Re: MESİH inancında “şartsız/koşulsuz bağışlama” var mıdır ?

#37052
Anonim
Pasif

@Â’raf 23257 wrote:

“Affetmek” kavramından ne anlıyorsunuz ?
Ya da biz ne anlamalıyız ?

canımız acımadıysa affetmek,benim için oralı olmayıp,gülümseyerek anlayış göstermektir.Canım acıdıysa,ondan öc almak canımı mutlak rahatlatmaz,kendi gücümden bir şüphem olmayınca,uzun vadede benim kazanacağıma inanrım ve elde ettiklerimi incelerim.Mesela bilişimim,bilincim genişler,artar.

“Rab yargı gününde ceza verecek” diye her kötülüğü görmezden mi gelelim ?
Kötülüğe kötülük ile karşılık vermemek,toplumu geliştirir,karanlığı er yada geç açar.Aksi daha da kaos,karanlık getirir

15 – Eğer kardeşin sana karşı günah işlerse, ona git, suçunu kendisine göster. Her şey yalnız ikinizin arasında kalsın. Kardeşin seni dinlerse, onu kazanmış olursun.
16 – Ama dinlemezse, yanına bir ya da iki kişi daha al ki, söylenen her şey iki ya da üç tanığın sözüyle doğrulansın.
17 – Onları da dinlemezse, durumu inanlılar topluluğuna bildir. Topluluğu da dinlemezse, onu putperest ya da vergi görevlisi say.
İyi niyet ortamında,imanlılar arasında ortak değer olan bu durumda bu kural uygulanması yararlıdır.Ama imansızsa,kötüniyetli ise günahını karşımızdakine göstermek genellikle ters teper,yargılama anlaşılır ve o günahla yargılanırız,kötü olan biz oluruz

Ben burada şartsız/koşulsuz af göremiyorum.
Kötülük edenler için dua etmek, onların da kurtulmalarını istemek başka bir şey.
Bunu bağışlama ile karıştırmamak gerek
Ayrıca; “nasılsa yargı günü Rab ceza verecek” dersek bağışlamış olmayız.
Ceza ertelenmiş olur.
evet burda haklısınız,ceza verilmesini istemek bunuda Rabbe atmak,Rabden beklemek,bir affetme değildir,burayı aşmam gerek.Bu durum,böylesi bir beklenti nazar atmak,iç huzursuzluğu devam ettirmektir

Tüm güzellik ve iyiliklerin, merhametin kaynağı olan RAB Tanrı bile af için bir ön şart koymuş.

Ama günahlarımızı itiraf edersek, güvenilir ve adil olan Tanrı günahlarımızı bağışlayıp bizi her kötülükten arındıracaktır.” I. Yuhanna; 9
Rabbi bilemiyorum ama günahımızı itiraf etmek,kendi günahımızı sahiplenmek demektir ve bu günahı bir masumun üstüne atmamak demektir,buda toplumu geliştirir.Aydın olamyan ortam ve çevrelerde günahını kabullenmeyip başkasında kusur aramak vardır.

Günahı itiraf etmek demek, kişinin yaptığı kötülüğün farkında olması ve bilinçli olarak artık bu yanlış davranışları tekrarlamama noktasında kararlı bir duruş sergilemesi demektir. Bu dünyada yaşıyorken; düşünce ve eylemlerimizle ya Rab Tanrı’nın, ya da İblis’in tarafında yer alırız. Üçüncü bir yol yoktur. İblisin tarafında saf tutup, hiç bir pişmanlık eseri göstermeden, Rab Tanrı’nın bizleri veya başkalarını bağışlayacağını düşünmek zannımca “abesle iştigâl”dir.
Bende size katılıyorum.Şeytanın tarafında olmakla,ödülümüzü alırız bu ödülü şeytan verir buda esenlikten uzaklaştıran kin,nefret gbi duygularla ateşten parçalardır.

Üstelik; yapılan kötülüklere karşı çıkmak, hattâ bu kötülükten ve kötülük yapmakta ısrar edenlerden nefret etmek insani ve olması gereken bir tepkidir. Her kötlüğü samimi şekilde bağışlayabilmek için, yapılan kötülüklerin üzerimizdeki olumsuz etkilerini görmezden gelmek gerekir. Bunu kim başarabilir ki ?
Hiçbirşeyden nefret etmemeli bence,kötü insandanda kötülüktende ama uzak durabiliriz.Zaten kötülüğe karşı oralı olmıyarak,topluma ve hatta kendimize çok katkıda bulunmuş,kötülüğün artmamasını sağlamış oluruz.Bunu başarmak zorsa ve kötü kişi gözünde kötü olmıyacaksak,böyle bir ortamda isek,günahını gösteririz ama özeleştiriyede açık olmak gerek.Örneğin ilgili adımı ben niye kötü gördüm,onun gözünde bu durum nasıldır.İşte bu durum iki kişi arasında iletişimide zenginleştirir.

Ha, o kötülüklerin sâhipleri yanlışlarını görüp de gerçekten pişmanlık duymuşlarsa, işte burada MESİH imanlısına bağışlamaktan başka çıkar yol yoktur.

Başkalarının suçlarını bağışlarsanız, göksel Babanız da sizin suçlarınızı bağışlar. Matta: 6/14

Kimse kusura bakmasın.
Benim şahıslarla ve kişilerin inanç algılarıyla bir problemim yok.
Herkes istediği gibi algılama ve iman etmekte serbest.
“Beyaz taht”ın önüne çıktığımızda; kim doğru yapmış, kim “ham hayal” peşinde koşmuş belli olacak.
Ama orada anlamak bize bir fayda sağlamıyacaktır.
Bu konuyla ilk kez karşılaştım,düşünmek için zamanım olacak

Şartız/koşulsuz bağışlama, batı emperyazlimine eklenmiş kültür hristiyanlığının insanlara dayattığı bir düşüncedir.
Çünki empeyalizm, ancak bunu sağladığında rahatça sömürü sistemini kurup, çalıştırabilir.
İnsanları uyuşturarak.

Burda,imanlıların,iman etmemişlerin bilerek yada bilmeyerek kuklaları olması lazımki sömürülerini yapsınlar.Yinede bu konuyuda düşünmem gerekiyor,bir ses verebilmem için


Başıma çok haksızlık geldi,işi o zamanlar felsefeye vermiştim,sonuçta sağlığımı bile kaybetmiştim ama şimdi bulunduğum yerden çok memnunum.
Enson olarakda müthiş bir iftiraya maruz kalmıştım.Bne oralı olmadım,sessiz kaldım.Sessiz kaldıkça iftira gerçekmiş gibi algılandı veya dostlarım bana iftira atana zarar vermemi istedi hemde çokça zarar verebileceğim olanaklarım olduğu halde.Yinede zarar vermedim.Sonunda onun durumu çok kötü oldu benim durumum iyi oldu.Evet niye ödetmedim diye hala birşey var içimde ama affetmiyerek,öç alarak,kin,sevmemezlik yapmaktaki amaç kendimize zarar vermek değildir amaç esenliği yitirmemek yada esenliği bulmakdır