Re: Doğuştan Müslüman çocuk yoktur! – RADİKAL
@turk 17447 wrote:
Doğuştan “günahkar” olan çocuktan daha mantıklıdır.
Hayır sayın Turk, değildir. Biz bir bebeğin “günahkâr doğup, ölse cehenneme gidecek” düşüncesinde değiliz. Sadece, günahkâr bir ‘Doğa’ ile doğduğunu ve daha bebekken bile, bu doğanın etkisi altında davrandığını söylüyoruz.
Daha 1-2 yaşlarındayken bile bebeklerin, ne kadar kıskanç davrandıklarını, bazen birbirlerini saçını çektiğini veya diğerlerini ısırdığını, oyuncak veya yiyeceklerini paylaşmak istemediklerini hiç görmediniz mi?
Ama bu yaptıkları günah sayılmamaktadır. Çünkü onlarda daha, ‘Doğru ve Yanlışı’ idrak etme anlayışı gelişmemiştir. Onlar, daha öldürmemiş ‘aslan yavruları’ gibidirler. Sevimli gözükürler ama içlerinde birer katil yatmaktadır.
Tanrı insanları böyle yaratmadı. Adem ve Havva günaha düştüğünde, insanoğlu Rab’den ayrılıp Şeytan’la bir bütün oldu. Fiziksel ve ruhsal hastalıklar başladı. Annen, baban Aidsli ise, sen de aidsli doğarsın. Adem ve Havva, Aids’e yakalanmış olsa, hepimiz aidsli doğardık. Tanrı buna izin verirdi de, bir ruhsal hastalık olan ‘Günah’la (yani günahlı doğayla) doğmamıza mı izin vermiyor?
Günahkâr bir doğa ile doğmuş olanlar konusunda, ‘haaaaşaaa’ diyenler, yine anne ve babalardan geçen, daha hiç günah işlememiş yavruların Aidsli, kanserli, şeker hastalıklı doğmaları konusunda, niye suskun?
Fiziki hastalıklar ne kadar şifa gerektirirse, ruhsal hastalıklar da öyle. Yeni bir ruh, yeni bir yürek verebilen ve bizi günahlı ruhumuzdan kurtarabilen tek kişi İsa Mesih’tir. O, sırf bu sebeple gelmiştir. Diğer dinler, daha hastalığın farkında bile değillerken, hâlâ inkâr ederlerken, nasıl çare sunabilirler ki? Farkında olsalar bile sunamazlar ama nedenini şimdi anlayamazsın.
Şu an Tanrı, “Bütün günahlarını affediyorum” dese, neye yarar. Bir hafta içerisinde işlemediğin günah kalmaz tekrardan. İhtiyaç, ‘içimizdeki doğanın değişmesidir’ sayın türk. Zinaya koşan gözler, nefret barındıran bir yürek, affedilmiş olsa ne yazar. Cenneti de cehennem yaparız bir anda. Yepyeni bir yürek lâzım.
Umarım vaz geçmez, aramaya devam edersin. Ararsan, mutlaka bulacaksın. Neredeyse hepimiz, bir zamanlar senin gibi düşünen, ateşli Müslümanlardık. Rab gözlerimizi açtı. Sorduğun, soracağın tüm soruları biz de sorduk. Ama doğruları inatla reddeder, kendi bildiğini okumaya devam edersen, sana, ne biz, ne de Tanrı yardım edebilir. Çünkü O, sana, Kendisini (yani Tanrı’yı) ‘seçme veya reddetme’ hakkını vermiştir.

















