Inme çarmıhtan :

  • Bu konu 2 izleyen ve 1 yanıt içeriyor.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #27304
    Anonim
    Pasif

    İNME ÇARMIHTAN :

    “Oradan geçenler başlarını sallayıp İsa’ya sövüyor, ‘Hani sen tapınağı yıkıp üç günde yeniden kuracaktın? Haydi, kurtar kendini! Tanrı Oğlu’ysan çarmıhtan in’ diyorlardı. Başkâhinler, din bilginleri ve ileri gelenler de ayni şekilde O’nunla alay ederek, ‘Başkalarını kurtardı, kendini kurtaramıyor’ diyorlardı. ‘İsrail’in Kralı imiş! Şimdi çarmıhtan aşağı insin de, O’na iman edelim. Tanrı’ya güveniyordu; Tanrı O’nu seviyorsa, kurtarsın bakalım! Çünkü ‘Ben Tanrı’nın Oğlu’yum’ demişti’. İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da O’na ayni şekilde hakaret ettiler.” (Matta 27:39-44)

    Bu bir film olsa ve insanoğlunun ‘Kahramanlık Anlayışı’na göre yapılsa, kahramanımız ‘Hulk’ (veya Terminatör, Rambo, Cüneyt Arkın vs), bir anda acı macı dinlemez, çivileri söker, çarmıhı parçalar, bir çırpıda yere atlar ve onunla alay edenlerin gırtlağına yapışıp “Kimsin lân sen de bana lâf atıyorsun” der ve zaten ‘ayni kafa yapısında olan’ bütün seyirciler de onu büyük bir coşku ile alkışlarlardı.

    İşte, yukarıdaki bu iki paragraf, bir Hıristiyan’ın hayatındaki günlük ‘Savaş’ın özetidir. Rab’de olan Rab gibi; dünyalı olan da dünyalı gibi davranır. Dünyalı, dünyalıdır. Dünyalı gibi konuşur, dünyalı gibi hisseder. Dünyalı davranışları alkışlar. “Erkek adam öyle olur”, “Ağzının payını vereceksin”, “Haddini bildireceksin”, “Sana karşı böyle konuşmasına izin vermiyeceksin”. Bu sözler, yazılmamış olan, ‘dünyalı adamın İncili’nden alınmıştır.

    Göklerdeki babamız ise, “İnme çarmıhtan. Çarmıhta kal” diyor. “Benliğini çarmıha gerdim ben. Hak ettiğin yer orasıdır. Orda kalacaksın. Ebedî yerin orasıdır senin. Aşağılanacaksın, hakarete uğrayacaksın. Kibirin, gururun iki paralık olacak. Kimse sana değer vermiyecek. Kimse seni takdir etmeyecek. İnsanların yüz kararı olacaksın adeta. Haksız yere nefret edileceksin, yakınların senden utanacak, yüzüne tükürenler bol olacak. Ama inmeyeceksin çarmıhtan. Senin yerin ebediyen orasıdır” diyor Rab.

    “Ardımdan gelmek isteyen kendini inkâr etsin, çarmıhını yüklenip beni izlesin. Canını kurtarmak isteyen onu yitirecek, canını benim uğruma yitiren ise onu kurtaracaktır. İnsan bütün dünyayı kazanıp da canından olursa, bunun kendisine ne yararı olur?” (Matta 16:24-26). Çarmıhımız ruhsaldır ve günlüktür. Benliğimizi çarmıha germemiz gerektiği söyleniyor burada. Canını kaybeden, bu dünyadaki benliğin hayatını kaybeden anlamındadır. Kibiriyle, gururuyla, zevkleriyle, planlarıyla, görüş ve düşünceleriyle, kısacası her şeyiyle, benlikteki yaşamımıza son verilmesine, benliğin çarmıha gerilmesine ve de ‘Rab aşkı için’ ne kadar cefa içerse oradan asla inilmemesine razı olmalıyız. Bu şekilde hayatını (canını) yitiren, Ebedî Hayat bulacaktır. Bunu yapmaz da, dünyalıların takdirini toplayacak bir şekilde, tüm dünyayı kazansa, ‘Neye yarar’ diyor Rab, Ebedî Hayatın olmadıktan sonra.

