Re: Doğuştan Müslüman çocuk yoktur! – RADİKAL
Sayın Sualci 1387,
İsminiz kadar sualci olmanızı dilerdim. Söylediklerinizde mantık aramanızı rica ederim. Tanrı niye din versin? Tanrı’nın isteği kendisine tapmamız ise, niye her peygambere değişik dinler versin? Tevrat, Zebur ve İncil bir bütündür, tüm öğretileri mükemmel bir uyum içerisindedir ve özeti “Tek ‘Kurtarıcınız’ Mesih İsa geliyor, Tek ‘Kurtarıcınız’ Mesih İsa geldi ve Tek ‘Kurtarıcınız’ Mesih İsa yine gelecektir”dir. Burda hiç başka bir din, başka bir inanç yoktur. İnancımızın başlangıcı ve sonu da Mesih İsa’dır. Tanrı, başka bir din veya başka bir iman buyurmamıştır.
Musa’ya, “Al bu Kitabı da Müseviliği yay”; İsa’ya, Al bu Kitabı da Hristiyanlığı yay” mı dedi? Davud’a hangi dini verdi o zaman? Ya Süleymana, Yeşaya’ya, Yeremya’ya, Hezekiel’e, Daniel’e, Yunus’a, Zekeriya’ya ve daha nicelerine hangi dinleri verdi? Size söyliyeyim mi? İsa ve O’nun geleceğini ve Tek Kurtarıcı olduğunu, günahlarımız için çarmıha gerilecek olan Tanrı Kuzusu olduğu dışında hiçbir inanç veya öğreti olmamıştır. Peygamberlere değişik dinler verildi inancı, uydurmadır ve İslâm’dan başka hiçbir inançta yer almamaktadır. Buna Müslümanların dışında da kimse inanmıyor.
Bu ayrı ayrı dinler veya ibadet şekilleri niye? Tanrı şöyle mi dedi: “Eskiden Kudüse dönüp dua ederlerdi, çünkü orda Benim yeryüzündeki ikametgâhım, ‘En Kutsal Yer’ olan Tapınağım vardı. Onu tüm detayları ile Ben yaptım, ben yaptırdım. Yerini, noktasını bile Ben belirledim. Yeryüzünde en ‘Kutsal Yer’ diye Ben beyan ettim. Ama şimdi vaz geçtim. Öyle her zaman mantıklı olmaktan, güvenilir olmaktan usandım. Kudüsten vaz geçtim. Asırlardır, cinlerin ve Şeytanların cirit attığı şu Mekke var ya; hani şu putların merkezi, o 360 putun bulunduğu yer, hani şu paganlar, gökten düşen bir Siyah Taş’ın etrafında dönüp duruyorlar ve her defasında o taşı öpüyorlar ya. İşte orasını seçtim kendime. İbadet şeklinin değişmesinde de hiçbir sebep yok. Paganların yaptığını, Allah’a inananlar da yapsın”. Bu yüzden, yeni icat ettiğim bu dinde, Mekke’ye doğru dönmelerini emrettim. Benim Kutsal Tapınağım’mış. Boşver yahu. Ha Ben’im Tapınağım, ha putların tapınağı”.
“Bir de, “Şabat günü sizin için ebediyen kutsaldır” demiştim ama ondan da vaz geçtim durup dururken. Yeni bir din ise, gün de değişecek. Biliyorum. Baştan sona, bütün peygamberlerime hep Şabat günü Kutsaldır diye öğretmiştim. Ama şimdi içime bir uyumsuzluk geldi ve ‘ebedîyen’ dediğim halde, yine de vaz geçtim ve cuma gününü kutsal kıldım”.
“Haaa! Bir de şu takvim meselesi var. Neymiş o. İsa’dan sonra, İsa’dan evvel. Yani ‘Dünyayı Kurtaran Tanrı Kuzusu’dur diye, O’nun doğumunu mu taçlandıracağız her zaman? Bundan sonra onu da değiştirip, bazılarının tarihte en önemli olay saydıkları, ‘Yahudilerin dışında hiçbir peygamberin gelmiyeceğini veya tüm peygamberlerin Yahudiler’den geleceğini bildirmeme rağmen’, kendisini peygamber sanan bir Arab’ın, Medine’ye Göç’ünü başlangıç olarak alacağız”.
“İlerde başka bir din aklıma gelirse, belki de Salı gününü kutsal ilân ederim. Ama peki yüzlerini ne tarafa dönsünler acaba? Hadi boşver bunlara şimdi. Bir yüz aklıma gelmişti bir zamanlar ki, tüm kâinatı ondan aldığım ilhamla yarattım. İnsanlar genelde Benden ilham alır ama ne bilsinler ki, Ben de O’ndan ilham alıyorum. O Tanrı’ya ilham veren tek kişidir. Ha, işte böyle başka bir yüz rüyalarıma girer ve Bana ilham verirse, o zaman yeni bir din başlatacağım. Son ‘Bahailiği’ denedim ama tutmadı zannederim. Sahi o dini, Ben mi başlatmıştım? Peki, ya ondan evvelkini?”
Hiç kimse bir dinle doğmuyor. Madem ki otomatik olarak zamanının peygamberinin dinine ait oluyor, ne fark eder? Ha Musa’ya, ha İsa’ya. Hem Musa’daki, hem İsa’daki kurtulacağına göre, ne fark eder? Tanrı, bilinçsiz çocukları yargılamaz. Ama onlara dinle de lânetlemez. Dinler, ölüme götüren lânetlerdir. İnsanoğlu tarafından yapılmışlardır. İman, ancak; iyiyi ve kötüyü bildikten sonra, bilerek, isteyerek Rab’be boyun eğmek ve O’nu bütün yüreğimizle sevmektir. Milliyetin veya ataların, veya atalarının imanı, senin imanını belirleyemez ve Yargı Günü de mazaret olarak kabul edilemez. Araştırıp da sorma, bireylerin Tanrı huzurundaki kendi görevleridir.
Yine de adalet, hak, ve merhamet gibi şeylerden bahsettiğinize göre, bu yolda yürüdüğünüz taktirde, yani adaletin ve bilhassa ‘Sevgi’nin peşini bırakmadığınız taktirde, doğruları daha iyi görüp yargılayabileceğinize inanıyorum. Şunu düşünmenizi rica ediyorum: “Kuran ve Hadisleri ve diğer İslâmî öğretileri gayet iyi bilen bizler ve diğer milyonlarca insan, acaba niye Müslüman değiller?” ve diğer yandan da, tersi bir soru: Tevrat, Zebur ve İncil’i okuyup öğrenen birçok Müslüman, Niye Hrisyiyanlığı tercih etmiştir? Ve çok azı Müslüman olarak kalmıştır? Kendi kitaplarını bile okumamış bu insanlar, Tevrat, Zebur ve İncilin kabını bile görmemişlerdir. Neye inandıklarını, niçin nefret ettiklerini bile bilmemektedirler.
Rab’bi arayan bulur. Önüne koyanı doğru kabul edip Ebediyetini rizke atan ise akıllılık yapmıyordur. Rab sizi aydınlatsın.
Sevgi ve Dualarımla.

















