#28993
Anonim
Pasif

Çok doğru söylemişsin Sevgili Suna kardeş.

Ben buna ek olarak şunu da söylemek isterim; Türk Hristiyanları da tıpkı ilk imanlılar gibi çok zor koşullarda var olmaya çalışıyor. Yanlış mı düşünüyorum yoksa? Hiç birimizin ailesi, arkadaşları ‘Ah Alper cim sen Hristiyan mı oldun. Eh pekiyi o zaman!’ diye karşılamadı hiç birimizi.

Üstelik çağlar boyu insanların kalbine yerleştirilen yanlış fikirlerden dolayı Türklük Müslüman olmakla özdeşleştirilmiş durumda (bu arada bu konuyu da ilgiyle okudum ve bir çok şey öğrendim). Dolayısı ile biz Türk İmanlılarına belki Avrupadaki kardeşlerimizden bile daha ağır bir yük düşüyor.

Çevremizdeki insanlara saygımızdan tutun, yaşamımıza, konuşmamıza, hallerimize olağanüstü özen göstermemiz gerekiyor. Ve maalesef ‘eşcinsellik’ de bizim için çok büyük bir engeldir. Aslında marjinal olan hayat tarzlarının hepsi yeni oluşan bir topluluk için sıkıntı vericidir.

Sevgili Bluebottle kardeşimiz Burada Incil’e karsi gelmiyorum, gelemem de; bunu tekrarliyorum. Fakat ozellikle Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’dan sonraki bolumlerde (yani Isa’nin hayati ve ogretilerinin anlatildigi bolumden sonraki yerlerde) bahsedilen birtakim konular, o zamanin sartlari altinda degerlendirilmis, durumlara ve olaylara ne yazik ki sadece donem bazli bir yaklasim edinilmistir… demiş.

Bu belki bir ölçüde doğrudur ne var ki o ilk küçük Hristiyan grupları ile biz Türk İmanlıları arasında en ufak bir fark göremiyorum ben. Biz de en az onlar kadar dikkatli yaşamak durumundayız. En az onlar kadar gizlenenlerimiz var. En az onlar kadar herşeyinden hatta ailesinden bile vazgeçerek ben İsa Mesih imanlısıyım demiş kardeşlerimiz de…

Üstelik en az onlar kadar sorumluluk yüklüyüz bizlerde. İsa Mesih in Müjdesini yaymak, buna göre yaşamak ve buna göre bir aile kurmamız, açıkçası çoğalmamız ve güçlenmemiz lazım gelmekte. Elbette, eşcinselliğe de hoşgörü gösterilebilir. Ama Tanrı’nın sevgisini, heteroseksüellik ya da Homoseksüellikle bağdaştırmamız, benzeştirmemiz düşünülmemesi gereken bir yanlışlık olacaktır.

Amacım kimseyi kırmak değildir. Ne var ki, İslam Hadisçilerinin bazıları gibi “Evet! Öyle denmiştir ama belki şu kastedilmek istenmiştir” dediğimiz zaman, Tanrı Sözünü kendimize göre yorumladığımız zaman hem kendi içimizde bölünecek hem de ileride saldırılara uğrarsak, “Siz kendiniz kabul ediyorsunuz İncil in değiştirildiği” iftirası ile karşıkarşıya da gelebiliriz. İşin içinden o zaman hiç çıkamayız gibime geliyor.

Yaşayan Tanrının Müjdesi Kutsal Kitabımızdır. Ve o hem bizim rehberimiz, hem de gerçekliğimizdir.

Tanrı yüreklerimizde çalışsın bize kendi bilincini versin.