#28672
Anonim
Pasif

TANRISAL SAĞLAYIŞIN SINIRSIZLIĞI

“Ve vaki oldu ki, Ahaşveroş’un günlerinde (Hintten Habeş iline kadar, yüz yirmi yedi vilayet üzerine krallık eden Ahaşveroş budur); kral Ahaşveroş Şuşan sarayında olan krallık tahtı üzerinde oturmakta olduğu o günlerde, krallığının üçüncü yılında bütün reislerine ve kullarına ziyafet verdi” (Ester 1-3).

Ester kitabında yer alan bu olay İsa’dan 500 yıl kadar önce Pers diyarında geçmektedir. İsrail üzerine hakim olan Pers İmparatorluğu dünyanın en büyük imparatorluklarından biridir. Büyük İskender tarafından ortadan kaldırılmıştır.

Tanrı halkının Tanrı’ya olan sevgisizliği ve ilgisizliği ve itaatsizliği Pers krallığının üzerlerine hükmetmesini getirmiştir.Tanrı halkı, Yeremya ve Hezekiel peygamberlerin uyarısına karşı bir türlü yollarından vazgeçmemişler ve sonunda Tanrısal olmayanların hakimiyeti altına girmişlerdir. Hatta Tanrı halkı çoğunluğun Tanrı’ya karşı bu vurdum duymazlığı sonucunda Babil’e sürgün edilmişler ve Yeruşalim’i ve Tanrı tapınağını da yitirmişlerdir.

Bu sürgün döneminde her şeye rağmen Tanrı’ya tam bir itaatle devam eden ve Tanrı’nın görkemini her durumda ilan eden Daniel ve arkadaşları olmuştur. Kısacası bu sadakatleri ile Tanrı katında bereketlenerek Babil’de saraya kadar girmişler ve Tanrı hizmetinde, ibadetinde yabancı bir diyarda yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Kısacası bütün zorluklara karşın Tanrı imanı küçük bir azınlık arasında sürgün döneminde bile, yabancı putperest bir diyarda bile hiç yitirilmemiştir. Sonunda Tanrı kurtuluş kapılarını kendi halkına açmıştır. Ama ne yazık ki, bu kez de Tanrı’nın vaat ettiği topraklara geldikleri diyara dönmek isteyen sadece çok az sayıda bir gurup olmuştur. Bu gurupta Nehemya ve Ezra önderliğinde yeniden Yeruşalim’e dönüp Tanrı tapınağını inşa etme gayretleri içine girmişlerdir.

Ya Babil’de kalanlara, Tanrı halkı olan ama Tanrı’ya aslında pek de dikkatlerini vermeyenlere ne oldu? Aslında Ester kitabı bunun için güzel bir penceredir. Bu pencere bize bu kişilerin iman açısından hiç de güçlü olmadıklarını göstermektedir. Aynı zamanda her zaman ikinci sınıf muamelesi görmekteydiler.

Aslında buradaki tablo ile günümüz kilisesi içindeki inanan olduğunu söyleyenler arasında bir paralellik görmemiz mümkündür. İsa inancının etrafında yer alan bir çok karşı söylemler ve Kelam dışı yaşamlar kiliselerdeki inanlı olduğunu söyleyen birçoklarını alıp götürmektedir. Bir anlamda Mesih’te Tanrı gerçeğine doğru hareket eden yani sürgünden geri dönmeye hem de samimiyetle geri dönmeye gayret eden İsa inanlısı sayısı oldukça düşük görünmektedir.


Rev.Turgay Uçal