    Çarmıh’a evet diyen Rab’bin kulu hergün sınanacaktır. Hergün, Rab İsa’nın çarmıhında olduğu gibi, Şeytan’ın adamları gelip, seni ordan inmeye teşvik edeceklerdir. Facebook’da bile, Rab’den bahsettiğimizde, “Ananı bilmem naparım, Hıyar! Kafanı koparacam senin ulan it! Sütü bozuk köpppek!” gibi bini bir para lâflarla, bizleri çarmıhımızdan inmeye zorluyor İblis’in çocukları. Bazen eşimiz, bazen çocuğumuz, komşumuz, arkadaşımız, okulda, iş yerinde birileri, hep Şeytan’la işbirliği içerisinde (çoğu zaman fark etmeden), bizleri çarmıhtan indirmeye çalışıyorlar. Çünkü Şeytan bundan hiç hoşlanmıyor.

    Rab istese inemezmiydi? Ama inmedi. Çünkü indiğimiz an, ‘Benlikte Yaşamaya başladığımız’ an olur. Orda kaldığımız süre, Ruh’ta yaşadığımız süre olur. Çünkü biz orda iken, artık kendi hayatımıza egemen biz değil, İsa Meih’in Ruhu’dur. İsa Mesih bu bedende yaşadığı süre, hayat mucizelerle ve Rab’bin gücü, sevgisi ve kutsallığı ile dolar. İndiğimizde ise, kendisini bir şey sanan ‘dindar benliğimizden’ başka bir şey yoktur bu bedende.

    Bu yüzden sakın inme kardeşim. Benliğin imhası çok güzel, çok kutsal bir şeydir. Etrafındaki insanlara bunları yapması için izin veren de Rab’dir. O kişiler olmasa, Rab zaten başkalarını bulacaktır. Bırak hakaret etsinler. Bırak aşağılasınlar. Onları her şeye rağmen, karşılıksız bir sevgiyle sev. Tıpkı Rab’bimizin bizlere yaptığı gibi. Hamdolsun.

    #36066
    Anonim
    Pasif
    Kemal Başaran;20625 wrote:
    İNME ÇARMIHTAN :

    “Oradan geçenler başlarını sallayıp İsa’ya sövüyor, ‘Hani sen tapınağı yıkıp üç günde yeniden kuracaktın? Haydi, kurtar kendini! Tanrı Oğlu’ysan çarmıhtan in’ diyorlardı. Başkâhinler, din bilginleri ve ileri gelenler de ayni şekilde O’nunla alay ederek, ‘Başkalarını kurtardı, kendini kurtaramıyor’ diyorlardı. ‘İsrail’in Kralı imiş! Şimdi çarmıhtan aşağı insin de, O’na iman edelim. Tanrı’ya güveniyordu; Tanrı O’nu seviyorsa, kurtarsın bakalım! Çünkü ‘Ben Tanrı’nın Oğlu’yum’ demişti’. İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da O’na ayni şekilde hakaret ettiler.” (Matta 27:39-44)

    Bu bir film olsa ve insanoğlunun ‘Kahramanlık Anlayışı’na göre yapılsa, kahramanımız ‘Hulk’ (veya Terminatör, Rambo, Cüneyt Arkın vs), bir anda acı macı dinlemez, çivileri söker, çarmıhı parçalar, bir çırpıda yere atlar ve onunla alay edenlerin gırtlağına yapışıp “Kimsin lân sen de bana lâf atıyorsun” der ve zaten ‘ayni kafa yapısında olan’ bütün seyirciler de onu büyük bir coşku ile alkışlarlardı.

    İşte, yukarıdaki bu iki paragraf, bir Hıristiyan’ın hayatındaki günlük ‘Savaş’ın özetidir. Rab’de olan Rab gibi; dünyalı olan da dünyalı gibi davranır. Dünyalı, dünyalıdır. Dünyalı gibi konuşur, dünyalı gibi hisseder. Dünyalı davranışları alkışlar. “Erkek adam öyle olur”, “Ağzının payını vereceksin”, “Haddini bildireceksin”, “Sana karşı böyle konuşmasına izin vermiyeceksin”. Bu sözler, yazılmamış olan, ‘dünyalı adamın İncili’nden alınmıştır.

