak.1: 13-14
Evet kardeşlerim. Tanrı kimseyi ayartmaz, kimseye yalan söylemez, kimseyi günaha sürüklemez, kimsenin ondan uzaklaşması için kandırmaz.
Eğer kandırılmışsak, ayartılmışsak bilmeliyiz ki bu durum bizlerden kaynaklanmaktadır. Sorumlu olan sadece bizlerizdir.
Kendi tercihimiz ve isteğimizle ayartılmışızdır.
Benliğimizin ve bedenimizin arzularına yenik düşmüş, şeytana kulak vermiş, onunla ve onun hizmetçileriyle işbirliğine girmiş, kontrolü Tanrıdan alıp Şeytana teslim etmişizdir.
Bu eylemimiz bizlerin Tanrı’dan uzaklaşmasına sebep olmuştur.
Artık O’nsuz bir yaşam içerisine girmişizdir.
Egemenimiz Şeytandır, benliklerimizdir, dünyadır artık.
Tanrı ile ruhsal bağımız son bulmuştur.
Şunu demek istiyorum: Kutsal Ruh’un yönetiminde yaşayın. O zaman benliğin tutkularını asla yerine getirmezsiniz. Gal.5: 16
Rab’den uzaklaşmamak için yapmamız gereken şey Kutsal Ruh’un denetiminde yaşamaktır.
Bizler kendi benliklerimize değil, içimizde bulunan ve bizlerle olan Rab’bin Kutsal Ruh’una güvenmeliyiz.
Ruh’la attığımız her adım bizleri kötü olandan koruyacaktır.
O’nunla kurduğumuz diri birliktelik, bizlerin yaşamlarında kutsal olan doğru kararlar aldırtacaktır.
O’nunla olmak, Mesih’le bir olabilmektir.
Kutsal Ruh’un görevi bizleri Rab’bimiz Mesih İsa’ya bağlı evlatlar olarak yaşatmaktır.
Ruh’la yürüdüğümüz zaman, benlikten uzaklaşır ve benliğin tutkularını düşünmeyiz.
Bizler Mesih’te yeni bir kimlik edinir ve yeni birer yaratıklar oluruz.
Eski şeyleri geçmişte bırakır, her şeye yeni baştan başlarız.
“Uyanık durup dua edin ki, ayartılmayasınız. Ruh isteklidir, ama beden güçsüzdür.” Mat.26: 41
Evet. Ruhsal yaşamımızdaki tüm sorumluluk bizlere aittir.
Rab’de kalabilmek için ayık ve uyanık olmamız gereklidir.
Ruhumuz her anımızı Rab’le birlikte geçirmek için çok hevesli ve isteklidir.
Ama bedenlerimiz, Ruhumuzun bu isteğine dayanamazlar, güçsüzdürler.
Ruhumuz ve bedenimiz arasında sürekli bir çatışma vardır.
Beden ruha, ruhta bedene karşı olan arzu ve isteklerini yerine getirmeye çalışır.
Birbirini yönlendirme mücadelesi içerisindedirler.
Bizler en çok neyi beslersek galip gelen taraf o olacaktır.
Ruhumuzun galip gelebilmesi için dua ya ihtiyacımız olduğu mutlaktır.
Ben bedenimin istek ve arzularını denetlerim düşüncesi, yenilmiş olduğumuzun kanıtıdır.
Rab’den yardım almadan bunu başaramayız.
Eğer sağ gözün günah işlemene neden olursa, onu çıkar at. Çünkü vücudunun bir üyesinin yok olması, bütün vücudunun cehenneme atılmasından iyidir.
Eğer sağ elin günah işlemene neden olursa, onu kes at. Çünkü vücudunun bir üyesinin yok olması, bütün vücudunun cehenneme gitmesinden iyidir. Mat.5: 29-30
Ayartılma çok ciddi bir konudur.
Bedenlerimizin herhangi bir üyesi günah işliyorsa veya günaha meyilliyse, o üyeden yoksun kalmak bizler için en doğru olan tercih olmalıdır.
Biliyoruz ki bedenlerimiz geçicidir. Sonsuz olan ise ruhumuzdur.
Eksik, sakat bir beden bizi sonsuz yaşamdan alıkoyamaz.
Ama ruhumuz herzaman diri olmalıdır.
Rab’bin diri tanıkları olarak, lekesiz bir yaşam sürmek istiyorsak eğer, günah ile bir birlikteliğimizin bulunmaması gerekmektedir.
Günah işlememize neden olan benliğimizin ve bedenlerimiz arzularına karşı tam bir özdenetim gerektirmektedir.
Denetimimizi Kutsal Ruh’a teslim ettiğimizde başarı sağlarız.
Kutsal ruh inanlıya kutsal bir yaşam sürmesi için gerekli olan gücü sağlamaktadır. Bu O’nun görevidir.
Bunun için Tanrı’ya bağımlı olun. İblis’e karşı direnin, sizden kaçacaktır. Yak.4: 7
Tanrı’yla olan birlikteliğimiz devamlılık gösterdiğinde, şeytana karşı direnebilecek güçte ve yetkide oluruz.
Önemli olan kararlılıktır. Kararlı inanlı zayıf inanlı değildir. Bedeninide, benliğinide kontrol altında tutan kişidir.
Güvancesi Rab’dir. O’nun adıyla ruhsal tüm eksikliklerini giderebilir ve ne dilerse o gerçekleşir.
Rab’bin boyunduruğunda olam inanlıya Şeytan asla yaklaşamaz ve onu yönlendiremez.
Çünkü Rab’bimiz Mesih İsa inanlının yanıbaşındadır ve bu yolculukta inanlıyı yalnız bırakmayacaktır.
Şeytan bizi bu yolculukta herzaman gözlemleyecek ve bizi ayartmaya çalışacaktır.
O bizlerin Tanrı ile olan birlikteliğini kıskanmakta ve bizleri düşmanı bilmektedir.
Tüm egemenlik, güç ve yücelik Göklerdeki Babamızındır.
Var olmuş, var olan ve sonsuzlarca var olacak olan O’dur.
‘’Göklerdeki Babamız’’ duasını bizlere Rab’bimiz öğretmiştir.
Bu öğretiye sadık kalalım ve dua edelim.
‘Göklerdeki Babamız,
Adın kutsal kılınsın.
Egemenliğin gelsin.
Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de Senin istediğin olsun.
Bugün bize gündelik ekmeğimizi ver.
Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, Sen de bizim suçlarımızı bağışla.
Ayartılmamıza izin verme. Bizi kötü olandan kurtar.
Çünkü egemenlik, güç ve yücelik Sonsuzlara dek senindir!
Amin.
Sevgiyleeeee

















