Re: Rab’bin Duası – ”Göklerdeki Babamız”
’’Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, Sen de bizim suçlarımızı bağışla.’’
‘Göklerdeki Babamız,
Adın kutsal kılınsın.
Egemenliğin gelsin.
Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de Senin istediğin olsun.
Bugün bize gündelik ekmeğimizi ver.
Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, Sen de bizim suçlarımızı bağışla.
Ayartılmamıza izin verme. Bizi kötü olandan kurtar.
Çünkü egemenlik, güç ve yücelik Sonsuzlara dek senindir!
Amin.
Bizler için çok önemli bir konuyu şu an paylaşmaktayız.
‘’Bağışlama ve Bağışlanma’’
Bu konu ruhsal yaşamımız için ölüm kalım meselesidir.
Mesih İsa’nın birçok sözünde bağışlama konusu yer almaktadır.
Bizler, bize karşı suç işleyenleri bağışlayabiliyormuyuz?
Eğer bağışlayamıyorsak.. bakın Mesih ne diyor!
“Başkalarının suçlarını bağışlarsanız, göksel Babanız da sizin suçlarınızı bağışlar.
Ama siz başkalarının suçlarını bağışlamazsanız, Babanız da sizin suçlarınızı bağışlamaz.” Mat.6: 14-15
Ne kadar açık ve net bir ifade kullanmıştır Rab’bimiz.
Bağışlamalısın ki, bağışlanabilesin.
Bu sırrın başka bir ifadesi yoktur. Kesin ve katidir. Nettir. Açıktır.
Bizler suçluyuz ve günahkarız.
Ama Tanrı bizlerin ne iyi işlerimize nede sevaplarımıza bakarak bizleri bağışlamaktadır.
O bizi, bizlerden daha iyi bilmekte ve tanımaktadır.
Karşılıksızdır O’nun bizlere karşı olan bu tutumu.
O’nun lütfudur, merhametidir, sevgisidir bağışlamasının nedeni.
İsa, “Bir adamın iki oğlu vardı” dedi.
“Bunlardan küçüğü babasına, ‘Baba’ dedi, ‘Malından payıma düşeni ver bana.’ Baba da servetini iki oğlu arasında paylaştırdı.
“Bundan birkaç gün sonra küçük oğul her şeyini toplayıp uzak bir ülkeye gitti. Orada sefahat içinde bir yaşam sürerek varını yoğunu çarçur etti.
Delikanlı her şeyini harcadıktan sonra, o ülkede şiddetli bir kıtlık baş gösterdi, o da yokluk çekmeye başladı.
Bunun üzerine gidip o ülkenin vatandaşlarından birinin hizmetine girdi. Adam onu, domuz gütmek üzere otlaklarına yolladı.
Delikanlı, domuzların yediği keçiboynuzlarıyla karnını doyurmaya can atıyordu. Ama hiç kimse ona bir şey vermedi.
“Aklı başına gelince şöyle dedi: ‘Babamın nice işçisinin fazlasıyla yiyeceği var, bense burada açlıktan ölüyorum.
Kalkıp babamın yanına döneceğim, ona, Baba diyeceğim, Tanrı’ya ve sana karşı günah işledim.
Ben artık senin oğlun olarak anılmaya layık değilim. Beni işçilerinden biri gibi kabul et.’
“Böylece kalkıp babasının yanına döndü. Kendisi daha uzaktayken babası onu gördü, ona acıdı, koşup boynuna sarıldı ve onu öptü.
Oğlu ona, ‘Baba’ dedi, ‘Tanrı’ya ve sana karşı günah işledim. Ben artık senin oğlun olarak anılmaya layık değilim.’
“Babası ise kölelerine, ‘Çabuk, en iyi kaftanı getirip ona giydirin!’ dedi. ‘Parmağına yüzük takın, ayaklarına çarık giydirin!
Besili danayı getirip kesin, yiyelim, eğlenelim.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.’ Böylece eğlenmeye başladılar.
“Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duydu.
Uşaklardan birini yanına çağırıp, ‘Ne oluyor?’ diye sordu.
“O da, ‘Kardeşin geldi, baban da ona sağ salim kavuştuğu için besili danayı kesti’ dedi.
“Büyük oğul öfkelendi, içeri girmek istemedi. Babası dışarı çıkıp ona yalvardı. Ama o, babasına şöyle yanıt verdi: ‘Bak, bunca yıl senin için köle gibi çalıştım, hiçbir zaman buyruğundan çıkmadım. Ne var ki sen bana, arkadaşlarımla eğlenmem için hiçbir zaman bir oğlak bile vermedin.