    Göklerdeki babamız ise, “İnme çarmıhtan. Çarmıhta kal” diyor. “Benliğini çarmıha gerdim ben. Hak ettiğin yer orasıdır. Orda kalacaksın. Ebedî yerin orasıdır senin. Aşağılanacaksın, hakarete uğrayacaksın. Kibirin, gururun iki paralık olacak. Kimse sana değer vermiyecek. Kimse seni takdir etmeyecek. İnsanların yüz kararı olacaksın adeta. Haksız yere nefret edileceksin, yakınların senden utanacak, yüzüne tükürenler bol olacak. Ama inmeyeceksin çarmıhtan. Senin yerin ebediyen orasıdır” diyor Rab.

    “Ardımdan gelmek isteyen kendini inkâr etsin, çarmıhını yüklenip beni izlesin. Canını kurtarmak isteyen onu yitirecek, canını benim uğruma yitiren ise onu kurtaracaktır. İnsan bütün dünyayı kazanıp da canından olursa, bunun kendisine ne yararı olur?” (Matta 16:24-26). Çarmıhımız ruhsaldır ve günlüktür. Benliğimizi çarmıha germemiz gerektiği söyleniyor burada. Canını kaybeden, bu dünyadaki benliğin hayatını kaybeden anlamındadır. Kibiriyle, gururuyla, zevkleriyle, planlarıyla, görüş ve düşünceleriyle, kısacası her şeyiyle, benlikteki yaşamımıza son verilmesine, benliğin çarmıha gerilmesine ve de ‘Rab aşkı için’ ne kadar cefa içerse oradan asla inilmemesine razı olmalıyız. Bu şekilde hayatını (canını) yitiren, Ebedî Hayat bulacaktır. Bunu yapmaz da, dünyalıların takdirini toplayacak bir şekilde, tüm dünyayı kazansa, ‘Neye yarar’ diyor Rab, Ebedî Hayatın olmadıktan sonra.

    Çarmıh’a evet diyen Rab’bin kulu hergün sınanacaktır. Hergün, Rab İsa’nın çarmıhında olduğu gibi, Şeytan’ın adamları gelip, seni ordan inmeye teşvik edeceklerdir. Facebook’da bile, Rab’den bahsettiğimizde, “Ananı bilmem naparım, Hıyar! Kafanı koparacam senin ulan it! Sütü bozuk köpppek!” gibi bini bir para lâflarla, bizleri çarmıhımızdan inmeye zorluyor İblis’in çocukları. Bazen eşimiz, bazen çocuğumuz, komşumuz, arkadaşımız, okulda, iş yerinde birileri, hep Şeytan’la işbirliği içerisinde (çoğu zaman fark etmeden), bizleri çarmıhtan indirmeye çalışıyorlar. Çünkü Şeytan bundan hiç hoşlanmıyor.

    Rab istese inemezmiydi? Ama inmedi. Çünkü indiğimiz an, ‘Benlikte Yaşamaya başladığımız’ an olur. Orda kaldığımız süre, Ruh’ta yaşadığımız süre olur. Çünkü biz orda iken, artık kendi hayatımıza egemen biz değil, İsa Meih’in Ruhu’dur. İsa Mesih bu bedende yaşadığı süre, hayat mucizelerle ve Rab’bin gücü, sevgisi ve kutsallığı ile dolar. İndiğimizde ise, kendisini bir şey sanan ‘dindar benliğimizden’ başka bir şey yoktur bu bedende.

    Bu yüzden sakın inme kardeşim. Benliğin imhası çok güzel, çok kutsal bir şeydir. Etrafındaki insanlara bunları yapması için izin veren de Rab’dir. O kişiler olmasa, Rab zaten başkalarını bulacaktır. Bırak hakaret etsinler. Bırak aşağılasınlar. Onları her şeye rağmen, karşılıksız bir sevgiyle sev. Tıpkı Rab’bimizin bizlere yaptığı gibi. Hamdolsun.

    Yaziyi kopyalayip artik herkese okuyorum.Büyük bereket aldim ve bu bereketi insanlarla paylasmaya devam edecegim.

    Kutsal Ruh’un armaganlari icin ve Kemal kardesimizi kullandigi icin sükrediyorum,hamdediyorum

    Kemal kardes iyi ki varsin , iyi ki yazilarindan bolca bereket aliyoruz.Senin icin dua edecegiz..

    Sevgiler ve saygilar

2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.