Oysa senin malını fahişelerle yiyen şu oğlun eve dönünce, onun için besili danayı kestin.’
“Babası ona, ‘Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir’ dedi.
‘Ama sevinip eğlenmek gerekiyordu. Çünkü bu kardeşin ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu!'” Luk.15: 11-32
Küçük oğul malını toplayıp uzak bir devlete gitmişti.
Babası buna çok üzülmüş, ama çocuğuna engel olmamıştı.
Uzak devlette bulunan küçük çocuk, kötü yaşamıyla babasının adını çok lekeledi.
Ama sonra pişman olarak babasının yanına döndü.
Babası da onu sorgusuzca kucakladı, öptü, giysiler giydirdi, şölenler düzenleyip yemekler yedirdi.
İşte Gökteki Babamızın bizi bağışlaması bu kadar tamdır.
Benzetmedeki büyük çocuk eve dönen kardeşini karşılamak, onu öpmek, onu bağışlamak istemedi.
Büyük oğul, babasının kardeşine iyilik göstermesinden hoşlanmadı.
Kardeşini bu iyiliğe layık görmedi. İçeriye girmedi.
Babası, yemek yerinden çıktı ve büyük çocuğuna yalvardı, ama o, yemeğe katılmak istemedi, babasını haksızlıkla suçladı.
Büyük oğul babasıyla aynı çiftlikte yaşadı, ama onun kalbi babasının kalbinden çok uzaktı.
Biz de, eğer kardeşimizi, komşumuzu bağışlamayı reddedersek, Gökteki Babamızdan çok uzak biryerlerdeyiz demektir.
İşte o durumdayken Göklerdeki Babamızı suçlar ve O’nu adaletsiz ve haksız çıkarmaya çalışırız.
Babamız da yanımıza gelir ve bize yalvarır.
Babamız bizi zorlamaz, ama bize kadar gelip bize yalvarır.
Şöyle der: Evladım, ben seni her zaman bağışladım. Sen de kardeşini, komşunu bağışlamayacak mısın?
Kaybolmuş bir çocuğumu buldum, sevincime katılmayacak mısın?
Göklerdeki Babamız bağışlayandır. Ne mutlu, bir baba gibi tam bağışlayabilene. Ne mutlu bir çocuk gibi tam bağışlanmış olana. Ne mutlu.
Tüm insanlık Tanrı’ya karşı suç işlemiştir, iteatkar davranmamıştır, O’nun sözlerini uygulamamıştır ve O’ndan gelecek olan bağışlanmaya ihtiyaçları vardır.
Kim diyebilir ki; ‘’Göklerdeki Babama karşı suçlu değilim, O’nu tüm yüreğimle seviyorum, sözlerini eksiksiz uyguluyorum, O’na seve seve hizmet ediyorum’’ diyen varmıdır ki?
Yürekten itiraf edebilmeliyiz; ’’Gökteki Babamıza vede kardeşlerimize olan sevgimiz yetersizdir. Yaşantımız kendi aldığımız birçok kararlarla doludur. Hatalar yapıyoruz.
Günah içerisinde kalıyoruz. O’nun bizlere gösterdiği sevgi ve dostluğu suistimal ediyoruz.’’
Ama Tanrı, üzerimizdeki bu kirli giysilere bakmamaktadır.
O’nun sevgisi sonsuzdur. Bizlere karşı çok sabırlıdır.
O günahlarımızı bağışlamaya hazırdır ve bunu yapmaktan hoşlanmaktadır.
O bizimle bir olmak ve bizlerle bütünleşmek için çok isteklidir.
Bu konuda Kutsal Kitap’tan bazı ayetlere birlikte bakalım ve üzerinde derin derin düşünelim.
Söz dinlemek istemediler, aralarında yaptığın harikaları unuttular. Dikbaşlılık ettiler, eski kölelik yaşamlarına dönmek için kendilerine bir önder bularak başkaldırdılar. Ama sen
bağışlayan, iyilik yapan, acıyan, tez öfkelenmeyen, sevgisi engin bir Tanrı’sın. Onları terk etmedin. Neh.9: 17
Kötü kişi yolunu, Fesatçı düşüncelerini bıraksın; RAB’be dönsün, merhamet bulur, Tanrımız’a dönsün, bol bol bağışlanır.
“Çünkü benim düşüncelerim Sizin düşünceleriniz değil, Sizin yollarınız benim yollarım değil” diyor RAB. Yşa.55: 7-8
Yahya Peygamber dünyaya geldi. O gün babası Zekerya peygamberlik etti. Küçük çocuğuna şöyle dedi:
Sen de, ey çocuk, Yüceler Yücesi’nin peygamberi diye anılacaksın.
Rab’bin yollarını hazırlamak üzere önünden gidecek ve O’nun halkına, Günahlarının bağışlanmasıyla kurtulacaklarını bildireceksin. Luk.1: 76-77
Peygamberlerin hepsi O’nunla ilgili tanıklıkta bulunuyorlar. Şöyle ki, O’na inanan herkesin günahları O’nun adıyla bağışlanır.” Elç.10: 43
Dolayısıyla kardeşler, şunu bilin ki, günahların bu Kişi aracılığıyla bağışlanacağı size duyurulmuş bulunuyor. Şöyle ki, iman eden herkes, Musa’nın Yasası’yla aklanamadığınız her suçtan O’nun aracılığıyla aklanır. Elç.13: 38-39
RAB’be övgüler sun, ey canım!
İyiliklerinin hiçbirini unutma!
Bütün suçlarını bağışlayan,
Bütün hastalıklarını iyileştiren,
Canını ölüm çukurundan kurtaran,
Sana sevgi ve sevecenlik tacı giydiren,
Yaşam boyu seni iyiliklerle doyuran O’dur, Mez.103: 2-5a
Senin gibi suçları silen, Kendi halkından geride kalanların isyanlarını bağışlayan başka tanrı var mı? Sonsuza dek öfkeli kalmazsın, Çünkü sadık olmaktan hoşlanırsın.
Bize yine acıyacaksın, Çiğneyeceksin suçlarımızı ayak altında. Bütün günahlarımızı denizin dibine atacaksın.
Geçmişte atalarımıza ant içtiğin gibi, Yakup’un ve İbrahim’in torunları olan bizlere de verdiğin sözü tutacak ve sadık kalacaksın. Mik.7: 18-20
Bağışlanmak elbette mükemmel bir durumdur.
Ama bağışlanabilmek için de gerekli olan koşulları yerine getirmemiz gerekmektedir.
Adımla çağrılan halkım alçakgönüllülüğü takınır, bana yönelip dua eder, kötü yollarından dönerse, gökten onları duyacağım, günahlarını bağışlayıp ülkelerini sağlığa kavuşturacağım. 2.Ta.7: 14
Tanrı Halkı olarak çağrılan biz inanlıların bağışlanabilmesinin koşulu, alçakgönüllülüğü kuşanmaktır.
Tanrı’ya yönelmek, O’nu aramak ve dua etmektir. Bu nedenledir ki Yeşua Mesih öğrencilerine dua ettiklerinde ‘’sen de bizim suçlarımızı bağışla’’ isteğini tekrarlatmaktadır.
Bir başka koşulsa kötü yollarımızdan dönmekten geçmektedir.
Günahımız yok dersek, kendimizi aldatırız, içimizde gerçek olmaz.
Ama günahlarımızı itiraf edersek, güvenilir ve adil olan Tanrı günahlarımızı bağışlayıp bizi her kötülükten arındıracaktır. 1.Yu.1:8- 9
Bir diğer koşulsa, günahlarımızın farkınma varmak ve tövbe ederek Tanrı’dan bağışlanma dilenmektir.
Bağışlanma da önemli bir diğer konu ise, Tanrı’nın huzuruna kendi iyi işlerimize güvenerek çıkmamamızdır.
Sadece ve sadece Göklerdeki Babamızın lutfuna ve merhametine güvenmeliyiz.
Tanrı bizleri çok seviyor, bizlere acıyor, kurtulabilmemiz için her olanağı bizlere sunuyor, bizlere cesaret veriyor, adaletini herzaman bizlerde gösteriyor.
Bizlerin bağışlanabilmesi için; biricik Oğlunu bile esirgemeyen bir Tanrımız bulunduğunu unutmamalıyız.
İsa Mesih’in adıyla günahlarımızdan arınabileceğimizi ve dilediğimiz her doğru şeyin gerçekleşeceğinden emin olabilmeliyiz.
Dolayısıyla kardeşler, şunu bilin ki, günahların bu Kişi aracılığıyla bağışlanacağı size duyurulmuş bulunuyor. Şöyle ki, iman eden herkes, Musa’nın Yasası’yla aklanamadığınız her suçtan O’nun aracılığıyla aklanır. Elç.13: 38-39
Bu bir çağrı ve duyurudur. Ben duymadım, bilmiyordum yada menüz daha erken, gencim ve yapmam gereken işlerim var, biraz dünyanın ve arzularımın ardından koşayım, nasılsa iman ederim diye düşünüpte, bugün sunulan lütuf kapısının kapatılmaması gerekmektedir.
Çünkü kulağı olan işitir ve Rab’bin yolunu takip eder.
Tanrı’nın çağrısı şimdidir. Bu an içindir. O bağışlamak istiyor ve çağrısını sürekli yeniliyor.
Bu çağrıya kulak verip günahlarımızdan tövbe edebilmeliyiz.
Yarın geç kalabiliriz. Kapatılmış bir lütuf kapısının önünde kalabiliriz.
“Başkalarının suçlarını bağışlarsanız, göksel Babanız da sizin suçlarınızı bağışlar.
Ama siz başkalarının suçlarını bağışlamazsanız, Babanız da sizin suçlarınızı bağışlamaz.” Mat.6: 14-15
İşte en can alıcı koşulsa başkalarını bağışlayabilmekten geçmektedir.
Tanrı bizleri nasıl bağışlıyorsa, bizlerin de bağışlamayı öğrenmesini ve uygulamasını istiyor. Bunu öğrenemezsen bizlerde bağışlanamayacağız.
Elbette kolay değil; haksızlığı affetmek ve yalan sözleri bağışlamak. Bazıları için se imkansız bir şeydir affetmek. Unutamazlar, yok sayamazlar, bağışlayamazlar.
Yürekleri nasırlaşmış ve taşlaşmıştır adeta.
Bu kişilerin hiç kurtuluş imkanı bulunmamasına karşın, bir çözüm vardır elbet.
Yardım alabilinecek tek yol, Göklerdeki Babamıza sığınmaktan ve O’ndan bu çaresizliğimize çare göndermesini istemekten geçiyor.
Taşlaşmış yüreklerimizin yerine etten yumuşacık yürekler vermesini dilemekten başka çare yoktur.
Bizler affetmeyi kendi gücümüzle başaramayız. Mutlak Tanrı’dan yardım ve güç almalıyız.
O düşüncelerimizi ve yüreklerimizi değiştirecektir.
Unutmayalım ki; Tanrı’ya karşı bizlerde birzamanlar günahın içerisinde boğuluyorduk ama hiçbirşeyin farkında değildik. Suçluyduk, kusurluyduk, kötüydük, eksiktik, söz dinlemezdik, işitmeyendik.
Bağışlamadığımız kişi aslında eski bizlerdik.
Ama Tanrı bizleri bağışladı.
Bizlerde bağışlamama lüksüne asla sahip değiliz.
Bağışlama konusunda dikkat edeceğimiz noktalardan biri kendimize bakmamamızdır.
Bu konuda sadece Göklerdeki Babamızı örnek almalıyız.
O’nun bizleri bağışladığı gibi, bizlerde bağışlayabilmeli ve bağışlamasını kesinlikle öğrenebilmeliyiz.
Bütün günahlarımızı çarmıhta üstlenen Yeşua Mesih, bizim olduğu kadar affedemediğimiz kişinin de günahlarını üstlenmiş ve bedelini çarmıhta ödemiştir.
Bizler bilebilimiyiz ki kimin nerede ve ne zaman çağrıyı duyupta iman edebileceğini.
Belki o affedemediğimiz kişi iman edecektir. İnanlı bir kardeşimiz olacaktır.
Nerden bilebiliriz.
Bağışlamalıyız. Sevmeliyiz tüm insanlığı.
Biliyoruz ki Yeşua Mesih ten önce yeryüzünde tek bir doğru insan yoktu.
Herkes suç işlemiş ve günahın boyunduruğu altındaydı.
Tek bir kişi bile yoktu.
Demek ki Tanrı günahlı olanları bağışlamaktadır. Hata işleyenlerin hatalarını yok saymaktadır. Kusurları görmemektedir. Bu O’nun lutfudur.
Ne mutlu, günahları bağışlanmış olana.
Ne mutlu, ‘’bağışlandım, buna eminim’’ diyebilene
Sevgiyleee

















